Sevemedim, sonuna kadar izleyemedim. Sürekli esprilerle bezenmeye çalışılmış ama olmamış sanki :( İbrahim Büyükak başrolde ve aynı zamanda yönetmenliğe de soyunmuş. Filmin enerjisini sevemedim sanırım.
- Ailen ne kadar belalı Mike. Kökleri Meksika'ya uzanan gizli bir aşkın meyvesi, bilmediği babası Mike'ı öldürme görevini üstlenmiştir. Bol aksiyonlu , polisiye film sevenlere tavsiyedir :)
O denli yaraladılar ki beni, kitaplara sığındım, içime kapandım. 🍀 Bukowski'nin 'O benim Tanrım' dediği ve çok etkilendiği bir yazar Fante. Hatta kitabın önsözünü de Bukowski yazmış. Diyor ki ; "Derken bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragrafı okudum.…devamıO denli yaraladılar ki beni, kitaplara sığındım, içime kapandım.
🍀
Bukowski'nin 'O benim Tanrım' dediği ve çok etkilendiği bir yazar Fante. Hatta kitabın önsözünü de Bukowski yazmış.
Diyor ki ;
"Derken bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragrafı okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyodu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı. Cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: sayfaya oyulmuşlardı sanki..."
Yazarla ilk tanışmam olan eserinde, biraz Albert Camus'un Yabancı'sını, biraz Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ını ve bolca da Bukowski'nin kadınlara dair aşkını, serzenişlerini, bırakıp geri gelmelerini buldum satır aralarında.
Dünyayı hafif adımlarla yaşayanların sessizliğini, tutunmak istemeyenlerin, başkaldırmış asilerin kızgınlığını, aşka aşık adamların naifliğini hissettim okurken.
Yazarın anlatımını akıcı, net, yalın buldum ve çok sevdim.Kelimelerle dans eden bir Teoman boşvermişliği vardı sanki :) Bukowski'nin hayran olmasının bir sebebi varmış demek.
Karşılıksız bir aşkla bağlandığı kadın için çabalayan bir yazar. Karşılık bulamaması bir yönden iyi oldu, çünkü yazacağı kallavi bir konusu vardı. Hani bir söz vardır duymuşsunuzdur belki , " şair olmak için kabiliyet değil, mağlubiyet gerekir."
Ve yazdı da ona dair ne hissettiyse. Kağıda döktü tüm hislerini, onu yaren edindi kendine. Camilla gittiğinde bile gidebileceği her yerde onu aradı Arturo Bandini.
Okumalısınız mutlaka diyorum ve susuyorum :))
Gülmenin çok yakıştığı yüzlerden biri de Aslı Enver bence. Onu izlemekten keyif alıyorum. Doğal bir güzellik, rolüne tam bürünebilen usta bir oyuncu. Devam filmi ' Sen Büyümeye Bak' ama bence bu film daha akıcıydı. Aslı Enver farkı olsa gerek :)
Gönül bu, ota da konar güle de. 📺 Türk sinemasının gülen yüzüydü bana göre Kemal Sunal. Belki de o yüzden yer aldığı filmleri severek izliyorum. Çiğdem Tunç ve Erdal Özyağcılar'ın da O'ndan kalır yanı yok hani :)) Aliye Rona ile…devamıGönül bu, ota da konar güle de.
📺
Türk sinemasının gülen yüzüydü bana göre Kemal Sunal. Belki de o yüzden yer aldığı filmleri severek izliyorum. Çiğdem Tunç ve Erdal Özyağcılar'ın da O'ndan kalır yanı yok hani :)) Aliye Rona ile de resim tamamlanmış.
Severek izlediğim bir komedi filmi :)
Birbiriyle geç tanışan baba ve oğulun hikayesi konu ediliyor. 'Sen Yaşamaya Bak' filminin devamıymış, onu izlemeden izlemiş oldum. Filmi Fırat (Kaan Urgancıoğlu) sırtlanmış gibi hissettirdi. Partneri Sezen (Melisa Aslı Pamuk)' in perfonmansını çok beğenemedim. Oğlu rolündeki Can'ın (Mert Ege Ak)…devamıBirbiriyle geç tanışan baba ve oğulun hikayesi konu ediliyor.
'Sen Yaşamaya Bak' filminin devamıymış, onu izlemeden izlemiş oldum.
Filmi Fırat (Kaan Urgancıoğlu) sırtlanmış gibi hissettirdi. Partneri Sezen (Melisa Aslı Pamuk)' in perfonmansını çok beğenemedim. Oğlu rolündeki Can'ın (Mert Ege Ak) sahne ışığını beğendim. Umarım güzel projeler çıkar önüne.
Filmin enerjisini genel anlamda sevemedim, olaylar çok hızlı ve tekdüze ilerledi sanki ya da bana öyle geldi. Heyecan duygusundan eser bulamadım, aralara biraz aşk, biraz empati, biraz da sevgi serpmişler sanki.
Öyle işte...