Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına…devamıSeni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Ahmed Arif
📚📚
Türk şair ve gazeteci olan Ahmed Arif, Türk edebiyatının en sevilen şairlerindendir. Hayattayken yayımladığı bu kitabı, Türkiye'de en çok basılan şiir kitabı olmuştur.
Yazım dili samimi, şiir türü serbest ölçüdür.
İsmindeki Arif, babasının ön adıdır.
5 yıl boyunca platonik aşkı ve yine kendisi gibi edebiyatsever yazar Leyla Erbil'e mektuplar yazmıştır. Kendisi ne kadar platonikse, Erbil'de bir o kadar hoşgörülüydü kendisine. Aşık değildi ama kendisine yazılan o mektupları 24 yıl boyunca saklamıştı. Kitap haline getirilmesi 2013 yılında olmuş ve 'Leylim Leylim' adıyla okurseverlerle buluştu.
Leylâ Erbil'in gözleri mavi idi. Ahmet Arif'in dizelerinde şöyle dile gelmiştir:
" Gitmek / Gözlerinde gitmek sürgüne/ Yatmak/ Gözlerinde yatmak zindanı/ Gözlerin hani."
Aşkı platonikken bile anlatım dilindeki zenginlik , şaire has bir yetenektir. Ve bu cânım dizelere muhatap olan sevgili, şairin yüreğinden geçen kelime hazinesinin anahtarı hükmündedir.
Yineliyorum ; şiirle kalın :))
Serinin ilk filmi 1975 yılında çekilmiş ,bana göre ilk günkü tazeliğini korur nitelikte 💕 Her bölümünü severek izlediğim serilerden biri. Nostaljiyi son damlasına kadar hissettiren müzikleri de cabası. Sonraları belki o duyguyu yaşatmak adına ya da günümüze uyarlamak adına tekrar…devamıSerinin ilk filmi 1975 yılında çekilmiş ,bana göre ilk günkü tazeliğini korur nitelikte 💕
Her bölümünü severek izlediğim serilerden biri.
Nostaljiyi son damlasına kadar hissettiren müzikleri de cabası.
Sonraları belki o duyguyu yaşatmak adına ya da günümüze uyarlamak adına tekrar çekilen serilerinde o duyguyu , lezzeti alamadım bir türlü.
Taklitler aslını yaşatır :))
Evlilik mi bir evin yuva olmasını sağlayan şey? Dört duvar arasında tıkılmış, birbirine yabancılaşmış, konuşulacak konusu kalmamış iki insanın birlikteliği mi yuva?Burası bir yuva değil, pansiyon. Kadının Adı Yok Duygu Asena 🌈 Türk gazeteci ve yazar olan Asena iş hayatına…devamıEvlilik mi bir evin yuva olmasını sağlayan şey? Dört duvar arasında tıkılmış, birbirine yabancılaşmış, konuşulacak konusu kalmamış iki insanın birlikteliği mi yuva?Burası bir yuva değil, pansiyon.
Kadının Adı Yok
Duygu Asena
🌈
Türk gazeteci ve yazar olan Asena iş hayatına pedagog olarak başladı. Çeşitli dergi ve gazetelerde gazeteci ve yönetici olarak görev yaptı. Gazeteciliğin yanında yazarlığı da sürdürdü. İlk kitabı 'Kadının Adı Yok' müstehcen bulunduğu için 1988'de yasaklandı. Uzun süren davalar sonunda tekrar yayımına izin verildi. Aynı yıl yönetmen Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlandı.
Yazıları ve kitaplarında değindiği temalar nedeniyle feminist yazar olarak tanındı.
2006 yılında aramızdan ayrıldı.
