1. sezon 2. ep diziyi izlemeye devam etmemi sağlayacak 🫠🫠 edit: hâlâ fav bölümüm 2. ama son iki bölümü de izlemek lazım. izleyecek bişe bulamadığımda sarıyo zaten farklı bi havası var gerilimli çoklu evrenli duygusal yıkımlar da var işte daha…devamı1. sezon 2. ep diziyi izlemeye devam etmemi sağlayacak 🫠🫠
edit: hâlâ fav bölümüm 2. ama son iki bölümü de izlemek lazım. izleyecek bişe bulamadığımda sarıyo zaten farklı bi havası var gerilimli çoklu evrenli duygusal yıkımlar da var işte daha ne isteyek (ilk bölüm hariç o bi tırt geldi)
an itibariyle 3. kez izledim.. her saniyesine değdi.. 22 fav onunla tanışmak için izlemek lazım... zone'a çıkmak ve kayıp ruh olmak arasındaki ilişki de müq.. bu sebeple de izlenir. gerçi komedisi de kaliteli bunun için bile izlenir.. jazz'a âşık sevdiğiniz…devamıan itibariyle 3. kez izledim.. her saniyesine değdi..
22 fav onunla tanışmak için izlemek lazım... zone'a çıkmak ve kayıp ruh olmak arasındaki ilişki de müq.. bu sebeple de izlenir. gerçi komedisi de kaliteli bunun için bile izlenir.. jazz'a âşık sevdiğiniz biri varsa onu anlamak için de izleyebilirsiniz nasıl bir şey olduğu çağırışıyor biras :')
yaşamın anlamı konusunda daha iyi bi animasyon yok. var diyorsanız önerinizi alırım hehe
izleyin ve kendinizi tebrik edin es geçmedim diye hehe
Spoiler içeriyor
afişten de gördüğünüz üzere BABA VOSS diyip şu şekli alıyos 🛐🛐🛐🛐🛐 izlemek için ilk sebebimiz buydu ikincisi ise ABİ KÖRLER SAVAŞIYO NASIL OLUYO DİZİ BİTTİ BEN HÂLÂ NASIL LAN DİYOM aksiyon aramam ama doyurdu yani.. hani entrika ihanet vs var…devamıafişten de gördüğünüz üzere BABA VOSS diyip şu şekli alıyos 🛐🛐🛐🛐🛐
izlemek için ilk sebebimiz buydu
ikincisi ise ABİ KÖRLER SAVAŞIYO NASIL OLUYO DİZİ BİTTİ BEN HÂLÂ NASIL LAN DİYOM
aksiyon aramam ama doyurdu yani..
hani entrika ihanet vs var boktan ama BABA VOSS var kurgu ii yeniyo yani sonuç olarak afied
cidden çoksel replikleri de vardı da hiç durduramadım yani öyle sarıyo.. bi de toplam 24 ep hatta daha az olurmuş da manzaralardan falan keserlerdi yavan olurdu öyle de, sıkıldıkça hızı yükseltin izleyin keyifli. ha sinirden tansiyon yükselten karakterler de var ama olsundu.
buradan sonrası spoiler
yav bu sibeth kardeşini büyütmek için var olan bi karakterdi bence. yoksa maghra çok saf kalıcaktı. son bölümden sonra bu şekil bakabiliyorum yoksa hep sövdüm smmxkdmd nasıl ki o bebiş kofun'u büyütmek için yaratılmışsa (içimden çok küfrettim enayilikler yaparken affet kofun :')) harlan da adamdı. ve tamacti jun.... vala.. BABA VOSS hakkında bişe demicem ona söze gerek yok ama tamacti de kral adam. son bölümde söylediği repliği hatrımda kaldığı kadarıyla yazam bari "korkunç bi şekilde yanılmış olmanın iyi olan tek yanı değişiklikleri kabul etmenin kolay olması" tarzı bişeydi işte. tam bi wiser oldu adam. wiserları yetiştiren zemine tanık olduk. ilerisini de merak etmedim değil ama BABAyı hep özlicektik tatsız olucaktı. nese. sibethe hâlâ sövüyom bu arada kadının sesini hiçbi şekilde duymak istemiyorum çok leş tiz iyice cırlıyo ıyh bi de bi de son bişe openingte BABAyı o son hâliyle görüyoduk ya.. ulan keşke bileydik son hâli olduğunu ölmeye gittiğini hiç ölmicek gibi geliyodu düşünmedik hiç bu ihtimali. bir de şey demişlerdi onun için "dev gibi bir adamdı arkasında dev gibi boşluk bırakması doğal" öyle.. yeterinxe dedikodusunu yaptım kendi kendime kaçaov karşılıksız bu kadar sarıyo sıkıldım kendimden 🫠🔫
