"Kendi sesimden korkuyorum bazan, inanır mısın? Gördüğüm yüzlerden, tanıdığım insanlardan… Gece oluyor. Bakıyorsun kimseler yok sokaklarda. Karşı evin duvarında öldürülmüş birinin afişi Boşluğa asılmış bir levha gibi Usul usul sallanıyor Ve uykusundan çığlık çığlığa uyanan bir çocuk Yanında anasının olmadığına…devamı"Kendi sesimden korkuyorum bazan, inanır mısın?
Gördüğüm yüzlerden, tanıdığım insanlardan…
Gece oluyor. Bakıyorsun kimseler yok sokaklarda.
Karşı evin duvarında öldürülmüş birinin afişi
Boşluğa asılmış bir levha gibi
Usul usul sallanıyor
Ve uykusundan çığlık çığlığa uyanan bir çocuk
Yanında anasının olmadığına inandırıyor kendini
Birdenbire yalnızlığının bilincine varıyor.
Üstüste yığılmış kitaplarım ve yazılmış şiirlerim
Kalakalmış odanın bir köşesinde.
Masanın üstünde bir bardak, dolup dolup boşalıyor
Ve bir kalem yazıyor kendi kendine.
Her gece odama yağmur yağıyor
Bu çığlığı sana nasıl anlatayım şimdi?
Çeneme kadar çıkıyor sular, boğulmuyorum
Belli belirsiz bir iz görüyorum ama
Sabah uyanınca duvarların üstünde
Ve geceden artakalan bir çizgi
Elimle alnımı yoklayınca.
Sana nasıl anlatayım, her gün
Ölüme gider gibi ayrılıyorum evden
Son kez dokunuyorum bir kitaba
Ve tanıdık bir yüze bakıyorum
Onun çok uzağındaki bir ülkeden.
Bazan hayat sarıyor beni, belimden kavrayıp
Yukarlara kaldırıyor – sevecen bir baba gibi…
Hatta bazan baktığım yüzlerde
İyilik dolu bir şeyler buluyorum
O zaman parmağıma doluyorum bir ipliği
Geceleri bunları anımsamak,
Bu güzel şeyleri düşünmek için belki.
Kim çekip alıyor parmağımdan o ipliği
İlk karanlık çökerken sokaklara?
Onunla elimi, ayağımı kim bağlıyor?
Dilim şişiyor konuşmaya korkan ağzımda
Ellerim bütün düşleri dağıtmaya başlıyor
Yalnızlığın taşları takılıyor ayaklarıma…
Görünmez bir el ışığın düğmesine uzanıyor
Işık sönüyor ve kalakalıyorum bir başıma."
- Ahmet Erhan
"Sokağa bir diyalog gibi çıkıyorum Umrunda değilim gecenin. Gece Yarınki gecedir ve tanrıdır Tanrının umrunda değilim.. Kimileyin seviyorum. (Sevmek kuşların bir an boş bıraktıkları ağaçtır) Ve yalnızlığın kırmızı yapraklara Çalan büyüsünü duyuyorum: Ey cesaret Hep dolu tut bardağımı. Sevgi ve…devamı"Sokağa bir diyalog gibi çıkıyorum
Umrunda değilim gecenin. Gece
Yarınki gecedir ve tanrıdır
Tanrının umrunda değilim..
Kimileyin seviyorum.
(Sevmek kuşların bir an boş bıraktıkları ağaçtır)
Ve yalnızlığın kırmızı yapraklara
Çalan büyüsünü duyuyorum: Ey cesaret
Hep dolu tut bardağımı. Sevgi ve umut
Birdir, yalnızlık ve cesaret bir."
- Melih Cevdet Anday
"Chiyari Fuji" (Fuji Dağı'ndaki Kanlı Mızrak) Japon yönetmen Tomu Uchida tarafından 1955 yılında çekilmiş Jidaigeki yol drama filmi. Baştan söyleyeyim filmin son 10 dakikası hariç herhangi bir aksiyon (saldırı, dövüş vs) yok. "Genpachi" adında bir samuray efendisi ve iki hizmetçisi…devamı"Chiyari Fuji" (Fuji Dağı'ndaki Kanlı Mızrak) Japon yönetmen Tomu Uchida tarafından 1955 yılında çekilmiş Jidaigeki yol drama filmi.
Baştan söyleyeyim filmin son 10 dakikası hariç herhangi bir aksiyon (saldırı, dövüş vs) yok.
