Ruh sağlığı bozuk yaşlı annesiyle yaşayan bir manyağın her meslekten alkolik insanları hedef aldığı, meşhur Cem Garipoğlu gibi manyaklara şukrettirecek cinayetler yaptığını konu ediniyor. Şöyle okkalı bir strese girmek istiyorsanız okuyabilirsiniz.
BU AŞK DEĞİLMİŞLİĞİN İLÂNI Senden hoşlanıyorum, Ama bunu söylemeyeceğim. Tutuşunca şehir meydanında, Zaten kafamda ve kalbimde bir şeyler tam oturana kadar, Bir sarhoşluk gelip geçer... Şimdi eskisi gibi azar azar uykularım kesilir, Şehrin hengamesine bağlarım meseleyi. Bende geçeceğim o yollardan…devamıBU AŞK DEĞİLMİŞLİĞİN İLÂNI
Senden hoşlanıyorum,
Ama bunu söylemeyeceğim.
Tutuşunca şehir meydanında,
Zaten kafamda ve kalbimde bir şeyler tam oturana kadar,
Bir sarhoşluk gelip geçer...
Şimdi eskisi gibi azar azar uykularım kesilir,
Şehrin hengamesine bağlarım meseleyi.
Bende geçeceğim o yollardan sonuçta,
Hep bahar olacak yollarda...
İnsanlar o insanlar hep iyi gözükecekler gamsızlığın arkasında...
Oturup gözlerini hayal edeceğim,
Çabuk uyku basarsa gözlerim tamamdır sorun yok.
Ya âşık olursam deli danalar olur kalbimde,
Zaten bakmayacaksın ceremesini çekmeyeceğim...
Senden öyle böyle değil hoşlanıyorum,
Zaten beceremem de saklamaya gerek yok.
Söylemeyeceğim bakacağım gözlerine,
Bir kere yandım külden dirilmem imkânsız...
Başta hiç bir şey anlamadığım,
Ortalarda daha fazla bir şey anlamadığım,
Sonlarda "niye oldu" diye düşündüğüm duygular yeşermeden,
Kalkıp gitmek istiyorum bu şehirden...
Çakmak kadar yanan ateş bir yerleri sarmasın,
Gözlüğümün ardında ki pis dünya,
İkimize olmaz can...
Her gün görüp sadece konuşmak iyi,
Senden işte böyle bir derece hoşlanırım...
AYKUT BARIŞ ÇELİK
Kardeşi kaza sonucu ölen bir hanımefendi katilin mahkemede asılması için yemin edecek akrabaları toplayıp Meşhed' de yapılacak mahkemeye gidiyor. İran politikasını pek bilmem ama katilin asılması için 50 kişi lâzımmış. Kardeşi, eşi, akrabaları üçgeninde sıkışıp kalan hanımefendi doğru kararın alınması…devamıKardeşi kaza sonucu ölen bir hanımefendi katilin mahkemede asılması için yemin edecek akrabaları toplayıp Meşhed' de yapılacak mahkemeye gidiyor. İran politikasını pek bilmem ama katilin asılması için 50 kişi lâzımmış. Kardeşi, eşi, akrabaları üçgeninde sıkışıp kalan hanımefendi doğru kararın alınması için çelişkiler arasında yüzleşip duruyor. 