İyi ki geçtin bu dünyadan cesur kalem👏
Filmin konusunu anlatmayacağım , izlemeyenimiz pek azdır diye düşünüyorum. Sadece şu kadarını söylemek istiyorum künyesi hakkında ; 1997 yılı Amerikan yapımı , epik, felaket ve romantizm içrerikli bir sinema filmi. Beni bu filmde en çok büyüleyen Rose'un unutulmaz cümlesiydi öncelikle,…devamıFilmin konusunu anlatmayacağım , izlemeyenimiz pek azdır diye düşünüyorum.
Sadece şu kadarını söylemek istiyorum künyesi hakkında ;
1997 yılı Amerikan yapımı , epik, felaket ve romantizm içrerikli bir sinema filmi.
Beni bu filmde en çok büyüleyen Rose'un unutulmaz cümlesiydi öncelikle,
'Bir kadının kalbi sırlarla dolu okyanustur.'
Jack'in hayalperestliği, azmi, inadı , enerjisi, resime olan tutkusu ve Rose'a olan aşkı , hayranlığı muhteşemdi.
Rose zaten başlı başına sanatsal bir eser niteliğinde bana göre. Güzelliği , asaleti, resime olan merakı (bu merakı nü model olmasına kadar gidiyor) , heyecan dolu kişiliği, utangaç kişiliğinin içinden çıkan aşırı sosyal ve şımarık kişiliği (Jack ile tükürük savaşı yapması😂)ile bir gökkuşağını andırıyor bende.
Yaşanmış hikâyelerin sinemada gösterimini çok seviyorum. Ve kadro da bize o duyguları yansıtacak yetenekdeyse tam bir görsel şölen çıkıyor ortaya.
1912 yılında batan dünyaca ünlü geminin hikâyesini sinemaya aktarabilme başarısının neticesinde 14 dalda Oscar adayı gösterilmiş , 11 dalda ödül almış devasa bütçeli bir sinema filmini her izlediğimde aynı keyif, heyecan ve üzüntüyü hissediyorum.
Ayrıca bir dipnot eklemek istiyorum.
Efsane Titanik gemisinde 2223 yolcu vardı, ama aslında gemide 2224 yolcu olması gerekiyordu. Satılan bir biletin yolcusu Titanik'e geç kaldığından binemedi, bu bilet bir doktor tarafından Avrupa seyahati sırasında alınmıştı. Ancak doktor Fransa'dan başladığı yolculuğunu kötü hava koşulları nedeniyle Southampton limanına kadar sürdüremedi ve Titanik gemisini kaçırdı. Bileti olduğu halde 1.514 kişinin yaşamını yitirdiği gemiye binemeyen tek yolcu, Türk doktor Besim Ömer Akalın'dı.
Keyifli seyirler :))
Kendisi için , geleceği için , en çok da aşkı için sürekli kumar oynuyor Aleksey İvanoviç... Ama onun kumarbazlığı karakterinden de geliyor.Adeta risk almak için yaratılmış .Bu özelliğiyle kimi zaman bütün parasını rulet masasında bir renge yatırıyor , kimi zamanda…devamıKendisi için , geleceği için , en çok da aşkı için sürekli kumar oynuyor Aleksey İvanoviç...
Ama onun kumarbazlığı karakterinden de geliyor.Adeta risk almak için yaratılmış .Bu özelliğiyle kimi zaman bütün parasını rulet masasında bir renge yatırıyor , kimi zamanda sevdiğinin ağzından çıkan tek bir söz üzerine normal bir insanın asla cüret edemeyeceği işleri gözü kapalı yerine getiriyor.
Bu bağlamda yazarın aşk ve kumar kavramlarını birarada kullanmasını çok masumane bulmadım , bilakis ironi yapmış gibi geldi ;)
Hani şu meşhur söz var ya , aşkta kaybeden kumarda kazanır.
Ve kahramanımız da kumarda kazanıyor çoğunlukla , diğer seçenek acı, hüzün ,sonsuz ümit , hayal kırıklığı dolu :/
Kazanmak ya da kaybetmek onun için önemli değil ,ona göre aslolan an'ı yaşamak.
