8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde okumam çok manidar oldu. Yazardan okuduğum ilk kitap: Kadınlar Ülkesi. Yazarın dili gayet akıcıydı seviyorum ben böyle, vermek istediği mesajlar da gayet güzeldi. Tavsiye ederim 💗 7/10
ŞUBAT AYININ OKUMALARI: 🦋Zacharius Usta - Jules Verme 🦋Otomatik Portakal - Anthony Burgess 🦋Jules Verne - Doktor Ox’un Deneyi 🦋Otopsim - Jean Louis Fornier 🦋Noel’de Cinayet - Agatha Christie 🦋Dul - Jean Louis Fournier 🦋Mutlu Yaşam Üzerine - Seneca Toplam…devamıŞUBAT AYININ OKUMALARI:
🦋Zacharius Usta - Jules Verme
🦋Otomatik Portakal - Anthony Burgess
🦋Jules Verne - Doktor Ox’un Deneyi
🦋Otopsim - Jean Louis Fornier
🦋Noel’de Cinayet - Agatha Christie
🦋Dul - Jean Louis Fournier
🦋Mutlu Yaşam Üzerine - Seneca
Toplam 7 kitap.
Yoğunluğuma göre iyi bir aydı diyebilirim.
Genel olarak çok güzel kitaplar okudum.
Mesela bu ay okuduklarım üzerine bilim - kurgu türünün bana hiç uygun olmadığını, ve de Jean Louis Fournier’nin kitaplarının çok güzel olduğu kanısına vardım.
Ve ayın en güzel kitabı bence yine Jean Louis Fournier’nin “Dul” kitabıydı.
Keyifle okumalar dilerim 🫶🏻
Felsefe kitaplarını okumayı çok severim. Okumayalı bayağı da zaman olmuştu bu yüzden şimdi yorum yapmak istedim. Kitapta iki ayrı kısım var: mutlu yaşam üzerine, ve yaşamın kısalığı üzerine olmak üzere. Kitap zaten çok eski bir dönemden kalma olduğu için uzun…devamıFelsefe kitaplarını okumayı çok severim.
Okumayalı bayağı da zaman olmuştu bu yüzden şimdi yorum yapmak istedim.
Kitapta iki ayrı kısım var: mutlu yaşam üzerine, ve yaşamın kısalığı üzerine olmak üzere.
Kitap zaten çok eski bir dönemden kalma olduğu için uzun uzun çevirmenin notları vardı aşağısında.
Birkaç bölüm de kayıptı mesela yine çok eski olduğu için.
Bu yüzden çevirmenin başarısının üzerinde ayrıca durmak gerekiyordu bence.
Zor okuduğumu söyleyebilirim ama hoşuma da gitti.
Anlamlandırabileceğim, kendimi bulabileceğim kısımlar oldu.
Stoa felsefesine giriş için de güzel bir kitap aynı zamanda.
Tavsiye ederim.
7/10
Bu kitap hakkında söyleyecek çok şey var aslında. Bilmiyorum, belki de ben abartıyorumdur ama favori ilk 5 kitabımın içerisinde yer aldı galiba. Beni çok etkiledi. Daha öncesinde duygusal anlamda bu kadar etkilendiğim Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı olmuştu. Bir onda…devamıBu kitap hakkında söyleyecek çok
şey var aslında.
Bilmiyorum, belki de ben abartıyorumdur ama favori ilk 5 kitabımın içerisinde yer aldı galiba.
Beni çok etkiledi.
Daha öncesinde duygusal anlamda bu kadar etkilendiğim Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı olmuştu.
Bir onda ağladım, bir de Dul’da.
Yazardan yakın bir zaman içerisinde Otopsim’i okumuştum.
Onu da çok beğenmiştim; duygusal anlatımının yanında mizahi, alaylı bir dili de vardı.
Ama sanıyorum ki onu Otopsim’de yeteri kadar anlayamamışım, fakat Dul’da çok iyi anladım.
Çünkü bu kitabı yakın bir zamanda
vefat eden eşine yazmış.
Diğer kitaplarına da göndermeler var, farklı yazarlardan alıntılar var.
Bu eser anlatı türünde, ve ben de ilk defa anlatı okudum.
Eşinin vefatından sonra psikolojik ruh tasvirlerini yeri geldiğinde alaylı, yeri geldiğinde incitici bir şekilde dile getiriyor.
Ve anladığım kadarıyla diğer kitaplarında da sıklıkla eşinden bahsediyor.
Yazar, ruhsal tasvirleri o kadar güzel yapmış ve her bir satırı o kadar incelikle yazmış ki hepsi içime ilmek ilmek işledi resmen.
Altını çizdiğim çok fazla güzel cümle vardı, ama tabii ki içlerinden bir tanesiyle yazımı sonlandıracağım ben de 🤍
“Devamlı akan su durduğunda serinliği özlenir, yanan ışık söndüğünde aydınlık özlenir ve insan karısını kaybettiğinde de onu ne kadar çok sevdiğini anlar.
Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı.
Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?”