36 tane akrabayı (birisi sağır ve dilsiz birisi de down sendromlu) zar zor ikna edip akrabasının otobüsüyle yola çıkıyor. Yolda akrabalar arasındaki sözlü kavgalar, anlaşmazlıklar mahkemeden vazgeçmeye kadar gidiyor ama işin içine vicdan girince yola devam ediyorlar. Filmin %90'ı yolda geçiyor. Bunun sebebi bence İran'ın yeryüzü şekli olabilir. Ben bile Aştiyan şehristanında (semtinde) Kum şehrine gitmek için yola çıktığım da 50 km yol gidiyordum. Film ilk başta "konu ne lan" diye sıkıyor ama sabırla izleyince yine ne olduğu anlaşılmasa da neye değindiği az çok anlaşılıyor. Benim konuyu tam anlamamın sebebi hem İranda doğup büyüyen biri olmamam hemde politikasını bilmemem. Yol boyunca akrabaların kavgaları sonra anlaşmalarıyla geçiyor. Finale doğru katil olduğu düşünülen ve hâlâ hanımefendinin bacısını kimin öldüğünü anlamadığım adam geliyor başta bahsettiğim hanımefendinin kocasının eşini öldürdüğünü söylüyor ve otobüsü kazaya sürüyor. Filmden doğru yanlış şunu anladım şimdi birisi çıkıp kısır döngüye giren bu filmde hanımefendinin kardeşini öldürdüğü söyleniyor ama böylede otobüstekilerin hayatını tehlikeye atarak eğer kimseyi öldürmediyse bundan sebep idam edilecek. Neyse bende bir bok anlamadım. Ama şunu anladım aile, akraba yapısı içinde sağlam oturmamış bir şeyler ne kadar uğraşsan da işi boka sürüyor. Tam Doğu Anadoluda böyle benzer şeyler olurken "ahan bizde böyle şeyler yaşadık" denmelik bir film. Doğu Anadoluysanız filmin ne anlatmak istediğini anlarsınız. Bu filmde olayın %90'ını yolda geçirmek yerine daha baştan meseleyi anlatsalardı daha iyi olurdu. Bende doğumluyum hatta ara sıra hemşehrilerimin meselesini akrabalarda, cami cemaatinde ne yaptığını ettiğini gıybet yoluyla ögrendigim için... Neyse bende sıçıp bulamıyayım. Enterasan aile filmi izlemek istiyorsanız öneririm.
Gece gece beynimi allak bullak eden film. Filmin karakteri 8 yaşındayken kapıcı tarafından cinsel istismara uğruyor. Bu istismarı yapan kapıcının daha tomarla suçu var. İran politikasından anlamam bu ruh hastası kapıcı samimi olduğu ailelerin 8 yaşındaki çocuklarına cinsel istismarda bulunuyor…devamıGece gece beynimi allak bullak eden film. Filmin karakteri 8 yaşındayken kapıcı tarafından cinsel istismara uğruyor. Bu istismarı yapan kapıcının daha tomarla suçu var. İran politikasından anlamam bu ruh hastası kapıcı samimi olduğu ailelerin 8 yaşındaki çocuklarına cinsel istismarda bulunuyor ve bu çocuklara şantaj yapıyor. Filmin ilk karakteri de bu istismara uğrayan biri. Evlilik yaşına gelene kadar yaşadıklarını unutmaya çalışıyor. Bir gün yetişkinlik zamanım da birisiyle tanışıp evlenmeye karar veriyor. Düğün hazırlıkları, fotoğraf çekimi derken bir aksilik oluyor gelinlikle dışarı çıkıyor. O sırada bir çocuğun bağırmasını duyuyor. Telaşla bağırmayı buluyor ve küçük kızı zamanında kendisine cinsel istismarda bulunan adamın elinden kurtarıyor, adamı ağır bir şekilde yaralıyor. Sonra nişanlısı bunu üstünün kanlı olduğunu görünce merak ediyor ama soramıyor. Kız bir süre sonra içine kapanıyor ve evkenemiyorda... Gerisini anlatmayayım izlerken nevrim döndü.
