Ankara Echoes Beni Al Gökçe Kılınçer Neyleyim Gökçe Kılınçer Sev Derim Serap Diker Bir Bilsen Nun Sultan Mutlu Olacaksan Ankara Echoes Sal Küçük kalp kırıklığı olanlara tavsiye edebilirim.
Aksiyonu bol, karakter gelişimi başarılı, hikayesi çok güzel ilerleyen çok iyi bir animeydi. Fakat özel gücü olan yapımlarda şöyle bir sıkıntı var başrolü yada kötüleri seyircinin gözünde büyütüp büyütüp bunu olması gereken yerde seyirciye yansıtamıyorlar. S rank dediler aşırı güçlü…devamıAksiyonu bol, karakter gelişimi başarılı, hikayesi çok güzel ilerleyen çok iyi bir animeydi. Fakat özel gücü olan yapımlarda şöyle bir sıkıntı var başrolü yada kötüleri seyircinin gözünde büyütüp büyütüp bunu olması gereken yerde seyirciye yansıtamıyorlar. S rank dediler aşırı güçlü dediler şişirdiler şişirdiler son bölümlerde iki yumruk iki ateş iki can bastılar sonra dayaklarını yiyip bir köşeye oturdular. Bölüm sonu canavarı da öyle abartıldığı gibi değildi tamam Jinwoo güçlü ama azıcık canavarımızın da yeteneklerini görmemiz ve çok güçlü olduğunu hissetmemiz gerekiyordu. Sadece Jinwoo karşısında değil s rank avcıların karşısında da çok güçlü olduğunu hissedemedim. Igris ve Baran bile daha güçlüydü en azından bunu hissettirdiler. Nedense son bölüme kadar gölgelerin Jinwoonun emrinden çıkacaklarını veya ona kötü bir şey yapacaklarını düşündüm iyi ki öyle bir şey olmadı. Her şeye rağmen çok iyi bir animeydi.
Şener Şen Türkiye’nin en iyi oyuncusudur. Tabi başka kaliteli oyuncular da var ama genelde tek tip oyunculuk yapabiliyorlar. Örneğin Kemal Sunal sadece komedide iyi dramasını beğenmiyorum ben veya Kenan İmirzalıoğlu sadece ciddi rollerde oynayabiliyor ama Şener Şen her türlü tiplemeyi…devamıŞener Şen Türkiye’nin en iyi oyuncusudur. Tabi başka kaliteli oyuncular da var ama genelde tek tip oyunculuk yapabiliyorlar. Örneğin Kemal Sunal sadece komedide iyi dramasını beğenmiyorum ben veya Kenan İmirzalıoğlu sadece ciddi rollerde oynayabiliyor ama Şener Şen her türlü tiplemeyi yapabiliyor. Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni, Züğürt Ağa,Muhsin Bey,Eşkıya,Şekerpare,Yol Ayrımı,Namuslu ve Av Mevsimi birbirinden farklı tiplemeler ve hepsinde başarılı. Tabi yan karakter olarak oynadığı filmlerde genelde nasıl desem saf tiplemeler veya buna benzer tiplemeler olarak oynamış. Neyse filmimize gelirsek teknik açıdan ve oyuncular açısından harika bir film. Zaten Yavuz Turgul filmi kötü film beklemek olmaz yani. Fakat filmde o gizem havasını verememişler. Tamam Şener Şene avcı dediniz iyi dediniz yılların kurdu dediniz farklı bakış açısıyla bakar dediniz ama konu bu yüceltmenin altında kalıyor, seyircinin olayı anlamaması gerekiyordu en sonda vay be gerçekten adam avcıymış biz anlayamadık ama adam olayı çözmüş demesi gerekiyordu. Birde arada bir hani kimse göremiyorda o görüyormuş sahneleri koymuşlar örneğin Cem Yılmazın ölürken ki el hareketini kamera görüntüsünde görürken geri al bir şey işaret ediyor diyor ağam bunu herkes görür zaten ya da dokturun bilgisayarına bakarken uyumlu olanların olduğu görüntülere bakıyorlar kocaman uyumlu uyumsuz yazıyor Şener Şen geri dön diyor farklı bir şey yakalamış gibi kocaman Uygun yazıyor kısaca o gizem havasını verememişler Şener Şene lafım yok adam mis gibi oynamış konu eksik sadece. Örneğin Şener Şenin eşine bakan kadının neden yardımcı olduğunu öğrendiğimde şaşırdım ama öğrenince de seyirci anlasın diye hizmetçinin habire allah razı olsun diye iki büklüm olduğu sahnelerin fazla göze battığını düşünüyor insan. Cem Yılmazın oyunculuğu çok iyiydi ama filme bir türlü yakıştıramadım