Veeee sonunda bitti. Okuduğum spn kitapları arasında en iyisiydi diyebilirim. Konusu daha derindi ve bu sefer Cass de vardı. Diziyi seven herkesin beğenerek okuyacağı kitaplar gerçekten. 4/5
500 Days of Summer aslında bir aşk hikâyesi değil; aynı ilişkiyi bambaşka yaşayan iki insanın, yani bir aşksızlığın hikâyesi. Bir tarafta aşka âşık, çabuk bağlanan, hayalleri bugünden yarına taşıyan bir adam; diğer tarafta ise duygularını mantıkla dengeleyen, bağı değil süreci…devamı500 Days of Summer aslında bir aşk hikâyesi değil; aynı ilişkiyi bambaşka yaşayan iki insanın, yani bir aşksızlığın hikâyesi. Bir tarafta aşka âşık, çabuk bağlanan, hayalleri bugünden yarına taşıyan bir adam; diğer tarafta ise duygularını mantıkla dengeleyen, bağı değil süreci önemseyen bir kadın var. Aylar geçiyor ama yaşanan şey aynı olmuyor: biri için bu ilişki bir “gelecek”, diğeri için sadece “şimdi.” Film boyunca erkeğin kalbinden bakıyoruz dünyaya; aşkı da acıyı da dibine kadar yaşayanların yalnızlığını izliyoruz ve şunu fark ediyoruz: Sana yapılmayan, başkasına yapılabiliyor; sana söylenen cümleler sadece sana ait olabiliyor. Beklenti bazen insanı kırıyor, hayaller yanlış kalplerde paramparça oluyor ama insan kime âşık olacağını seçemiyor. Dünya, hassas kalpler için gerçekten zor bir yer; çünkü mantıkla yaşayanlar düzenli bir hayat kurabilir ama bir özlemin, bir gözyaşının insanı nasıl hayatta tuttuğunu asla tam olarak anlayamaz. 3/5
Ahmet Taşağıl’ın İlk Türkler kitabını bitirdim. Taşağıl zaten Türk tarihine ömrünü vermiş, sahaya inmiş, dil öğrenmiş, arşiv kazmış gerçek bir araştırmacı. Kitap da bu emeğin ağırlığını taşıyor; değerli bilgilerle dolu, yer yer şaşırtıcı, tarih meraklısı için tam bir kaynak. Ama…devamıAhmet Taşağıl’ın İlk Türkler kitabını bitirdim. Taşağıl zaten Türk tarihine ömrünü vermiş, sahaya inmiş, dil öğrenmiş, arşiv kazmış gerçek bir araştırmacı. Kitap da bu emeğin ağırlığını taşıyor; değerli bilgilerle dolu, yer yer şaşırtıcı, tarih meraklısı için tam bir kaynak. Ama dili akademik ve detaylı olduğu için dışarıda, ayakta, kulaklıkla okunacak türden değil; sessiz bir ortam istiyor. Beni zaman zaman yordu ama kattığı bilgi kesinlikle buna değdi. Türk tarihine gerçekten ilgi duyanların çok seveceği, ilgisi olmayanların ise muhtemelen sıkılacağı bir kitap. Yine de Taşağıl’ın emeği, alanındaki ustalığı ve kitabın içeriği için gönlüm rahat: 5 üzerinden 4’lük, sağlam bir eser.
Richard Bach’ın Martı Jonathan Livingston kitabını okumadan önce, onu yıllardır duyup da bir türlü fırsat bulamadığınız o meşhur kitaplardan biri sanıyorsunuz. Okuyunca fark ediyorsunuz ki aslında kitap değil, bir ayna: uçmak isteyen martının ardında insanın kendi sınırlarını sorgulaması yatıyor. Jonathan'ın…devamıRichard Bach’ın Martı Jonathan Livingston kitabını okumadan önce, onu yıllardır duyup da bir türlü fırsat bulamadığınız o meşhur kitaplardan biri sanıyorsunuz. Okuyunca fark ediyorsunuz ki aslında kitap değil, bir ayna: uçmak isteyen martının ardında insanın kendi sınırlarını sorgulaması yatıyor.
