Sabahları otobüste okuması keyifliydi arkadaşınla kitaptaki karakterlerin geyigini döndürmek daha da keyifliydi klasik Türk dizisi senaryosu bunun devamı olan 2. Kitabına nereden erisebilirim telegram da bulamadım booksferde de yok okuyan varsa lütfen yardımcı olsun 🙏💖
Arkadaslıktan aşka dönen bir ilişki ama tam olarak arkadaşlık diyemem çünkü aralarında her zaman bir " olucak gibi " hissi var o elektriği hissediyorsunuz ve nasıl olacağını merak edip okuyorsunuz akıcı yani ve Konsepti farklı her yılın bir gununu (15…devamıArkadaslıktan aşka dönen bir ilişki ama tam olarak arkadaşlık diyemem çünkü aralarında her zaman bir " olucak gibi " hissi var o elektriği hissediyorsunuz ve nasıl olacağını merak edip okuyorsunuz akıcı yani ve Konsepti farklı her yılın bir gununu (15 temmuz) anlatiyor güzeldi ben sevdim
Bu kitabı ilk kez ortaokuldayken telefondan okumuştum feci korkuyordum hatta korkudan annemgilin yatağının başucuna çarşafın altına girip öyle okumuştum hiç unutmuyorum. gece 3 gibi bitirmiştim. Sherlock Holmes, agatha christie den sonra Tess gerritsen çıtayı arşa çıkarmışti benim gozumde. dün birden…devamıBu kitabı ilk kez ortaokuldayken telefondan okumuştum feci korkuyordum hatta korkudan annemgilin yatağının başucuna çarşafın altına girip öyle okumuştum hiç unutmuyorum. gece 3 gibi bitirmiştim. Sherlock Holmes, agatha christie den sonra Tess gerritsen çıtayı arşa çıkarmışti benim gozumde. dün birden tekrar okumak istedim ve yine içim kıpır kıpır oldu okurken efsane gerçekten efsane
Korku değil tıbbi gerilim kitabı. Kanıt diye bir dizi vardı ya onun gibi bı tık kesinlikle okumak isteyenlere öneririm zaten serinin ilk kitabı
Bu filmi duymayan yoktur herhalde ama ben az önce bitirdim ve çok güzeldi ya gerçekten berbat giden günümü güzelleştirdi. Eğlenceli,komik yeri geldi gözlerim bile doldu izlerken Rio'dan sonra favorim oldu diğerlerini de izleyeceğim
Filmin ilk baştaki ambiyansı inanılmaz güzeldi ama ortalarına doğru ruhum çekildi bilmiyorum belki de savaşı çarpıcı bir şekilde aktardıklarından dolayı ama boğuldum izlerken o kısmı. Küçükken bu filmi ilk izlediğimde briony e aşırı sinir olmuştum, hiçbir şekilde onunla empati kuramamistim.…devamıFilmin ilk baştaki ambiyansı inanılmaz güzeldi ama ortalarına doğru ruhum çekildi bilmiyorum belki de savaşı çarpıcı bir şekilde aktardıklarından dolayı ama boğuldum izlerken o kısmı.
Küçükken bu filmi ilk izlediğimde briony e aşırı sinir olmuştum, hiçbir şekilde onunla empati kuramamistim. Şimdi tekrar izlediğimde bir nebze de olsa anlayabiliyorum onun hissettiklerini ve tam olarak suçlayamıyorum ki zaten film izlediğinizde fark edeceksiniz farklı bakış açıları ile izliyoruz önce birony'nin bakış açısıyla sonra sahnenin gerçek aslını izliyoruz. Vee o son kısım offf gerçeği olduğu gibi yüzünüze bammm diye bi çarpıyor etkisinden cikamiyorsunuz bir süre.
Şu hayattan ister halinden memnun bir şekilde öl ister dramatik bir hikayeye sahip olarak öl hayatta iz bırakabildiğin bir şey varsa ki bu bir resim olabilir yaptığın iş,duruşun ya da icra ettiğin sanatın olabilir senin ruhunu taşıyan senin yaşanmışlıklarını barındıran her şey sen ölsen de senin hikayen yaşamaya devam ediyor buna çok inaniyorum.bu filmde de onların hikayesi briony in yazdığı kitapla ölümsüzleşti bu hayattan bir şekilde kaybolup gitmedi.briony telafi edemediği hatayı onların hikayesini kelimelere dökerek yaşatmak istedi.
Vee o yeşil elbise kafamda bir yerde kira vermeden yaşıyor.