Açıkçası çok doyurucu bir eserle karşılaşmadım diyebilirim. Dosto'nun o alışılagelmiş anlatımında bir ivedilik , ayrıntıya çok dalmama, nasıl desem sanki aceleye getirilmiş bir esermiş gibi hissettirdi bana.
Yine de haksızlık etmeyeyim , sevdiğim bir kaç cümlesi vardı :) Sizinle de paylaşmak istiyorum ;
"Size bu kadar yüz verdiğim için sizden nefret ediyorum;size bu kadar ihtiyacım olduğu için daha da çok nefret ediyorum. Fakat şimdilik size ihtiyacım var...sizi kollamam lazım."
🐼
"Yarın küllerimden doğup yeni bir hayata başlayabilirim! Tamamen mahvolmadan önce içimdeki insanı keşfedebilirim."
🐼
Onu seviyor muyum? Ve bir kez daha bu soruya cevap vermeye cesaret edemedim.
Aşkla kalın :)
*güldüğünde gözlerinin etrafını kırışmıyorsa gerçekten gülmüyordur.* Muhatabınızın beden şifrelerinden biri. Ama bir de şöyle bir gerçek var ; botoks :)) Estetikle dış görünüşümüz değişiyor hatta güzelleşiyor (göreceli bir kavram bana göre) ,ama bizi biz yapan miniklerimize ket vuruyor bu durum.…devamı*güldüğünde gözlerinin etrafını kırışmıyorsa gerçekten gülmüyordur.*
Muhatabınızın beden şifrelerinden biri. Ama bir de şöyle bir gerçek var ; botoks :))
Estetikle dış görünüşümüz değişiyor hatta güzelleşiyor (göreceli bir kavram bana göre) ,ama bizi biz yapan miniklerimize ket vuruyor bu durum.
Estetik artık günümüzde sadece kadınlara değil erkeklere de hitap eder nitelikte geniş bir yelpazeye sahip. Bireyin kendini bakımlı hissetmesi adına yaptırdığı bir takım işlemler ruhuna da iyi geliyor olsa gerek ama dozunda bırakmayıp ruhunu şımartanlar da az değil :))
Sizi bilmiyorum ama ben etrafımızda birbirine benzeyen tipler görmeye hâlâ alışamadım. Elbette kişisel tercih bu ama en azından herkesin zevki aynı yönde olmasa :)
Es geçin derim kırışıklıklarınızı , vücudunuzu sevin ,doğallık güzeldir :)
Spoiler içeriyor
Ölü ile Diri arasındaki farkın subliminal mesajı da aşarak subliminal işgale dönüşmesi, bilincin gitgide nesnelleştirilmesi, hatta 2010 yılında gündeme gelen sigaranın zararını ifade için sigara paketlerinin üzerine ölülerin, boğazında delik açıldığı halde hâlâ sigara içen hastaların, patolojik akciğerlerin, bebeğinin yüzüne…devamıÖlü ile Diri arasındaki farkın subliminal mesajı da aşarak subliminal işgale dönüşmesi, bilincin gitgide nesnelleştirilmesi, hatta 2010 yılında gündeme gelen sigaranın zararını ifade için sigara paketlerinin üzerine ölülerin, boğazında delik açıldığı halde hâlâ sigara içen hastaların, patolojik akciğerlerin, bebeğinin yüzüne duman üfleyen annelerin resimlerinin yerleştirilmesine kadar uzanır. Burada toplumsal boyutta büyük bir red hareketi izlemeyi beklemek aptalcadır; oralarda siyasetçilerden başka hiç kimse siyasetle ilgili değildir.
Küçük İskender
Cin Kontrol Noktası
📚
Gerçek adı Derman İskender Över olan Küçûk İskender , şair , eleştirmen ve oyuncudur.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfta okulu bıraktı , akabinde İstanbul Sosyoloji bölümüne başladı , onu da 3.sınıfta bıraktı.
