Dün takıntıları, obsesyonları farklı ve eğlenceli bir açıdan ele alınmış bu filmi izledim. Süresinin kısa oluşu ve anlatılmak istenen mesajın net verilmesi hoşuma gitti. Sevdiğim ve eğlendiğim bir film oldu. Tavsiye edilir. 👍
Kitabı harika bir okuma grubuyla on sekiz günde bitirdik. Klasik bir kitap olduğu için kitabın konusu ve dilinden bahsetmek yerine bende hissettirdiği duygulardan bahsedeceğim. On sekiz gün uzun bir süre, her gün az sayfa okuyarak ve sindirerek okumak karakterlere, olaylara…devamıKitabı harika bir okuma grubuyla on sekiz günde bitirdik. Klasik bir kitap olduğu için kitabın konusu ve dilinden bahsetmek yerine bende hissettirdiği duygulardan bahsedeceğim.
On sekiz gün uzun bir süre, her gün az sayfa okuyarak ve sindirerek okumak karakterlere, olaylara ve sürece daha farklı hislerle ve düşüncelerle bakmamızı sağladı. Kitabın baş cümlesi bile kafamızı karıştırmaya yetmişti. İtiraf etmeliyim ki beş yüz sayfayı yanlış beklentiye girerek okumuşum... Deneyim oldu.
Yazarın karakterleri işleyişi o kadar başarılıydı ki! 'Dostoyevski yani, ne olacaktı?'dediğinizi duyar gibiyim. İnce ince düşünülerek yazılmış bir kitap olduğu o kadar belliydi ki. Aleksey, Dmitri, İvan, İlyuşka, Fyodor Pavloviç... Ve sayamadığım niceleri. Hepsinin karakteri bambaşka bir gerçeği, bambaşka bir yönü yansıtıyordu.
Kitabı okurken karakter odaklı değil de olay odaklı okumak daha doğru olur sanırım. Ben sürekli karakterleri hareketlerine takılıyordum, daha sonra bundan daha fazlası olduğunu fark ettim. Arkadaşlar, kabul ediyorum bazen çok zorlandım. Suç ve Ceza okumadan birden 1000 sayfalık serüvene atılmak büyük işti benim için. İlk okumada anlaşılsa da sindirilecek bir kitap değil asla. Daha sonra da okuyacağım kitaplardan biri oldu. Karamazov'lara dair bir fikrim de olduğu için mutluyum. Sonu... Sonunun burukluğu ile mutluluğum biraz kırılsa da hayal ederek de güzel sonlar yaratılır değil mi? Bir alıntı bıralıp gidiyorum. kuyacaklara şimdiden keyifli okumalar. 🎈
"Kardeşlerim, sevgi eğitici bir güçtür, ancak elde edilmesi zor, aşırı çaba isteyen bir iştir. Çünkü belirli bir an için değil, sonuna kadar sevebilmek gerekir."
Başaramadık malbayım.... Yine bitiremedim bu kitabı :( Yine yarım kaldık :( Anlattığı şeylerin gerçekliği beni etkilerken psikolojik danışman adayı olarak da aydınlatıyor ama bir türlü kitabın sonunu göremiyorum. Normalde kitapları yarım bırakmayı sevmem lakin doğru zamanda sindirerek okumak için rafa…devamıBaşaramadık malbayım.... Yine bitiremedim bu kitabı :( Yine yarım kaldık :(
Anlattığı şeylerin gerçekliği beni etkilerken psikolojik danışman adayı olarak da aydınlatıyor ama bir türlü kitabın sonunu göremiyorum. Normalde kitapları yarım bırakmayı sevmem lakin doğru zamanda sindirerek okumak için rafa kaldırıyorum...
Genel olarak duygusal bir patates olduğum için her filmde duygulanacak bir şey bulurum. Böyle etkileyici hikayeleri nasıl put gibi izleyebilirim? Bu filmde de aynısı oldu. Karakterlerin ilişkisi beni yeri geldiğinde kahkahalarla güldürdü. Eylemleri bile yetti bunu yapmaya. Bu kadar etkilenmemi…devamıGenel olarak duygusal bir patates olduğum için her filmde duygulanacak bir şey bulurum. Böyle etkileyici hikayeleri nasıl put gibi izleyebilirim? Bu filmde de aynısı oldu. Karakterlerin ilişkisi beni yeri geldiğinde kahkahalarla güldürdü. Eylemleri bile yetti bunu yapmaya. Bu kadar etkilenmemi sağlayan bu iki kişinin zıt kişiliğine rağmen oluşturduğu o nahif ilişkiydi belki de. (Sevdiğim ve sempati beslediğim kişiler üzülmesin istiyorum evet. Filmde bile olsa evet. Ben çok üzülürüm biliyorum evet.)