"Genpachi" adında bir samuray efendisi ve iki hizmetçisi Edo'ya (Tokyo'nun eski dönem adı) gitmektedir. Uzun ve yorucu bir güzergaha sahip bu yolda hem iyi hem de kötü insanlarla karşılaşacaklardır. Bu süreçte Japon halkının o dönem yaşadığı sıkıntılar son derece gerçekçi bir şekilde aktarılıyor. Kimileri hayatta kalabilmek için emeği ile kazanırken kimileri ise hırsızlık yapmaktadır. En acı verici olan ise kızını satmak zorunda kalan babalar..
Güzel eleştirileri ve mesajları olan bir yapım. İzlemiş olanlarla üzerine konuşmak isterim. Bu şekilde anlatırsam spoiler olur.
Hayat her zaman yoksullar için işkence olmuştur.
Yapılan doğrular ve yanlışlar kime göre neye göre yargılanıyor. Alt sınıfın yaptığı her türlü iyilik başkalarının gözünde önemsizken, üst mertebeye sahip bir samuray hiçbir şey yapmadan övgülere maruz kalıyor..
Daha fazla uzatmak istemiyorum, eski dönem Japon sineması sevenlere öneriyorum.
2022 çıkışlı filmler serimize devam ediyoruz. Ülkemizde sadece İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde kısa süre gösterime giren (neden sadece bu şehirlerde girdiğini bir türlü anlayamıyorum. Ülke insanımızın sinema cehaletini bir nebze yukarı seviyelere çıkarmak varken hala aynı şeyi yapmaya…devamı2022 çıkışlı filmler serimize devam ediyoruz. Ülkemizde sadece İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde kısa süre gösterime giren (neden sadece bu şehirlerde girdiğini bir türlü anlayamıyorum. Ülke insanımızın sinema cehaletini bir nebze yukarı seviyelere çıkarmak varken hala aynı şeyi yapmaya devam ediyorlar..) yapımcıları arasında Adam Mckay'ın bulunduğu bir gizem, gerilim, drama filmi.
Gayet özgün bir yapım. Sizi garip ve etkili sekansları ile içine çekiyor. Beklenmedik malum sahne ile birlikte film sizi zincire bağlıyor. Soluksuz izleyebileceğiniz bolca metafor ve mesajın bulunduğu güzel bir yapım..
Tavsiye ediyorum.
Eyes Wide Shut filmindeki meşhur piyanist (Todd Field) abimizin çektiği 3. Uzun metraj film. Oscar'a aday olması beklenen bir yapım. Konusunu anlatmayacağım. Beklentimin bir tık altında kaldı. Hikayeyi aşırı sade ve işleyiş olarak yetersiz buldum. Müzikal yönü yok denecek kadar…devamıEyes Wide Shut filmindeki meşhur piyanist (Todd Field) abimizin çektiği 3. Uzun metraj film.
Oscar'a aday olması beklenen bir yapım. Konusunu anlatmayacağım. Beklentimin bir tık altında kaldı. Hikayeyi aşırı sade ve işleyiş olarak yetersiz buldum. Müzikal yönü yok denecek kadar az. Bireysel bir filmde bu kadar dağıtıcı yön olmasını saçma buluyorum.
Harcanmış yani...
Cate Blanchett güzel oynamış ancak ben Oscar'ı kazanacak kadar etkili bulamadım. (Sırf böyle dedim diye kazanabilir :d)
İlgisini çekenlere öneririm ancak baştan belirteyim film durağan ve yavaş.. Sıkılabilirsiniz. Çok fazla kişi yarım bırakmış..
"Riri Shushu No Subete" (Lily Chou-Chou Hakkında Her Şey) Zamanında Love Letter filmiyle beni etkilemiş Japon yönetmen Shunji Iwai'dan 2001 çıkışlı drama filmi.. Hayal kırıklığına uğradım. Filmin konusu ortalama, teknik yönü ise kanımca zayıf. Özellikle Sinematografi.. Neden bu şekilde çektiğini…devamı"Riri Shushu No Subete" (Lily Chou-Chou Hakkında Her Şey) Zamanında Love Letter filmiyle beni etkilemiş Japon yönetmen Shunji Iwai'dan 2001 çıkışlı drama filmi..
Hayal kırıklığına uğradım.
Filmin konusu ortalama, teknik yönü ise kanımca zayıf. Özellikle Sinematografi..
Neden bu şekilde çektiğini anlamadım. Acayip kötü buldum. Ortada harcanmış bir emek görüyorum.
