Yayınlanmaya başladığı ilk gün önüme düşen, ki zaten izleyeceğim şeyler arasında olan, lgbt içerikli bir reality showdu. İlk izlemeye başladığım andan beri beni ekran başına kilitledi ve her hafta yeni bölüme gün sayar oldum. Reality show sever biri olarak benim…devamıYayınlanmaya başladığı ilk gün önüme düşen, ki zaten izleyeceğim şeyler arasında olan, lgbt içerikli bir reality showdu. İlk izlemeye başladığım andan beri beni ekran başına kilitledi ve her hafta yeni bölüme gün sayar oldum. Reality show sever biri olarak benim için inanılmaz tatmin ediciydi. Showda yer alan kişilerin hem arkadaşlığının gelişmesini hem de diğer yanda dönen aşık olma sürecini görmek keyifliydi. İzlediğim süre boyunca bütün hislerim alt üst oldu desem yeridir. Ekranda hangi duygu geçiyorsa onlarla birlikte hissettim adeta.
Programın konusu 8 erkeğin 1 ay boyunca aynı evde yaşamasını içeriyor. Bu süre boyunca onlara bir kahve minibüsü veriliyor ve birlikte kahve satıyorlar. Her seferinde bir kişi seçiliyor ve o kişi de yanında götürmek istediği kişiyi seçiyor. Bu süreçte de aralarındaki ilişki git gide güçleniyor. Zamanla ufak krizler yaşansa da nasıl bunların üstesinden gelebileceklerini öğrendikleri de bir show aslında. Hepsinin karakter gelişimini görmek güzeldi. Ve ilham veren anları da vardı bence. Bu gerek lgbtq bireyleri için olsun gerek insan ilişkilerindeki rolümüz hakkında olsun ilham vericiydi bence.
Aynı zamanda her hafta takip ederek izlemenin güzel yanı sosyal medya üzerinden gelen tepkileri görmek ve bu hisleri başkalarıyla birlikte yaşamaktı. Aynı zamanda yapılan editleri de takipteydim djkdkdkd Beni fazlasıyla memnun eden bir show oldu, inanılmaz tatmin oldum. Yapanın yaptıranın alnından öpüyorum xjdkldldl
The boyfriend hakkında daha fazla şey yazmak istiyorum. Bugün bittiği için etkisi hala taptaze. Ama kendimi durduracağım ve tek bir şey söyleyeceğim. İzleyin izlettirin djkdkdldl
Serinin diğer filmlerini izlememiştim. Yanımdaki kişilerin ısrarıyla sinemada izlemiş bulundum. Belki ilk filmleri izlesem daha çok eğlenebilirdim ama böyle de fena değildi. Açılış sahnesi filmdeki en sevdiğim yer oldu. Filmi izledikten sonra ilk filmi de izleyesim geldi bu yüzden güzel…devamıSerinin diğer filmlerini izlememiştim. Yanımdaki kişilerin ısrarıyla sinemada izlemiş bulundum. Belki ilk filmleri izlesem daha çok eğlenebilirdim ama böyle de fena değildi. Açılış sahnesi filmdeki en sevdiğim yer oldu. Filmi izledikten sonra ilk filmi de izleyesim geldi bu yüzden güzel bir etki bıraktığını düşünüyorum.
Spoiler içeriyor
Film otizmli bir karakterin kendinden yaşça büyük, iki erkek çocuğuna annelik yapan ve eşiyle ayrılma sürecinde olan bir kadına aşık olmasını konu alıyor. Öncelikle bence otizmli birinin yaşayabileceği zorlukları güzel aktarmışlar. Zaman zaman yaşadığı boğulma hissini ben de karakterle birlikte…devamıFilm otizmli bir karakterin kendinden yaşça büyük, iki erkek çocuğuna annelik yapan ve eşiyle ayrılma sürecinde olan bir kadına aşık olmasını konu alıyor.
Öncelikle bence otizmli birinin yaşayabileceği zorlukları güzel aktarmışlar. Zaman zaman yaşadığı boğulma hissini ben de karakterle birlikte yaşadım adeta. Bu yönden Goyo'yu oynayan oyuncunun oyunculuğunu çok sevdim.