Gerçek yaşanmış olaydan esinlenerek yapılması, ırkçılığın farklı boyutlarını daha acı bir şekilde gözler önüne seriyordu. Hangi detayını övsem, hangi net mesajları söylesem bilmiyorum. Dakikalar önce bitirdiğim için hala duygularım şelale. Anlatım bozukluğu yaparsam ya da karışık yazmışsam şimdiden kusura bakmayın. İki alıntı bırakıp filmin etkisinde kalmaya devam edeceğim.
"Yeterince siyah değilsem, yeterince beyaz değilsem, yeterince erkek değilsem, söyle Tony, neyim ben?"
"...Deha yeterli değil. İnsanların kalbini değiştirmek için cesaret gerekir."
Sen harika bir adamsın Dr. Shirly. Öyle harika bir adamsın ki zerafetinden, cesaretinden ve davandan asla vazgeçmeyişinden bile belli oluyor bu. Seni sen yapan şeylerden uzakta, yeni bir benlik yaratmış; yeni seni var eden insanların arasında sıkışıp kalmışsın. Kendini bulduğunda kendi kaybolmuşluğumuza şaşırdım kaldım. İnsanların gözlerinin kör, kalplerinin sağır oluşuna daha da öfkeyle baktım. Öfkem yerini senin mutluluğunla sevince bıraktı. Buruk bir sevinç. Hikayene geç de olsa tanık olduğum için mutluyum. Sen sevilmeyi hak eden birisin Don. Kesinlikle öylesin.
Bu sene kendime 100 kitap, 80 film, 30 belgesel, 15 dizi hedefi koydum. Sene sonunda gerçekleşmiş mi diye bakmak için bu iletiyi paylaşıyorum. Bastır kızım anyela ahdjdjkd
"Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlanandan farkı yok." 2021'in ilk ilk kitabı Günübirlik Hayatlar oldu. Yazarın ilk Nietzsche Ağladığında kitabını okumuş ve dilini çok beğenmiştim. Bu defa edebi dili ön planda olan bir yazardan ziyade psikiyatr olarak bir öğretmen rolündeydi. Öğretici…devamı"Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlanandan farkı yok."
2021'in ilk ilk kitabı Günübirlik Hayatlar oldu. Yazarın ilk Nietzsche Ağladığında kitabını okumuş ve dilini çok beğenmiştim. Bu defa edebi dili ön planda olan bir yazardan ziyade psikiyatr olarak bir öğretmen rolündeydi. Öğretici kısımları da oldukça fazlaydı. Altını çizdiğim cümleler hoşuma gidenler ve Yalom'un kullandığı yöntem ve teknikler olmak üzere ikiye ayrılıyordu.
Okuyanı terimsel ifadelerle sıkmayan, gereksiz detaylarla boğmayan ve gerektiği kadar anlatan bir dili vardı. Bu sayede sayfalar akıp gitti, ne zaman bitti anlayamadım bile.
İçinde on adet hayatın içinden psikoterapi öyküsü var.
"Genç bir adam, cinsel uyarılma vasıtasıyla ölüm korkusundan kurtulmaya çalışıyor. Yaşlanmanın kendisine getirdiği kısıtlamalarla mücadele eden bir adam, gençliğin o sınırsız ufuklarına yeniden erişmeye çalışıyor. Ölmekte olan bir hasta anlam arayışına çıkıyor. Bir hemşire başkalarına o kadar yardımcı olabilmesine rağmen kendisini teskin edemiyor. Bir kişi daha iyi bir geçmiş istiyor, bir diğeri kaybolan kendilik durumunu kendi izini bırakarak telafi etmeye kalkışıyor."(Yazarın son sözde bahsettiği yazıdan alınmıştır.) Biz de bu sürece ortak oluyoruz. Çok beğenerek okudum. İlgisi olanlara öneririm.
Beklentiler üzer bunu her yıl deneyimledim ancak bu sene akıllanabildim. Umarım gelenin gideni aratmayacağı ve değişikliklerin olumlu tarafta olduğu bir yıl olur. Mutlu yıllar rafdostlarım. 🕊️
Cengiz Aytmatov'un okuduğum ilk eseriydi. Diline, anlatım tekniğine, kurgularına çok yabancıydım. İlk cümlesini okuduktan sonra artık yazarla da tanışmam gerektiğini düşündüm. Daha önce yazarın hiç kitabını okumamış olanlar için Beyaz Gemi başlangıç kitabı olabilir bence. Benim yazardan okuduğum ilk kitabım,…devamıCengiz Aytmatov'un okuduğum ilk eseriydi. Diline, anlatım tekniğine, kurgularına çok yabancıydım. İlk cümlesini okuduktan sonra artık yazarla da tanışmam gerektiğini düşündüm. Daha önce yazarın hiç kitabını okumamış olanlar için Beyaz Gemi başlangıç kitabı olabilir bence. Benim yazardan okuduğum ilk kitabım, kesinlikle son olmayacak.✨
Ara ara zorlanarak okusam da kitabın evreni o kadar güzeldi ki! Çocuğun iyiliği, masumluğu, Mümin dedenin sessiz boyun eğişinin iyiliğinin önünde olması, Maral ana efsanesi ve bunun yansıtılışı çok güzeldi.