Filmin bir editine denk gelmiştim ve hoş gözükmustu gözüme, akşam izlemeye çalıştım ama çok kötüydü yaa inanılmaz kötüydü çerezlik olarak bile izlenmez tamamen boş bir film
Bence fikir çok güzel,diyaloglar çok basit neredeyse çoğu argo sözcüklerden ibaret ve sonu daha iyi bağlanabilirdi ama en nihayetinde kafa dağıtmak için izlenir çıtırında bir film ekibin enerjisi modunuzu yükseltiyor eğlenmisler baya çekerken belli
Yazarın bu okuduğum 2. Eseri diğeri masumiyet müzesi ydi ve orada 30' larinda bir adamla henüz reşit olmuş ve o zamana kadar sayısız kez istismara uğramış bir kızın aşk adı altında adamın takıntısı anlatılıyordu ve bu romani da 35 lerinde…devamıYazarın bu okuduğum 2. Eseri diğeri masumiyet müzesi ydi ve orada 30' larinda bir adamla henüz reşit olmuş ve o zamana kadar sayısız kez istismara uğramış bir kızın aşk adı altında adamın takıntısı anlatılıyordu ve bu romani da 35 lerinde bir kadınla daha reşit bile olmayan 16 yaşındaki bir ÇOCUĞUN ilişkisine İlk aşk guzellemesi yapılıyor bu aşk değil olamaz bunu başlamadan belirtmek istedim çünkü inanılmaz rahatsız ediyor beni .
Onun harici bence Batı/Doğu , Yunan / İran Mitolojisini Türkiye'nin o yıllardaki mevcut şartlarina entegre ederek kendi baba oğul kurgusunu çok güzel bir şekilde ele almış ,işlemiş. Bence karakterleri çok güzel şekilde yansıtmış yani Akın doğru düzgün babalık yapmasa da Cemin o baba açlığını çok güzel yansıtmış babasina olan kendini ispat etme çabası , kendini sürekli ona beğendirme çabası , babam ne yapardı , babam bunu gorseydi vs aslında o sevgisiz küçük cocuğun "bak bırakıp gittiğin cocuğa bak "in dışavurumu ydu. Yine aynı şekilde enverin yalnızlığını , terk edilme korkusunu travmalarnı , kırmızı saçlı kadına sırf saç renginden bile insanların onun hakkında yaptığı imalar , medyanın iki yuzluluğu , sağ sol çatışmaları inanilmaz iyi aktarmış ben çok zevk aldım çünkü çok gerçekçi
Ve bence Cem Akınla iliskisinde Odipustu; Mahmut usta ile olan ilskisinde ise Rüstem di. ona karşı kibirliydi cunku zamanında babasına gosteremediği tepkiyi ,içindeki öfkeyi Mahmut ustaya gösterdi.
Son olarak sonu tatmin etmedi çünkü bu yazılanlar Enderin yazdıkları ben kırmızı saçlı kadına kadar olan bölümde Cem de yazar olmak istediği için Cemin yazdığını düşündüm çünkü çok fazla iç cozumleme vardı ve Enderin yazdığını öğrendiğimde biraz hayal kırıklığı oldu acıkcası ve sonu bağlanmadı bu çocuk zorla annesinin ısrarı üzerine kendinin suçsuz olduğunu ispatlamak için bunları kaleme alıyorsa sonu hakkında daha detaylı açıklamalar yapmalıydı çünkü üstünkoru geçildi
Ama genel olarak tatmin edici bir kitap okumanızı öneririm.
Kısa bir kitap ama yazarın anlatımı beni yordu açıkçası zaman örgüsü çok karmaşık lakin yazarın anlatmak istediği çok net. Kardeşler her yerde bas bas S. Nasarı öldüreceğiz dedikleri halde hatta S. Nasarin en yakın arkadaşına bile söylemişler ( belki de…devamıKısa bir kitap ama yazarın anlatımı beni yordu açıkçası zaman örgüsü çok karmaşık lakin yazarın anlatmak istediği çok net. Kardeşler her yerde bas bas S. Nasarı öldüreceğiz dedikleri halde hatta S. Nasarin en yakın arkadaşına bile söylemişler ( belki de içten içe birinin onları durdurmasını istiyorlardı çünkü o zamanki toplumun değer yargısı ile hareket ediyorlar namusunu kurtarmaliyim yani oldurmeliyim ) yani
ÖNLENEBİLİR bir cinayet olmasına rağmen toplumun bu cinayet karşısındaki KAYITSIZLIĞI anlatılıyor. Bana biraz 12 angry Man i çağrıştırdi orada da hüküm verilecek çocuğu sadece 2 sn falan görmüştük burada da aynı şekilde S. Nasar hakkında kapsamlı bir bilgimiz yok. Ve her ikisininde suçlu olduğuna dair kanıt da yok hoş kimsede de sorgulama gereksiniminde bulunmadı zaten kızın ağzından S. Nasar adı çıktı an suçlu damgasını yemisti.
"Bana bir önyargı verin dünyayı yerinden oynatayim "