Spoiler içeriyor
futbola karşı önyargım var, çeşitli sebepelrden ötürü sevmem. ama bu diziyi sevdim çünkü futbol odak değil, samimiyet ve bağlardı önemli olan. hikâyeler ve insanlardı, yaşadıkları karmaşalar ve girdikleri çıkmazlar. ve sevinçler elbette. bazen de buruk olanlardan.. Ted'i daha çok izlemek…devamıfutbola karşı önyargım var, çeşitli sebepelrden ötürü sevmem. ama bu diziyi sevdim çünkü futbol odak değil, samimiyet ve bağlardı önemli olan. hikâyeler ve insanlardı, yaşadıkları karmaşalar ve girdikleri çıkmazlar. ve sevinçler elbette. bazen de buruk olanlardan.. Ted'i daha çok izlemek isterdim, hayal kırıklığım sevgimden :') dönüp baktığımda nasıl olduğunu anlamıyorum hâlâ bazı şeylerin, "değişim" büyülü bi kavram gibi. Ted ne yaptı? bu soruya verilecek keskin bi cevap yok. birçok şey eklenebilir belki ama en temelde "insan"a nasıl baktığı gözüme çarpıyor. bu yüzden anlayışlı, yüreklendirici ve affedici. Ted'i manevi babam 3 ilan edebilirdim eğer kendi karamsarlığımı dengeleyebilmek için geliştirdiğim polyanna tarafımdan nefret etmeseydim :') sürekli şaklabanlıklar yapması ortamı yumuşatmaya çalışması vs benim gerginlikten kaçmak için sorunları görmezden gelmeme benziyordu. problemleri çözebilmek adına iyice batıp içinde yuvarlanıp her şeyi sorundan ibaret gören bana bi ders oldu onun davranışları. çünkü halledilir. bu süreç de illâ aşırı gerginlikler ve tartışmalar gerektirmez. insanlar anlayışlı olabiliyor falan. insandır abi tökezler, batar çıkar. ben battığımda niye dünyanın sonu gibi hissediyom peki :') burada böyle değil işte neredeyse ütopik bi empati var içgözlem var farkındalık var havada (değişime yol açan büyüler) diziyi izlerken isyan ediyordum: gerçek hayatta böyle değil insanlar böyle tepki vermiyor bunu yapmak zor (benim için de tabii) senin benim umutlarımı yeşertmeye ne hakkın var vs.. ama bazen lazım ya.. bazen böyle sıcak pozitif ortam ruha şifa oluyor. Lars and Real Girl filmini anımsatıyor bu yönüyle.
isterim ki Ted benim hayatıma da küçük dokunuşlar bıraksın: anlayışlar, sevgiler, inançlar; dizideki diğer karakterler gibi ben de daha iyi versiyonuma dönüşeyim falan. plan çoksel ama küçük bir kusurcuğu var, kurgusal karakter :') e mecburen hayatımızdaki Tedvari (evet uydurdum but güzel oldu) insnaların farkına varcaz. onlardaki potansiyeli görmeye çalışacağız daha derin ilişkiler kuracağız vs. biz bunu yapmaya çalışırken bir de bakıcaz ki Ted'e benzeyen biziz eheh. yani demem o ki kendimize ev gibi hissettirecek yerler yaratalım beklemek ve şikâyet etmek yerine. vesselam.
