En çok bu huyunu seviyorum, her cümlenin sonuna ; anlıyorsun değil mi? cümlesini koymanı. O kadar anlamamışlar ki seni bu yaşına kadar, diline dolanmış Büşra Yılmaz
.. Cerrah değilsek kimseyi ameliyat etmeyiz. Fakat yargıç olmadığımız halde neden başkalarını yargılıyoruz? Murat Menteş Derde Deva Randevu - 2 📚 Büyük beğeni toplayan ilk kitaptan sonra ikincisine kolları sıvamış Menteş. Yine, yeniden Hakan Karataş da çizimleriyle çorbada tuzu olmuş.Menteş…devamı..
Cerrah değilsek kimseyi ameliyat etmeyiz. Fakat yargıç olmadığımız halde neden başkalarını yargılıyoruz?
Murat Menteş
Derde Deva Randevu - 2
📚
Büyük beğeni toplayan ilk kitaptan sonra ikincisine kolları sıvamış Menteş. Yine, yeniden Hakan Karataş da çizimleriyle çorbada tuzu olmuş.Menteş bu eserinde birbirinden değerli 13 yazarı sahneye davet ediyor. Bakın kimler var ;)
Konfüçyüs,
Yunus Emre,
Balzac,
Ahmet Mithat,
Arthur Conan Doyle,
Halide Edib,
Theodor Adorno,
Orhan Kemal,
Attilâ İlhan,
Ursula K. Le Guin,
Cemal Süreya,
Umberto Eco
ve
Bruce Lee.
Yine karşılıklı sohbet havasındaki çizimlerde yazarımız usta kalemlere sorduğu soruları onların sözleriyle cevaplıyor. Yine aynı amaca hizmet eden bir eser. Yeni okurlara müthiş kalemleri göstermek, tecrübeli okurlara ise unuttukları sözleri hatırlatmak, kalıcı izler bırakmasını sağlamak. Eğlenceli, sinematografik, felsefik, edebi bir zaman yolculuğuna ne dersiniz ?
Cinsel kimlik hayatın çok başında, iki en fazla üç yaşında belirleniyordu. Cinsel kimlik, anadil gibiydi, doğumdan önce yoktu, insan beyninde çocukken oluşuyor ve asla yok olmuyordu. Çocuklar İngilizce ya da Fransızca öğrenir gibi kadınca ve erkekçe konuşmayı öğreniyordu. Middlesex Jeffrey…devamıCinsel kimlik hayatın çok başında, iki en fazla üç yaşında belirleniyordu. Cinsel kimlik, anadil gibiydi, doğumdan önce yoktu, insan beyninde çocukken oluşuyor ve asla yok olmuyordu. Çocuklar İngilizce ya da Fransızca öğrenir gibi kadınca ve erkekçe konuşmayı öğreniyordu.
Middlesex
Jeffrey Eugenides
Biri, saksımızı çiğneyip gitti. Biri, duvarları yıktı, Camları kırdı. Fırtına gelip aramıza serildi. Biri, milyon kere çoğaltıp hüzünleri Her şeyi kötüledi, Bizi yaraladı... Biri şarabımızı döktü, Soğanımızı çaldı. Biri, hiç yoktan vurdu, Kafeste garip kuşumuzu! Ciğerim yanıyor, Yüreğim kanıyor... Solmasaydı…devamıBiri, saksımızı çiğneyip gitti.
Biri, duvarları yıktı,
Camları kırdı.
Fırtına gelip aramıza serildi.
Biri, milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi,
Bizi yaraladı...
Biri şarabımızı döktü,
Soğanımızı çaldı.
Biri, hiç yoktan vurdu,
Kafeste garip kuşumuzu!
Ciğerim yanıyor,
Yüreğim kanıyor...
Solmasaydı gülümüz böyle!.
Yusuf Hayaloğlu
🍁
Ahmet Kaya'nın eşinin kardeşidir , şair, yazar ve ressam. Şiirleri bir çok ses sanatçısı tarafından seslendirilmiştir.
Gece hayatında erkek assolist görülmüş şey değil. 📺 1950'li yıllara ait bir drama dizisi. 2 sezondan oluşuyor, ilk sezonu izledim. Sırada 2.sezon var. Merakla izleyeceğim onu da. Dizide Türkçe'nin yanısıra, Yahudi İspanyolcası ve Yunanca dillerine tanık oluyoruz bolca. Çünkü dizinin…devamıGece hayatında erkek assolist görülmüş şey değil.
