İki gündür eklensin diye bekliyorum, sonunda geldi dkwömwmd aslında Gracepoint pek üzerine konuşmak istediğim bir dizi değil ama ilk yorumu yapma fırsatını kaçırmak istemedim. İngiliz dizisi olan Broadchurch'dan uyarlanan bir Amerikan dizisi Gracepoint. Tuhaf olan şu, Broadchurch'ın başrolünde yer alan…devamıİki gündür eklensin diye bekliyorum, sonunda geldi dkwömwmd aslında Gracepoint pek üzerine konuşmak istediğim bir dizi değil ama ilk yorumu yapma fırsatını kaçırmak istemedim.
İngiliz dizisi olan Broadchurch'dan uyarlanan bir Amerikan dizisi Gracepoint. Tuhaf olan şu, Broadchurch'ın başrolünde yer alan David Tennant'ı aynı rolde Gracepoint'de de oynatmışlar. Biraz saçma bir şey ama David olmasa kesinlikle izlemezdim. Çünkü evet Broadchurch'da ne varsa farklı oyuncularla -David Tennant dışında- aynısını yapmışlar ama bir şeyler eksik geldi bana. İlk Broadchurch'ı izleyip oradaki oyuncuları karakterlere daha uyumlu gördüğüm için de olabilir bu. Ama bariz olarak Broadchurch ayarında bir dizi değil. O yüzden David Tennant'ı ya da Anna Gunn'ı burada mutlaka izlemeliyim demediğiniz sürece, aynı konunun daha iyi işlendiği Broadchurch'a bakmanızı öneririm. Broadchurch'ın oyuncu kadrosunu ben daha çok seviyorum. David Tennant, Olivia Colman, Jodie Whittaker, Arthur Darvill... Doctor Who izleyenler ismen tanımayabilir belki ama bu saydığım 4 isimden 3'ü Doctor Who'da yer aldı😅
Broadchurch hakkında daha sonra konuşurum, dizinin konusundan da orada bahsederim muhtemelen. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
"İnsan iradesi çelikten bir binadır. Ama bataklık üstüne inşa edilmiştir, en ufak sallantıda batar." "Bir ömür gibi geçmiş zor, uzun günlerden sonra anlarsın ruhunu zehirleyen karmakarışık düşünceleri. Büyük heyecanlardan sonra çöken bitkinlikleri. Kimsenin bulutlara bakmadığı bir şehirde bir lafı döndürüp…devamı"İnsan iradesi çelikten bir binadır. Ama bataklık üstüne inşa edilmiştir, en ufak sallantıda batar."
"Bir ömür gibi geçmiş zor, uzun günlerden sonra anlarsın ruhunu zehirleyen karmakarışık düşünceleri. Büyük heyecanlardan sonra çöken bitkinlikleri. Kimsenin bulutlara bakmadığı bir şehirde bir lafı döndürüp dolaştırmadan anlatmanın imkansızlığını. Belki de insanın ne anlatacağını bilemediğinde şair olduğunu anlarsın."
"Bataklıkta dans ediyoruz. Bataklıkta olduğumuzu hatırlatanları boğarak. Kıyametin tek adaleti, herkes için kopması."
"Mutluluk yokluğuyla bilinen bir merettir. İçinde bencillik olmayan hiçbir mutluluk da yoktur."
"Bir kabusu kabus yapan şey ondaki aktarılamayan noktalardır. Başkasına anlattığın şey kabus değildir artık."
"Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu."
"Kıyameti büyük bir gümbürtü olarak tasavvur ediyorlar ama bence sonsuz bir sessizlik olmalı. Kıyamet, dünyadaki bütün bu şamataya son verecekse eğer bunu ancak sessizliğin ezici gücüyle yapabilir. Her şeyi ezebilecek tek güç sessizliktir."
Bu kadar alıntı okuduktan sonra kitabı okumamıza gerek kalmadı diyor olabilirsiniz dkwçmels ama kusura bakmayın altını çizdiğim yerleri koymak istedim kitabı yorumlamak yerine.
Emrah Serbes sonunda t yok.
