Selamünaleyküm 👋 Rahmetli Necmettin Erbakan'ın kitabı, Allah rahmet eylesin 🤲 dün vefatının yıl dönümüydü. Ben okumanızın tavsiye ederim ki çoğunuzun okuduğunu düşünüyorum. Ben biraz geç kalmışım. Aşağıda kitaptan alıntılar mevcut (biraz çok olmuş olabilir 😅) iyi okumalar efenim 🌿 Selametle…devamıSelamünaleyküm 👋
Rahmetli Necmettin Erbakan'ın kitabı, Allah rahmet eylesin 🤲 dün vefatının yıl dönümüydü. Ben okumanızın tavsiye ederim ki çoğunuzun okuduğunu düşünüyorum. Ben biraz geç kalmışım. Aşağıda kitaptan alıntılar mevcut (biraz çok olmuş olabilir 😅) iyi okumalar efenim 🌿
Selametle 👋
• Ben de; "Beyefendi" dedim, "Bir işi başarmak için önce o işin delisi olmak lazım."
• Ancak, biz milletimize hizmetten geri duramazdık.
"Madem siyasi bir kararla bu yetki bizden alınıyor, biz de o zaman siyasete girer mücadelemizi orada veririz." dedik. Milletimize hizmet için yeni bir yola çıktık.
• Nefsini tanıyan, Rabb'ini tanır.
• İnsana verilen en önemli meziyetlerden biri de irade-i cüz'iyedir. İşte bu imtihanı gerekli kılar. Bu yüzden Cenabı Hakk dünya hayatını, Hak ile batılın mücadele meydanı olarak yaratmıştır. "İrade-i Cüz' iye" ile insanı, iyi ve kötüyü birbirinden ayırmada serbest bırakmıştır. "Seçimini kendin yap." diye böyle takdir buyurmuştur.
• Bütün Müslümanların ilk ve temel vazifesi, Hak-bâtıl mücadelesinde cihat etmektir. Cihat, Hakk'ın hakim olması ve tüm insanlığın huzur ve hürriyete kavuşması için bütün gücümüzle ve hiçbir dünyevi karşılık gözetmeden çalışmaktır. Aziz milletimize, İslam ümmetine ve tüm insanlık alemine karşı sorumluluklarımızı kuşanmaktır. Yeryüzünde bâtıla karşı Hak ve adaleti hakim kılmak için cihatla görevliyiz.
• Biz İslam dinini tanıyoruz ama ne kadar biliyoruz?
• "Hakk'ın hakimiyeti için çalışmamakla, batılın hakimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur."
• İstediğin kadar namaz kıl, oruç tut, ona karışmıyor. Ama devlet nizamına, devlet yöne timine gelince İslam'ı sokmuyor. Bunun için 200 yıldır irtica kampanyası yapıyor. Müslümanları sadece namaz kılan birer köle haline getirmeye çalışıyor. O halde biz ne yapacağız? Hukukta bir kural vardır: "En kuvvetli delil düşmanın şehadetidir." diye. Madem k i düşman en çok cihattan korkuyor, o zaman biz de en çok cihada sarılacağız. Aksi halde dünyada zaten ezildiğimiz yetmezmiş gibi bir de ahiretimizi de kaybederiz. Bu durumda cihattan başka hiçbir çare de yoktur.
• Güneş doğduğunda nasıl karanlıklar yok oluyorsa dünyamızdaki her türlü baskı, zulüm ve haksızlık da inananların çalışmalarıyla yok olacaktır. İnanıyorsanız en üstünsünüz. Zafer ise elbette inananlarındır ve zafer yakındır. İşte bizim davamız budur. Ne mutlu bu hak davada canla başla koşanlara.
• Akıl; bir mukayese ve muhakeme aracı, yani karşılaştırma ve karar verme kabiliyetidir. Ancak, İslamsız akıl, tek başına ilk ve mutlak doğruları bilemez, hayrı ve şerri tayin edemez.
