Gossip Girl’in sadece ilk sezonunu izledim; açıkçası biraz baydı ama yine de sarıyor. Dedikodusu, entrikası ve karakterleriyle bir bölüm daha dedirten bir havası var. O yüzden devam edeceğim gibi duruyor.🤓
Hanna ve Caleb için bile izlenir 🤓🤘🏻Pretty Little Liars’ı gerçekten çok sevdim gece gündüz sabahlara kadar izlediğim dizilerden. Tam bir genç kız dizisi ama gizemiyle öyle akıcı ki insan kendini durduramıyor. İçindeki aşklar ve her karakterin arkasındaki hayatı keşfetmek de…devamıHanna ve Caleb için bile izlenir 🤓🤘🏻Pretty Little Liars’ı gerçekten çok sevdim gece gündüz sabahlara kadar izlediğim dizilerden. Tam bir genç kız dizisi ama gizemiyle öyle akıcı ki insan kendini durduramıyor. İçindeki aşklar ve her karakterin arkasındaki hayatı keşfetmek de ayrı keyifliydi. Keşke son sezon olmasaydı… O kadar baydı ki bitiremedim bile sanki sadece hayranlar için yazılmış, hikayeyi uzatmak adına yapılmış bir sezon gibiydi.🌙✨
Sex and the City benim tam anlamıyla konfor dizim. Hem kadınların cinselliği ve ilişkileri üzerine tabuları yıkan, hem de sadece kadınları değil erkeklerin eksiklerini ve kırılganlıklarını da gösterebilen bir diziydi. Moda, arkadaşlık ve New York havası derken, ne zaman açsam…devamıSex and the City benim tam anlamıyla konfor dizim. Hem kadınların cinselliği ve ilişkileri üzerine tabuları yıkan, hem de sadece kadınları değil erkeklerin eksiklerini ve kırılganlıklarını da gösterebilen bir diziydi. Moda, arkadaşlık ve New York havası derken, ne zaman açsam kendimi daha iyi hissettiren nadir işlerden.🤌🏻🤌🏻🤌🏻
Black Swan’ı kişilik kuramları hocamızın önerisiyle çok geç izledim ama bayıldım favori filmim oldu diyebilirim. Nina’nın hikayesi, mükemmeliyetçiliğin ve bastırılmış dürtülerin insanı nasıl yavaş yavaş parçaladığını çok çarpıcı gösteriyor. Psikolojik açıdan baktığımızda, yoğun obsesif özellikler, benlik bölünmesi, halüsinasyonlar ve psikotik…devamıBlack Swan’ı kişilik kuramları hocamızın önerisiyle çok geç izledim ama bayıldım favori filmim oldu diyebilirim. Nina’nın hikayesi, mükemmeliyetçiliğin ve bastırılmış dürtülerin insanı nasıl yavaş yavaş parçaladığını çok çarpıcı gösteriyor. Psikolojik açıdan baktığımızda, yoğun obsesif özellikler, benlik bölünmesi, halüsinasyonlar ve psikotik kırılmalarla ilerleyen bir çözülüş izliyoruz. Beyaz Kuğu Nina’nın kontrolcü, saf ve itaatkâr tarafıyken; Siyah Kuğu bastırdığı cinsellik, öfke ve özgürlük ihtiyacının dışavurumu gibi. Annesiyle kurduğu bağımlı ve boğucu ilişki de bu kırılgan benliğin temelini oluşturuyor. Nina’nın kendini sürekli kaşıması ve derisini yolması, içsel gerginliğinin ve kontrol edemediği kaygısının bedene vurumu gibi kendine zarar verme eğilimi, çözülmenin en somut işaretlerinden biri oluyor.
Öğretmeniyle arasındaki garip ve sınırları belirsiz ilişki de bu sürecin bir parçası. Thomas, Nina’yı kışkırtarak ve zorlayarak Siyah Kuğu’yu ortaya çıkarmaya çalışıyor bu, bir yandan sanatsal bir yöntem gibi sunulsa da aslında psikolojik baskı ve manipülasyon içeriyor. Daha önceki baş balerin Beth’e de benzer şekilde yaklaşmış olması, sistemin genç kadınları nasıl yükseltip sonra gözden çıkardığını gösteriyor. Nina’nın Beth’in akıbetini görmesi, kendi sonunun da bir tür habercisi gibi.