Yazarın vermek istediği mesajı okurken çok net hissettim. Gerçekten kötülerin bariz kendini belli etmesi... Katlanamadım. Dünyada kötüler var olmaya devam edecek ama lütfen kazanamasınlar. Böyle insanların var olduğunu bilmek yeterince zor zaten.
Bir yerden sonra sayfalar ay gibi akıp gitti. Ne zaman yarıladım, ne zaman bitirdim hiç bilmiyorum. İçim biraz buruk, her kitaptan sonra böyle hissederim ama şu an bir tık daha fazla olabilir. Bu kitabı okuyun dostlarım, sıkıldığınızı hissettiğiniz yerlerde sırf son paragrafını sindirerek okuyacağınızı hayal ederek okuyun. Bugün biraz daha kırgın hissediyorsam sebebi son satırları sindirerek okumamadan kaynaklıdır.
Üç gündür sadece bu diziyi izliyorum desem yalan söylemiş olmam sanırım. Dizinin her şeyi o kadar güzeldi ki! Bir bölüm izleyip kapatırım dediğim zamanlarda bile iki üç bölüm izleyip kapattım. Anne ile ilk kitabını okuyarak tanışmıştım. Karakterlere yabancı değildim ve…devamıÜç gündür sadece bu diziyi izliyorum desem yalan söylemiş olmam sanırım. Dizinin her şeyi o kadar güzeldi ki! Bir bölüm izleyip kapatırım dediğim zamanlarda bile iki üç bölüm izleyip kapattım.
Anne ile ilk kitabını okuyarak tanışmıştım. Karakterlere yabancı değildim ve sevmiştim. Dizisi daha bir başkaydı. Dizi mi daha iyi film mi ikilemine düşmüyorum çünkü serinin diğer kitaplarını okumadan bunu söylemem yanlış olur.
Allah'ım!! Yani nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama böyle temiz, saf ve insanı sımsıcak hissettiren dizilere aşığım, aşık. Hem gülüp hem gözlerimin dolması, ağlarken tebessüm etmem... Ne bileyim çok özel bir dünyaydı izlediğim/okuduğum.
Hep dedim ve yine diyeceğim neden izlememek için bu kadar direndim bilmiyorum ama izlediğim için mutluyum. Umarım devamı gelir, çünkü lütfen.🥺
(Son bölümün yarısından fazlasını ağlayarak izledim, tüm gündür ruh halim boşluğa düşmekten ibaret. Saygılar, sevgiler.)
"Bir çocuk kendisini bir şeylere ne kadar yeterli olduğu konusunda ispata zorlandığında sonuç genelde facia olur. Çocuğun sevgiye, kabule ve anlayışa ihtiyacı vardır. Reddedilme, şüphe ve hiç bitmeyen sınavlarla yüz yüze kalırsa perişan olur." diye belirtmiş yazar kitabında. Dün kitabı…devamı"Bir çocuk kendisini bir şeylere ne kadar yeterli olduğu konusunda ispata zorlandığında sonuç genelde facia olur. Çocuğun sevgiye, kabule ve anlayışa ihtiyacı vardır. Reddedilme, şüphe ve hiç bitmeyen sınavlarla yüz yüze kalırsa perişan olur." diye belirtmiş yazar kitabında. Dün kitabı yarıladığımı söylediğimde içimde hissettiklerim tam da bu cümlelerden ibaretti. Dibs aslında sevgi, kabul ve anlayış görmeyen tüm çocukların sesi gibiydi aslında. Çünkü bugün de biliyoruz ki ebeveynler tarafından yetersiz hisseden ve bildiğini göstermekten korkan birçok çocuk var.
"Bir çocuk, fırsat verildiğinde, dürüst ve içten bir iletişim kurma yeteneğine sahiptir. Saygı gören ve kabul edilen bir anne de ayrıca eleştirilmeyeceğini ve suçlanmayacağını bildiği zaman içtenlikle kendisini ifade edebilir." Kitabın son cümlesi bu şekilde bitiyordu. 268 sayfada anlatılanların kısa bir özeti gibi gelmişti. Bir çocuğun kendi benliğini anlaması ne kadar da özel ve önemli bir şey insan daha da anlıyor.
Oyun terapisine merakı olanlar, psikolojik kitaplara hevesi olanlara kesinlikle öneririm. Akıcı ve oldukça yararlı bir kitaptı.
"Dediğin gibi, istediğin gibi. Dediğim gibi, istediğim gibi. Dediğimiz gibi, istediğimiz gibi."
Tüm çocukların kendini bulabilmesi ve kendi benliğiyle kabul bulabilmesi dileğiyle. Seni tanımak çok güzeldi Dibs ✌️