• Son zamanlarda fikir kirlenmesi olarak; modem Müslüman, ılımlı İslam, light İslam, çağdaşlık diye birtakım kavramlar kullanılıyor. Dünyayı ifsat eden odaklar birkaç asır önce nasıl Hristiyanlığı Protestanlaştırdılarsa şimdi de bu kavramlarla İslam'ı Protestanlaştırmak için çalışıyorlar. Ne demek ılımlı İslam! İslam'ın ılımlısı, ılımsızı olmaz. İslam, İslam' dır.
• İnsana hem akıl lazım hem de harita lazım. Dolayısıyla akla dayanarak saadet bulacağını zannedenler, temelden yanılgı içindendirler.
• İslam demek; ilim, çağdaşlık, sosyal adalet ve adil düzen demektir. "İlim Çin' de dahi olsa alınız." hadisi İslam' da ilmin ne kadar önemsendiğini ortaya koymaktadır. "İki günü denk olan zarardadır." buyuruyor Efendimiz Aleyhisselam. Ne olacak o zaman? Her gün daha ileriye gideceğiz. Yani ilericilik ve çağdaşlık asıl İslam'ın bir sıfatıdır.
• Saadet için ne lazımsa hepsi İslam' da vardır.
Efendimiz Aleyhisselam da bunun öncüsüdür.
• Müslümanlar olarak dünyanın gelmiş geçmiş en büyük düşünce sistemine sahip bulunuyoruz. Fakat bu büyük düşünce sisteminin karşısında, daima batıl fikirler olagelmiştir. Bu batıl fikirler, bir Müslüman diyarı içerisinde bizleri, kendi dinimizi, kendi Müslümanlık hakikatlerimizi öğrenemeyecek hale getirmiştir.
• Bugün Batı ilmi dediğimiz fiziğin, kimyanın, matematiğin, astronominin, tıbbın, tarihin, coğrafyanın kurucuları Müslümanlardır. Bu tabii büyük bir iddia. Fakat bu iddianın ispatına hazırız.
• Her şeyimizi Avrupalılardan aktarmağa kalktığımız için bugün kendi mekteplerimizde kendi bulduğumuz ilimlerin adlarını onların anlamadan kullandıkları kelimelerle okutuyoruz.
• Doğu bloğundaki kadını düşündüğüm zaman hatırıma, bir hadde makinesinin başında kan ter içinde en ağır hizmette çalışan, yorgun bir kadın tipi görüyorum.
Batı' da ki kadını düşündüğüm zaman eşitlik adı altında, erkek kadar çalışan, kendi tabiatına uygun olmayan bir muameleye tabi tutulan mutsuz bir kadın görüyorum.
İslam' daki kadını düşündüğüm zaman ise cenneti bile ayaklarının altında tutan bir varlığı görüyorum.
• Bu sömürü çarklarına göre yeryüzündeki herkes yıllık gelirinden daha fazlasını farkında olmadan bu küresel güçlere ödemek mecburiyetinde kalmaktadır. Hem devletler hem de fertler, gelirini dünyanın gizli patronlarına ödeyince, geçimi için yeniden borçlanmaktadır.
Her aldığı borç için ödemek zorunda kaldığı faizlerle bir kısır dairenin içinde gittikçe perişan hale gelmektedir.
• Nahum, Avrupalı dostlarına şöyle diyordu:
"Yanlış yapıyorsunuz; Anadolu'yu işgal etmekle Müslüman Türkleri sindireceğinizi mi sanıyorsunuz? Hayır,Türkleri savaşla yıkamazsınız. Birkaç yıl içinde bu milletin yeniden dirileceğini, toparlanıp derleneceğini hesaba katmıyorsunuz! Öyleyse yapılacak şey, Lozan Antlaşması'yla bunlara bir fırsat tanıyıp bu zaman için de İslamiyet'ten uzaklaştıracak, din ve tarih şuurunu unutturacaksınız. Müslüman Türkler, bir iman ve ahlak tahribatı süreci geçirmelidirler. Ekonomileri çökertilmeli, siyasi partilerden gazetelere, hepsi ele geçirilmelidir.Yumuşak ve kolay lokma yapıldıktan sonra, Türkiye parçalanıp Büyük İsrail'e katılmalıdır. Bu şartları yerine getirmeden Türk milletini tarih sahnesinden silmek mümkün değildir. Bu şartlar tekamül etmeden savaşırsanız, kazanamaz yenilirsiniz."