Başrolünde Kemal Sunal, Yasemin Laçın, Cem Davran ve birçok tanınmış tiyatro ve sinema oyuncusunun oynadığı rahmetli Kemal Sunal'ın fotoğrafını bile görseniz hem güldüren, hem düşündüren, hemde inceden inceye değneği sokan güzel bir film. Konusu cimri diye anılan ama aslen tutumlu…devamıBaşrolünde Kemal Sunal, Yasemin Laçın, Cem Davran ve birçok tanınmış tiyatro ve sinema oyuncusunun oynadığı rahmetli Kemal Sunal'ın fotoğrafını bile görseniz hem güldüren, hem düşündüren, hemde inceden inceye değneği sokan güzel bir film. Konusu cimri diye anılan ama aslen tutumlu olan bir iş adamını anlatıyor. Ragıp Elibol karakterine can veren Kemal Sunal iş ortağı tarafından bütün fabrikaya konmak için numaradan örgüt tehdidiyle korkutuluyor. İş ortağının fabrikanın payından çaldığını bilse de haberi olmadığından korkuyor örgüt bulaştı diye. Bu arada içlerinde Cem Davran'ın da olduğu 4 genç beraber kafede takılırken sigara isteme bahanesiyle birinin anahtarını yürütüp arabasını çalıyorlar. Yolda Ragıp Elibol'a çarpıyorlar eve götürüp hürmet ediyorlar rahatsızlığı var diye. Bir yandan da yolda Ragıp Elibol'un korkarak ağzından kaçırdığı örgüt meselesinden faydalanıp uydurma bir örgüt ismi uydurup kaçırıyorlar ailesinden fidye istemeye çalışıyorlar ama bir bakıyorlar ki ailesi de dahil Ragıp Elibol'a cimri diyen iş arkadaşları, annesi, asker arkadaşı parayı vermemek için bin türlü bahane uyduruyorlar. Gençler bakıyorlar Ragıp'ın çevresinden hayır yok özür diliyorlar kendisinden. Filmin sonuna doğru sahilde bir ceset bulunuyor medya Ragıp Elibol'a ait zannediyor. Ailesi de mirasa konma niyetine ceseti Ragıp diye yalan teşhis ediyorlar. Filmin sonunda Ragıp ailesini intikam almak için normal işçi gibi çalıştırıyor, ortağını da çaycı yapıyor. Ragıp Elibol'a hürmet gösteren gençlere Ragıp Elibol harçlık veriyor uğurluyor. Bazen en büyük düşmanını uzaklarda aramayacaksın.
21:00 DAKTİLO YAZISI Biraz zaman geçsin, Sonra hayırlısı... Takvim yapraklarının arkasında yazılı ahkâmı, Biraz hayırlısı beklemek, biraz hayırlısı... Nefesim kadar değerli insanları, Yormamalı hayatı, Sıkıntı büyük olsa da, Güler gibi yap geç... İnsanların takati kalmayınca, O garip havalar. Zoraki selâmlar,…devamı21:00 DAKTİLO YAZISI
Biraz zaman geçsin,
Sonra hayırlısı...
Takvim yapraklarının arkasında yazılı ahkâmı,
Biraz hayırlısı beklemek, biraz hayırlısı...
Nefesim kadar değerli insanları,
Yormamalı hayatı,
Sıkıntı büyük olsa da,
Güler gibi yap geç...
İnsanların takati kalmayınca,
O garip havalar.
Zoraki selâmlar, ah o uçup giden güzel insanlar,
Selâmlar beklemeyi beklemek...
Biraz zaman geçsin,
Kalırsa...
Tüh unuttum cümleyi...
Değersizdi sanki...
Aslında beklemekte evet evet beklemekte değersizdi.
Zaman öyle geciksin,
Anılardan da kalınca payımıza...
Kalırsa...
İşte i istemsiz beklemelerden,
Bulut kadar hafif,
Karanlıkta göçünce zaman.
Öyle zaman geçtikçe,
Öylesine...
AYKUT BARIŞ ÇELİK
SAAT DÖRT SIRALARINDA Göğsüne dokundum sıcak sıcak, Hep ağzımda kalan âşk değildi. Başka bir aklî diyarın yeri, Doyulmaz bir duygusuydu hissettiğim. Beni kabul etmedin yanına ama oraya aitim... Uyuyunca rüyalara ancak öyle öpebildim, Öyle doydum dudağına. Tadı bir başkaymış, farklı…devamıSAAT DÖRT SIRALARINDA
Göğsüne dokundum sıcak sıcak,
Hep ağzımda kalan âşk değildi.
Başka bir aklî diyarın yeri,
Doyulmaz bir duygusuydu hissettiğim.
Beni kabul etmedin yanına ama oraya aitim...
Uyuyunca rüyalara ancak öyle öpebildim,
Öyle doydum dudağına.
Tadı bir başkaymış, farklı bir tatmış,
Ağzımda dağıldı, gitti lokumda...
Kalbini hissettim avuçlarımda,
Sana başka türlü dokunamazdım.
