her yonuyle nasil ele almis incecik kitapta bilmiyorum ama cok hayatla iliskili ve seksle ilgili genelgecer bir duzlemi tum detaylariyla insana acikliyor. bu tarz kitaplari çok seviyorum. herkes kendince bi seyler soylerken ustunkoru detaylariyla sıkılmadan bu konuları ele almak bence…devamıher yonuyle nasil ele almis incecik kitapta bilmiyorum ama cok hayatla iliskili ve seksle ilgili genelgecer bir duzlemi tum detaylariyla insana acikliyor. bu tarz kitaplari çok seviyorum. herkes kendince bi seyler soylerken ustunkoru detaylariyla sıkılmadan bu konuları ele almak bence cesaret istiyor. tek bi noktasinda kitabın epey sıkıldım ve fikre çok katilmadim. belki de katilmadigim icin sıkıldım. her seyi seksle iliskilendiddigi hatta konusmak bile sekstir fln diye uzun uzun anlattigi bolum.
Tam da birçok zorluk ve başarısızlıkla dolu bir hayat, sahiden yaşıyor olma ve hayatı bütün bereketiyle yaşama duygusunu verebilir insana. Oysa birçok şeyin insana pek kolay geldiği ve başarılarla dolu bir hayat, katlanılmaz bir varoluşsal hafifliğe maruz kalma duygusuna ve…devamıTam da birçok zorluk ve başarısızlıkla dolu bir hayat, sahiden yaşıyor olma ve hayatı bütün bereketiyle yaşama duygusunu verebilir insana. Oysa birçok şeyin insana pek kolay geldiği ve başarılarla dolu bir hayat, katlanılmaz bir varoluşsal hafifliğe maruz kalma duygusuna ve hayatı artık hissedememeye yol açabilir. Hayat, çelişkilerle dolu bereketini olumlayabildiğinizde, hatta sevebildiğinizde katlanılır hale gelerek kolaylaşır. Kendiyle dost olmanın onuncu yordamı, şu düstura hesap verir. Hayatın bereketine açık olmak, bu sayede onun kendisine nüfuz etmesine imkan vermek. Kemale erek doygunluğa ulaşmış bir hayatın koşulu, beklentilerin yerine gelmesi ise bunda insanın kendi çabası da rol oynar. Bu çabayla bir imkanı gerçekleştiren, bir enerji potansiyelini bir eserde maddileştiren bir geçişi gerçekleştirir. Böylece bir düşe hayat soluğu üfler, bir ideale gerçeklik kazandırır, bir vadiyi yerine getirir, belirli bir amacı, üstlenilmiş bir görevi, kendi kendinize verdiğiniz veya başkalarınca veya hayat tarafından verilmiş bir ödevi ifa etmiş olursunuz. Daima ötekinin yanında kalacağınıza dair aşk yeminini de zamanları aşarak süregiden bir pratik o ifayı sağlayamadığında, harekete geçirici bir urak olarak tüketir kendini. Hayatta gerçekten geçerliliği olan şey, teorik olarak önemli sayılan değil, pratik olarak gerçekleşme yoluna sokulan şeydir. Günbegün verilen emekle var edilen küçük kum tanesi birikip dağ olur, sonra günün birinde o dağın zirvesinde coşkuyla emelinizin gerçekleşmesini kutlarsınız. Emelinizin küçük küçük gerçekleşmesini ise oraya giden yolda her gün kutlarsınız. Hayatı somut tecrübelerle doldurmak, kemale ererek doygunluğa ulaşmış bir hayat işte oradan çıkar. Modern hayatta kemale ererek doygunluğa ulaşmada çalışma hayatının etkisiyle belirlenmiş hedeflere ve mutabakatlara dayalı projelerin gerçekleştirilmesi merkezi önem kazandı. Ne yazık ki hedefler ancak onlara ulaşılmadığı müddetçe heyecan vericidir. Hedefe ulaşmak bir anda hayatı sorgulatır hale getirebilir insanı. Gerçekleşme anını büyük bir boşluk izler. O nedenle tavsiyeye şayan olan şey, sonrasında benliği yapayalnız bırakacak olan tek bir hedefe bağlanmak yerine sürekli yolda olmak, daha modern ifadesiyle süreç halinde olmaktır. Bir hedefe varsa da varmasa da kemale erdirecek olanı bulmayı sağlayacak yoğunlaşmanın izini süren bir sezgi yardımıyla doğru yol olduğu anlaşılan bir süreçtir bu. Bir insan kendi yoluna koyulduğunda enerjinin ona nasıl bir itki verdiğini, o yoldan ayrıldığında ise nasıl tavsadığını hissedebilir. Gerçi kuşku ve ümitsizlik, tutulan yolun benliğe uyan doğru yol olup olmadığını sürekli yeniden düşünmeye zorlarlar. Lakin bir insanın kendisi için arzuladığı ve umduğu şeyin gerçekleşmesi sadece ona bağlı değildir. Başka insanlar, bir müdahalede bulunamayacağınız koşullar ve hesaplayamayacağınız tesadüfler de buna etki ederler. Kimse bir emelin gerçekleşmesini zorla sağlayamaz. İnsanın serbestçe tasarruf edebileceği şeyler, onun hayata, başkalarına ve kendisine yönelteceği taleplerden ibarettir. Bunların gerçekleşme ihtimalinin bir orantısı vardır. Ölçülü taleplerin ifası daha kolay, aşırı taleplerinki zordur. Hayattan iddialı taleplerde bulunmak anlaşılır bir itkidir, lakin bunların yerine gelmemesini kabullenmek kabiliyeti de ona ayak uydurabilmelidir. Yerine gelen veya gelmeyen beklentileri tamamlamak üzere beraberinde büyük hedeflerin gerçekleşmesini getirebilecek olan tahmin edilmedik keşiflere daha fazla fırsat tanımak gerekir. Serendipity'yi şiar edinmeli.
