"Bir şey dinliyordum. The Kings'in 'Waterloo Sunset' şarkısı. Ama şarkının ne olduğunun önemi yok aslında. Ve olay da bu. Şarkıyı dinliyordum ve hangi albümde olduğunu hatırlamaya çalışıyordum. Sonra da albümün hangi sene çıktığını, sonra o sene hangi albümlerin çıktığını. Ve…devamı"Bir şey dinliyordum. The Kings'in 'Waterloo Sunset' şarkısı. Ama şarkının ne olduğunun önemi yok aslında. Ve olay da bu. Şarkıyı dinliyordum ve hangi albümde olduğunu hatırlamaya çalışıyordum. Sonra da albümün hangi sene çıktığını, sonra o sene hangi albümlerin çıktığını. Ve sonra şarkıya dikkatimi vermediğimi fark ettim. Önemi olmayan diğer küçük, saçma şeylerle o kadar meşguldüm ki. Ve bütün bunların hiçbirini bilmeseydim o zaman belki de gerçekten müzik dinleyebilirdim."
"Günümüzde on dakika, geçmişte bir dakika." "-Bunu nasıl aştın? -Hatırlıyorum da annem öldükten hemen sonra yıl sonu gezisine gitmiştim. Oradayken zaman sanki durmuş gibi hissetmiştim. Onu düşünmeden edemiyordum. İyi anılarım, beni üzüyordu ve kötü anılarım daha da üzüyordu. İnsanlar zamanla…devamı"Günümüzde on dakika, geçmişte bir dakika."
"-Bunu nasıl aştın?
-Hatırlıyorum da annem öldükten hemen sonra yıl sonu gezisine gitmiştim. Oradayken zaman sanki durmuş gibi hissetmiştim. Onu düşünmeden edemiyordum. İyi anılarım, beni üzüyordu ve kötü anılarım daha da üzüyordu. İnsanlar zamanla geçeceğini söylüyordu. Dayanmamı söylüyordu. Ama aylar geçmişti ve sonunda fark ettim ki zamanın geçmesine izin vermiyormuşum. Sonra onu düşünmeye başladım. Sabahleyin beni uyandırışını ve ellerinin sigara kokuşunu falan düşünürdüm. Veya beni kızdırmak için şarkı söylerdi çünkü nefret ettiğimi bilirdi. Ama her gün onu bir dakika daha az düşünürdüm. Böylece bir dakika daha az kederlenirdim."
"Pek çok şey eskisi gibi, pek çok şeyse bambaşka." "Bunları yazdığım masanın üzerindeki bir zarfta gözlüklerin için alınmış iki adet mercek var, yepyeni, doğrudan gözlükçüden gelmiş. Hatırlıyor musun? Gözlük camlarının alt yarıları biraz yıpranmıştı, o yüzden yenilerini ısmarlasak mı, demiştin.…devamı"Pek çok şey eskisi gibi, pek çok şeyse bambaşka."
"Bunları yazdığım masanın üzerindeki bir zarfta gözlüklerin için alınmış iki adet mercek var, yepyeni, doğrudan gözlükçüden gelmiş. Hatırlıyor musun? Gözlük camlarının alt yarıları biraz yıpranmıştı, o yüzden yenilerini ısmarlasak mı, demiştin. Ben de eski reçetenden sipariş ettim onları, on gün sonra teslim edilmek üzere. Onları almaya gittiğimde, örtük gözkapaklarını son kez öpmüştüm."
"Gözlerimi yumup senin tekrarlarını, kendini zapt edişlerini, kırk yıllık mücadele, araştırma, kayboluş ve yarım yamalak cevapların, kırk yılın tek bir edime dönüşmesini görüyorum."
"Şimdi oradan geçerken çoğu zaman ikimizi o bankta oturmuş, sanki sonsuza dek bacaklarımızı sallarken görüyorum."
"Nerdesin, annem? Ölülerin asıl mekânının hiçbir yer olduğunu söylemişti birisi. Ama bu ne demek oluyor? Bizim hayatlarımızda bunun karşılığı yok. Hiçbir yerin neresi olduğunu bilmiyoruz biz."
"Birbirimize olan sevgimiz gibi anne, hayatın hiç son bulmayacağı bir yerde."
"Birbirimizden ayrı düştük // Dağıldık dört bir yana // Artık şarkı söyleyenler değil bir arada // Olmuşlar paramparça // Geçmişe dönüp bakacağız puslu gözlerle, merak edeceğiz oyunlarımız, okul yıllarımız nasıldı diye // Oynayıp coşarken ne mutluyduk biz." "Bizim hayatlarımızın kurtardığımız…devamı"Birbirimizden ayrı düştük // Dağıldık dört bir yana // Artık şarkı söyleyenler değil bir arada // Olmuşlar paramparça // Geçmişe dönüp bakacağız puslu gözlerle, merak edeceğiz oyunlarımız, okul yıllarımız nasıldı diye // Oynayıp coşarken ne mutluyduk biz."
"Bizim hayatlarımızın kurtardığımız hayatlardan pek de farklı olmadığını düşünüyorum. Hepimiz misyonumuzu tamamlıyoruz. Belki de hiçbirimiz yaşadıklarımızı tam olarak anlamıyor ve yeterli zamanımızın kalıp kalmadığını hissedemiyoruz."
"Ben, Marjane, geleceğin peygamberi, kararımı verdim. Bir, herkes iyi huylu olmak zorunda. İki, herkes güzel kelimeler kullanmalı. Üç, herkes bir iyilik yapmak zorunda. Dört, fakirler günde en az bir kez kızarmış tavuk yiyebilmeliler. Beş, yaşlı kadınlar bir daha asla acı…devamı"Ben, Marjane, geleceğin peygamberi, kararımı verdim. Bir, herkes iyi huylu olmak zorunda. İki, herkes güzel kelimeler kullanmalı. Üç, herkes bir iyilik yapmak zorunda. Dört, fakirler günde en az bir kez kızarmış tavuk yiyebilmeliler. Beş, yaşlı kadınlar bir daha asla acı çekmeyecek."
"Sadece milliyetçilik ve din insanları heyecanlandırıyor."