Jonathan'ın hikâyesi, toplumun “böyle gelmiş, böyle gider” düzenine sessizce isyan eden her insanın öyküsü gibi. O, balık artıklarıyla yetinmek yerine rüzgârın sırrını çözmeye çalışan bir martı. Ama ne yazık ki dünyada hep aynı döngü yaşanıyor: bir fikir doğuyor, büyüyor, sonra insanlar o fikri yaşamak yerine onu anlatan kişiye tapınmaya başlıyor.
Kitabın sonunda ben de aynı duyguyu yaşadım; sanki bir noktada özgür düşünceyle başlayıp dine dönüşen bir döngüye tanık oldum. Belki de yazar tam olarak bunu göstermek istedi: özgürlük bile fazla kutsandığında zincire dönüşebilir.
Martı Jonathan Livingston, küçük bir kitap ama arkasında büyük bir soru bırakıyor:
“Gerçekten uçuyor muyuz, yoksa sadece birilerinin izinden mi gidiyoruz?”
5/5
Arkadaşlar kısa bir bilgilendirme bu profil Türkiye Cumhuriyeti'nin dilinin Türkçe olmasını savunan Türk milliyetçisi birine aittir. Karşıt fikir ve zikirleriniz hakaretle karşılanacaktır ağlayacaksanız yorum yazmayın sonra da zırlamayın
🎲 Kumarbaz — Bir Hayal Kırıklığı Dostoyevski’ye her zamanki büyük beklentimle başladım bu kitaba. Ama Kumarbaz, beni maalesef hiç tatmin etmedi. Başlarda karakterler net, hikâye düzenliydi ama sonlara doğru sanki arada birkaç sayfa yırtılmış gibiydi. Bir karakter bir anda kumarbaza,…devamı🎲 Kumarbaz — Bir Hayal Kırıklığı
Dostoyevski’ye her zamanki büyük beklentimle başladım bu kitaba.
Ama Kumarbaz, beni maalesef hiç tatmin etmedi. Başlarda karakterler net, hikâye düzenliydi ama sonlara doğru sanki arada birkaç sayfa yırtılmış gibiydi.
Bir karakter bir anda kumarbaza, diğeri bir anda deliye döndü; hiçbir geçiş, hiçbir neden yoktu.
O kopukluk yüzünden hikâyeyle bağ kuramadım.
Yine de Dostoyevski’nin dili akıcıydı, çeviri de güzeldi.
5 üzerinden 2 veririm — o da sadece anlatımına.
Ama Suç ve Ceza gibi bir eserin hatırına Dostoyevski her zaman okunur. 🌿
2008 yapımı “İki Dil Bir Bavul”, Urfa’nın Siverek ilçesine atanan genç bir öğretmenin, sadece Kürtçe bilen çocuklara Türkçe öğretme çabasını gerçeklikten ödün vermeden anlatan belgesel tadında bir film. Taş duvarlı tek odalı köy okulunda tüm sınıflar bir arada eğitim görüyor;…devamı2008 yapımı “İki Dil Bir Bavul”, Urfa’nın Siverek ilçesine atanan genç bir öğretmenin, sadece Kürtçe bilen çocuklara Türkçe öğretme çabasını gerçeklikten ödün vermeden anlatan belgesel tadında bir film. Taş duvarlı tek odalı köy okulunda tüm sınıflar bir arada eğitim görüyor; anneler okuma yazma bilmiyor, öğretmen çaresiz ama kararlı. Köy halkının sıcaklığı ve çocukların doğallığı önyargıları kırarken, film bir yandan da eğitimdeki eşitsizliği gözler önüne seriyor. Bugün mecliste ayrıştırıcı sloganlar atılırken bu film, tek dilin Türkçe olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde ortak dilin ve kardeşliğin önemini hatırlatıyor. Doğudaki yoksul okul koşullarıyla milyonluk düğünlerin tezatı ise izleyenin içine dokunuyor. Kısa ama çarpıcı bir yapım; herkesin mutlaka izlemesi gerek.
5/5
Önce kitap mı okunmalı film mi izlenmeli diyorlar ya şunu fark ettim. Eğer film ve kitapsa önce kitap okunup sonra film izlenmeli. Ama kitap ve diziyse önce dizi izlenip sonra kitap okunmalı. Sizce?