İzlediğim dizilerin hemen hepsinden keyif aldım, hiç biri pişman etmedi. Hatta filmlerden daha çok keyif verdi ama bu diziden aldığım lezzeti anlatamam. Tom Hardy'i çoğunuz belki tanımıyorsunuz. Neden tanımıyorsunuz onuda söyleyeyim, Tom Hardy o kadar değişik karakterler canlandırıyor ki, filmin…devamıİzlediğim dizilerin hemen hepsinden keyif aldım, hiç biri pişman etmedi. Hatta filmlerden daha çok keyif verdi ama bu diziden aldığım lezzeti anlatamam. Tom Hardy'i çoğunuz belki tanımıyorsunuz. Neden tanımıyorsunuz onuda söyleyeyim, Tom Hardy o kadar değişik karakterler canlandırıyor ki, filmin sonunda adı geçmeden o filmde oynadığını anlayamıyorsunuz. Mesela The Revenant'da (Diriliş) oynadığını film bittikten çok sonra öğrendim. Christopher Nolan'ın birçok filmde rol verdiği oyunculardandır. Dolayısıyla Oyuncunun nispeten az tanınmasının bir sebebi de oyunculuktaki başarısıdır. Yinede en beğendiğim oyunculuğu bu dizide sergilemiş. Senaryo çok iyi olsa da diziyi değerli kılan Tom Hardy'nin şahane oyunculuğudur. 1800'ler İngiltere'sinin atmosferini o kadar iyi yansıtmış ki adeta o ortama girip gübre kokusunu alıyorsunuz. (aman bende sanki 1800'ler İngiltere'sinden yazıyorum:)
Taboo çok başarılı bir dizi ama işin kötü tarafı 3 yıldır ikinci sezonu bekliyoruz. Bu kadar iyi bir dizinin böyle muallakta kalması üzücü. Yinede izlenmeye değer.
Kitabı bitirdikten sonra insanın insana etmediği kalmamış dedim içimden. Çocukların da masumiyetini yitirdiği çarpıcı ve gerçekçi bir hikaye. Galiba insanın insanlığını koşullar belirliyor. Refah düzeyi yüksek bir ülkede hırsızlık ve gasp az iken, yoksul bir ülkede bunlar fazla olabiliyor. Geçenlerde…devamıKitabı bitirdikten sonra insanın insana etmediği kalmamış dedim içimden.
Çocukların da masumiyetini yitirdiği çarpıcı ve gerçekçi bir hikaye.
Galiba insanın insanlığını koşullar belirliyor. Refah düzeyi yüksek bir ülkede hırsızlık ve gasp az iken, yoksul bir ülkede bunlar fazla olabiliyor. Geçenlerde izlediğim Platform filmi de insanların ne kadar sefil durumlara düşebileceğini göstermişti.
Ancak bu kitapta sanırım temel tema güç zehirlenmesi veya en azından benim alabileceğim en can alıcı yeri orasıydı.
Spoiler içerir..
Demokratik bir seçimle başlayan ada hayatı yavaş yavaş diktatörlüğe evrilip bir cadı avına dönüşüyor.
Yüzüne boya sürdükten sonra bambaşka bir karaktere bürünen, çocuklardan hiç beklemeyeceğimiz şeyler yapan çocuklar...
Özellikle boya imgesi kafamda yer etmiş.
Demek ki insan ortaya çıkmadıkça her suçu işleyebilir ve işliyor da.
Çok değerli yorumlar ve çıkarımlar yapılmış kitap hakkında. Ne söylesem tekrara düşmüş olurum. Açıkçası okunmaya değer kitaplardan.
Okuma zevki açısından pek keyif almasamda güçlü hikayesi takdire şayan...
En Sevdiğim Şair Ahmed Arif Anısına... Ahmed Arif şiiri; damıtıla damıtıla altına dönüşen topraktır. Mektuplarından da anlaşıldığı üzere, beğenmediği şiirlerini ve hikayelerini hiç acımadan yırtıp atan, bir kelime için yıllarca bekleyen büyük şair. Daha çok şiiri olmasını istesemde, iyi ki…devamıEn Sevdiğim Şair Ahmed Arif Anısına...
Ahmed Arif şiiri; damıtıla damıtıla altına dönüşen topraktır.
Mektuplarından da anlaşıldığı üzere, beğenmediği şiirlerini ve hikayelerini hiç acımadan yırtıp atan, bir kelime için yıllarca bekleyen büyük şair.
Daha çok şiiri olmasını istesemde, iyi ki az yazmış diyorum. Niceliğe değil, niteliğe önem verdiği için bugün hala ilk günkü coşkuyla okunuyor.
Ahmed Arif'i büyük bir ozan yapan belkide halkına olan koşulsuz sevgisi ve yazdıklarındaki samimiyettir, içtenliktir.
Leyla Erbil'e yazdığı mektupların birinde şöyle diyor, "Ben onlar kadar okuyabilmek fırsatına eremedim. Dil de bilmem. Nem varsa şahsî kabiliyet ve yürek başkalığına borçluyum." Ahmed Arif'in büyüklüğü bu yürek başkalığıdır işte.
Ne zaman dara düşsek,
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Diyor.
Yokluğun cehennemin öbür adıdır diyerek özlemi iliklerimize kadar hissettiren şair.
Velhasıl şiir yazmamış, mısra dökmüştür büyük usta.
Tek kitapla şair olunur mu diyenlere, Tek kitapla peygamber olunuyor da neden şair olunmuyor demiştir. Daha ne desin.
