Bir aralar her 15 dakikada bir "ben şu kadar dizi, şu kadar film izledim. 202*'de izlediklerim şunlar" diye 50 paragraf uzunluğunda gönderi/zarf atıp duran biri vardı? Hayatta mı? Hiçbirini okumadığım hâlde azmini kaybetmesinin sebebi ne? Artık neden atmıyor? 😄
Vincent Cavanagh 13 Nisan İzmir Soldout P. Hall konserinde Hasan Ceylan Flying şarkısına duduk ile eşlik edecek demiş. İlk defa "öyle ölmeyiz füze at" diyemiyorum. Ölürüz.
Ye, Uyu, Berbat Et Uyanıyorum yüzüm gibi kireçten bir tavana bakıyorum. Boyada aynı çatlak duruyor Bu kahvenin tadı niye yok!. Beklerken zaman çürüyor. Haber bültenleri yine geçmişimden bugüne güvenmediğim tüm sebepleri sıralarken... Çamurun içinde yürümek için bağlıyorum bağcıklarımı. Dünyam yıkılıyor…devamıYe, Uyu, Berbat Et
Uyanıyorum
yüzüm gibi kireçten bir tavana bakıyorum.
Boyada aynı çatlak duruyor
Bu kahvenin tadı niye yok!.
Beklerken zaman çürüyor.
Haber bültenleri yine
geçmişimden bugüne
güvenmediğim tüm sebepleri sıralarken...
Çamurun içinde yürümek için
bağlıyorum bağcıklarımı.
Dünyam yıkılıyor
ama küçücük
bir iple uğraşıyorum.
Duvardaki gölgemle
saatleri kovalıyorum.
Tüm planlarım ödünç alınmış.
Her nefesimde bir düşüş.
Üzgün değilim,
pratik yapıyor uyuşmuşluğum.
Hiç açmadığım kutular gibi üst üste
ileriye doğru her adımım
beni geri çekiyor.
Ye, uyu, berbat et; döngüye sıkışmışım.
Aynı boş hamlelerim, aynı eskimiş gerçek.
Ye, uyu, berbat et; gözünü aç kapa
ve tekrar et.
Kağıt üzerinde hayattayım ama aklımı kaçırıyorum.
Ye, uyu, berbat et; döngüye sıkışmışım.
Eller direksiyonda, neden hiçbir yere sürmüyoruz?
Manzaraları çok güzel bir ülkede
denizin kokusunu kaybetmemek için
savaşıyorum.
Beni sadece bu yatıştırır.
Geceye haykıran rüyalarımı
duvarlara fısıldarken siliniyorlar.
Sahte bir ışık sızıyor odama.
Gözümü alıyor yine bir hüzün.
Zifirle mühürlü evim, hüsran içindeyim.
Tesellilerim de yok...
Felaketin peşinden koşmuyorum
beni eskiden tanır.
Tüm aksilikler yanımda ve sessiz
gitmek için izin istese
özler geri gelir.
Aynı sokaklarda
Aynı zihinsel boşluk
Aynı yerde
Dönüp duruyorum
Her çıkış tabelası, bir tuzak gibi.
Özgürlük buysa,
şekli bir kafes, alışkanlıklarla boyanmış gibi.
Keder istemiyorum
bunu anlamak zor değil.
Bu gereksiz ağırlığı
kıracak bir şey gerekirken
saplantılı planlarıyla
yarınım beni yine bekliyor.
Donmuş Saatler Şehrinde Eskiden yön veren o keskin rüzgar, şimdi yıkık bir bedeni ayakta tutuyor. Önümde uzanan bir yol var ama... Varılacak şehirler soluk beyaz. Daha sert estiğinde günler omuzlarımda hâlâ o eski yükler. Taşıdığım artık sorumluluk değil! Alışılmış bir…devamıDonmuş Saatler Şehrinde
Eskiden yön veren
o keskin rüzgar,
şimdi yıkık bir bedeni ayakta tutuyor.
Önümde uzanan bir yol var
ama...
Varılacak şehirler
soluk beyaz.
Daha sert estiğinde günler
omuzlarımda hâlâ
o eski yükler.
Taşıdığım artık
sorumluluk değil!
Alışılmış bir ağırlıkta ezildiğim.
Zaman akıyor sanıyorum,
hayat devam ediyor.
Çoktan donmuş saatler
senin şehrinde...
İnce bir çizgi üzerindeyim.
Hayatımı ellerimle mahvediyorum.
Duvarları şeffaf bir akşamda
burası bir kayıp değil,
şehrin ortası.
Bulunmanın anlam katmadığı o eşik;
seslerin sustuğu değil,
feryadın boğulduğu bir boşluk.
Titreten bir ışığın
tam ortasındaydım.
Işık soldu artık.
Karanlık bir patikanın ardında,
kendimi görüyorum.
Ruhum havada asılı.
Ne işim var lan burada?
Daha önce de mi durdum aynı yerde?
İnce bir çizgi üzerindeyim.
Yok oluşu ellerimle kazıyorum.
Ne cam gibi kırıldı,
ne demir kadar sağlam.
Ne buralı olabildim,
ne de buralardan gidebildim.
Askıda kalmış bir hayatın
tamamlanmamış son cümlesi...
Bu bir kayıp değil
Varlığımda gizli olmayan izler var.
Her şey burada, kalan bir şey yok.
Bu hâl
geçip gitmiyor,
içimde kök salıyor.
Her yer beyaz,
zaman ise, donmuş bir iki lanet.
