🖍Ali’nin külâhını Veli’ye, Veli’nin külâhını Ali’ye giydirerek işleri yürütmek. Bu memlekette başka türlü sökmez. 🖍“Hassasiyet marazdır!” diyordu Baha Tevfik 🖍Kendi kendine hiç bu dünyaya niçin geldiğini sordun mu?
🙎♂️🙎♀️Dünya'da yaşarken bir yere varmak için epey bir zaman harcamak zorundasınız, yollar, raylar, kariyerler, ilişkiler, her şeyde böyle bu. 🙎♀️🙎♂️Kapitalizm dedikleri daimi ve mutsuz bir sarmal bu ve gerçekten çok popüler. 🙎♂️🙎♀️'Aşkta her zaman bir delilik vardır. Ama delilikte de…devamı🙎♂️🙎♀️Dünya'da yaşarken bir yere varmak için epey bir zaman harcamak zorundasınız, yollar, raylar, kariyerler, ilişkiler, her şeyde böyle bu.
🙎♀️🙎♂️Kapitalizm dedikleri daimi ve mutsuz bir sarmal bu ve gerçekten çok popüler.
🙎♂️🙎♀️'Aşkta her zaman bir delilik vardır. Ama delilikte de her zaman bir mantık vardır. ' Kim demiş bunu... Biri demiş işte.
✨️Akla ters düşen tutkulara esir olmuş bir kişi, tarafsız durma becerisini kaybeder ve kaçınılmaz olarak tutkularının insafına kalır. ✨️Şayet bir adamın ismi veya bir kitabın başlığı zeki bir şekilde reklamlarla popüler kılınmışsa, ortalama insan o kitabın iddialarına inanmaya yatkın hale…devamı✨️Akla ters düşen tutkulara esir olmuş bir kişi, tarafsız durma becerisini kaybeder ve kaçınılmaz olarak tutkularının insafına kalır.
✨️Şayet bir adamın ismi veya bir kitabın başlığı zeki bir şekilde reklamlarla popüler kılınmışsa, ortalama insan o kitabın iddialarına inanmaya yatkın hale gelir.
✨️Aslında ne Buda, ne peygamberler, ne İsa, ne Eckhart, ne Spinoza, ne Marx ne de Schweitzer "mülayim" zatlardı; aksi ne onlar dik başlı gerçekçiydiler ve erdemi vaaz ettikleri için değil de hakikati söyledikleri için bu isimlerin çoğu zulme ve iftiraya uğradı. Güce, unvana ve şöhrete itibar etmediler, kralın çıplak olduğunu biliyorlardı ve iktidarın "hakikati" söyleyenleri öldürebileceğinin de pekala farkındaydılar.
Sicilya Kralının, karısını çocukluk arkadaşı olan Bohemya Kralından kıskanması ve kafasında kurduğu yersiz fikirler sonucu yıllarca süren ölüm, ayrılık ve pişmanlık acısını konu alan bir kitap.
Her ne kadar çocuk kitabı izlenimi verse de yetişkinlere ders niteliğinde bir kitap. Sahip olduğun şeyler için mücadele etmeyi, birbirine saygı duyarak rekabet etmeyi, hayatın sana sunduklarını kabul etmeyi, vicdanı, merhameti bu çocuklardan öğrenmek gerek. Pal Sokağı çocuklarının oyun alanı…devamıHer ne kadar çocuk kitabı izlenimi verse de yetişkinlere ders niteliğinde bir kitap. Sahip olduğun şeyler için mücadele etmeyi, birbirine saygı duyarak rekabet etmeyi, hayatın sana sunduklarını kabul etmeyi, vicdanı, merhameti bu çocuklardan öğrenmek gerek.
Pal Sokağı çocuklarının oyun alanı olarak kullandığı arsaya başka mahallenin çocukları göz diker. İki mahallenin çocukları bu arsa için karşı karşıya gelirler ve bildiğiniz askeri savaş yaşanır. Yetişkin dünyamızda bizler de bir çok şey için savaş halindeyiz. Gerçek savaşlardan bahsetmiyorum bile. Ama bizleri bu çocuklardan ayıran " **her şey mubah** " anlayışımız, kural tanımayışımız hatta ve hatta ahlâkı yok sayışımız.
