baban olmadan yaşıyorsun. sonra baban ölüyor. öldüğünü hissetmeni istiyorlar, tepki bekliyorlar. varlığını hissetmediğinin yokluğunu da hissedemezsin. sadece hiç olursun, hiçlik kalır seninle.
Behzat Ç'nin ilk sezonunu az önce bitirdim. tam 2 haftada izledim. bu kadar kısa sürede izlemiş olmam bana da sürpriz oldu. önceden izlemiş olsaydım bu kadar yoğun duyguyla izleyemezdim sanırım.
doğdum, kimse sormadı isteğimi. öleceğim, yine sorulmayacak. benliğimin içinde olmayan her şeyden beni sorumlu tutuyorlar. yaşarken öldüm, henüz bir cenazem olmadı. ruhum tabuta sığmayacak kadar dolu. ruhum, evsiz kaldın. sahi, bir evin var mıydı ki? yaşamın içinde kendime yeni bir…devamıdoğdum, kimse sormadı isteğimi.
öleceğim, yine sorulmayacak.
benliğimin içinde olmayan her şeyden beni sorumlu tutuyorlar.
yaşarken öldüm, henüz bir cenazem olmadı.
ruhum tabuta sığmayacak kadar dolu.
ruhum, evsiz kaldın.
sahi, bir evin var mıydı ki?
yaşamın içinde kendime yeni bir hayat arıyorum.
belki de kişiliğim yerine tam oturmamıştır.
bazen içime bakıyorum,
sanki birden fazla ben var gibi.
hâlbuki aslında ben yokum ki.
var gibiyim.
bedenim buradayken, ruhum hep başka yerlerde.
ben görünmez olabilir miyim?
bazen göz önünde değil gibiyim.
belki de umur dışı olup,
sahte sözcüklerle çevriliyimdir.
nefes alıyorum, ciğerlerim de hissediyorum.
ama bazen ruhuma oksijen gitmiyor,
nefessiz kalıyor,
ölümü tatmak zorunda olmanın ağırlığı içindeymiş.
bazen konuşmayı sonsuza dek bırakmak istiyorum.
ağzımdan bir kelime çıksa,
bazen kalbime bir kurşun olarak geri dönüyor.
ben aslında öldüm, kılınmadı cenaze namazım.
yaşarken kaybettim hevesimi.
kaburgama iliştirdiğim çiçeklerimde soldu.
zamanla hayallerimin renkleri de soldu.
benden de geriye hiçbir şey kalmadı.
şimdi aynaya bakınca gördüğüm tek şey,
koca bir hiç.
kaygiliyildiz
020825
artık ne arzum kaldı ne de kinim. ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş. dünya, ıssız yaşlı bir ev…devamıartık ne arzum kaldı ne de kinim.
ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş. dünya, ıssız yaşlı bir ev gibi görünüyor gözüme ve ben bağrımda bir acı duyuyorum. ve birden fark ediyorum ki, dünya dünya olalı, ben var oldum olalı, soğuk hissiz hareketsiz bir ölü, karanlık odada hep yanımdaydı benim.
* Sadık Hidâyet
hayatımın kıyısındayım. burası biraz sessiz ve karanlık. aydınlığın karanlığı terk etmesiyle, yıldızlarda küstü bana. bu kent karanlık, birazda yalnızlık barındırıyor. çaresizliğin dem vurduğu, yaraların iyileşmediği, bu korkunç dünyada kendimleyim. bağrım da bir hançer saplı. kanlar süzülürken yerlere, ruhum göğe uçuyordu…devamıhayatımın kıyısındayım.
burası biraz sessiz ve karanlık.
aydınlığın karanlığı terk etmesiyle,
yıldızlarda küstü bana.
bu kent karanlık, birazda yalnızlık barındırıyor.
çaresizliğin dem vurduğu, yaraların iyileşmediği,
bu korkunç dünyada kendimleyim.
bağrım da bir hançer saplı.
kanlar süzülürken yerlere,
ruhum göğe uçuyordu bir çırpıda.
hayat buydu,
doğum ve ölüm.
yaşam hiç olmamıştı.
kaygiliyildiz
20.07.25
-sınavın başlamasını beklerken giriş belgemin arkasına yazdığım, zihnimden dökülenler.-