nedense hatta ölünce film daha güzel oldu sanki.:):) Okan Yalabıkta çok iyiydi galiba filmde ona bir polis karakter gelişimini göstereceklerdi ama film kısa sonuçta olmadı bazen bu karakter gelişimini Şener Şenle yan yana getirerek bak bu da ilerde böyle olacak örneğin doktorun kendini vurduğu sahnede Okan Yalabık korkup şekilden şekile girerken Şener Şen soğukkanlı bir davranış sergiliyor. Filmde olması gerekeni olduğu gibi sergiliyorlar güzelleme ya da yumuşatma yapmıyorlar örneğin Cem Yılmazın eşine olan tavrını olduğu gibi göstermişler. Günümüzde bu tür şeyleri sanki gerçek hayatta böyle olmuyormuş gibi gösteriyorlar tepki almamak için ama hayat böyle değil işte bir tane hayvan gidiyor karısını dövüyor, keşke kötülük olmasa ama maalesef yapacak bir şey yok. Film gayet başarılı izlenir hem de sıkılmadan izlenir fakat eleştirisi de yapılır öyle bir film. Ayrıca Şener Şen Kemal Sunaldan iyidir.:):):)
Bugün aşkın tarifini vericez. Gerekli malzemelerimiz iki tane salak, cinsiyet farketmez zevkinize kalan bir şey istediğinizi seçebilirsiniz. Tarifimizi bir çok farklı şekilde hazırlayabiliriz, ben bugün en sevdiklerimden bir tanesini anlatacağım. Öncelikle bir tane bir şeyden haberi olmayan bir salak alıyoruz…devamıBugün aşkın tarifini vericez. Gerekli malzemelerimiz iki tane salak, cinsiyet farketmez zevkinize kalan bir şey istediğinizi seçebilirsiniz. Tarifimizi bir çok farklı şekilde hazırlayabiliriz, ben bugün en sevdiklerimden bir tanesini anlatacağım. Öncelikle bir tane bir şeyden haberi olmayan bir salak alıyoruz daha sonra hormonlarla terbiye edilmiş bir aptalımızı karşısına koyup üstüne acımızı ekleyip erimesini bekliyoruz bu kadar basit. Bunu herkes kolayca hayatında yapabilir. Tabi bu tarife takılmak zorunda değilsiniz isterseniz birbirine uygun iki tane salak seçip arasına bir tane dingil(denge) koyup özlem ve hasret tadını arşa çıkarabilirsiniz veya tam tersi birbiri ile alakası olmayan iki salağı birleştirip o tatsız acıyı hayatınıza ekleyebilirsiniz. Baharat zevki tamamen keyfinize kalmış bir şey, örneğin olgun iki salak üstüne cinsellik serpiştirirseniz ilişkinize renk katar fakat olgun olmayan salaklar için böyle bir şey düşünmeyin o zaman sizin renginiz değişir andavallığa(hakaret) gerek yok, sonra Yaprak Dökümü aman Ali Rıza Bey tadımız kaçmasın muhabbeti dönmesin bunlar bu işin püf noktasıdır. Tropikal tatlar arayan arkadaşlarımızda olabilir, aynı cinsiyet iki salağımızı birleştirip farklı lezzetler elde edebilirsiniz bu tamamen damak keyfinize kalmış, açıkçası ben geleneksel lezzetleri severim, babaannemin bir sözü vardır bildiğin yoldan çıkarsan yol sana ……….., babaannemin pis bir dili vardı bu sebepten kendisiyle yollarımız ayrıldı aksi taktirde yol bana neyse biz devam edelim. Günümüzde hayat temposu çok fazla olduğu için basit ve hızlı pişirme yöntemleri gelişti ve dışardan sipariş etmek gibi durumlar oluştu. İnternetin gelişmesi buna önayak oldu, buna kumar gözüyle bakabiliriz, sonuçta kendimiz yapmıyoruz dışarda ne kattıkları belli değil tadı güzelde olabilir kötüde olabilir tamamen şansınıza bağlı, bu yüzden şeytanınız bol olsun diyelim. Tarifimizin sonuna gelirken bazı arkadaşlarımız salak ve aptalın farkını sormuş ve salak yerine akıllı veya başka bir şey kullanabilir miyiz diye soru yöneltmiş hemen cevaplayalım. Arkadaşlar salak olana salak denir, salak olup başkasına salak diyene aptal denir ve bu tarifin en büyük püf noktasını veriyorum hayır arkadaşlar salak dışında başka bir şey kullanılmaz hele hele akıllı hiç kullanılmaz çünkü aşk akıl işi değildir.