Kaybetmeyi ama onurlarıyla kaybetmeyi göze alan, çıkar uğruna mensubu oldukları grubu satmayan, içlerinden çıkan haini bile affedebilecek erdeme sahip , iyi ya da kötü yaptıklarının sorumluluğunu alan ve sonuna kadar cesur olan bir avuç çocuğun bize vereceği derstir bu kitap.
Hüzünle, gözüm yaşlı ama Pal Sokağı Çocukları ile gurur duyarak bitirdim
Kocası tarafından aldatılan Eda, kızı Derya'yı da yanına alarak bir gecede soluğu İngiltere'de yaşayan bir arkadaşının evinde alır. Eda, İki yıl boyunca kızını travmadan korumak adına kızına yalanlar söyler ve babası ile görüşmemesi için elinden geleni yapar. Ve gün gelir…devamıKocası tarafından aldatılan Eda, kızı Derya'yı da yanına alarak bir gecede soluğu İngiltere'de yaşayan bir arkadaşının evinde alır. Eda, İki yıl boyunca kızını travmadan korumak adına kızına yalanlar söyler ve babası ile görüşmemesi için elinden geleni yapar. Ve gün gelir annesinin bir kutuda hapsettiği gerçekler Derya'nın önüne serilir. Annesi tarafından kandırılmış olmak Derya'ya çok ağır gelir ve babasını bulmak üzere Türkiye'ye döner. Babasını bulduğunda öğrendiği gerçekler ise daha yaralayıcı olur. Hayatının son iki yılında en çok güvenmesi gereken kişilerin kendisini yalanlarla aldattığını öğrenmek çok ağır gelir.
Affetmek bazen çok zordur ama gerekir de. Yeter ki geç kalınmış olmasın...
Pınar Kür'ün yaşanmış bir hayat hikayesinden yola çıkarak yazdığı, mestehçenlik içerdiği ve cinsel tahrik amacı ile yazıldığı iddia edilerek döneminde yasaklanan kitabı. Hiç de yabancısı olmadığımız bir hikaye. Kitap Melek ve Yalçın'ın mahkeme kararı ile başlıyor ve sonrasında 3 bölümden…devamıPınar Kür'ün yaşanmış bir hayat hikayesinden yola çıkarak yazdığı, mestehçenlik içerdiği ve cinsel tahrik amacı ile yazıldığı iddia edilerek döneminde yasaklanan kitabı.
Hiç de yabancısı olmadığımız bir hikaye. Kitap Melek ve Yalçın'ın mahkeme kararı ile başlıyor ve sonrasında 3 bölümden oluşuyor.
1. Bölüm mahkeme başkanı hakim Faik İrfan Elverir'in mahkeme esnasında, sanıklar hakkındaki fikirleri ve mahkeme ile ilgili izlenimlerinden oluşuyor.
2. Bölümde Melek'in yaşadığı acı dolu hayatı Melek'in ağzından okuyoruz. Yazar romanı için " Romanımda çarpıcı, sarsıcı, rahatsız edici bazı sahneler olduğunu kabul ediyorum. Ancak sanatın, edebiyatın işlevlerinden biri de zaten budur: Okuru sarsmak, uyarmak, rahatını bozarak o güne değin farkında olmadığı ya da yeterince önem vermediği birtakım gerçekleri algılamasını, kavramasını sağlamak." İşte tam da söylediği gibi, bu bölümü okurken çok sarsıldım, rahatsız oldum, inanmak istemedim.
3. Bölümde Yalçın'ın yaşadıkları ve hissettikleri kaleme alınmış.
Savunmasız bir kadının üzerinden ekonomik fayda sağlayan bir üvey baba, buna göz yuman bir anne, sapkın bir koca, yaşananlara çanak tutan mahalle sakinleri ve bir kadını kölelikten kurtaracağı inancı ile cinayet işlemeyi göze alan onyedi yaşında bir çocuk...
Kitapta anlatılanlar insanın vicdanını bu kadar rahatsız ederken, yazılanlardan " **cinsel tahrik amacı vardır ** " kanaatine varan savcının amacından da ben şüphe ettim doğrusu.