Bazı yerlerde mantık hataları da var ve şahsen bu beni rahatsız ediyor. Japonları hep zeki biliyoruz ama sanırım aksine çoğunluk aptal.. Bunun dışında bir sürü gereksiz sahne içeriyor. Filmin süresi bilerek mi uzatılmış anlamadım.
Konusunu anlatıp detaya girmek istemiyorum ilginizi çekiyorsa izleyin ya da yönetmenin başka filmlerini izleyin. Karar sizin..
Aksiyon gerilim sevenlere öneriyorum. Kore'den Abd'ye giden uçakta bir tür biyolojik terör saldırısı yaşanıyor. Kore sineması sevenler kaçırmasın. Klişe sahneler var yine de izlenebilir.
"Kar nefti yağar ölüye Ölüdeki ormana kar Orda, sık ağaçlı bir bedeviye Kar sorar, ölü sorar Ölümün anlamı ne. Gözle görülmeyen, düşle de Pek görülmeyen bir orman Ölümle bakılan, bakılınca da Tersine dönmüş bir gündüz gibi Her türlü akşamın mezarlığından.…devamı"Kar nefti yağar ölüye
Ölüdeki ormana kar
Orda, sık ağaçlı bir bedeviye
Kar sorar, ölü sorar
Ölümün anlamı ne.
Gözle görülmeyen, düşle de
Pek görülmeyen bir orman
Ölümle bakılan, bakılınca da
Tersine dönmüş bir gündüz gibi
Her türlü akşamın mezarlığından.
Kar nefti yağar ölüye
Yağsın ölüdeki ormana kar
Değil ki ölüler, onlar bile göremez
Bu mevsimde akşamı
Bembeyaz gözleriyle insanlar."
(Sayfa 479)
Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Edip Cansever'in Yapı Kredi yayınlarından çıkmış "Sonrası Kalır" adlı 1. kitabını okumuş bulunmaktayım. Kitabı yavaş okudum amacım tamamen şairin şiirlerini sindire sindire anlamak ve içselleştirmekti.
Ustaya diyecek bir sözüm yok. Gelmiş geçmiş en kaliteli kalemlerden biri.. Yaratıcı ve özgün bir şair. Başta aşk ve sevgi olmak üzere hemen hemen tür konu üzerine şiir yazmış.
Şiddetle tavsiye ediyorum. Şiir seven bir okurun bu kitabı okumamış olması büyük kayıp olur.
"Benim en büyük mutluluğum herşeyden kaçmak. Herşeyden. Tüm çocuklardan. Tüm acılardan. Tüm sevgilerden. Tüm orgazmlardan. Tüm gecelerden. Tüm günlerden. Her hilal aydan, her ülkeden. Her sınırdan... ...Her dünyadan, her öteki dünyadan, her yaşamdan. Ben her gece ölüyorum. Her sabah yeniden…devamı"Benim en büyük mutluluğum herşeyden kaçmak. Herşeyden. Tüm çocuklardan. Tüm acılardan. Tüm sevgilerden. Tüm orgazmlardan. Tüm gecelerden. Tüm günlerden. Her hilal aydan, her ülkeden. Her sınırdan...
...Her dünyadan, her öteki dünyadan, her yaşamdan. Ben her gece ölüyorum. Her sabah yeniden canlanıyorum. Her yirmidört saatlik zaman dilimi hem ölüm hem yaşam aynı zamanda. En sonunda benim Ben'im ve benim Ben'im "Ben" olacaklar."
(Sayfa 44)
Türk edebiyatının lirik prensesi Tezer Özlü'nün 1983 yılında yazdığı 49 sayfalık bir senaryo. Anladığım kadarıyla "Yaşamın Ucuna Yolculuk" eserinden kesitler alarak bir film çekmek istemiş bu nedenle senaryo yazmış. Gayet güzeldi. Bazı noktaları tekrar hatırlamak hüzünledirdi. Pavese'nin intihar ettiği otel odasına gitmesi ve orada saatlerce bulunup derin düşüncelere damlası..
Gayet iyi yazılmış bir senaryo. Çekilse tahminimce 20-25 dakikayı bulurmuş.
Tezer Hanım ne yazsa okurum şahsen. Onun düşünceleri ve hayata karşı görüşleri beni etkiliyor. Yazarın önce Yaşamın Ucuna Yolculuk eserini daha sonra bu senaryo kitabını okumanızı tavsiye ederim.