📺
1950'li yıllara ait bir drama dizisi. 2 sezondan oluşuyor, ilk sezonu izledim. Sırada 2.sezon var. Merakla izleyeceğim onu da. Dizide Türkçe'nin yanısıra, Yahudi İspanyolcası ve Yunanca dillerine tanık oluyoruz bolca. Çünkü dizinin baş karakteri Mathilda (Gökçe Bahadır) Yahudi asıllı. Dizi, Türkiye'deki Yahudi Cemaati'ne yönelik aslında. Bir nev'i tarihle yüzleşme açısından da eleştirilere maruz kalmış.
Mathilda ve kızı Raşel'in (Asude Kelebek) hayatının anlatıldığı dizi , gerçek bir hayat hikayesine dayanıyor.
Mathilda, 17 yıl süren hapis hayatının genel afla bitiminde kızı Raşel'i yetiştirme yurdundan alarak beraber yaşamak ister ve ikili bu süreçte birbirini tanıma, yakınlaşma savaşı verir. Bir gün Raşhel'in başı dönemin büyük gece kulübü yôneticisi Çelebi ( Fırat Tanış) ile belaya girince, Çelebi'nin şikayetini geri alması karşılığında Mathilda kulüpte çamaşırcılığa başlar. Ve tabi ki kulübün sahibi Orhan (Metin Akdülger) ve assolist Selim (Salih Bademci) ile yolları kesişir.
Dizide Varlık Vergisi'ne değiniliyor ayrıca. 1942'de TBMM tarafından yürürlüge giren Varlık Vergisi'nin amacı 'Türkiye Türklerindir' düşüncesine hizmet ediyor aslında. Ülkede yaşayan vergi mükelleflerinin (gayrimüslim ve müslüman gibi olmayan ifadeler ilklerde belirtilirken, sonraları kapalı oturumlarda kullanılmıştır) isimleri ve miktarlarının ilan edilmesi, borçlarını en fazla bir ay içerisinde ödemeleri, ödeyemeyenlerin mallarına icra yoluyla el konulması ve mükelleflerin borçlarını ödeyebilmeleri için çalışma kamplarına gönderilmesi esasına dayanıyordu .Mathilda'nın babası ve abisi de o kamplara gönderilenlerden.
Mathilda, kızı Raşel'in Yahudi olduğunu gizleyerek Fıstık İsmet ile (Barış Arduç) sürdürdüğü ilişkisinden de tedirginlik duymaktadır.
Ve gelelim Selim'e. Sahne performansını , kostümlerini , makyajını Zeki Müren'le özdeşleştirenleri büyük yanılgıya düşürüyor senarist. Çünkü esinlenen kişi Erol Büyükburç imiş :)
Spoidinin dibine vurdum biliyorum, affola ;)
Dönem konulu yapımlara ilgi duyanlara tavsiyemdir naçizane.
Allah'ım kaderimden şikayetçi değilim Aksine bahtiyarım evrende bana da rol Verdiğin için şahsen, Allah'ım bizler senin Falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol Kaan Boşnak
Kişiliğimle, onurumla oynanılıyordu ve hiçbir şey yapamıyordum. Anne Kafamda Bit Var Tarık Akan 📚 Sanatçı Tarık Akan, 12 Eylül 1980 ihtilalinden 1 yıl sonra Almanya'da yaptığı bir konuşma yüzünden, yurda döndüğünde tutuklandı. Sebebi ise, konuşmasının sağ görüşlü bir gazete manşetinde…devamıKişiliğimle, onurumla oynanılıyordu ve hiçbir şey yapamıyordum.
Anne Kafamda Bit Var
Tarık Akan
📚
Sanatçı Tarık Akan, 12 Eylül 1980 ihtilalinden 1 yıl sonra Almanya'da yaptığı bir konuşma yüzünden, yurda döndüğünde tutuklandı. Sebebi ise, konuşmasının sağ görüşlü bir gazete manşetinde çarpıtılmasıydı. Böylece uzun bir yargılanma süreci başladı.Siyasi şube, sorgulamalar, bitli fareli hücreler, sağcı, solcu, devrimciler yani kısacası bir dönemin utanç tablosunda bizzat O da yer aldı.
Uzun zaman sonra aklanıp serbest bırakılan sanatçı , elbette o günleri unutamadı. Ve yaşadıklarını yazıya döktü.
Yakın tarihe meraklıysanız okuyun derim.