"aşk, bu dünyaya ait bir duygu değil bir lanettir. zaman ilk heyecanın ateşini söndürdüğünde bizi birbirimize bağlayan şeyin kutsal bir ışık değil de yaralarımız olduğu ortaya çıkar."
bu kadar çok film dizi izleyip bu kadar çok kitap okuyan biri olmayı planlamıyordum elbette. ama hayatta öyle bir noktada sarıldım ki bunlara, bunları çıkardığımda kalan boşlukla ne yapılır artık hiç bilmiyorum.
ya bu film nasil bu isimle ceviriliyor olabilir. literary text and social life dersinde kitabıyla birlikte incelemiştik dönemin bi şekilde ses getirmesi planlanan ve ırkçılığın boyutunu gözler önüne "tam olmasa da" sermeye çalışan bi yapım.
Lübnan İç Savaşı sırasında 1982’de yaşanan Sabra ve Şatila katliamına dair bastırdığı travmatik anıları hatırlamaya çalışan Folman, bu süreçte izleyiciyi kendi zihin yolculuğuna dahil ediyor. Animasyonun etkileyici görselliği, hem gerçeküstü hem de psikolojik boyutları harika bir şekilde yansıtıyor. Film, bireysel…devamıLübnan İç Savaşı sırasında 1982’de yaşanan Sabra ve Şatila katliamına dair bastırdığı travmatik anıları hatırlamaya çalışan Folman, bu süreçte izleyiciyi kendi zihin yolculuğuna dahil ediyor. Animasyonun etkileyici görselliği, hem gerçeküstü hem de psikolojik boyutları harika bir şekilde yansıtıyor.
Film, bireysel hafıza ile toplumsal hafıza arasındaki bağlantıyı çok güçlü bir şekilde sorguluyor. Savaşın korkunç gerçekliğiyle, insan zihninin bu yükü nasıl taşıyamadığını izlerken bir yandan da savaşın anlamsızlığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Özellikle son sahnedeki gerçek görüntülerin ani geçişi, sizi tam anlamıyla sarsıyor ve gerçekle yüzleşmek zorunda bırakıyor. Bana göre, Beşir’le Vals, savaşın insan üzerindeki yıkıcı etkisini hem bireysel hem de toplumsal açıdan anlatan çok özel bir yapım.