Tipik bir ikizler burcu yani , nerde görsem tanırım :))
Bunu şiirlerinde görebiliyoruz yer yer. Bazen şiirlerinin temalarında alışılagelmişin tam zıddı ; polemikçi , başkaldıran şiirleri , fazlaca karışık ve yer yer çok uzun , çoğaltımcı şiirlerde de başarılıdır.
Hayatının tam ortasına şiiri koymuştur , diyebiliriz bence. Kelimelerle dansını izlemek çok keyifli çünkü.
Şiirlerinde argo ve hırçın anlatıma da sıkça yer vermiştir. Sözcük oyunlarına yer vermesi nedeniyle yer yer Can Yücel , bazen de Cemal Süreya (😍) 'dan esintiler görülse de kronik ve simgesel bir dilin şairi oldu.
Çok sevilen bir şiirini paylaşmak istiyorum;
Alpha
Hiç sormadım,
neydi başka elbiseler içinde bulduğun
aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:
aşk naftalinlenmiyormuş meğer,
eğer kanıtlanmıyorsa suçun!
Şiirle kalın :)
Babam derdi ki, bu kadar iyi olma. Sen bu kadar iyisin diye evrenin bir yerinde birileri o kadar kötü olmak zorunda kalıyor. Evrenin tek sorunu denge... Aeden Akilah Azra Kohen 📚 Eserlerini severek okuduğum yazarlardan. Kitabın ismi ilk etapta beni…devamıBabam derdi ki, bu kadar iyi olma. Sen bu kadar iyisin diye evrenin bir yerinde birileri o kadar kötü olmak zorunda kalıyor. Evrenin tek sorunu denge...
Aeden
Akilah Azra Kohen
📚
Eserlerini severek okuduğum yazarlardan. Kitabın ismi ilk etapta beni cezbetmişti. Sizde de oluyor mu, alışılmışın dışında kullanılan kelimeler merak uyandırır bende. Ve sırf bu yüzden bile o eseri okumak isterim .
Tamam spoi veriyorum ;)
Aeden; Kur'an'da geçen Adn adıyla bilinen cennetten esinlenerek kullanılmış bir isimmiş.
Evrimleşmiş insan ve Aeden adlı gezegen anlatılıyor kitapta.Anlamından da anlaşılacağı üzere Aeden ; huzur dolu , saygın , oldukça gelişmiş bir gezegen. Yaşam disiplinli , fevrilikten uzak , en güzel özelliği de yaşlanmanın olmadığı (🤭), telepatik iletişimi olan bir ütopya.
Baş karakterler , Sonje ve Numi.
Numi'nin bir çok uyumsuz özelliğini biz dünyalılara benzetiyor Aedenliler.Gelişen olaylar neticesinde dünyaya geliyorlar , ve dünyalılara 'insansı' diyorlar , yani insan değil. Çünkü onların vahşilikleri, cahilce tüketimleri, dengesiz duyguları, yoksunlukları onları insan olmaktan uzak bir hale getiriyor.
Kitap aslında insanın kendisini görmesi için üçüncü göz niteliğinde bana göre. Dünya denilen gezegenin sadece kendisine aitmiş gibi hoyratça, bencilce kullanmasına atıfta bulunuyor.
Bir de o döneme denk gelen Avatar filmiyle benzerliği konuşuldu bir ara. Ütopik bir filmi çağrıştıran dizelerle sarmalanmış kitabı okurken Avatar sahneleri karşınıza çıkıyor hissi veriyormuş kimilerine. Katılmıyorum, bir Kohen fanatiği olarak yazarın hayal gücünün enginliğini, ruhunun ve kelimelerinin zenginliğini , anlatımındaki derinliği diğer eserlerinde fazlasıyla tecrübe ettiğim için belki de.
Fantastik, ütopik eser sevenleri maceraya davet ediyorum :)