• Siyonizm bir timsaha benzer. Bu timsahın üst çenesi Amerika ise alt çenesi Avrupa Birliği'dir. Beyni Siyonizm, gövdesi ise işbirlikçilerdir.
• Bizim bütün bu mücadele ve çalışmalarımız, yalnızca Türkiye için değil, İslam dünyası ve bütün insanlığı Siyonist zulümden kurtarmak içindi. Bu yüzden bileceğiz ve yürekten inanacağız ki "onların dağları yerinden oynatabilecek gücü" dahi olsa, mutlak kuvvet ve kudret sahibi yalnız Cenabı Allah'tır.
• Bize düşen gayret etmektir. Onlar nasıl ki iki bin yıldan beri batıl davaları için inançla ve gayretle çalıştılarsa, biz de onlardan daha büyük bir gayretle, cihat şuuruyla, bütün insanlığın saadeti için canla başla çalışmak zorundayız.
• Türkiye, milli benliğini bırakıp Batı ülkeleri içinde eriyemez. Buna, bizim milletimizin bünyesi ve tarihi müsait değildir.
• Halbuki bugün ne haldeyiz? Bugün eğitim sistemimizin hali nedir? Bugün bir bakıma, kendi maarif sistemi kendisi için insan yetiştirmeyen tek millet haline geldik.
• Çocuklarımız 15 sene okudukları halde edep, iffet, haya kelimelerini duymuyorlar. Helal nedir, haram nedir bilmiyorlar. Evlatlarımızı vatana, millete yararlı çocuklar yapmak istiyorsak eğitim sistemini baştan sona yeniden kurmalıyız. Ülkemizi birtakım taşkınlık hareketlerinden korumak için de okullarımızda evlatlarımız önce Allah diyerek derslerine başlamalıdır. Aksi takdir de helal, haram, ahiret, hesap günü nedir evlatlarınıza öğretmezseniz istenmeyen sonuçları engelleyemezsiniz. Eğitimde şuur olursa ailede huzur olur. Eğitim, saadet ve selametin gelmesi için hepimize önce nefsimiz nedir, onu tanıtacak. Hepimize nefsimize hakim olmayı öğretecek. Bütün memleketinin her kuruluşunu bir okul sayarak "beşikten mezara kadar öğrenme mükellefiyeti"yle bir eğitim seferberliğine girişmeliyiz.
• Dünyanın bir tarafında sefalet, bir tarafında ise sefa hat var.
• Biz bütün insanlığa saadet getirmeye çalışırken, bir zihniyet karşımıza çıkıyor ve "Hayır bütün insanlık değil, yalnızca biz mesut olacağız. Biz üstün ırkız, efendiyiz, diğerleri ise bizim boyunduruğumuza girecek." diyor. Biz bu zihniyeti ıslah etmeye mecburuz ve yeryüzüne Hakk'ın hakim olması için çalışıyoruz. Yoksa kimseye ne düşmanlığımız, ne husumetimiz, ne de kan davamız vardır. Biz bilakis onların saadeti için de çalışıyoruz.
• Kıymetli Gençler!
İnsanların hayrı ve saadeti için tüm gücüyle her nefesin hesabının verileceğini bilerek, hayır yolunda çalışın!
Ömrünüzün sonuna kadar insanlığa hizmete devam edin. Tarihin bu dönüm noktasında büyük sorumluluğunuzu kuşanın.Çünkü asıl marifet, yük altında ve hizmet esnasında sadık ve sağlam kalabilmektir. Yoksa çay sohbetlerinde ve edebiyat kürsülerinde kahramanlık satmak kolaydır.
• İster gecenizi gündüzünüze katıp bu hak dava için çalışın, ister yan gelip yatın. Bu hak davanın başarısını ne bir gün öne alabilirsiniz, ne bir gün geciktirebilirsiniz. Bütün mesele bu şerefli davada nasıl bir imtihan vereceğimizdir .
• "Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olanlar, önce gönüllerinde ve zihinlerinde yol almak zorundadırlar. Evvela, 'Bu yolu ben nasıl aşarım' korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki, yol ne kadar zor olursa olsun bir müddet sonra aşılmış, yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. İşte o zaman yüreklerinde, aslında engellerin zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar. "