Ayağımızın altında çiğneyip bastığımız toprağa bin yılardır ne kadar mazlum ne kadar zalim basmış. Duyup unuttuğumuz, hiç duymadığımız, kimsenin bilmediği, hafızlara kazınan ne hikayeler var...
Görme biçimlerini birkaç kez okudum ve her okuyuşumda takılı kaldığım cümle erkeler izler kadınlar izlenimlerini izlerler cümlesiydi. Bunun bunca zaman neden kafamda bu kadar yer ettiğini bilmiyorum. Üniversitenin ilk yılında Sartre'ın Gizli Oturum'unu izledim. Cehennem tasviri Allah'ınkinden daha yaratıcı gelmişti.…devamıGörme biçimlerini birkaç kez okudum ve her okuyuşumda takılı kaldığım cümle erkeler izler kadınlar izlenimlerini izlerler cümlesiydi. Bunun bunca zaman neden kafamda bu kadar yer ettiğini bilmiyorum.
Üniversitenin ilk yılında Sartre'ın Gizli Oturum'unu izledim. Cehennem tasviri Allah'ınkinden daha yaratıcı gelmişti. - savaştan kaçan ve karısına türlü eziyetler eden bir muhasebeci, sevgilisini intihara ikna eden bir lezbiyen ve çocuğunu öldüren bir kadın aynı odada birbirleriyle konuşmasıyla başladı. Muhasebeci olan cehennemden kurtuluşunun yolunu lezbiyen olan kadının onu anlamasıyla olacağına inanıyordu. Lezbiyen çocuğunu öldüren kadının onu anlamasını istiyordu ve çocuğunu öldüren kadın muhasebecinin onu anlamasını -görmesini- istiyordu. Hepsi kendini anlatıyor ama kimse birbirini anlamıyordu. Sadece döngüyü sürdürüyorlardı.
Bu ikisini bu seneye kadar birbirinden bağımsız düşündüm. Bu sene internetin bile çekmediği bir dağın başında öğretmenlik yapmaya başladım sadece ağaçlar, bir akarsu ve sınıflar var. Beraber çalıştığım öğretmenlerden biri aynı zamanda sinemayla da uğraşıyordu berbat çektiğim fotoğraflardan sonra olay sadece ne gördüğünü ve ne göstermek istediğine karar vermek dedi. Bundan sonra fotoğraf çekme becerim bir tık daha gelişti ama tek gelişen bu olmadı. Uzun zamandır benden habersiz demlenen şu düşünceyi fark etmemi de sağladı.
Dünyadaki her şey görmek ve görülmek üzerine. Reklamlar, sosyal medya, insanlar...
Bizde aslında dünyayı gizli oturumdaki gibi izliyoruz. Hem görmek istiyoruz hem de görülmek ama görülmek için verdiğimiz çaba görmek istediğimiz için verdiğimizden fazla. Dünyayı anlamaktan çok ona kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Görme biçimlerinde takılı kaldığım cümle de bununla ilgili. Erkekler izler kadınlar izlenildiklerini izler. Bunun sebebi büyük ölçüde kadınların tarih boyu buna mecbur bırakılması. Bir şeyi yapmaktan çok yaptıktan sonra nasıl anlaşılacağı üzerine düşünmesi. Günümüzde hepimiz böyle düşünüyoruz. Hepimiz izlenimlerimizi izliyoruz. Kafasını kaldırıp bir ağaca baktığında yalnızca ağacı gören biri herhalde dünya üzerinde var olmadı. Kimse dış dünyayı kendinden bağımsız algılamadı. Ama bu sanki şimdilerde biraz daha farklı ben gördüğüm ağacı artık yalnızca kendi bakışımla değerlendirmiyorum arada insanlar var. Ben ağaca olan izlenimimi anlatırken insanların ne görmek istediklerini hesaba katarak anlatıyorum. Bu biraz Platon'un sanata bakışı gibi zaten doğal olmayanın iyice şeklini bozarak anlatıyoruz birbirimizi anlamıyoruz kendimizi de anlamıyoruz. Sadece mastürbasyon edebiyata da, sinemada da, insanlarla ilişkilerimizde de kendini dahi anlamayan ama anlatmaktan vazgeçmeyen aynı anda konuşan tuhaf bir sürü gibiyiz. Sürekli farklı yönlere koşuyoruz ve birbirimize bağlıyız.