ve ve ve bu kısım çok büyük spoiler
hani bir an gelir diğer herkesin hayatı düzene girmiş gibi hissederiz dışarıdan bakınca onlar mükemmel hayatlar yaşıyor biz başkalarına iyi davranmaya iyi bir insan olmaya çalışırken (no no no buradaki iyi insan kavramı banshees of inisherin'e atıf değil ondan çok bağımsız ciddili iyi insan olmaya çalışmak) yine de şans bizi ıskalıyor gibidir ya. Ted'in yerinde olsam finalde bunu düşünürdüm herhalde. herkese musmutlu bi son tablosu çizdiler. Ted de güya ailesine döndü ama hani karısıyla (eski) ilişkisi ortada, ayrıca çokça sevdiklerini de geride bırakmak zorunda kaldı. ama biz yine de güveniyoruz bence Ted'e. onun sonu her ne kadar belirsiz olsa da, bir masal bitişi gibi olmasa da, hayatı devam ediyor olduğu sürece daha iyiye doğru gidecek. boşanmanın açtığı yarayı saracak, yeniden sevip sevilecek falan. bunlar olmasa da olur tabii ama Sassy'nin dediği o berbat hâlden çıkacak. buna inanıyoruz. bu inancı kendimiz için de büyütsek ya? yolunda gitmeyen şeylerin geçeceğini bilsek.. ayrılmak gerektiğinde ayrılsak bir yerlerden, bazı davranışlarımızdan, bazı sevdiklerimizden.. sonra bişiler daha iyiye gitse. amin. annesiyle yüzleşme sahnesi mükemmeldi btw. bir de en güzel dönüşüm rebeccaydı bence. bir de beard'ı çok seviyom özellikle hikâyesini öğrendikten sonra oh dedim ya sevgim şimdi anlam kazandı. roy'un tiplemesinde de garip bişiler var bence bazen çok eğlendiriyo bazen yeter ulan dedirtiyo :') neyse gidiyom yeter bu kadar zırvaladığım.. burada anlattığım oksijeni bana verebilecek dizi film kitap varsa önerin lütfen. ve evet bu diziyi izleyip sevenler cennetin doğusunu okusun.. komedisi yok ama öneresim geldi işte bi içtenlik bi güzellik görünce yapıştırıyom cağnım kitabımı. şimdi ciddili gidiom. bb. sevgiler.
Spoiler içeriyor
komedisi de dramı da çok yerindeydi bence. film izleme alışkanlığım ölmüş olmasına rağmen, odağımı 114 dk bir filmde tutabilir miyim diye endişelenirken tertemiz bitti. bi kere olaya girişi çok netti dolaysız direkt başladı en can alıcı yerden. he başladığı nokta…devamıkomedisi de dramı da çok yerindeydi bence. film izleme alışkanlığım ölmüş olmasına rağmen, odağımı 114 dk bir filmde tutabilir miyim diye endişelenirken tertemiz bitti. bi kere olaya girişi çok netti dolaysız direkt başladı en can alıcı yerden. he başladığı nokta bence her insanın dikkatini çeker ama baktınız ki bu dert benim derdim olamaz ilgimi çekmiyor izlemeyin o zaman yorulursunuz.. ben hiçbişi bilmeden başladım -öncesinde şu repliği kaydetmiştim yalnızca hoşuma gittiğinden: eskiden bunun iyi bir şey olduğunu zannediyordum ben. kalbi temiz olmanın. şimdi duyduğum en kötü hakaret gibi.- izlemesi keyifliydi.. absürt komedi tadını nahoş bi kasaba gerçekliğinde alabilmek ayrıca güzeldi.
bundan sonrası spoiler olabilir.
aniden en yakın arkadaşınız sizinle konuşmamaya başlıyor, çok bocalarsınız dimi? bi anlam bi sebep ararsınız. neden dün değil bugün, bir hatam mı oldu, ne değişti? kendinizi sorgulayıp sürekli irdelersiniz falan. temel sorun şu: sevdiğiniz bir şey sebepsiz elinizden alınmış ve siz onu istiyosunuz hâlâ. bu öfke ve engellenmişlik duygusuyla ne yapmalı? bu duyguların etkisiyle yaşanacak olaylar karakteri nasıl değiştirecek? merak duygusuyla izlettirmeyi başarıyor işte. yer yer yükseldiler tartıştılar falan.. durağan gibi dursa da bayık değildi kesinlikle, öyle ki ara vermeden izledim :) diyaloglar da hoşuma gitti hani. ama abartılacak kadar da değil. ablamın arkadaşı 5 kez izlemiş o kadarına gerek yok. karakterlerin o kadar