Artık son dakika gelen çalışma zorunluluğu hissi de kaybolduğu içn çalışamayan bir eşek var o eşek şuan panik de olamıyor bu yüzden yarın sınavda pişman olacak siz bu eşek gibi olmayın.
Duman abiler işi iyice ticarete dökmüşler diye yorumladım. Asla bildiğimiz şarkıları söylemediler iç bayıcı türkülerini söyleyip indiler abi sence biz onlar için mi para verdik amacın neydi cidden?!?!?!?
Biraz dolu biraz karışık biraz dertli overthinklemeye de vakti yok hissediyor. Bi de konudan bağımsız burayı bari +18 şeyler için meşgul etmeyin onun için uygulama yapmış adamlar gidin orda takılın yormayın insanı
Geç kalmışlık hissi en çok ne zaman olur biliyor musunuz başkasının hayatını içinde bulunduğun hayatınla kıyaslamaya başladığın an. Neye kime nereye geç kaldın kardeşim? Başkası dünyayı gezmiş 20 yaşında sen oturmuş ders çalışıyorsun eee peoblem ne? Neyşn kıyası bu? Bakış…devamıGeç kalmışlık hissi en çok ne zaman olur biliyor musunuz başkasının hayatını içinde bulunduğun hayatınla kıyaslamaya başladığın an. Neye kime nereye geç kaldın kardeşim? Başkası dünyayı gezmiş 20 yaşında sen oturmuş ders çalışıyorsun eee peoblem ne? Neyşn kıyası bu? Bakış açını değiştirsen mesela her şey daha kolay olmicak mı senin için? Başkası bulmuş hayatının aşkı diyebileceği en azından anlaşabildiği birisini sen hala bulamamışsın belki aramaktan bile sıkılmışsın eee sonuç ? Başkasının yaptığı yaşadığı şey seni nasıl etkiler? Bu gün bi arkadaşım dedi ki eğer ki bir kez daha bu hayata gelmiş olsan çevrende tanıdığın kimin hayatına geçiş yapabilmeyi isterdin? Ciddi ciddi oturup düşündüm ölçtüm tarttım ve kimsenin demeyi tercih ettim. (Bunu kendinize bi sorun derim.) yani diyeceğim geç kalsanız nolacak??
Nerde nasıl aramalıyım aramalı mıyım beklemeli miyim? Aksiyon yaratmam gerekiyor mu yoksa zaten olacağı varsa olur mu demeliyim? Geri dönmeli miyim mesajına yoksa ne kadar çabalayacak diye beklemeli ve bencil biri olarak mı nitelendirilmeliyim? Saf aşk denilen şeyler yok kalmadı…devamıNerde nasıl aramalıyım aramalı mıyım beklemeli miyim? Aksiyon yaratmam gerekiyor mu yoksa zaten olacağı varsa olur mu demeliyim? Geri dönmeli miyim mesajına yoksa ne kadar çabalayacak diye beklemeli ve bencil biri olarak mı nitelendirilmeliyim? Saf aşk denilen şeyler yok kalmadı artık inmam. Hep bi çıkar ilişkisi hep bi taktik olayına dönmüş her şey. Bu kadar kirlenmiş zihniyetlerin içinden temizini nasıl bulucam? Ben mi bulucam o mu beni bulucak nerde arıyor ki bulacak beni? Arıyor mudur hala yoksa vazgeçmiş midir ya da hiç aramış mıdır?
Bulduğumda peki? Emin olabilecek miyim o olduğuna. Nasıl emin olabilirim ki ya yanlış yerde bulduysa beni?
