Limit Yok filmini izlediğimde ilk tepkim; “insan beyni potansiyelinin daha fazlasını kullandıkça cisimleri bile hareket ettirebilir. Bu detayı atlamışlar,” olmuştu. Bu film o detayları da düşünmüş. Ama izleyiciye bazı bilgileri basit yoldan aktarmak için bile olsa yanıltıcı olduğu noktalar vardı.…devamıLimit Yok filmini izlediğimde ilk tepkim; “insan beyni potansiyelinin daha fazlasını kullandıkça cisimleri bile hareket ettirebilir. Bu detayı atlamışlar,” olmuştu. Bu film o detayları da düşünmüş. Ama izleyiciye bazı bilgileri basit yoldan aktarmak için bile olsa yanıltıcı olduğu noktalar vardı. Mesela beynin %10’u kullanıldığında,%20-30-40 diye artırarak sonunda %100’ü göstererek potansiyelini anlatmaya çalışmışlar. İşin aslı insan beyninin potansiyeli sınırsızdır. Sonsuz şekilde gelişebilen bir organ. Kendi programını kendi yazan ve güncelleyen mükemmel ötesi bir yazılım. Kulaktan dolma bilgilerin aksine Hafızasının da bir sınırı yok. Dolayısıyla sınırsız bir şeyin %10 ya da %100’ü diye bir şey de olamaz. Peki neden beynimizi çok az kullanabiliyoruz sorusunun cevabı ise filmin sonunda yer alıyor.
Tek gecede hepsini izledim ve günün açmasına değil de tüm bölümlerin bitmesine şaşırdım. “Nasıl yani? Başka bölüm yok mu? Neden güzel olan her şey kısa sürüyor?” İlk sezona kısa dediğim için özür dilerim. İkinci sezonun tek eksiği; bölümler. İlk sezonun…devamıTek gecede hepsini izledim ve günün açmasına değil de tüm bölümlerin bitmesine şaşırdım. “Nasıl yani? Başka bölüm yok mu? Neden güzel olan her şey kısa sürüyor?”
İlk sezona kısa dediğim için özür dilerim. İkinci sezonun tek eksiği; bölümler. İlk sezonun yarısı kadar bile bölüm yoktu. İlk bölüm efsaneydi. Şu yeni çıkan şarjlı el süpürgelerini reklamlarda görmüşsünüzdür. Çekim gücü çok iyi, sessiz, kablo yok. İnsan bir hevesleniyor aşsam mı acaba diye. Sonra uçuk fiyatıyla karşılaşıp vazgeçiyor. Ama ola ki aldınız; her yıl bataryası için firmaya başka markalardaki süpürgeler kadar para ödemelisiniz. Yani size sürekli olarak batarya satabilmek için süpürge yapmışlar. O yüzden ilk bölüm aşırı gerçekçiydi. Bir bölüm de King’in In The Tall Grass uyarlamasıydı. Vakit kaybeden izleyiniz.🍿
Okuduğum ve izlediğim her eserle çok derin bağlar kuruyorum. Sanırım ayna nöronlarım fazla hassas çünkü bir işkence sahnesi olunca kendim yaşıyormuş gibi psikolojim bozuluyor ve ekrana bakamıyorum. Ama bu filmde bir ilk yaşandı. Kadının, işkence yaptığı her sahneyi gözlerimi dört…devamıOkuduğum ve izlediğim her eserle çok derin bağlar kuruyorum. Sanırım ayna nöronlarım fazla hassas çünkü bir işkence sahnesi olunca kendim yaşıyormuş gibi psikolojim bozuluyor ve ekrana bakamıyorum. Ama bu filmde bir ilk yaşandı. Kadının, işkence yaptığı her sahneyi gözlerimi dört açıp “oh be!” diyerek izledim.
Senaryo okulundayken hoca izletmişti ve analiz ettirmişti. O yüzden bu film üstüne yazılmış 4 sayfalık yorumum var aslında. Ama genel itibariyle iyi ve etkili senaryo diyerek kısa tutacağım yorumumu 🤗
Madem o kadar dünyevi işleri aşıp çakralarını açma yolunda ilerleyen biriydin de niye o Ferrari’yi satıyorsun? Bir yardım kuruluşuna Bağışlasaydın ya be adam! Kitap sözde mal mülkten uzaklaşıp kendini bulmakla ilgili ama işin esasında tamamen ticari bir eser. Çok satan…devamıMadem o kadar dünyevi işleri aşıp çakralarını açma yolunda ilerleyen biriydin de niye o Ferrari’yi satıyorsun? Bir yardım kuruluşuna Bağışlasaydın ya be adam! Kitap sözde mal mülkten uzaklaşıp kendini bulmakla ilgili ama işin esasında tamamen ticari bir eser. Çok satan olmak üzere tasarlanmış ve dizayn edilmiş. Eee tabi meyvesini de yediler bu işgüzarlığın ve bestseller oldu. Tüm kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi zırvalıktan ibaret.