Belki de umudun var olmasına neden olan bir yoldu bu. Peki ya psikolojik eksiklik içinde olanlar, onlar nasıl gizliyorlardı eksikliklerini? Hiç sevilmemiş olanlar çok mu seviyorlar ya da çok seviyormuş gibi mi yapıyorlardı? Kendilerine kızanlar diğerlerini hep af mi ediyorlardı!…devamıBelki de umudun var olmasına neden olan bir yoldu bu. Peki ya psikolojik eksiklik içinde olanlar, onlar nasıl gizliyorlardı eksikliklerini? Hiç sevilmemiş olanlar çok mu seviyorlar ya da çok seviyormuş gibi mi yapıyorlardı? Kendilerine kızanlar diğerlerini hep af mi ediyorlardı! Kendi güçlükleri içinde var olmaya çalışanlar sürekli gövde gösterisiyle etrafa meydan okuyup saldırıyorlar mıydı?
Maruz kalmak,gercekten ise yarayan tek sey bu.diger her sey laf safsatasi.seni korkutan durumun icinde kalmaya cesaret etmelisin.o zaman korkunun tehlikeli olmadigini ogreneceksin.ne olursa olsun oradaydin,basardin.birak korku gelecekse gelsin.Unutma zihin,kavrayabildigi ve inanabildigi seyi basarir.
Kalktım. Bir noktada kalkmam gerektiğini hep bilmişimdir. Birkaç durak kaçırmış olsam da. Son durakta insem de. Kalkmam gerektiğini fark ettiğim sürece her şeyle baş edebilirim Evimize döndük ama bu ev de ev değildi. Delirmek üzereydim. Mutfağa kapattım kendimi. Uydurduğum tariflerle…devamıKalktım. Bir noktada kalkmam gerektiğini hep bilmişimdir. Birkaç durak kaçırmış olsam da. Son durakta insem de. Kalkmam gerektiğini fark ettiğim sürece her şeyle baş edebilirim
Evimize döndük ama bu ev de ev değildi. Delirmek üzereydim. Mutfağa kapattım kendimi. Uydurduğum tariflerle kekler çırptım, çorbalar yaptım, ıhlamur bile kaynattım evi ev gibi kokutmak için. Vesikalı Yarimde Sabiha da öyle yapıyordu. Kokmadı. Ev kokusu neydi, tam olarak neye benzerdi? İlkokul sıralarında elimize aldığımız renkli kalemlerle duvarlarını boyadığımız, ilk çizimlerini yaptığımız evlerin hiçbiri içine döndüğümüz apartman dairelerine benzemiyordu. Ev konusunda hayata dolandırılarak başlamıştık.Evin yolunu yazilanlari okuyarak degil yazdiklarimin pesinden giderek bulacaktim.Buyuyordum ve bir hayat geride kaliyordu.Ben ileri akan seyi goremedim.Ev ilerideydi.Yol uzundu.
"Ben bir acı gözle görülmeden nereye koyulur nasıl taşınır bilmiyorum. O yüzden kendimi gözle görülemez yerlere saklayıp duruyorum. Çok sevdiğiniz bir eşyayı kaybetmemek için bir yere saklayıp sonra sakladığınız yeri unutursunuz ya hani, iki yıldır benim kendime uyguladığım tarife bu. Kendimi büzdüğüm kolilerin üzerine kırılır yazmadığım için kafa göz kalmadı. Parçalarım şehrin bin yerine dağıldı. Kimisi kayboldu, kimi geri takılsa bile hiçbir zaman eskisi gibi çalışmayacak. O yüzden biri öldükten sonra "kaybettik" demek çok saçma geliyor bana. Çünkü kaybolan bir şeyin bulunabilme umudu vardır. Babam öldü ve onu gömdük. Bulunamaz.
Ölüler kaybolmaz geride kalanlar kaybolur. Ben mesela kayboldum."