10/10 🤍
Spoiler içeriyor
Agatha Christie’den okumuş olduğum 8. kitap. Ve aslında bu kitabını Noel’de okumak istiyordum fakat ne yazık ki aksadı. Şunu da söyleyeyim: Agatha Christie’nin bendeki yeri çok ayrıdır. Uzun zamandır da okumuyordum ve her ay 1 tane Agatha Christie okumaya çalışıyorum.…devamıAgatha Christie’den okumuş olduğum 8. kitap. Ve aslında bu kitabını Noel’de okumak istiyordum fakat ne yazık ki aksadı.
Şunu da söyleyeyim: Agatha Christie’nin bendeki yeri çok ayrıdır.
Uzun zamandır da okumuyordum ve her ay 1 tane Agatha Christie okumaya çalışıyorum.
Ve gerçekten de şu ana kadar kitaplarının beni bu kadar içine çektiği başka bir yazar daha bulamadım.
Polisiye türünde de sanıyorum ki Agatha Christie çok özel 🤍
Kitapla alakalı yorumuma
şimdi geçiyorum 🥳
🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄
Bu kitabımızda da yine dedektifimiz
Hercule Poriot.
Kendisi benim Agatha Christie’nin bir diğer kurgusal karakteri olan Dedektif Miss Marple’dan da daha çok sevdiğim bir karakterdir.
Hatta diğer tüm kitaplar arasında da en sevdiğim kurgusal karakter
Dedektif Hercule Poriot 🫶🏻
Ve yine konumuz Noel’de bir malikanede olan cinayeti konu alıyor tabii ki.
Kitabın sonuna kadar katil ASLA aklıma gelmedi.
Tamamen farklı insanlardan şüphelendim.
Ama bu denli tersköşe olacağı aklımın ucundan dahi geçmezdi.
Yine diğer Agatha Christie romanlarında olduğu gibi Dedektif Hercule Poriot cinayet sonrası olay inceleme başlatıyor, konuklardan tek tek ifade alıyor, ifade aldığı süre zarfında da olaylar oluyor ve cinayeti çözümlüyor.
Şunu söylemek istiyorum ki benim mantığına yatmayan ve saçma bulduğum iki şey vardı:
Birincisi Stephen’ın da Pilar’ın da tesadüf eseri aynı malikaneye giden trende bulunmaları.
Diğeri Stephen’ın da aslında “Stephen Farr” olmayıp sahte kimlikle gidebilmesi, ve aynı şekilde Pilar’ın da o gün aslında o trende ölmüş olup yerine başka bir kızın geçip, kendinin Pilar olduğunu yine inandırabilmesi.
Dedektif Hercule Poriot’nun çözümlemesine göre mantık çerçevesinde olsa da yine de bana çok mantıklı ve wow dediğim bir kısım değildi.
Fakat tabii ki asıl konu katil.
Katil asla tahmin edemeyeceğim biriydi.
⚠️Katil: **Başkomiser Sugden**
Ve Sugden’in Simeon Lee’nin gayrimeşru oğlu olup da kimse tarafından anlaşılamaması yine bence mantık çerçevesinin dışında kaldı.
En azından kendimce 🙃
Onun harici kitabın ilerleyişi gayet güzeldi, gayet heyecanlıydı.
Çok zevkli dakikalar geçirdim, beni bayağı sürükledi.
Herkese de tavsiye ederim Agatha Christie’nin tüm kitaplarını.
Ve eminim ki Agatha’nın başka bir kitabıyla da aramıza bu kadar uzun bir
zaman girmeyecek 🥹🤍
Gerçekten bambaşka bir dünya 🫶🏻
Bu da önerimdir.
Kitapla ve barışla kalın! ✨
“Dünya kadınlara karşı çok zalim.”
9/10 🎄🔪
Güzel, aksiyonu bol bir filmdi. İmdb’si düşük diye biraz ön yargıyla yaklaşmıştım ama ben gerçekten beğendim. Bazı kısımlar beni çok gerdi. Bazı kısımlar da epey güldürdü. Ama genel olarak gerildiğim ve yer yer heyecanlandığım bir filmdi. Biraz Titanic esintisi de…devamıGüzel, aksiyonu bol bir filmdi.
İmdb’si düşük diye biraz ön yargıyla yaklaşmıştım ama ben gerçekten beğendim.
Bazı kısımlar beni çok gerdi.
Bazı kısımlar da epey güldürdü.
Ama genel olarak gerildiğim ve yer yer heyecanlandığım bir filmdi.
Biraz Titanic esintisi de aldım.
Boş zamanda izlenebilecek bir filmdi 🤍
8/10
Öncelikle kitap herkese hitap eder mi bilmiyorum. Ama ben gerçekten kitaba ba-yıl-dım. Fransız yazarları zaten çok severim. Bu yazar da Fransız ve elimde 1 kitabı daha var. Ve diğer eserleriyle beraber daha sonrasında yorumlayacağım. Yazarın yazımdili çok hoşuma gitti öncelikle.…devamıÖncelikle kitap herkese hitap eder mi bilmiyorum.
Ama ben gerçekten kitaba ba-yıl-dım.
Fransız yazarları zaten çok severim.
