Kafayı yememek için, bir de can sıkıntısından haberlere bakayım dedim. Her zaman olduğu gibi gördüklerim yine boş dedirtti bana, her şey boş. Öğrencisin, okumaya çalışıyorsun. Saçma sapan yerlerden saçma sapan şeyler çıkıyor üstüne. Okuyorsun da ne oluyor? İster çöpçü olsun…devamıKafayı yememek için, bir de can sıkıntısından haberlere bakayım dedim.
Her zaman olduğu gibi gördüklerim yine boş dedirtti bana, her şey boş.
Öğrencisin, okumaya çalışıyorsun.
Saçma sapan yerlerden saçma sapan şeyler çıkıyor üstüne.
Okuyorsun da ne oluyor?
İster çöpçü olsun ister profesör, insanda insanlık kalmamış.
Hayatın çok ucuz, biri her an gelip bir bıçak ya da kurşun darbesiyle yok yere seni öldürebilir.
En sevdiğinden, en yakınından ihanete uğrayabilirsin, bir anda tüm çabaların boşa gidebilir.
Uğruna feda ettiklerin bir çırpıda feda ediverirler seni.
Ortada kalırsın öylece.
Anlam veremediğinle kalırsın.
Çabaladığınla, üzüldüğünle kalırsın hepsi bu...
Ne yaparsan yap, olanın önüne geçilmiyor.
Hangi tercih yanlış, hangisi doğru bilmiyorum artık.
Neresinden tutsam elimde kalacak sanki.
İki duvar arasındayım.
Çıkışı göremiyorum...
Sabah mı? Sabah. Ben her zamankinden vasat! Kim rahat? Neyse bu kadar zırvalama yeter! Sadede geleyim. Dünki şu engelliler meselesi. Yüzyıllardır milletin gözünü kapatarak, onları tekerlekli sandalyeye oturtarak bir şeylerin değişeceğinin sanılması çok ama çok berbat, vahim. Gerekli olan düzenlemeler…devamıSabah mı?
Sabah.
Ben her zamankinden vasat!
Kim rahat?
Neyse bu kadar zırvalama yeter!
Sadede geleyim.
Dünki şu engelliler meselesi.
Yüzyıllardır milletin gözünü kapatarak, onları tekerlekli sandalyeye oturtarak bir şeylerin değişeceğinin sanılması çok ama çok berbat, vahim.
Gerekli olan düzenlemeler asla yapılmıyor ama 3 Aralık deyince milletin farkında olasa falan geliyor.
Ne denir ki?
Bir şey bulamıyorum artık.
Aslında vaktim, gücüm olsa sabaha kadar konuşurum ama yok işte.
Her neyse!
Birilerinin vicdanlarını tatmin ettiği bir 3 Aralık daha geride kaldı.