Lily’yi öldürdüğünü sanması aslında kendi karanlık yanıyla yüzleşmesi aynanın kendisine saplanmış olması ise bu iç savaşın bedeni üzerinden yaşanması. Çekim dili filmi neredeyse bir psikolojik deney gibi hissettiriyor. El kamerası, dar kadrajlar ve aynalar Nina’nın zihninin içine hapsolmuşuz gibi bir etki yaratıyor. Tüylerin çıkması, bedenin dönüşmesi, gerçekle sanrının ayırt edilemez hale gelişi, psikozu görsel olarak yaşatıyor. Finalde ölüm sahnesinde gözüne vuran o beyaz ışık çağrışımıyla hem sanatsal olarak zirveye ulaştığını hem de gerçekten öldüğünü anladığımız an oluyor. Son sahnedeki çekimler öyle güçlü ki, olan biteni izlemiyoruz sanki biz yaşıyoruz. Mükemmel olmak uğruna kendini yok etmenin bu kadar estetik ama bu kadar acı anlatıldığı başka bir film hatırlamıyorum.🖤🩰
Lisede herkesin hayran olduğu Jennifer’ın şeytani bir ritüelden sonra erkekleri baştan çıkarıp öldürmeye başlamasını izliyoruz. Ben çok eğlendim🤌🏻Megan Fox zaten inanılmaz güzel ama filmi asıl Amanda Seyfried 🌷için izledim. Eğlenceli ve absürt ama bir yandan da çok gerçek sahte arkadaşlığı,…devamıLisede herkesin hayran olduğu Jennifer’ın şeytani bir ritüelden sonra erkekleri baştan çıkarıp öldürmeye başlamasını izliyoruz. Ben çok eğlendim🤌🏻Megan Fox zaten inanılmaz güzel ama filmi asıl Amanda Seyfried 🌷için izledim. Eğlenceli ve absürt ama bir yandan da çok gerçek sahte arkadaşlığı, kıskançlığı ve iki kız arasındaki toksik bağı uç bir noktadan yakalıyor. Hem camp hem de alt metni olan, beklediğimden daha akılda kalan bir film🩸💄
Tiffany’de Kahvaltı, izlerken hem hayran kaldığım hem de bir şeyler garip ama güzel dediğim filmlerden. Holly’nin özgür ruhu ve kırılganlığı çok etkileyici sanki ne istediğini biliyor gibi ama aslında hep kaçıyor. Film çok şık, çok ikonik ama altındaki yalnızlık hissi…devamıTiffany’de Kahvaltı, izlerken hem hayran kaldığım hem de bir şeyler garip ama güzel dediğim filmlerden. Holly’nin özgür ruhu ve kırılganlığı çok etkileyici sanki ne istediğini biliyor gibi ama aslında hep kaçıyor. Film çok şık, çok ikonik ama altındaki yalnızlık hissi beni daha çok yakaladı.
Mamma Mia! baştan sona çok eğlenceli şarkılar zaten harika. Güneş, deniz, dans derken insanın modunu anında yükseltiyor. 3 baba fikri var ya… gerçekten vov. Mantık aramadan, keyfine bırakıp izlemelik bir film 🐠
Truman Show, kişilik kuramı hocamızın da önerdiği, insanın kimliğini çevrenin nasıl şekillendirdiğini çok iyi gösteren bir film. Truman, bebekliğinden beri sahte ama tutarlı bir dünyada büyüdüğü için, Bandura’nın sosyal öğrenme kuramına uygun şekilde gördüğünü model alarak uyumlu bir kişilik geliştiriyor.…devamıTruman Show, kişilik kuramı hocamızın da önerdiği, insanın kimliğini çevrenin nasıl şekillendirdiğini çok iyi gösteren bir film. Truman, bebekliğinden beri sahte ama tutarlı bir dünyada büyüdüğü için, Bandura’nın sosyal öğrenme kuramına uygun şekilde gördüğünü model alarak uyumlu bir kişilik geliştiriyor. Güvenli bağlanma sandığı ilişkiler aslında kontrolün parçası olduğu için, gerçeklikle yüzleştiğinde yaşadığı sarsıntı kimlik krizine dönüşüyor. Film, davranışlarımızın ne kadarının bize, ne kadarının koşullanmaya ait olduğunu sorgulatırken en sonunda Truman’ın bilinmeyene doğru attığı adımla özgür iradenin gücünü çok etkileyici biçimde gösteriyor.
Aman Tanrım, baştan sona gülmeden duramadığım nadir filmlerden. Jim Carrey’nin enerjisi filmi uçuruyor ama finalde işi kalbe bağlıyor sevgilisinin onun için ettiği o kadar dua var ki, insan bir anda duygulanıyor. Hem kahkaha attıran hem de aslında ne istiyoruz diye…devamıAman Tanrım, baştan sona gülmeden duramadığım nadir filmlerden. Jim Carrey’nin enerjisi filmi uçuruyor ama finalde işi kalbe bağlıyor sevgilisinin onun için ettiği o kadar dua var ki, insan bir anda duygulanıyor. Hem kahkaha attıran hem de aslında ne istiyoruz diye düşündüren çok tatlı bir film.🫠
Erkek arkadaşım ile izlediğim bir film💌
Kemiklerime Kadar’ı bir psikoloji öğrencisi olarak izledim. Kızın sanatsal yönü ve oğlanın düşünceleri gerçekten güzeldi ama film genel olarak bana içi boş geldi. Sanki Hollywood beğenisine göre yapılmış gibiydi daha dolu, daha derin bir şey umarak açmıştım. Anoreksiya ya da…devamıKemiklerime Kadar’ı bir psikoloji öğrencisi olarak izledim. Kızın sanatsal yönü ve oğlanın düşünceleri gerçekten güzeldi ama film genel olarak bana içi boş geldi. Sanki Hollywood beğenisine göre yapılmış gibiydi daha dolu, daha derin bir şey umarak açmıştım. Anoreksiya ya da bulimianın dramatize ya da romantize edilmeden, daha açıklayıcı ve net bir şekilde, tüm çıplaklığıyla önümüze serilmesi bu kurguya çok daha yakışırdı.🥲🙂↕️