Kitabın son bölümü yazarın , kitabın yasaklanması üzerine mahkemedeki savunmasıdır. Toplum bu bölümde çok güzel gözlem ve analiz edilmiştir. Bu bölümdeki ifadelere bir çoğumuzun fikrilerinin beyanıdır.
Konu itibariyle okuduklarınızdan keyif alamayacağınızı biliyorum. Ama okumanızı tavsiye ediyorum.
📚Haklısın. Delilik bu! Ama kime ne? Eğer deliliğimin zararı sadece kendimeyse, bunun üzerinde çok durmamak lazım. Asıl mesele, çıkar sağlamak için başkalarına zarar verecek delilikler yapmakta ya da yapılanları görmezden gelmekte. Öyle değil mi? 📚Şunu unutma: Bazı durumlarda, kontrolü tümüyle…devamı📚Haklısın. Delilik bu! Ama kime ne? Eğer deliliğimin zararı sadece kendimeyse, bunun üzerinde çok durmamak lazım. Asıl mesele, çıkar sağlamak için başkalarına zarar verecek delilikler yapmakta ya da yapılanları görmezden gelmekte. Öyle değil mi?
📚Şunu unutma: Bazı durumlarda, kontrolü tümüyle kaybedip kendini gelişmelere bırakman, gelecekte gücünü artırmanı sağlayabilir...
📚Sokaktaki çocuklar çok korumasız. Organ mafyası için mükemmel hedef teşkil ediyorlar. Ağızları var dilleri yok. Sözde devletin koruması altındalar ama ölseler kimsenin haberi olmuyor.
Yıllarca sömürge altında olan bir Orta Afrika ülkesi Angola'da geçen bir hikaye. Temelinde kolonyalizm, kapitalizm eleştirisi ve bir tutam özgürleşme savaşı mevcut. Çok fazla isim olması zorlasa da kim kimin nesi, kim kime nereden bağlı not alınca daha bir anlaşılır…devamıYıllarca sömürge altında olan bir Orta Afrika ülkesi Angola'da geçen bir hikaye. Temelinde kolonyalizm, kapitalizm eleştirisi ve bir tutam özgürleşme savaşı mevcut.
Çok fazla isim olması zorlasa da kim kimin nesi, kim kime nereden bağlı not alınca daha bir anlaşılır oluyor. Çok alakasız gibi görünen kişi ve olayların bir yerde bağlanması kitaba dinamik katmış bana göre. Hatta bazı bölümlerin nasıl bağlanacağını tahmin ederek bulmaya çalıştım ama hiç başarılı olamadım :)) Kitabın ismine yakışır şekilde tam okuduğum bir bölümdeki karakteri unutunca bambaşka bir yerden o karaktere bağlanması ,yapbozun parçalarının oturması hissi yarattı.
Her bir bölüm kısa yazılmıştı, gereksiz detay yoktu. Sonlara doğru yazar okuyucu ile sohbet havasında yazmıştı.
En sevdiğim karakter aşk uğruna bir anten tarafından öldürülen Monte idi. Spoiler olmaması adına ve bir çok olay yaşandığı için detaya giremiyorum.
Kolay okunabilir, zevkli bir serüvendi.
Benim için tamamen gereksiz bir okumaydı. Türkiye İş Bankası Kültür yayınlarının Türkçe klasiklerinin sıradaki kitabı buydu. O nedenle okudum. Neyseki çok kısa bir kitaptı. Yoksa yarım bırakırdım. Bir çocuğun güncesi gibi bir şey. Zaten yazar da kitabı şu sözleri ile…devamıBenim için tamamen gereksiz bir okumaydı. Türkiye İş Bankası Kültür yayınlarının Türkçe klasiklerinin sıradaki kitabı buydu. O nedenle okudum. Neyseki çok kısa bir kitaptı. Yoksa yarım bırakırdım. Bir çocuğun güncesi gibi bir şey. Zaten yazar da kitabı şu sözleri ile bitirmiş :
"Bu hatıraları niçin yazdığımı sorsalar belki de hiçbir cevap vermeye lüzum görmem. Ar zu ettim, yazdım. Diyelim ki bu da bir nevi çocukluktur."