“Mekânsız Bir Saatte” Kırık bir vitrinde gördüm seni Işıkla yarılmış camın sathında Bir zaman kaymasıydı belki bu Ya da suretinle bendeki sesin çarpıştı Sonsuz bir âna Gözlerin Eski bir uygarlığın Yüzü unutulmuş kraliçesi gibi Bakıyor ama çağırmıyor Anlatıyor ama açıklamıyor…devamı“Mekânsız Bir Saatte”
Kırık bir vitrinde gördüm seni
Işıkla yarılmış camın sathında
Bir zaman kaymasıydı belki bu
Ya da suretinle bendeki sesin çarpıştı
Sonsuz bir âna
Gözlerin
Eski bir uygarlığın
Yüzü unutulmuş kraliçesi gibi
Bakıyor ama çağırmıyor
Anlatıyor ama açıklamıyor
Büyü değil bu
Belli bir matematik var bakışında
Ve ben,
Hiçbir denkleme denk gelemiyorum
Sen yürüyorsun
Arkaik bir sükûnetle
Zaman seninle başlıyor
Ben ise bitiyorum
Her adımında biraz daha eksiliyorum
Çünkü senin ardında
Saatler kendini inkâr ediyor
Yansımana dokunamıyorum
Ama yüzümü oraya dayadım
Bir camın arkasından
Seni sevmenin tek yolu bu
Görmek, susmak
Ve hiçliğe sadakatle bakmak
Şimdi bir “keşke” kadar uzaksın
Ve bir ömür kadar derinsin
Ben seni
Mekansız bir saatte
Kendi suretimin ardında
Sevmeye devam ediyorum
Bir kor parçası düşüyor Taşın ardına Yanıyor Canı acıyor Ama yandığı için değil Onu yakan kişinin onun yandığından habersiz oluşu canını acıtıyor, kendi kendine yanmak istemiyor bilinmek istiyor acı çektiğini görülmesini istiyor. Sadece onu yakan kişinin görmesini istiyor.
Bir Game of Thrones faciası daha. Güzelim dizi güzel güzel ilerlerken son bölümde nasıl bu kadar berbat edilebilir. Son bölüm iki bölümlük hikaye içermesi gerekiyor. Zaman algısı yok edilmiş, tamam genel olarakta çok iyi yansıtılmıyordu ama son bölümde tamamen ortadan…devamıBir Game of Thrones faciası daha. Güzelim dizi güzel güzel ilerlerken son bölümde nasıl bu kadar berbat edilebilir. Son bölüm iki bölümlük hikaye içermesi gerekiyor. Zaman algısı yok edilmiş, tamam genel olarakta çok iyi yansıtılmıyordu ama son bölümde tamamen ortadan kalktı. Diğer önemli yan karakterlerin de savaşta önemli yerleri olması gerekiyordu. Koca ateşli silahlı ordu nasıl hemen yenildi. Küçük bir mum nasıl koca bir şehri yaktı. Ve Mizu, Abijah Fowleri öldürmek için o kadar kin besleyip çile çektikten sonra rehin alması beni sinir etti ve neden kimseye haber vermeden Londraya gitmeye karar verdin, bilmezsin etmezsin yanına birini al en azından çırağını al bari, neden sevdiklerini öldüğünü düşündürerek üzüyorsun derdin ne ablacım senin.
Bazen, herkes mutluluğa erişmeden mutlu olmayı haksız bir kazanç olarak görüyorum kendime. Bu tür yorumları genelde sahip olmayanlar yapar, elbette elimize geçse son damlasına kadar faydalanırız. Körün gözü açıldığında ilk yaptığı şey bastonunu kırmaktır.(Uyku Düşünceleri s. 29)
Tolstoy, bisiklet sürmeyi öğrenmek için öğrendi, hiç bir zaman on yaşında arkadaşları ile sokakta bisiklet sürmedi. Tamam pes edip vazgeçelim demiyorum ama zamanında yapılamayan şeylerin verdiği burukluk gerçeğini de Tolstoy’un Bisikleti gibi kavramlarla pollyanna pozitifimizinin arkasına atmayalım. Dostoyevski abimin dediği…devamıTolstoy, bisiklet sürmeyi öğrenmek için öğrendi, hiç bir zaman on yaşında arkadaşları ile sokakta bisiklet sürmedi. Tamam pes edip vazgeçelim demiyorum ama zamanında yapılamayan şeylerin verdiği burukluk gerçeğini de Tolstoy’un Bisikleti gibi kavramlarla pollyanna pozitifimizinin arkasına atmayalım. Dostoyevski abimin dediği gibi; Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem. Yani olursa olur olmazsa olmaz.