Güzellikten bıktım usandım; mahremiyetten bıktım usandım. Dalgalı suların üstünde gideceğim ve beni kurtaracak kimse olmaksızın batacağım. Insanın yaşamı içi boş gözlerle, tutuşmuş gözlerle görerek, kalabaliklar arasinda kurek cekerek yolunu bulmasi ne garip hayat gelir,hayat gider.hayati biz yaratiriz.
insan insanin hayatina dokunup geçmeliydi belki, tanıyınca yoruluyomussun. Her şeyin harika gittiği zamanlar vardır. Sonra her şeyin tepetaklak olduğu zamanlar. Ya da insanın hayatı ne zaman tepetaklak oluyorsa bir saniye öncesi ömrünün en güzel zamanıymış gibi sabitlenir. Bellek işleri biraz…devamıinsan insanin hayatina dokunup geçmeliydi belki, tanıyınca yoruluyomussun.
Her şeyin harika gittiği zamanlar vardır. Sonra her şeyin tepetaklak olduğu zamanlar. Ya da insanın hayatı ne zaman tepetaklak oluyorsa bir saniye öncesi ömrünün en güzel zamanıymış gibi sabitlenir. Bellek işleri biraz karışık; o zamanlar kafam tam basmıyordu
Kitaplardan öğrendiğim en önemli şey, gerçek bir yaşam istiyorsam hayatı tüm yönleriyle tecrübe etmem gerekiyordu. Kaybettikçe var olduğumu hissettiren bir döngüydü benim tercih ettiğim. Hayatta olmalı ve denemeliydim. Allah felaketleri yaşatma konusunda zaten epey toleranslı davranıyordu. Bunları doğru okumayı bilmekti mesele. O zaman dedim kendime: Intiharlar iptal, yazıyoruz.
Anlatması güçtü, anlattım. Gözlerim dolu doluydu ama ağlamadım. Tamam, belki birazcık ağladım ama sadece bir kişiye anlattım, olsun o kadar. Çünkü ona sarılınca her şey durulur biraz, böyle başka bir yerlere düşersin.
Hayata bir şekilde dikiş tutturamamış adamlar, kendilerini keserek bedenlerine atılan dikişlerle aradaki farkı kapatmaya çalışıyor olmalı. Babam kendini kestiğinde ben öyle sandım. Çünkü insan anlamak istiyor. Anlayamadığı yerleri de uyduruyor. Sonra uydurduklarına inanıyor. Öyleymiş gibi yapmak bazen daha iyi geliyor, bazen daha fazla acı veriyor. Yani bana olan tam olarak bu. Geçelim.
çocukluğumuzun bugüne yansıyan yanlarının ifşa olmasından endişeleniyor, ya da ben ne kadar o günlerin içine dönmeye çalışıyorsam, o da o kadar yokmuş, yaşanmamış gibi yapmayı tercih ediyor ve bu noktada birbirimize ulaşamıyoruz.
Şimdi buraya eski ev demek, yeni bir yerde yeni bir hikâyem başladı anlamına mı geliyor? Yoksa hiç tamamlanamayacak olan burası mı? Insan hikâyesi durduğu yerde midir, geldiği yerde mi? Tabii ki bilmiyorum.
Buyuyorduk ve bu raki masalarinda fotoğraflarımiz olmasi anlamina geliyordu.
Kendini onaramayan insanlar,cevresindeki hic bir seyi iyilestiremiyor.
Olan her şeyi materyal olarak kullaniyorum.Kendimi de öyle. Sigara içmediğim masaların bütün çakmaklarını bu yüzden topladım. Notlar düştüm beyaz örtülerin bacağını örten uçlarına. Bazı sabahlar hiç bilmediğim sokaklardan koşarak çıktım her zamanki yola. Adını bilmediğim bir yeri, nefessiz kalana kadar anlattım durdum.
Bu insanlar böyle;hem yasamazlar hem yasatmazlar.butun guzel seyleri yok etmeye calisirlar.kadiniz biz gucsuz olmaliyiz ezik olmaliyiz onlara uymaliyiz.uymazsak kirarlar,doverler.
zaman her seyin ilaci,peki ya zaman hastaligin kendisiyse?Bazen yaşamaya devam edebilmek icin egilip bukulmek gerekiyor sanki.yasamak icin bir bakis bile yeterli.her sey bitti ama ben hic bir sey hissetmiyorum
nasil bu kadar dibe vurdugumuzu anlamiyorum.cocukken hayal ettigim gelecek hic de boyle degildi.buyumenin,hayallerinden yavasca ama emin adimlarla vazgecmek oldugunu öğrendim