Hepsinin cevabını bulacağım ama zamanın izin verdiği kadarıyla…
Toplu taşıma araçları. Evet bu gün konumuz bu. Garip yerler. Çok farklı türden insanlar çok garklı yerlerden geliyorlar. Ve kim nasıl ne inançda olursa olsun birlikte en az on beş dakika geçiriyorlar. Kimi kimisini süzüyor belki içinden yargılıyor belki kıskanıyor…devamıToplu taşıma araçları. Evet bu gün konumuz bu. Garip yerler. Çok farklı türden insanlar çok garklı yerlerden geliyorlar. Ve kim nasıl ne inançda olursa olsun birlikte en az on beş dakika geçiriyorlar. Kimi kimisini süzüyor belki içinden yargılıyor belki kıskanıyor belki hayran kalıyor . Ve bunları hiç konuşmadan hatta tek kelime etmeden yapıyorlar. Kimisi telefonuna eğmiş kafasını ineceği yere kadar kaldırmıyor kimisi etrafı yargılamakla meşgul kimisi de yola bakarak düşüncelere dalıyor. Ahh bir de sevgilisiyle binenler var. Asla ayrılmak bilmeyen tek vücuda bürğnmüş insanlar. Sanki ertesi gün tekrar buluşmayacakmış gibi sanki bir daha görüşmeyecekmiş gibi birbirlerinden ayrılmayan çiftler. Belki de en iyisini yapıyorlardır. Gerçekten bu son görüşmekeri olabilir. Bunu kim bilebilir ki. Neyse konumuza dönelim. Toplu taşımalar. Otobüsler dolmuşlar. Ya şoföre ne demeli? Sabahtan akşama kadar belki de aynı yeri 10 kere geçerken neler düşünüyor dersiniz. Yola bakarken gerçekten yola mı bakıyor aslında? Ne geçiyor aklından . Belki akşam yiyeceği yemeği düşünüyor belki çocuklarını ailesini belki de akşamki maçı. Kim bilir belki de sadece şarkı söylüyordur. Kaç farklı sima görüyordur bir günde . Gördüğü kişileri bir daha görüyor mudur dersiniz? Hatırlıyor mudur bu kişileri. Onlar hakkında yorum yapıyor mudur gördüğü o 10 saniyede? Düşünüyorsa ne geçiriyordur haklarında hakkımızda? Ya bizler? Kafamızı her kaldırdığımızda biriyle göz göze gelmiyor muyuz ? Bizler ne düşünğyoruz o 2 saniyede? Hiç bir şey belki. Ama bu da bir iletişim şekli değil midir ? Anlıyorlsr mıdır gözlerime bakınca nasıl biri olduğumu nasık bir ruh halinde olduğumu? Ya yanımıza oturan ve gözlerini telefonumuzda kaldırmayan tacizci arkadaşlar? Ne anlıyorlar ki benim attığım mesajdan yazdığım kişiden? Ne diye bakarsın ki başkasının telefonuna? Ne işine yarayabilir? Bi kere en başında o kişi tanımıyorsun yazıltığı kişiyi tanımıyorsun? O zaman merak edebileceğin konu medir??
Farkına bile varmadan o kadar çok kişiyle o kadar öok şey paylaşıyoruz ki aslında şu kısacık dakikalarda. Sürekli bir iletişim halindeyiz aslında. Ama büyük fotoğrafa bakarsanız aslında sadece bi yerlere ulaşabilmek için bindiğim muhtemelen indikten 3 saniye sonra asla hatırlamayacağımız kişiler. (Tabii ilgi çekici birilerini gözümüze kestirmediysek) otobüs aşkları vardır birde. O insanı sadece 15 dakika görebilirsin o da gözlerini ayırmazsan. Yani bir kişiyi sevmek ve bu sevgiden vaz geçmeniz için 15 dakikanız var. Başarılar :)
Sizce biraz yazmaya ara mı vermeliyim belki de düşünmeye ?!?!
Babamın bir anısı vardır bisiklet anısı deyince bilenlerin hepsinde bir tebessüm oluşur. Hele ki bir de ‘ver de bi baksın’ deyince daha anlatmadan herkesi bir gülme alır. Bilmeyenler merakla bekler ne anlatılacak diye. Dedem amcamla babama ahırda duran eski bisikleti…devamıBabamın bir anısı vardır bisiklet anısı deyince bilenlerin hepsinde bir tebessüm oluşur. Hele ki bir de ‘ver de bi baksın’ deyince daha anlatmadan herkesi bir gülme alır. Bilmeyenler merakla bekler ne anlatılacak diye. Dedem amcamla babama ahırda duran eski bisikleti yaptırmazmış. Babamgilde bisikletin çok meşhur olduğu zamanlarda hevesle bisiklet hayali kurarlarmış. Amcamla limonda çalışıp para biriktirip bisikleti yaptırmayı kafaya koymuşlar. Paranın geldiği gün akşam dedem parayı sormuş. Amcam da duşa girince babama teslim etmiş parasını. Babamda amcama gidip babam parayı soruyor demiş. Amcam da saf çocukluk aklıyla ver de bir baksın demiş. Babamın meşhur anılarından biridir bu. Sonrasında gidip yaptırmışlar bisikleti. Heveslerini almışlar. Şimdi de kendisi sayısız bisiklet satıyor. Ama aynı hevesi yok bisiklete karşı. Demekki neymiş her şey yaşında güzelmiş. Yokluğun ulaşılmazlığın olduğu yerde ümit heves doğarmış . Alınan bir şey olmadığında çok daha kıymetli oluyor değerli oluyormuş. O bu hikayeyi her anlattığında kendimi düşünüyorum. Belki konumuz bisiklet değil belki onlar kadar yoksul değiliz ancak o küçük çocuklar kadar hevesimiz var onlar kadar istekli ve ümitli. Onlarınki yokluk içinde yoklukmuş ama bizimki varlığın içinde yokluk. Hangsii daha kötü bilemiyorum. Ama şöyle de bir gerçek var ki eline kolayca geçen bir şeyin hiç bir değeri olmuyor. Hayattan zevk alıcak bir şeyin kalmıyor bir amacın olmuyor. İlerde çocuklarıma nasıl davranırım bilemem ama her şeyi hazır vermek istemediğime eminim.