Serinin en kötü ve felsefesinden en uzak filmi muhtemelen. Buram buram tüketim ve popüler kültür vardı. Hani evde meyve suyu yaparsınız azıcık acı olur ama güzeldir matrix ev meyve suyuydu bu film market meyve suyu olmuş tadı andırıyor ama içerik…devamıSerinin en kötü ve felsefesinden en uzak filmi muhtemelen. Buram buram tüketim ve popüler kültür vardı. Hani evde meyve suyu yaparsınız azıcık acı olur ama güzeldir matrix ev meyve suyuydu bu film market meyve suyu olmuş tadı andırıyor ama içerik çok başka
Biliyorum varlığın, yokluğun dış yüzünü; Yükselmenin de, alçalmanın da içyüzünü; Ne çıkar öte yanını da bilsem feleğin: Bezmişim bilgiden, atmışım her türlüsünü.
Monadoloji okurken sayfalarca muhteşem bunu düşünebilmesi inanılmaz diye okudum. Taa ki bunca anlamlı olasılığı saçma bir sistemi açıklamak için kullandığını fark edene kadar bu filmde de aynısı oldu bunca muhteşem şeyi düşünebilmişsiniz madem keşke sonunu da getirebilseydiniz giriş gelişme fevkaladenin…devamıMonadoloji okurken sayfalarca muhteşem bunu düşünebilmesi inanılmaz diye okudum. Taa ki bunca anlamlı olasılığı saçma bir sistemi açıklamak için kullandığını fark edene kadar bu filmde de aynısı oldu bunca muhteşem şeyi düşünebilmişsiniz madem keşke sonunu da getirebilseydiniz giriş gelişme fevkaladenin fevkinde sonuç cacık
Tarih, parçalanamaz ve sürekli geçmişle geleceğin birbirini etkilediği bir kavramdır denebilir. Hristiyan tarihinde Ariusun kafir ilan edilmesinin sebebi Athanaisus'tan daha az etkili bir fikir ortaya atması değil sadece halkı etkilemekte daha yetersiz olmasıdır. Dünya tarihi haklı mücadeleleri değil toplumu haklı…devamıTarih, parçalanamaz ve sürekli geçmişle geleceğin birbirini etkilediği bir kavramdır denebilir. Hristiyan tarihinde Ariusun kafir ilan edilmesinin sebebi Athanaisus'tan daha az etkili bir fikir ortaya atması değil sadece halkı etkilemekte daha yetersiz olmasıdır. Dünya tarihi haklı mücadeleleri değil toplumu haklı olduğuna inandırmış insanların etrafında ilerler
Çocukluğumda içinden çıkılmaz bir kafa karışıklığıyla, ergenliğimde güçlü bir öfkeyle şimdilerdeyse garip, huzurlu, anlayışlı bir kabullenişle irdeliyorum özgür iradeyi. Olmak zorundadan olmalıydıya sonrasında ise olabilirdi belki de diyerek kabul ediyorum olmadığını. Özgür irade yalnızca bir yanılsamadan ibarettir. Tıpkı tanrı gibi…devamıÇocukluğumda içinden çıkılmaz bir kafa karışıklığıyla, ergenliğimde güçlü bir öfkeyle şimdilerdeyse garip, huzurlu, anlayışlı bir kabullenişle irdeliyorum özgür iradeyi. Olmak zorundadan olmalıydıya sonrasında ise olabilirdi belki de diyerek kabul ediyorum olmadığını. Özgür irade yalnızca bir yanılsamadan ibarettir. Tıpkı tanrı gibi o da bilincimizin kriz anında doğurmak zorunda olduğu bir olgudur yaratmasaydık delirirdik bir sanatçı yahut tanrının kendisi gibi. Gelelim neden özgür iradeden bahsedemeyeceğimize özgür iradeden bahsedebilmek için münferitlikten bahsetmek zorundayız gördüğünüz gibi daha başlamadan dahi olmadığı apaçık çünkü istesek bile asla evrenden, doğadan ve birbirimizden ayrı bağımsız özerk olamayız. izin verin bir örnekle kanıtlıyım diyelim ki bir adam eşinden dayak yediği için boşanmak istiyor olsun ama etraftaki baskıdan dolayı bunu yapamıyor olsun bu birinci kanıt aynı olay üzerinden bana diyebilirsiniz ki adamın boşanmaya karar vermesi özgür iradeye kanıt olmaz mı hayır olmaz çünkü o da birdenbire kendiliğinden değil eşi onu dövdüğü için ayrılmak istiyor biraz daha geri gidelim evlenme kararına bunu tek başına mı karar verdi yoksa eşi, ailesi ve hatta devletle bağ kurarak mı? Biraz daha özelde bir örnek vererek devam edeyim daha önce hiç İnto The Wild izleyen var mı bilmiyorum ama medeniyeti terk edip giden bir adamı anlatıyor gerçekten varolmuş bir