"Biz eskiden karanlığın efendisiydik! İnsanlar adımızı duyduğunda arkasına bakmadan kaçardı. Şimdi ne mi yapıyoruz? İnsanlarla selfieler çekiliyoruz, bize 'Çok tatlısınız!' diyorlar. Bir vampirin karizması bu kadar kolay harcanmamalıydı!"
"İnsanlar buraya gelip şatomuzu yaktılar. Martha'yı alan canavarlar değil, onlardı... O gece kendime bir söz verdim. Öyle bir yer inşa edecektim ki, dünyanın hiçbir yerinde bulunamayacak kadar güvenli olacaktı. Kızım Mavis orada büyüyecek ve bir insanın nefretini asla hissetmeyecekti."
"Burada sadece bir taş bıraktı. Üzerinde tek bir kelime yazıyordu: 'EĞER'. Uzun yıllar boyunca bunun ne anlama geldiğini hiç anlamadım. 'Eğer' ne demekti? Şimdi anlıyorum... Eğer biri bütünüyle umursamazsa, hiçbir şey değişmeyecek."
"Dünyada hiç iyi insan kalmadığını söylediğinde yanılıyorsun Lance. Var. Sadece senin gibi dövüşmüyorlar. Birilerini havaya uçurarak dünyayı güvende tutamayız. Kötülüğe kötülükle karşılık verirsek, geriye sadece kötülük kalır. Birbirimizi korumanın daha iyi bir yolu olmalı."
"Eğer sadece yaptığın şeyi yapmaya devam edersen, hiçbir zaman şu an olduğundan daha fazlası olamazsın. Değişim, bir şeyleri kaybetmek demek değildir; yeni bir şeye dönüşmek demektir."
"Riley'nin harika bir insan olduğunu söylemek isterdim ama o her şeyden biraz. Hatalar yapıyor, bazen bencilce davranıyor, korkuyor, kaygılanıyor... Ama aynı zamanda cesur ve çok büyük bir kalbi var. Biz onu tüm bu karmaşasıyla seviyoruz."
"Karanlıkta olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Tek başına kalmanın... Ne kadar çabalarsan çaba, çocukların seni asla görememesinin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Biz birbirimize benziyoruz Jack. İkimiz de yalnızız. Neden birbirimizin arkasını kollamayalım ki?"
Kızıl Goncalar L: Bir belgeselde görmüştüm; bir penguen eşini terk ediyordu. C: Dişiler yapıyormuş, evet. L: "Hayatta kalma güdüsü," diyeceksin şimdi. C: Değil mi? L: Yani, derinine inersen insanlarda da öyle. İnsanlardaki birçok davranış, hayatta kalma içgüdüsüyle şekilleniyor. C: Öyle…devamıKızıl Goncalar
L: Bir belgeselde görmüştüm; bir penguen eşini terk ediyordu.
C: Dişiler yapıyormuş, evet.
L: "Hayatta kalma güdüsü," diyeceksin şimdi.
C: Değil mi?
L: Yani, derinine inersen insanlarda da öyle. İnsanlardaki birçok davranış, hayatta kalma içgüdüsüyle şekilleniyor.
C: Öyle baktığınız zaman, tabiatla fıtratın savaşı* olmuyor mu zaten? Allah, "Şeytan sizi gelecekle korkutur," diyor. Fakir kalacağım korkusuyla insan paylaşamaz; yalnız kalacağım korkusuyla da doğruyu savunmaktan çekinir.
*Hayatta kalma güdüsü bir tabiattır, ama insanlar bunu iradeyle şekillendirir. İşte, tabiat ve fıtratı birbirinden ayıran da budur.