bağlayıcılığı yoktu bence. çok derin değillerdi. bi kere inat vardı eylemlerinde. inat varsa yüzeysellik vardır ve ben bi uzaklaşırım sorry. adam yalnız olduğunun bile farkında değildi zaten.. öyle bi körlük kendine ve hayata karşı.. yine de değişimlerine tanık olmak keyifliydi işte. beni şaşırtıp bi aydınlanma yaşatmadı, davranışlarını yargıladım ve saçma buldum, he aslında benim de kabullenemeyip zorladığım şeyler olmuştur ısrar ettiğim bunları yazana kadar düşünmek istememiştim evet. oluruna bırakmayı bi öğreneydik iyiydi.. bir şeye çok bağlanmamayı, aldırmamayı, gitmelerine izin vermeyi.. bizim adam aslında iyi biri de değil bence. kardeşi giderken sorduğu ilk soru, ben ne olacağım imiş. bencillik. ikinci soru daha komik yemeği kim yapacak :))) sinirim bozuldu gülüşü :)) ve insanlar ona iyi kalpli diyor. sırf kendi hâlinde biri diye, başkalarına zarar vermiyor diye iyi kalpli olmuş. muhtemelen o zamana kadar birini incitmek için bi sebebi olmamış. sebebi olunca da gördük zaten neler yaptığını. iyi biri değilsin bizim adam! ismi zor adam.. sıkıcının karşıtı da iyi kalpli değil zaten niye bu sıfatları birbirinin zıttı gibi kullanıyorlar sıkıcı birisin diyemediklerinden iyi kalpli diyiveriyorlar onu hiç anlamadım zaten ya neyse. repliği de çok hoşuma gittiğinden anlamışsınızdır belki evet bu beni yakalayan mevzulardan biri. insanın kendine kör olması çok can sıkıcı ya.. johari penceresine kıpss.. kardeşi bile sıkıcı birisin diyemedi. ama zaten bunda da bi sorun var, kime göre neye göre. bi insanı sıkıcı yapan nedir vs vs herkes kendinden sıkılır mı bu da güzel bi soru bence şu an. ben kendimden sıkılır ve sıkıcı biri olduğumu da düşünürüm.. ama biliyom ki ilginç yönlerim de var :') olmalı :') beni seven insanlar var canlarım benim.. yani demem o ki bağların olsun bağımlılıkların değil. ve sen kendine katlanamadığında onların yanında olduğuna bakıp herhalde kötü biri değilim yoksa bu güzelliklerin yanımda işi ne diyebilesin. (aynaya karşı motivasyon konuşmayı yaptım az önce) insan insanın aynasıdır. umarım yankısı olmuştur bi yerde buraya kadar okumaya zahmet edene..
Spoiler içeriyor
derin bir nefes alıp ilk incelememi yazıyorum. yazdığım ilk yazının hiç beğenmediğim bir film olmasının sebebi tartışılabilir, sanırım çok sevdiğim filmlere inceleme yazmaktan çekinmem/hakkını veremeyeceğimi düşünmem bir neden olabilir. bir de ben duygusal olduğumdan hislerimle yorumluyom. beğendiklerime bu çoksel izleyin…devamıderin bir nefes alıp ilk incelememi yazıyorum. yazdığım ilk yazının hiç beğenmediğim bir film olmasının sebebi tartışılabilir, sanırım çok sevdiğim filmlere inceleme yazmaktan çekinmem/hakkını veremeyeceğimi düşünmem bir neden olabilir. bir de ben duygusal olduğumdan hislerimle yorumluyom. beğendiklerime bu çoksel izleyin kesin temalı, beğenmediklerime de şurası burası hiç olmamış diyerek sizi soğutmaya çalışmalı bi manipülasyon yazısı kusucam gibi geliyo .d bilgi, detay, analiz araştırma ekstra bir şey yok yani :')
neyse gelelim bu filme. şimdi ben buraya bişiler döşeyeceğim ama özetle şu: GİDİN KİTABINI OKUYUN. VAKİT KAYBIYLA KARIŞIK İŞKENCE. işkence sadece kitabı bilenler için. sevmediğiniz, kültürsüz kalsın dediğiniz arkadaşlarınıza önerebilirsiniz eheh hem illaki kitabı bi yerden duyacaklardır ve filmi izlediklerinden kitaba yeltenmelerinin de önüne geçmiş olursunuz ehehe