Des ile ilgili ilk Raf yorumunu ben yapmak istiyordum. O yüzden daha da geciktirmemeliyim😅 Aslında izleyeli bir hafta oldu ama nedense hakkında yazasım gelmedi, o yüzden biraz bekledim. Des benim epeydir beklediğim bir diziydi -başrolde David Tennant'ın oynayacağını öğrendiğimden beri…devamıDes ile ilgili ilk Raf yorumunu ben yapmak istiyordum. O yüzden daha da geciktirmemeliyim😅 Aslında izleyeli bir hafta oldu ama nedense hakkında yazasım gelmedi, o yüzden biraz bekledim.
Des benim epeydir beklediğim bir diziydi -başrolde David Tennant'ın oynayacağını öğrendiğimden beri yani. Dizilla'ya eklendiğini görür görmez de izledim ve birkaç saat içinde bitirdim. Zaten sadece 3 bölümden oluşan bir mini dizi.
Dizi İskoç seri katil Dennis Nilsen(David Tennant) hakkında. Seri katillerle ilgili şeyler izlemeyi, onları araştırmayı seviyorum ama Dennis Nilsen'i, namıdiğer Des, daha önce hiç duymamıştım. 15 kadar kurbanı olduğu düşünülüyor ama yalnızca 6 cinayet ve 2 cinayete teşebbüsten hüküm giymiş. Yakalanma hikayesi de oldukça tuhaf çünkü dizide işlenişine göre katil kısmen kendisini ihbar etmiş. Ve yine dizide polisle iş birliği kurmak için oldukça hevesliydi. Polis ne soruyorsa dürüstçe cevap veriyordu ama bazı ayrıntıları atlayarak. Kurbanların ismini de hatırlamıyordu. Zamanla birkaçını hatırladı, zaten yargılandığı o 6 cinayet de kimliği tespit edilen kurbanlar. Kurbanlarının hepsinin erkek olduğunu da atlamayayım. Çünkü seri katilimiz bir eşcinsel. Ve kendisinde biraz ölü sevicilik var anladığım kadarıyla.
Seri katilden çok bahsettim. Çok azıcık da onu canlandıran David Tennant'tan bahsetmek istiyorum. Müthiş bir oyunculuk sergilemiş. Ağzım açık izledim neredeyse. Kendisini çok sevdiğim için objektif bakamamış olabilirim ama bence oyunculuğu gerçekten üst düzeydi.
Bu tarz gerçekten uyarlanan yapımlarda filmin/dizinin sonunda o insanlara daha sonra ne olduğunu siyah bir ekranda yazıyla anlatmalarına bayılıyorum nedense. Oradan öğrendiğim şeylerden biri de Dennis Nilsen'ın 2018'de hapishanede öldüğü oldu.
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, ufak bir Mindhunter havası aldım diziden. Ki bu çok hoşuma gitti çünkü o diziye bayılıyorum. Yani başka seven varsa Des'i de sevebilir. Zaten Des arka arkaya izlendiğinde bir film süresinde bitiyor. Belgesel tadında biraz da. Ben çok beğendim. Türün sevenleri şans vermeli.
An itibariyle seriyi bitirdim. Evet izlemek bugüne nasip oldu😅 Yalnızca ilk filmini 2019 yılında izlemiştim, geriye kalanları ise iki hafta içinde fırsat buldukça teker teker izledim ve az önce bitti. Birçoğunuz senelerdir tekrar tekrar izlediğiniz için size göre çok özel…devamıAn itibariyle seriyi bitirdim. Evet izlemek bugüne nasip oldu😅 Yalnızca ilk filmini 2019 yılında izlemiştim, geriye kalanları ise iki hafta içinde fırsat buldukça teker teker izledim ve az önce bitti.
Birçoğunuz senelerdir tekrar tekrar izlediğiniz için size göre çok özel bir seri sanırım. Ha ben de sevdim orası ayrı konu. İlk iki film ortalama, geri kalanlar çok iyiydi bana göre. Ama Hogwarts mektubu bekleyecek kadar olmadım galiba. Ben bir köşede Tardis'i beklemeye devam edeceğim dlwşwöwdl
Yine de hissettirdikleri çok özeldi tabii. Daniel Raddcliffe'i buradan önce Miracle Workers ve A Young Doctor's Notebook'ta izlemiştim, o yüzden başlarda küçücük görmek garip gelmişti. Ama rol ile bütünleşmiş resmen.