Neyse her şey gelip geçici geriye kalan sadece hisler duygular. Duygularını canlı tutmaya özen göster. Yediğin yemek geçer aldığın eşya geçer ama onu alırken hissettiğin mutluluk heyecan geçmez.
Bu gün ilk ameliyatıma girdimmm. Muhteşemdii. Mesleğinde bir adım daha öne gittiğinde bu duyguları yaşadığıma göre doğru yoldayım demektir. Bu arada diş hekimlerinde korkmayın gerçekten hiç bir şey hissetmiyorsunuz 🤭
Bir bardak çayın üstünden çıkan dumanlar varlıklarını iki saniye sürmeden kaybediyorlar. Ne var olduklarını kanıtlayabiliyoruz ne yok olduklarını inkar… elini koyduğun vakit hissediyorsun sıcaklığını samimiyetini var olduğunu. Ama sadece gözlemlemekle yetinirsen iki saniye veriyor sana fazlasını değil. Oysaki bir kez…devamıBir bardak çayın üstünden çıkan dumanlar varlıklarını iki saniye sürmeden kaybediyorlar. Ne var olduklarını kanıtlayabiliyoruz ne yok olduklarını inkar… elini koyduğun vakit hissediyorsun sıcaklığını samimiyetini var olduğunu. Ama sadece gözlemlemekle yetinirsen iki saniye veriyor sana fazlasını değil. Oysaki bir kez ısıttı mı ellerini o soğuk günlerde imkanı yok unutmanın. Kalbine ulaşan her duygu öyle değil midir zaten. Acı mutluluk huzur korku heyecan... Kalbinde yaşadın mı bir duyguyu, hissetiğinde iliklerine kadar o zaman anlarsın yaşadığını hayatta olduğunu. Kalanının programlanmış bir robottan ibaret olduğunu.
Bi yorumlamalarınızı alırım 👉🏻👈🏻
Biraz olmuş buraya uğramayalı. Bi boşlukta gibi hissedince kendimi burda buldum galiba. Ağlamak geliyor içimden ona bile üşeniyorum. Tüylerim diken diken oluyor ama sonra vazgeçiyorlar onlar da. Ne hissediyorum ne hissetmem gerekiyor neye ihtiyacım var hiç bir şey bilmiyorum. Bilinmezliklerin…devamıBiraz olmuş buraya uğramayalı. Bi boşlukta gibi hissedince kendimi burda buldum galiba. Ağlamak geliyor içimden ona bile üşeniyorum. Tüylerim diken diken oluyor ama sonra vazgeçiyorlar onlar da. Ne hissediyorum ne hissetmem gerekiyor neye ihtiyacım var hiç bir şey bilmiyorum. Bilinmezliklerin içinde dalganan bir kedi gibi hissediyorum. Kalbim atmaktan yorulmamış sadece bir o devam ediyor çalışmaya. Arada bir beynim giriyor devreye ama çabuk pes ediyor. Bir şeyler istiyorum ama canım bile karar verememiş ne olduğuna. Belki de umut etmek istemiyor o da. Ufacık bile kırılmaya tahammülü kalmamış. İnanmış diğerlerine. Zamana hele ki. En çok da o yalancı çıkmış sonunda. Hani demekten yorulmuş. Nerde ne zaman nasıl cevaplarını bulmaya çalışmaktan yorulmuş. Anlayacağınız bu kalp eşini aramayı bırakmış ne zamana güvenmiş bu sefer ne başkasına ;(