23 yıllık suskunluğun ardından 2 Haziran 1991'de ebediyen susuyor Ahmed Arif ama şiirleri hiç susmuyor.
Yastığının altında bir yarım altın De ki kefen parası. Düşünde uzak bir dost Öyle içlenmiş akşam üstü. Göğüs kafesinde yürek namussuzu Göğüs kafesinde özlem. Dağlarında cızlavat eskitilmiş memleket Ve türküler çağırıyor onu. Soluğu kesilerek seslendi Gidememek nedir bilir misin dedi…devamıYastığının altında bir yarım altın
De ki kefen parası.
Düşünde uzak bir dost
Öyle içlenmiş akşam üstü.
Göğüs kafesinde yürek namussuzu
Göğüs kafesinde özlem.
Dağlarında cızlavat eskitilmiş memleket
Ve türküler çağırıyor onu.
Soluğu kesilerek seslendi
Gidememek nedir bilir misin dedi
Bir ağaç kovuğunda sıkışmak gibi.
Kadir Bulut
Bu filmi daha önce izlemiş olsam, benim için pek birşey ifade etmez, sıradan bir film deyip geçerdim. Bazı filmler ve kitaplar adeta zamanını bekliyor ve sizi en hazır olduğunuz zamanda buluyor. Geçenlerde Facebook gruplarında "hangi film hafızanızda kalıcı etki bıraktı"…devamıBu filmi daha önce izlemiş olsam, benim için pek birşey ifade etmez, sıradan bir film deyip geçerdim.
Bazı filmler ve kitaplar adeta zamanını bekliyor ve sizi en hazır olduğunuz zamanda buluyor.
Geçenlerde Facebook gruplarında "hangi film hafızanızda kalıcı etki bıraktı" diye bir soru sormuştum ve yaklaşık 3 bin yorum arasından sadece bu filmi izledim.
Böylece hiçte ummadığım bir film enlerim arasına girdi. Konuya, detaya girip izleme zevkinizi kaçırmak istemiyorum ama gerek senaryo, gerek oyunculuklar olsun son derece kaliteli bir film olmuş.
Evrende yalnız olmadığımızı sonuna kadar hissettirdi. Bilimsel konularda bazı şeylere açıklık getirmeye, cevaplar vermeye çalışan bir film olmuş.
İşleyiş tarzı ve bıraktığı etki Seven filmine benziyor ve bana göre ondan aşağı kalır değil. Yinede ikilemleri cevapsız soruları olan bir film. Bazı cevapları seyirciye bırakan bir film birazda.
Arafta kalan bir ruh: Franz Kafka Bu dünyaya uyum sağlayamayan ve en ufak bir konuda bile yalan söyleyemeyen sahtelikten kaçan bir insan portresi çiziyor Kafka. Milena onu, "Bence biz hepimiz, bütün dünya ve bütün insanlar, hastayız ve tek sağlıklı olan…devamıArafta kalan bir ruh: Franz Kafka
Bu dünyaya uyum sağlayamayan ve en ufak bir konuda bile yalan söyleyemeyen sahtelikten kaçan bir insan portresi çiziyor Kafka.
Milena onu, "Bence biz hepimiz, bütün dünya ve bütün insanlar, hastayız ve tek sağlıklı olan o; gerçekten kavrayan ve gerçekten hisseden tek saf temiz insan o. Dünyayı, dünyadaki tüm insanlardan on bin kat daha iyi tanıyor." diye tanımlıyor.
Kafka'nın yaşamına baktığımızda, yanlış gezegene düşmüş, yaşamaya üşenen ve adeta ölümü çağıran, ölümü bekleyen bir adam görüyoruz. Milena ise bu yolculukta onu en iyi tanıyan hatta Kafka'ya göre kendisini tanımasına yardımcı olan, hayatındaki kırılma noktalarından biri.
Kitabın hiçbir yerinde "seni seviyorum" cümlesine rastlamadım yada hatırlamıyorum. Sevdiği kadına;
Mesela, neden odanda duran ve senin koltukta ya da çalışma masasının başında oturuşunu, uzanışını, uyuyuşunu seyreden mutlu bir dolap değilim?
Demiş Kafka daha ne desin?
Mektuplarda, yaşayarak intihar eden bir adamın hikayesini okudum.
Yer yer o kadar dokundu ki anlatamam.
Kafka, Dönüşüm'deki böcek gibi kendi kabuğundan hayatı yaşamadan öyle güzel gözlemlemiş ki, tadına doyulmaz hikayelerini belkide bu eşsiz seyirciliğine borçluyuz.
Milena'ya Mektuplar, hem Kafka'yı tanımak adına, hem edebiyat anlamında benim için doyurucu bir kitap oldu. Sanırım mektup türünde en çok okunan kitapların başında geliyor.
Ahmed Arif'in Leylim Leylim kitabından sonra mektup türünde okuduğum ikinci kitap oldu. Normalde hiç okumayacağım bir tür ama yinede çok etkileyici.
Fakat filmi kitabından çok daha iyiydi. Çok ekleme çıkarma yapılmış. Epey değişik diyaloglar eklenmiş. Çok iyi olmasa da izlenecek değişik filmlerden biriydi
Bir sürü laf kalabalığı okudum başka birşey değildi. Bitince ben ne okudum neydi bu diye düşündüm. Okurken defalarca "abi nolur sadede gel" dedim içimden:) Beğenenler olabilir, şiirsel bulanlar olabilir ama benim için vakit kaybından başka birşey değildi.