(Dipnot: Serendipity, İngilizce tesadüfen ilginç, faydalı buluşlar yapma yeteneği.)
Wilhelm Schmid - Kendiyle Dost Olmak
Güzellik, mükemmelden eksik kalmakta değil midir zaten? Güzellik de tezatlara ihtiyaç duyar. Daha az güzel olan yanlar, güzel olanları iyice öne çıkartır. Enflasyonu olduğundaysa güzelliğin aşınır, yıpranır. O halde en iyisi fazla abartmamalı. Kozmetiği de, fitnesı da. Güzelliğin ölçüsü, eksiklik…devamıGüzellik, mükemmelden eksik kalmakta değil midir zaten? Güzellik de tezatlara ihtiyaç duyar. Daha az güzel olan yanlar, güzel olanları iyice öne çıkartır. Enflasyonu olduğundaysa güzelliğin aşınır, yıpranır. O halde en iyisi fazla abartmamalı. Kozmetiği de, fitnesı da. Güzelliğin ölçüsü, eksiklik hissettiren çok az ile gına getiren çok fazla arasında bir yerlerdedir. Kendi kendisini olumlaması mümkün hale gelirse insanın, kendiyle dost olmanın sekizinci yordamını yerine getirmiş olur. Bunun için ona kimin veya neyin yardımı dokunabilir? İnsan güzelliği kendi içinde keşfedebilir. Mesela fikirlerinde veya özlemlerinde yahut kendi üzerinde keşfedebilir. Mesela dış görünüşünün ayrıntılarında. Etrafımızdaki güzellikler de kendimizi güzel bulmamızı sağlayabilir. Mesela karşılaşmamıza sevinen ötekinin gözlerindeki ışıltıda kendi yansımamızı görebildiğimizde. İnsan kendi başına ve müştereken mekansal, toplumsal ve mesleki çevresini orada kendini başka yerlerdekinden daha fazla olumlanabileceği hale getirmek için çaba gösterebilir. Bu çaba her şeyi kendine uyar hale getirmeye varmamalıdır. Yaptığınız değişiklikler illa ideal sonuçlar doğurmaz. Fakat eğer bütün o inatçı eksiklerinizle beraber kendinizi olumlayabilirseniz, başkalarını, hayatı ve dünyayı geri kalan bütün yetersizlikleriyle beraber olumlayabilmeniz kolaylaşır. Güzel miyim? Bunun cevabını başkalarından değil, kendimden beklemeliyim. İçimdeki ve görünümümdeki her şeyin olumlanmaya değer olması, her şeyi güzel bulmam gerekmez. Olumlayabileceğim bazı şeyler olsun yeter ki, onlarla diğer yanları telafi ederim. Bir dostun da baştan aşağı olumlanmaya değer olması gerekmez. Yine de arkadaşımdır. Bu başlı başına güzel bir şeydir. İnsanın kendiyle dostluğunda da öyledir. Kendim için olabileceğim güzel ben, aynı zamanda arkasında durabileceğim hakikatli bendir. Tıpkı hakiki dostların ilişkisindeki gibi, kendine karşı dürüst olur, kendine yalan söylemez, kendini aldatmaz. Bunu da ahlaki sebeplerle değil, böylece hayatını güvenilir bir zemine oturtabildiği için yapar. Düşünsel benin sürekli yeniden giriştiği eleştirel kendini sorgulama, zayıflıkları ve hataları için kendini mahkum etmeye değil, kendini daha iyi görmeye ve bu temelde kendiyle daha iyi başa çıkabilmeye hizmet eder. Yargılamak kapar insanları, empati ise açar onları. Bu insanın kendiyle ilişkisinde de geçerlidir. Böylece kuvvetlerini kendi kendisiyle sonu gelmez mücadelelerde heder etmek yerine, onlar üzerinde özgürce tasarruf edebilir. İnsanın iç berraklığı, dıştaki ışıltısında görünür olur. Güzel ve hakikatli bir benliğin parıltılı bir dış tasvire muhtaç olmadığını anlarız.