Uzatmayayım. Yeni izlemiş olmak bir şey kaybettirmedi bence, geç olsun güç olmasın demişler. Beğendim, sonu da çok hoşuma gitti. İyi ki izlemişim dediğim serilerin arasına koydum gitti💞💞
Dün gece bu mini dizinin uygulamada olmadığını fark ettim ve bildirdim. Bugün eklenmiş. Çok teşekkür ederim Raf ekibine💞 Ee hazır dizide hiç yorum yokken ilki benden gelsin dedim. David Tennant hatrına izlediğim yapımlardan biriydi. Aslında izleyeli epey oldu ama hatırladığım…devamıDün gece bu mini dizinin uygulamada olmadığını fark ettim ve bildirdim. Bugün eklenmiş. Çok teşekkür ederim Raf ekibine💞
Ee hazır dizide hiç yorum yokken ilki benden gelsin dedim.
David Tennant hatrına izlediğim yapımlardan biriydi. Aslında izleyeli epey oldu ama hatırladığım kadarıyla bir şeyler söyleyeceğim artık. Başrolümüz oldukça başarılı ve yanılmıyorsam hiç dava kaybetmemiş bir avukat. Yani birçok suçlunun serbest kalmasını sağlamış anlayacağınız.
Serbest kalmasını sağladığı son suçluyla beraber hayatı altüst oluyor. Eşinin öldürülmesi ve oğlunun cinayete tanık olmasının sorumlusunun son davası Liam Foyle olduğunu düşünüyor ve dizinin geri kalanında bu konudaki mücadelesini izliyoruz.
İlk iki bölüm ortalama -yine de oldukça sürükleyici- son bölüm ise, özellikle son 10 dakikası, bana kalırsa çok etkileyiciydi. Oyunculuklar gayet yerinde, zaten izlememin sebebi de başrolde beğendiğim bir oyuncu olmasıydı söylediğim gibi.
Dizi dediğime bakmayın, uzuun bir film gibi. Ben şans verin derim.
İlginç bir konuya sahip belgesel. Yer yer kopsam da -çünkü aynı şeyleri farklı şekilde tekrar tekrar söylüyorlar gibi geliyordu- genele baktığımda keyifle ve merakla izledim. 23 yaşında bir adamın 16 yaşındaki kayıp bir çocuğun yerine geçmeye çalışması anlatılıyor ve tabii…devamıİlginç bir konuya sahip belgesel. Yer yer kopsam da -çünkü aynı şeyleri farklı şekilde tekrar tekrar söylüyorlar gibi geliyordu- genele baktığımda keyifle ve merakla izledim. 23 yaşında bir adamın 16 yaşındaki kayıp bir çocuğun yerine geçmeye çalışması anlatılıyor ve tabii ki gerçeklerden uyarlanmış. Konu oldukça tuhaf çünkü yerine geçmeye çalışmakla kalmıyor, bir süreliğine de olsa gerçekten yerine geçiyor.
Belgesel severler kaçırmasın derim. Beklentiyi yüksek tutmadan izlerseniz keyif alırsınız.
İkinci sezonda sarmaya başlayan ve pat diye biten dizi. Aslında oldukça saçma ve anlamsız ama bu tarz şeyleri izlemekten keyif alıyorum nedense. Başroldeki kız aşırı sinir bozucu olmasına rağmen iki sezon boyunca ona katlanabildiğim için de ayrıca tebrik ediyorum kendimi.…devamıİkinci sezonda sarmaya başlayan ve pat diye biten dizi. Aslında oldukça saçma ve anlamsız ama bu tarz şeyleri izlemekten keyif alıyorum nedense. Başroldeki kız aşırı sinir bozucu olmasına rağmen iki sezon boyunca ona katlanabildiğim için de ayrıca tebrik ediyorum kendimi. Dizide aklı başında olan tek karakter Emily, onu da kimse ciddiye almıyor zaten. Dünyanın Miranda'nın etrafında dönüşünü ya da Miranda'nın öyle sanmasını izliyoruz dizi boyunca. Ben bu kıza, rezilliklerine, iğrençliklerine, narsistliğine katlanırım diyorsanız izleyin derim; çünkü kafa dağıtmak için ideal bir dizi.