Kızıl Goncalar C: İnsanlar eğleniyor, bir yerden bir yere yürüyorlar türlü telaş içinde. Ama ben onlara her baktığımda hep aynı şeyi görüyorum: Babanızı. L: Nasıl? C: Hepsi kaçınılmaz bir sona yaklaşıyor attıkları her adımda, aldıkları her yudumda. En büyük marifetleri…devamıKızıl Goncalar
C: İnsanlar eğleniyor, bir yerden bir yere yürüyorlar türlü telaş içinde. Ama ben onlara her baktığımda hep aynı şeyi görüyorum: Babanızı.
L: Nasıl?
C: Hepsi kaçınılmaz bir sona yaklaşıyor attıkları her adımda, aldıkları her yudumda. En büyük marifetleri de bunu unutmak.
L: *Hafızai beşer nisyan ile malüldür.
C: Malüliyet değil bu, bir hediye. **Bilseler yaşayamazlar.
*Bu söz, özellikle insanın öğrenme ve hatırlama süreçlerinde karşılaşılan zorlukları ve sınırlamaları vurgular. İnsan hafızası, kısa süreli bilgileri hatırlamakta ya da uzun vadeli olayları sürekli hafızada tutmakta zorlanabilir. Bu doğanın bir parçası olarak kabul edilir ve hayatın çeşitli alanlarında unutkanlığın olağan olduğu anlatılmak istenir.
**Bilmeleri gereken şey kendi sonları veya bir sonları olduklarını hatırlamak olabilir. Kendi sonumuzun nasıl olacağını bilmek bizim elimizin, kolumuzun hayattan çekilmesine sebep olabilir. Bir sonumuz olacağını hatırlamamız da Ahireti hatırlatıp dünya işlerini boş vermemize sebep olabilir.
Kızıl Goncalar C: Öldüreyim seni ister misin? 1 dakika sürer. S: Sonra? C: Sonrası benim alanım değil. S: Tam da sizin alanınız ya sonrası. Herkes sonrasından korkuyor. C: Ahiret inancı olmasa herkes dinsiz olurdu yani. S: Elbette. C: Ama sana…devamıKızıl Goncalar
C: Öldüreyim seni ister misin? 1 dakika sürer.
S: Sonra?
C: Sonrası benim alanım değil.
S: Tam da sizin alanınız ya sonrası. Herkes sonrasından korkuyor.
C: Ahiret inancı olmasa herkes dinsiz olurdu yani.
S: Elbette.
C: Ama sana göre ahiret inancı da insan icadı olduğuna göre, insanın böyle bir şeye ihtiyacı var demek ki.
S: Ölümsüz olmak.
C: 'Üzerine konuşulmayan hakkında susmalı.' diyordu.
S: Wittgenstein, ha?
C: Ölümsüzlük üzerine konuşulabiliyorsa olması da mümkündür olgusal olarak.
S: Bu yerçekiminden konuşmaya benziyor. Sen burada yerçekimine tabi olduğun için onu mutlak bir doğru olarak kabul edersin. Ama uzay boşluğunda süzülen bir canlı hayal et. Hiç yerçekimine maruz kalmamış birine, yerçekimini nasıl anlatacaksın? Ölümsüzlük de ölümlü olduğun için hayal edebildiğin bir şey.
C: O zaman kainatta bir yerde ölümsüz bir canlı olabilir mi?
S: Bilimsel olarak reddedemem.
C: O zaman bilimsel olarak bu varlık kainatın başlangıcından beri var oluyor olabilir mi?
S: Bilemeyiz, olabilir.
C: O zaman kainat, ölümsüz bir canlı meydana getirmeyi biliyor olabilir.
S: Olabilir.
C: Peki, kainatta böyle bir bilgi varsa, ölümsüz bir canlı meydana getirme bilgisi, o zaman ölüm nedir?
S: Ölüm, bir metabolizmanın durmasıdır; başka hiçbir şey değil.
C: Ama o metabolizma olarak. Metabolizmayı bir araya getiren unsurlar ölmez, değil mi? Atom ölür mü?
S: Böyle bakarsan, hiçbir şey ölmez.
C: Böyle bakıyorum.