3'e bölüp mini dizi yaptım, 3 günde bitirdim. Biraz inatlaşmış olabilirim ama sebebi çok basit. Duymak istediğim tek şey "Biz cinayet büro dedektifiyiz Gretta. Her şeyden vaz mı geçeyim? Tamam, peki... her gün onlarca cesetle sen mi ilgileneceksin cimcime?" demedi…devamı3'e bölüp mini dizi yaptım, 3 günde bitirdim.
Biraz inatlaşmış olabilirim ama sebebi çok basit.
Duymak istediğim tek şey "Biz cinayet büro dedektifiyiz Gretta. Her şeyden vaz mı geçeyim? Tamam, peki... her gün onlarca cesetle sen mi ilgileneceksin cimcime?" demedi yani, diyalog kısır. 😑😔
Ama John hallerde, tamam işte gördün, gördüğün o adam aslında gördüğün o adam değil, gidip darlama insanları işte... Duymuyor tabii beni, 2 saniye sonra milleti yine darlıyor.
Olacakları tahmin ettiğim bir filmi 3 parçada izlerim, sinemada olsa 3 bilet için değer.
GÖRÜ Ne iyi olurdu, herkesin, ... Ben yalan söyleyebilirim, Ama sana değil... Bir, sen'i olsaydı.. Ne iyi. Şimdi herkesin bir sen'i var, Yalan söylediği. Özdemir Asaf ———————————————————— TAŞ YAZI Gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye Birden iki kişiyi döndürür…devamıGÖRÜ
Ne iyi olurdu, herkesin,
... Ben yalan söyleyebilirim,
Ama sana değil...
Bir, sen'i olsaydı..
Ne iyi.
Şimdi herkesin bir sen'i var,
Yalan söylediği.
Özdemir Asaf
————————————————————
TAŞ YAZI
Gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
Anılarından kale yapıp sığınsa bile
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.
Özdemir Asaf
————————————————————
PIHTI ÇANTASI
Herşey yitik değerde,
Burada bu çöl kıyısında,
Acı avcımız:
Düzenli ısrarı
ve çantası
dolu pıhtılarımızla.
Dirsek her zaman eksi,
Kalımsız doygunluğun avucunda.
Mut kaçağımız, onun
süren belirsizliği
ve uzaklığı
katlanıyor arzularımızla.
Nilgün Marmara
Daktiloya Çekilmiş Şiirler
(1977-1987)
————————————————————
İKİLEM
Sevgi ise, sevişeceğiz seninle..
Kavga ise, dövüşeceğiz seninle..
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle.
Özdemir Asaf
————————————————————
İLK YAĞMUR
Yunanistan, 1884 - 1951
Açık pencereye yaslanmış bakıyorduk,
Her şey uyum içindeydi duygularımızla.
Tarlalarla bağları karartıyordu
kükürt rengi bulutlar
ve gizli çalkantıyla
ağaçlarda inlerken rüzgar
göğsü otları okşayarak
uçup gitti hızla kırlangıç.
Sonra, birden büyük bir gürültüyle
yırtıldı gökler ve raksederek
boşandı yağmur.
Tozlar uçuştu havada.
Bereketli toprağın kokusuyla
titrerken burun deliklerimiz,
dudaklarımızı araladık
içimize işlesin diye sular..
Sonra yan yana yüzlerimiz
sütleğen ve zeytinler gibi
yağmurdan sırılsıklam,
"Nedir bu koku" diye sorduk,
"Bu oğul arılar gibi havaya yayılan?
Belsem mi, çam mı, kenger mi,
yoksa keklik mi?"
Öyle yoğundu ki kokular
soluk aldıkça içime doldu hepsi
ve sonsuz bir meltemin okşadığı
bir saz gibi titredim
gözlerim gözlerini bulup
damarlarımdaki kanın
çığlığını işitinceye değin.
Asmanın üzerine eğilip
ürperen yapraklardan bir bir
o tatları tatmak çiçekleri solumak istedim;
oysa aklım üzüm salkımları gibi yoğun,
soluğum böğürtlenlere takılı
tatlarla kokuları tek tek seçemediğim
ve insan nasıl aynı anda tadarsa
kaderin kadehinden acı ile sevinci
ben de öyle tattım aynı anda hepsini;
ve kolumu beline doladığım anda,
bülbül gibi şakıdı, ırmaklar gibi aktı
damarlarımda kanım.
Angelos S.
————————————————————
Son birkaç yıldır yere düşürülmüş para görmediğimi fark ettim. Simülasyonda hata olmuş olabilir. (Mınımını mınımını simülasyonu başkalarına çalışıyor da olabilir). Banka kartı buldum, sonra renginden dolayı kendi kartımla karıştırıp, bana selam veren tek başına, kimsesiz gibi oturan güvenliğe "ya kıyamam…devamıSon birkaç yıldır yere düşürülmüş para görmediğimi fark ettim.
Simülasyonda hata olmuş olabilir.
(Mınımını mınımını simülasyonu başkalarına çalışıyor da olabilir).
Banka kartı buldum, sonra renginden dolayı kendi kartımla karıştırıp, bana selam veren tek başına, kimsesiz gibi oturan güvenliğe "ya kıyamam şapşikkk, tatlı yesin de sevinsin" dedim, içimden dedim.
Gittim pastanede temassız ödeme yaptım ama "Ödeme onaylanmadı" dedi. Atm'ye geri döndüm, kendime de döndüm dedim ki "Onu yerde buldun ya, mal!" dedim.
Az kalsın başkasının parasıyla başkasına tatlı ısmarlıyodum.
2 yıllık refakatçinin "Yeter artık, benden buraya kadar" dediği son nokta!. - O aşağılık herif benden su istedi. --- Mersin'de tantuni neden pahalı diyordum, meğer yarış atlarıymış. 😒 Resmen yokluk içinde varlık çekiyoruz.