Aynı zamanda Goyo'nun ailesiyle olan ilişkisi ve aile draması zaman zaman sıkıcı olsa da abisi ve ablasının ona karşı olan koruyuculuğunu görmek güzeldi. İkisi bu koruyuculuğunu farklı biçimlerde yansıtıyordu ve kardeşleri için olan atışmalarını görmeyi de sevdim. Ablası kardeşini çocuğu gibi benimsemişti ve artık öyle bir raddedeydi ki bu bu koruyuculuk hissi daha çok kendisinin yalnız kalmamak istememesine bağlı olduğunu yansıtan anlar vardı.
Filmin vibe'ı sahnelerin açılarını, filmde yer alan renk tonlarını ve müziklerini beğendim. Goyo sanata ilgisi olan ve bir müzede çalışan biri olduğu için sanat ve sanatçılarla alakalı bilgilerini aktardığı sahnelerini de çok sevdim ben. Bu sanata olan ilgi sahne renkleriyle bağlantılı ilerledi. Genel olarak sevdim diyebilirim yaa...
Açıkçası beklentimin altında kaldı. Gupse Özayı sevsem de ve filmlerini hep gülerek izliyor olsam da bu filmde gülemedim. Sadece erkeklere olan antipatimi arttırdı. Lohusaların yaşadığı duygu durum değişikliklerine güzel değinmiş bence ama komedi unsuru olarak değil. Bilinçlendirme için yapılmışsa gayet…devamıAçıkçası beklentimin altında kaldı. Gupse Özayı sevsem de ve filmlerini hep gülerek izliyor olsam da bu filmde gülemedim. Sadece erkeklere olan antipatimi arttırdı. Lohusaların yaşadığı duygu durum değişikliklerine güzel değinmiş bence ama komedi unsuru olarak değil. Bilinçlendirme için yapılmışsa gayet iyiydi. Filmden çıkardığım sonuç şu oldu. Bazen kabullenmek gerekir. Lohusa olmak ayıp ya da kötü ya da utanılacak küçümsenecek bir şey değil.
Aslında daha düşük puan verecektim ama bi 15 sene önce izlemiş olsam bayıla bayıla izleyeceğim bir filmdi ve aslında o yaş kitlesine hitap eden bir film. O yüzden güzeldi.
Bir film hakkında yorum yapacaktım ama rafta bulamadım. O yüzden gönderi olarak yazacağım. Filmin Tr adı 'Güzel Asi' İngilizce adı 'Beautiful Rebel' İtalyanca adı 'Sei Nell'anima'. İtalyan bir şarkıcının hayatını konu alıyor. 1954 doğumlu bir şarkıcı. Küçüklüğünden beri şarkıcı olma…devamıBir film hakkında yorum yapacaktım ama rafta bulamadım. O yüzden gönderi olarak yazacağım. Filmin Tr adı 'Güzel Asi' İngilizce adı 'Beautiful Rebel' İtalyanca adı 'Sei Nell'anima'. İtalyan bir şarkıcının hayatını konu alıyor. 1954 doğumlu bir şarkıcı. Küçüklüğünden beri şarkıcı olma hayali kurmuş bir kadın ve amaçlarına da ulaşmış biri. Bir sürü hit şarkısı olmuş aktif olduğu dönemde ki hala aktif gördüğüm kadarıyla. (Tabi ki hemen araştırdım.)
Biyografi filmi izlemeyi severim ve bu film de güzel bir biyografi filmiydi. İtalyan filmlerini de sevdiğimi bir kez daha anladım. Tarzları çok güzel oluyor bence. Filmi konu alan şarkıcımız otobiyografi kitabı çıkarıyor ve sonra da bu kitaptan uyarlama filmi yapılıyor. Filmi izleyince kitabını da okumak istedim. Zamanının dışında biri gibi geldi yaşadıklarını görünce ve ilham vericiydi.
'...daima bir alternatif vardır, ölüm zorunlu ama yaş isteğe bağlıdır.'
İkinci yarısını ilk yarısından önce izlediğim bir film oldu. Ortasından daldım yani tabiri caizse. Neyse ikinci yarısını sevmemle ilk yarısını da izledim. İçi sıcacık yapan büyük kısmı İtalya'da geçen bir filmdi. Bol bol sarı renk hakimdi filme. Eğer bu film…devamıİkinci yarısını ilk yarısından önce izlediğim bir film oldu. Ortasından daldım yani tabiri caizse. Neyse ikinci yarısını sevmemle ilk yarısını da izledim. İçi sıcacık yapan büyük kısmı İtalya'da geçen bir filmdi. Bol bol sarı renk hakimdi filme. Eğer bu film renk olsa sarı olurdu bence. Yaz akşamında güzel giden bir filmdi. Zaten İtalya'da geçen filmler böyle oluyor özellikle de güneşli günlerde çekilmiş ise ve İtalyan yapımı değilse.