Diğer elimde saçına varınca tekrar öptüm,
Yeni tattığım şarapcasına.
Belki günahtı ama ruhumun yararına...
Gecenin şalterini indirdim bir daha sabah olmaz,
Uyurken bir başka güzelsin.
Seviyorum seni hâlâ derin kuytu
Ne kadar günahım, sevabım varsa,
Başka bir şeydi yeniden vardım geldim...
Zaman koskoca bir sıfır,
Numaradan mi uyanmazsın bilmem.
Avucum sıcak sıcak ateş paha,
Yeni bir alışkanlık olur o kızılca dudak,
Sabaha dayansam yine şükür...
Elim yine dolanıyor göğsünden karnına,
Bir utangaçlık hissettim hafiften.
Dünya karanlıktı oda bundan ışık,
Alışkanlık olacakken sonra,
O sırıtır yüzündeki rüyalarda...
Yeniden yeniden çevreme bakınca,
Ismim söylendi ağzın ile canıma.
Biraz toplanmıştı o beden,
Kalkınca hafiften açılınca göz,
Teşekkür olur karşılıklı öpüşler...
Senle yeni evliliğimizin taze Pazartesisi,
Acemilik yok sanki çabuk kavuşmuşluk.
Şairi sevmekti mutluluk,
Sonra ısırılınca yanak,
Komşulardan bize ne...
Uyku ufak bir uyumaktan ödül,
Güneşi görmek istemeyince.
Bu şehirde sabah olmasın bugün,
Veyahut dolmasın sokaklar,
Bu ayıltmayan sarhoşluk...
Şimdi ağzımız ballıca,
Yanaklarımız poğaça.
Bunca şeyden tekçe anlatacağım,
Kirpikler kalbimde birce.
Şairin canına can...
Dudaklar dudaklara doymadı,
Nerede benim keskin, ucu âşk saçan kalemim?
Konuşmak istemiyorum patlayan bombardımanı,
Şimdi kaos, geçmiş yok.
Dudaktan dudağa bittim ben...
AYKUT BARIŞ ÇELİK
"En iyi komedyen kimdir?" diye sorsalar rahmetli Kemal Sunal ve Şener Şen abimizi söylerdim. Yalnız bu film o zamanların siyasini mi mizahi eleştirdi bilmem ama bu zamanda yapılsaydı tam "Silivrilik" filmdi. Mevcut siyasilerden hakareti alır sözde muhaliflerde film üzerinden Twitter'a…devamı"En iyi komedyen kimdir?" diye sorsalar rahmetli Kemal Sunal ve Şener Şen abimizi söylerdim. Yalnız bu film o zamanların siyasini mi mizahi eleştirdi bilmem ama bu zamanda yapılsaydı tam "Silivrilik" filmdi. Mevcut siyasilerden hakareti alır sözde muhaliflerde film üzerinden Twitter'a sarılırdı. İzlemeyen varsa filmin konusu şoyle: Şener Şen abimiz meteliğe kurşun sıkan memur birisi. Eşiyle, kaynanasıyla ve oğluyla konu para olunca anlaşamıyor. İyi, kötü namusuyla kazanmanın derdinde. Bir gün patronu emrediyor bankadan şirketin ve ortakların parasını almaya gönderiliyor. Çektir, senettir kuruşu kuruşuna parayı alıyor yalnız karalar yeni basılmış ve bandrollü. Nefsi çekiyor diye birkaç lira atıyor cebine ama paranın çoğunu çantayla iş yerine götürmenin derdinde. Çıkarken iki soyguncu bunu bir güzel pataklayıp elinden çantayı alıp kaçıyorlar. İşyerine gidip ne kadar parayı çaldırdığını söylese de kimse buna inanmıyor. Sanki o çalmış gibi üs veriyor arkadaşları ki paraya ortak olmak için. Esnafıdır, ev sahibidir, odur budur Şener Şen abimize ortak olmak için yalakalık yapıyorlar. Tabi filmdeki ismi Ali Rıza. Abimiz bakıyor millet paranın iti olmuş sinirleniyor ve yalandan "ben çaldım" diyor. Gelen geçen yalakalık olsun diye onu, bunu ısmarlıyor, hotel de keyif yaptırıyorlar. Sonunda hoteldeyken Şener Şen abimiz bir dergide gemi fotoğrafı görüyor topladığı paralarla kaçmayı düşünüyor. Kim kendisini bandrollü para çaldı zannediyorsa gırtlaklarına yapışıp "madem o kadar para çaldım bulun getirin bana" diyor. Sonra hakikaten paraları alıp kaçıyor. Bu film bu zamanda yapılsaydı ve filmdekilerin çoğu yaşasaydı ya film yayınlanmazdı yada oynayanların yeri Silivri hapishanesi olurdu. Belki de fetöden tutuklanırlardı.
