Dün aksam eve doğru yürürken hafif bi kalbimin olduğu yer sizladi. Önemsemedim bi kaç adım daha atınca çok şiddetlendi. Yuruyemedim duvardan tutundum 20 30 saniye kadar sürdü aha dedim oley yasasin sonunda oluyo bu sekilsede güzel dedim baya bi fenalaştim…devamıDün aksam eve doğru yürürken hafif bi kalbimin olduğu yer sizladi. Önemsemedim bi kaç adım daha atınca çok şiddetlendi. Yuruyemedim duvardan tutundum 20 30 saniye kadar sürdü aha dedim oley yasasin sonunda oluyo bu sekilsede güzel dedim baya bi fenalaştim çünki sonra bi bok olmadi gecti sancı yine yaşiyorum lanet gelsin çok sevinmiştim sevincim kursağımda kaldi
Yara izi gerginliği diye bir şey var. Sürekli sanki oraya bir şey dokunuyor ya da çekiştiriyormuş gibi hissediyorsun. Bilmiyorum, belki de sadece yara izini taşıyan anlar bu hissi. Beyin o bölgeyi unutmuyor bir şekilde. Çünkü yara altındaki doku normalden farklı…devamıYara izi gerginliği diye bir şey var. Sürekli sanki oraya bir şey dokunuyor ya da çekiştiriyormuş gibi hissediyorsun.
Bilmiyorum, belki de sadece yara izini taşıyan anlar bu hissi. Beyin o bölgeyi unutmuyor bir şekilde. Çünkü yara altındaki doku normalden farklı iyileşiyor ya da sinirlerle ilgili bir durum oluşuyor.
Bahsettiğim yer öyle küçük bir bölge değil; ufak tefek yaralardan söz etmiyorum.
Bazı yaralar, sadece deriyi değil, insanın içini de gerer. Her şey yolundaymış gibi yaşarsın ama o his, derinin altında kıpırdanmaya devam eder.
Dokunulmamışken bile hissedersin. Ne tam acı ne tam rahatlık… Sanki vücut değil de hatıralar iyileşememiştir.
İnsanın bazı duyguları da yara izi gibidir işte. Geçmişin içinden çekip aldığın kırıntılar gibi; görünmez ama hep oradadır.
Bazen neyin acıttığını bile anlayamazsın. Sadece bir huzursuzluk dolaşır içinde. Bir eksiklik, bir gerilim…
Tıpkı iyileşmiş bir yaranın altındaki o gerginlik gibi: görünmez ama gerçektir.
İçinde taşıdığın bu kırılganlıkla yaşarsın. Ne tam anlatılır ne de tam geçer. Sadece zamanla kabullenilir…
Aştide salya sümük agladim az önce o kadar kalabalik dehset insan var ortalik yerde kimse görmeden güzel bir deneyimdi hönküremedim yalniz anira anira ağlamayi seviyom aslinda orda biraz malesef üzüldüm duyulmasin die
Elimde bir sigara, güneşin doğuşunu izlerim titreyerek. Belki yolda yuvarlanırım, belki de tenekede ateş yakıp ölümü dilerim. Ya da bir bardak su içer, boğulurum. Belki de telefon direğine tırmanır, "Alo!" diye bağırırım. Evin çatısına çıkar, aşağı kusarım. Köpek çetesine havlar,…devamıElimde bir sigara, güneşin doğuşunu izlerim titreyerek.
Belki yolda yuvarlanırım, belki de tenekede ateş yakıp ölümü dilerim.
Ya da bir bardak su içer, boğulurum.
Belki de telefon direğine tırmanır, "Alo!" diye bağırırım.
Evin çatısına çıkar, aşağı kusarım.
Köpek çetesine havlar, paramparça olurum.
Karşıdan karşıya geçmem, yolun ortasında dikilir, dayak yerim.
Kuyumcuları taşlarım.
Pazarda pazarcıların annelerine övgüler yağdırır, çoğunluğun şiddetine maruz kalırım.
Saat beş diye atacaktım bunu.
Saat beşi geçmiş, gözlerim yanıyor.
Bayılamadım.
Artezyen Kaynağa Kuyu Vurma Yerin dibinde yaşardı kendi kendine, Sessiz, karanlık, unutulmuş bir tene. Önce yeryüzüne çıktı usulca, Sonra bulutlara yükseldi aniden. Gezdi oralarda, yılların yüküyle, Bir anlığa yok oldu acının gölgesi. Ölmek isteyen şu yorgun beden, Gelecek ışığında gözlerini…devamıArtezyen Kaynağa Kuyu Vurma
Yerin dibinde yaşardı kendi kendine,
Sessiz, karanlık, unutulmuş bir tene.
Önce yeryüzüne çıktı usulca,
Sonra bulutlara yükseldi aniden.
Gezdi oralarda, yılların yüküyle,
Bir anlığa yok oldu acının gölgesi.
Ölmek isteyen şu yorgun beden,
Gelecek ışığında gözlerini kırptı.
Sonra ne mi oldu, rüzgar mı savurdu?
İlk yağmurla döküldü, toprağa vuruldu.
Toprak emdi, derine çekti,
Yeraltına gömdü, yine unuttu.