kurgu, olay akışı vs çok tırttı zaten. hani başka kelimem yok ifade etmek için, sadece tırt. özenilmemiş, düşünülmemiş, kopuk, anlamsız, amaçsız, karakter gelişimi yok, kitaptan uzaklaşmalar hat safhada. Luca Marinelli meselâ aşırı yanlış bi tercihti bence. daha antipatik birini seçemezlermiş gibi geliyor. sürekli boş ve çapkın bakışlar atıyordu etrafa. filmde denildiği gibi zekâ pırıltıları yoktu gözünde. zeki olduğunu söyleyen replikler tezatlığı gözüme sokuyor gibiydi hatta :') salakça bi hırsla yapıyor gibiydi her şeyi. kitapta bu şey hırs değil azimdi meselâ. kendine güvenip istikrarlı bir şekilde yapıyordu ne yapıyorsa. filmde hiç çalışkan değildi, emek verdiği ne vardı da bu kadar çöküşe geçti kitabı okumayanlar anlayamayacak. aşkı da yavandı inandığını düşündüğünü şey de. savaşmadı, tırnaklarıyla kazımadı o noktayı. kitapta bunu yaşadık çünkü birebir tanık olmuştuk onun savaşına. denizde yaşadığı mücadeleden farkı yoktu karada yaşamın ki jack london denizi müthiş güzel anlatır. sanki tek derdi ünlü olmak gibi aktarılmış. yaşadığı hayal kırıklığı, o yüksek zümrenin içyüzünü görüp hiçbir yere ait hissedemeyişi, fazlalığı, yalnızlığı yoktu. biraz daha değişiklik yapsalardı da uyarlama olduğunu gözden kaçırsaydık keşke hehe. kitaptaki Ruth karakterinin ismini Elena olarak değiştirmek neden meselâ? Ruth'u Martin Eden'le birlikte ben de sevmiştim, akıllı kızdı, daha hoştu karakter ve tavırları itibariyle, filmde çok salak bi izlenim vermiş. gerçi bütün karakterlerde bu hissiyatı yaşadım. kitapta her şey yerli yerindeydi, saygı duyuyordum o karakterlerin seçimlerine falan bi şekilde, düşüncelerine vs. martin eden intiharı düşünürken bi anlamı vardı, sinir krizlerinin getirdiği çökkünlükle yapılan bir itki değildi, bi karardı bir vazgeçişti başka türlüsü olamayacağı için. ah son sahne zaten.... en çok son sahneye sinir oldum galiba. filmde romantik bi intihar sahnesi çizmeye çalışmışlar sanırım -günbatımında denize doğru yüzmesi falan- ama kitaba saygısızlıktı resmen. gerçi bütün film kitaba saygısızlıktı. neyse. kitaptaki sonun şöyle güzel bir anlamı vardı: martin eden denizin adamı ve çok iyi bir yüzücü olduğu için, kıyıdan yüzmeye başladığında çırpınışlarıyla hayata dönebileceğini, karar verdiği sondan kurtulabileceğini bildiğinden denize son kez açılıp okyanusun ortasına atlaması gerekiyordu. ve o derinliklere kulaç atarken zihninden akan düşüncelere tanıklık etmemiz gerekiyordu. ve ciğerleri patlayacak seviyeye geldiğinde artık dayanamayıp nefes almak için başını kaldırdığını görmemiz gerekiyordu.. bak hâlâ gözümün önünde imgeler uçuşuyor. ve muhteşem.. niye kullanmadınız lan bu sahneyi! çok kinliyim. neyse öfkemi ve hayal kırıklığımı bir kenara koymalıyım.. ve anlayacaktık ki tıpkı tahmin edildiği gibi yaşam güdüsü her zaman ağır basıyor. beden ölmeye izin vermiyor, olay sadece senin zihninde, bakış açında, beklentilerinde, olanı kabul edemeyişinde, yeni bir yol çizemeyişinde vs vs. martin eden kitapta çok güzeldi işte. çok üzülmüştüm sadece kurgusal bi karakter olsa da ölmesini istememiştim çünkü gerçekçiydi. filmdeyse saçmasapan bir insana dönüştü -saçını şerefsiz sarısı yaptığı andan itibaren bok oldu karakteri- ve üzülemedim. lanet film. 4 puan vermiştim ama anlattıkça 1e düşüresim geldi. zaten filmi 6 ay arayla izledim. ilk oturuşta 30 dk izleyebilmişim ve sekme açık bi şekilde 6 ay kadar kaldı işte.. bişilerin yarım kalmasından nefret ettiğim için tekrar oturdum izledim, ama beklentim yok olduğu için daha izlenebilir geldi de bitirebildim sanırım. ama hayal kırıklığımla başa çıkmak 6 ayımı aldı diyebiliriz herhalde. tm 3 ayı üşengeçlik ve erteleme olsun hadi. kalan 3 ay da az değil.. neyse.. buraya kadar okuyanlara sabrı için teşekürler hehe