Film az önce bitti ve hemen düşüncelerimi yazayım dedim. Öncelikle film hakkında hemen hemen herkesin merak ettiği şeylerin başında Henry Cavill'in nasıl bir Sherlock olacağı geliyordu -en azından benim gördüğüm kadarıyla. İzlerken özellikle dikkat ettim ve tamamen Benedict ve Robert…devamıFilm az önce bitti ve hemen düşüncelerimi yazayım dedim. Öncelikle film hakkında hemen hemen herkesin merak ettiği şeylerin başında Henry Cavill'in nasıl bir Sherlock olacağı geliyordu -en azından benim gördüğüm kadarıyla. İzlerken özellikle dikkat ettim ve tamamen Benedict ve Robert Downey'nin Sherlocklarından(?) bağımsız tutmaya çalıştım. Herkes dış görünüş açısından Sherlock karakterine gitmeyeceğini düşünüyordu. Bana göre dış görünüşünde bir problem yoktu. Fakat Sherlock Holmes denildiğinde çoğumuzun kafasında canlanan karakteristik özellikleri pek göstermiyordu. Tabii bu oyuncudan çok senaryoda ona nasıl bir rol biçildiğiyle alakalı, Sherlock algısının dışına çıkmışlar. Henry Cavill'in oyunculuğu da beni pek etkilemiyor ama filmde onunla ilgili gözüme çarpan, rahatsız eden bir şey olmadı.
Şimdi Sherlock'u bir kenara bırakıp filmin geneline bakayım biraz. Beklentisiz olarak izlenmesi gereken filmlerden biri. Zaman geçirmelik, pek kafa yormayan, yer yer eğlenceli. Filmle ilgili en sevdiğim şey de başrolün seyirciyle konuşması oldu. Bu tarz şeylere bayılıyorum, Fleabag'de de vardı :)
Başroldeki kızı pek tanımıyorum ama anladığım kadarıyla bu aralar epey popülermiş. Ben kendisinin oyunculuğunu beğendim.
Onun dışında filmin mesajı(feminizm) güzeldi ama en iyi şekilde ifade edildiğini düşünmüyorum.
Filmin mesajından bağımsız olarak Enola karakterinin daha zeki olmasını beklerdim. Evet bazı yerlerde zekasını ortaya koyacak şeyler vardı ama bunlar ufak tefek şeylerdi. Ya da şöyle diyeyim, karakterin zekası filmin geneline yayılmamıştı, bazı yerlerde birden ortaya çıkmış gibiydi. Zaten olaylar başta çok komplike gözükse de her şey çözüldüğünde pek tatmin olmamıştım. Sanki onca karmaşaya rağmen ulaşılan yere çok kolay gelinmişti.
Bir de son olarak, afiş çok kötü olmuş. Bayağı kötü yani. Ben hiç sevmedim. Bunu belirtmesem olmazdı fjeşdöelmd
"Hitchcock sineması neymiş ne değilmiş bir bakayım" deyip izlediğim film. Pişman olmak ne mümkün, bayılmıştım filme. Gerçi ne yalan söyleyeyim, sonunu pek sevmiyorum. Neden diye sorulsa cevap veremem aslında ama tatmin etmemişti beni. Yine de genele bakıldığında iyi ki izlemişim…devamı"Hitchcock sineması neymiş ne değilmiş bir bakayım" deyip izlediğim film. Pişman olmak ne mümkün, bayılmıştım filme. Gerçi ne yalan söyleyeyim, sonunu pek sevmiyorum. Neden diye sorulsa cevap veremem aslında ama tatmin etmemişti beni. Yine de genele bakıldığında iyi ki izlemişim dediğim filmlerden oldu. Afişi de çok hoş üstelik.