Bu yazar da Fransız ve elimde 1 kitabı daha var.
Ve diğer eserleriyle beraber daha sonrasında yorumlayacağım.
Yazarın yazımdili çok hoşuma gitti öncelikle.
Mizahi yönü çok inceydi ve ben bu tip yazıları çok severim.
Konusu da çok ilgi çekiciydi, sürükleyiciydi.
Bir otopsinin anıları tarzında bi kitaptı aslında bence.
Kitapta yazarın diğer eserlerine göndermede bulunması ve en sevdiğim yazarlardan biri olan Oscar Wilde’ın alıntılarına, aforizmalarına yer vermesi çok hoşuma gitti.
Altını çizdiğim çok fazla da cümle oldu.
Ben bu kitabı herkese öneriyorum.
Favorilerimden yerini aldı. 🤍
“Utangaç, senden birkaç ay önce öldü. Kedinin yerini bir başkasıyla doldurdum. Senin yerini dolduramadım.”
10/10 🍼🤍
Gerçekten tam bir başyapıt. 14 Şubat’ta izlemiş olmam da manidar oldu. Çok gözlerim doldu, sanıyorum ki bu film için diyeceğim her şey kifayetsiz kalır. Konusuna da hepimiz aşinayızdır: “Tanrı bile batıramaz” denilen bir geminin buz dağına çarpıp batmasını anlatıyor. Sanat…devamıGerçekten tam bir başyapıt.
14 Şubat’ta izlemiş olmam da manidar oldu.
Çok gözlerim doldu, sanıyorum ki bu film için diyeceğim her şey kifayetsiz kalır.
Konusuna da hepimiz aşinayızdır: “Tanrı bile batıramaz” denilen bir geminin buz dağına çarpıp batmasını anlatıyor.
Sanat eseri yani ne diyeceğimi çok bilemiyorum.
Leonardo Di Caprio’nun oyunculuğu zaten muazzam.
Burda da ayrı bayıldım.
Filmdeki çoğu detay çok güzeldi.
Gemi batacakken insanların “sanat yapmaya” (keman çalmaya) devam etmesi…
Mesela, yolculardan birinin buz dağına çarptıktan sonra sırf vücut ısısını sıcak tutacağını bildiği için ölmeden önce viski içmesi, Rose’un Jack’e olan güveni, sadakati, pes etmeyişi, fedakarlığı…
Tabii Jack’in de Rose’a olan.
Aynı zamanda Rose’un Jack’in soyadını kullanması da içimi sıcacık yaptı.
Rose Jack’i tekneden bırakırken son kez öpmesi, ona verdiği sözlerin hepsini tutması…
İçime ilmek ilmek işledi.
Umarım ki herkes bu kült filmi hayatında en az 1 kez izler.
Çünkü daha öncesinde izlemiş olmama rağmen dönem dönem açıp izlenilmesi gereken bir film diye düşünüyorum.
İyi seyirler diliyorum… 🤍
Jules Verne’den okuduğum ikinci eser. Daha öncesinde - yakın bir zamanda - Zacharius Usta’yı okumuştum. Onu gerçekten beğenmiştim. Ama bu kitabı ben pek beğenemedim ve okuyamadım da. Belki üst üste Otomatik Portakal, Zacharius Usta tarzında hep bilim - kurgu kitapları…devamıJules Verne’den okuduğum ikinci eser.
Daha öncesinde - yakın bir zamanda - Zacharius Usta’yı okumuştum.
Onu gerçekten beğenmiştim.
Ama bu kitabı ben pek beğenemedim ve okuyamadım da.
Belki üst üste Otomatik Portakal, Zacharius Usta tarzında hep bilim - kurgu kitapları okumamdan kaynaklanıyordur.
Fantastik severim ama bilim - kurgu benim zaten pek adapte olabildiğim bir tür de değil.
Bu yüzden benim için hiç akmadı yani.
Ama yazarın dili mesela Anthony Burgess’a göre daha akıcıydı.
Bu yüzden Otomatik Portakal’a göre daha çok beğendim.
Birçok kişi tarafından sevilen bu kitap dediğim gibi beni yine hayal kırıklığına uğrattı 😢
Gerçekten hiç beğenmediğim bir kitaptı hakkında çok konuşabileceğim bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Arka kapağını, hatta kitap hakkındaki yorumları okumama rağmen kitabın başından itibaren hiçbir şey anlamadım. Yanlış hatırlamıyorsam yazar, bu kitabı yazarken beyin tümörü varmış ve kısa bir süre…devamıGerçekten hiç beğenmediğim bir kitaptı hakkında çok konuşabileceğim bir şey olduğunu da düşünmüyorum.
Arka kapağını, hatta kitap hakkındaki yorumları okumama rağmen kitabın başından itibaren hiçbir şey anlamadım.
Yanlış hatırlamıyorsam yazar, bu kitabı yazarken beyin tümörü varmış ve kısa bir süre sonra da vefat etmiş.
Belki onun da vermiş olduğu bir şeyle kitabı beğenmemişimdir, tam olarak anlayamamışımdır.
Ama cidden bomboş bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kesinlikle okuyamadım.