PARAMPARÇA BİR HİKÂYE Sana bir şiir yazayım, Içimde kalsa çürüyecek sözlerle, Bütün acizliğim içinde bir yerlerimde yeşermeler olurken... Kalkıp gidersin biraz kal benle, Bir şey demeyeceğim yazacağım sadece. Uzun müddet bakacağım bir şey demeden, Hiç bir kelimeye dökemeyince. Belki oda…devamıPARAMPARÇA BİR HİKÂYE
Sana bir şiir yazayım,
Içimde kalsa çürüyecek sözlerle,
Bütün acizliğim içinde bir yerlerimde yeşermeler olurken...
Kalkıp gidersin biraz kal benle,
Bir şey demeyeceğim yazacağım sadece.
Uzun müddet bakacağım bir şey demeden,
Hiç bir kelimeye dökemeyince.
Belki oda olursa bir hilâle yazarım okursun geceleri...
İsmim var benliğim yok,
Böyleyim yıllarca.
Ta ki bir zaman kadere varınca,
Sende gelirsen,
Başbaşa...
Bilmiyorum aklımdan geçeni,
Sustuğuma ver benim...
Ya streslisin sen ya benim bulaşmamam lâzım,
Evvelâ yıkılmamalıyız ama,
Sözlerim karıştı karman çorman...
Hadi bugünü bitirdik çok şükür
Ya bunun yarını ne olmalıydı?
Ya bir ateş yanarken oralarda,
Herkese güldü, bahardı,
Yalandan dolandan...
Sen güzel şeysin,
Güzelliğinle bayağı saklı.
Kimseye ait olmamanın ardı,
Verilmiş nice sadakalar,
Sen sonradan çıkan mucize...
AYKUT BARIŞ ÇELİK
16:30 Bahsi açılıyor kafamın içinde güzelliğin, Deli salıp yollara kafamın içinde tasarladığım, Mutlu edecek... Hurdacıya verdiğim karamsarlık pas tutmuş, Ne alâ! Şimdi temiz bir sayfaya yeni şeyler karalama vaktidir. Ağız tadıyla âşık olmak istiyorum, Nevrim dönerken bana da uğrarsa, Çok…devamı16:30
Bahsi açılıyor kafamın içinde güzelliğin,
Deli salıp yollara kafamın içinde tasarladığım,
Mutlu edecek...
Hurdacıya verdiğim karamsarlık pas tutmuş,
Ne alâ!
Şimdi temiz bir sayfaya yeni şeyler karalama vaktidir.
Ağız tadıyla âşık olmak istiyorum,
Nevrim dönerken bana da uğrarsa,
Çok alâ olur doyulmaz tadına,
Yaşadığım müddetçe âşk istiyorum...
Bir kitaba sarılmış duygular,
Bayanın odasında unutulunca,
Meçhule sarıyor âşk furyası...
İnsanlar neyse ben öyle olmak istemem,
Cümlelerde bende öyle olsun bugünüm.
Zaman akıp giderken dakika başına bahar olsun,
Birde şu aynadaki ben bir buseyle boğulsa...
Âşık olmak istiyorum birden,
Tutarsızca şaftım kaysın gönlümce,
Söyleyemezsem kağıtlara dökülsün,
Yanarsa şuralarım aş olsun ocakta.
Birini bulup fotoğrafına bakıp zaman geçirmek isterim,
Öyle birbirimizi bilmeden âşık olmak isterim,
Acısını çekersem bir gün şimdiden alevlenerek...
AYKUT BARIŞ ÇELİK