Filmde kocasının onu aldatması sonucu ondan boşanan kadının hikayesiyle başlıyor. Kadın depresyona girmek üzereyken arkadaşları iptal olan gezilerini ona hediye ediyor ve kadın gittiği gezide bir anda kendisine bir ev satın alıyor. Filmde kadının dönüm noktalarını ve karakter gelişimini izledik. Bazen mantıksız gelen seçimlerin mutluluk getirebileceğini gördük. Ben severek izledim.
Bu film çook önce yolculukta başladığım sonra yarım kalan bir filmdi. Geçen yine bir yolculukta devam edip bitirdim. Öncelikle filmdeki erkek oyuncuyu something in the rain dizisinde bayıla bayıla izlemiştim. Bundaki rolü çok farklı olsa da dinamik olarak aynı hissettirdi.…devamıBu film çook önce yolculukta başladığım sonra yarım kalan bir filmdi. Geçen yine bir yolculukta devam edip bitirdim.
Öncelikle filmdeki erkek oyuncuyu something in the rain dizisinde bayıla bayıla izlemiştim. Bundaki rolü çok farklı olsa da dinamik olarak aynı hissettirdi. Slow havası vardı. Karakterlerin ikisi de çok salaktı. Sürekli birbirinden ayrı düşüp sonra bi an tesadüfen karşılaşıp hiçbir şey olmamış gibi devam etmeleri çok tatlıydı ve şapşikti. Salak demem de bu yüzden. Ayrı kaldıkları zaman hiç olmamış gibi devam etmelerini cidden sevdim. Bol dram da vardı ama beni rahatsız etmedi. Film boyunca ikisinin aşkını görmeyi dört gözle bekledim. Slow havada olduğu için ve bölük bölük izlediğim için bende yarattığı etki eksikti. Tek seferde izlesem daha da etkilenirdim ki şu an bile yeteri kadar etkilendim. Bu filmi kar yağarken battaniyemi kahvemi alıp tekrar izlemek istiyorum.
'Yıldızların arkasını toplayan farklı insanların hikayesi' Netflixe gelmesiyle tekrardan izlediğim dizi yeni yorumumun konusu olacak. Öncelikle tekrar başlamamın sebebi tatlı bir dizi izlemek istiyor oluşumdu. İlk izlediğimin üzerinden çok zaman geçmemişti ama tekrar izlemek güzel geldi. Dizi bir oyuncu ile…devamı'Yıldızların arkasını toplayan farklı insanların hikayesi'
Netflixe gelmesiyle tekrardan izlediğim dizi yeni yorumumun konusu olacak.
Öncelikle tekrar başlamamın sebebi tatlı bir dizi izlemek istiyor oluşumdu. İlk izlediğimin üzerinden çok zaman geçmemişti ama tekrar izlemek güzel geldi.
Dizi bir oyuncu ile onun ajansının pr ekibinde çalışan biri arasında geçiyor. Genel olarak ajans çok ön planda. Yan rollerin de fazlasıyla sahnesi bulunmakta. Yani başrollerin yanında yan rollerin de hikayesini görüyoruz. Bu normalde olsa çok hoşuma gitmese de bu dizide bunu seviyorum. Hepsini ilgiyle izledim. Kdrama klasiği olan dram sahneleri de bolca mevcuttu ama bu ikinci izleyişim olduğu için o kısımları atlayarak izledim açıkçası. Sevdiğim ve sevmediğim yerleriyle bende güzel hisler bırakan bir dizi oldu.
Başrollerin önceden gelen tanışıklığı ve aralarındaki hate love ilişkisi ilgiyle izlettirdi. Oyuncuların arka planda yaşadıkları zorlukları görmek ve onların da her şeyden önce insan olduklarının hatırlatılması, nefret yorumlarının getirileri ve bunun oyuncular üzerindeki etkileri, sonra medyaya giden dedikoduların ve onlardan doğan haberlerin ne kadar çarpıtılmış ya da yanlış olabileceğini gördük. Dizinin arka planda vermeye çalıştığı mesaj da buydu bence. Tatlı bir anda mutlu olmak için izlenebilecek bir dizi. Kesinlikle keyfimi arttırdı.