adamı filmi de övdükten sonra devam edeyim adam yolda Alaska'ya giderken bir sürü insandan yardım alarak, yardım ederek, tanışarak yani etkileşime girerek gidiyor Alaska'ya yani yola başladığıyla aynı insan değil. Yola başladığıyla aynı insan değilse nasıl insanların özgür iradelerinden bahsedebiliriz ki yola çıktığında yanına alacağı eşyaları yolda gördüğü ve onun yerine bunu al diyen adamı dinlediği an bile özgür iradesinin yara aldığını söyleyemez miyiz? bir diğer nokta filmin başında kamyonetten inerken sürücü ona bir çift bot veriyor ki donmasın bu bile onun yolunu tamamen değiştirdi belki 3 günde öleceğine 3 yılda öldü (spoiler için özür dilerim) böyle iç içe bir hayata sahipken özerklik bize bu kadar uzakken özgür irade yanılsamasına bu denli şiddetle bağlı olmamız gülünç ama bunu da anlıyorum olmak zorundayız tıpkı ölümü gün içinde hatırlamamak zorunda olduğumuz gibi yani sağlıklı devam etmek için konudan çok sapmadan aklınızdaki fikre geri döneyim yola çıkmak onun özgür iradesinin karşılığıydı diye düşünüyorsunuz hayır değildi ailesi sürekli tartışıyordu ve çok fazla Jack London okuyordu gördükleri onu gitmeye mecbur etti ama başka bir şey de seçebilirdi değil mi örneğin Cioran okumuş olsaydı intihar da edebilirdi değil mi? İşte sorun bir noktada bu karşısına Cioran yerine London çıkaran neydi ya da ikisini de okuduğunu varsayalım birini diğerine tercih etmesinin sebebi neydi özgürce yaptığı seçim mi? gene hayır bugüne kadar denk geldiği olaylar biriktirdiği anılar seçim yapmamızı hep önceki deneyimlerimiz etkiler oysa biz o deneyimleri aptalca bulmakla beraber kendimizle bağdaştıramayız. Bir araştırmaya göre beyin gelecekteki ya da geçmişteki kendini düşünürken başka birini düşünüyor gibi hareket ediyormuş o zaman geçmişte birkaç kez aldatılmış ilişkileri bok gibi olan şu an düşündüğümde tam tersi şekilde davranacağımı bildiğim biri ( yani ben) nasıl şu andaki ilişkilerimi etkileyebiliyor şunu yazarken rüzgar, dinlediğim şarkı, geçmiş deneyimlerim hepsi beni etkilerken nasıl bunu benim yazdığımı düşünebilirsiniz çünkü bu yazıda beni aldatmış bir kadının da kelimeleri var beni göğün tepesine çıkarıp birden oradan bırakmış bir kadının da canı yandığından göğün tepesine çıkarmak istememe inatla direnen bir kadının da nasıl benim yazım derim buna başta bahsettiğim de bu işte metinlerarasılık dediğimiz de bu canlılar birbirinin üstüne basarak, öpüşerek, tartışarak, yumruklaşarak, sevişerek, birbirini öldürerek ve birbirini yaşatarak var olurlar. Özetle yaşam için devinim devinim için etkileşim ve bu etkileşim için bunun kendi tercihimizle olduğunu düşünmek şarttır elbette ki tüm bunlar için de yaşam şarttır. Bizler köpeğin kendi kuyruğunu takip etmesi gibi içinde yaşadığımız çemberi durmadan yürümek zorundayız ama güzel olan her bir turumuzda tur ne kadar uzun veya ne kadar kısa olursa olsun o çemberi dolaşan her ne kadar siz olsanız da değilsinizdir monadlarınız bir bütünün monadlarıdır doğru ama her yaşamda birbirnden milyonlarca kez farklı bir siz yürür o çemberde üstelik sizin monadlarınız değiştiği gibi diğer varlıkların da moandları değiştiğinden çemberde aynı kaldığını düşünseniz de bir önceki turdan tamamen farklıdır. Parçalar değiştikçe bütün varlığını sürdürebilir bu varlığın mutlak koşuludur yaşayabilmek için değişmek mikro evrende kendinizden yola çıkarak bunu görmek kolaydır 5 seneki sizle şimdiki siz baştan sona farkılsınız ama nihayetinde gene sizsiniz olmak zorundasınız tıpkı zihninizdeki herhangi bir monadın bir çağ sonra şu an savunduğu şeyin tam zıttını savunurken bunu gayet doğal karşılaması gibi gene sizsiniz her şey yaşama içkindir gördüğünüz her şey en aptalcası da en mantıklısı da en canicesi de en merhametlisi de yaşama yani size içkindir