" Sonra bir kahve iç ama herkesle kahve içilmez, unutma. Sadece aşık olduğun insanla kahve iç. Onu izlerken kahven soğusun, soğuk kahveyi sırf onun yüzünden sev... " Ahmet Batman - Gökyüzüne Not
... Benim de bir insan tarafım vardı Bakma böyle kötü olduğuma Benim de dileklerim vardı Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi Her gün bir kadın ağlar benim yüzümde Büyük dertler için benim ellerim Anlamıyor musun…devamı...
Benim de bir insan tarafım vardı
Bakma böyle kötü olduğuma
Benim de dileklerim vardı
Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan
Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi
Her gün bir kadın ağlar benim yüzümde
Büyük dertler için benim ellerim
Anlamıyor musun
Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
Ben sevilmediğimden böyle çirkinim...
Ümit Yaşar Oğuzcan
Ben 35 yıl sonra buldum kardaşımi, mesele budur asıl mesele... Ali Atay'ın ilk yönetmenliği, Serkan Keskin ve Ertan Saban oyunculuğu. İzlemek için yeterli sebepler aslında. Nası bi film biliyor musunuz? Böyle gece uykunuz gelmez ama saat ilerledikçe uyumak için de…devamıBen 35 yıl sonra buldum kardaşımi, mesele budur asıl mesele...
Ali Atay'ın ilk yönetmenliği, Serkan Keskin ve Ertan Saban oyunculuğu. İzlemek için yeterli sebepler aslında.
Nası bi film biliyor musunuz? Böyle gece uykunuz gelmez ama saat ilerledikçe uyumak için de geç olmuştur ya, hani artık sabahlaman gerekiyordur. Tam o gecelerde izlemelik, vakit geçirmelik bir yol filmi. Sıkmıyor da insanı, sardırıyor. Çıkarılacak anlamlar var tabiki ama " sanat toplum içindir " anlayışının asıl sebebi olduğu gibi yapımlarda yapımcılar, yazarlar. ( artık sanatın hangi kısmıyla ilgileniyorsanız ) topluma bir şey vermeyi değil, toplumun bir şeyler almasını amaç güden yapımlardan. Siz izleyin, zihninizde elbet bir yer edinir... :)
Yalnız bayadır film izlemiyormuşum be. Uyumaz, geceye bir film daha sıkıştırmazsam yılın son filmi oldu. 2023ü güzel yaşamadık ama güzel kapattık, kendimiz gibi. Nice yıllara yol arkadaşım, sevgili ben...
Bir his var; Böyle eskiden dinlediğin şarkılar çalınca, anıları hatırlayınca böyle sanki hüznün üzerine çikolatalı sos döküpte yiyormuşsun gibi. Garip...
... Unutmak yıllar alır, hatırlamak bir an. Bir kafe de oralet içen biriyle denk gelirsin, yağmur damlası gibi düşerim aklına. En acısı; televizyon seyrederken bir ölüm haberiyle karşılaşırsın, sikine saymazsın belki o an. Sonra bir isim duyarsın, için ürperir. Tüm…devamı...
Unutmak yıllar alır, hatırlamak bir an.
Bir kafe de oralet içen biriyle denk gelirsin, yağmur damlası gibi düşerim aklına. En acısı; televizyon seyrederken bir ölüm haberiyle karşılaşırsın, sikine saymazsın belki o an. Sonra bir isim duyarsın, için ürperir. Tüm dikkatini bir an da televizyona verdiğinde resmimle göz göze gelirsin, belki üzülürsün. Ağlar mısın? Şimdi duysan ağlarsın sanki... iki üç gün düşünürsün, sonra onunda üzüntüsünü yitirirsin. Kim kimde ölümüne dek anacak kadar anı bırakır? Unutulmaya mahkum zavallı insanlarız, hayatı çokta takmamak lazım. Günü geldiğinde toprağa gömülürüz, vakti geçince de dökülürüz yavaş yavaş hafızalardan...
Saudade - Beni Unutma 🎶
Hadi seç beğen kendine bu hayatlardan birtane Bak şunlar sefiller, şunlar yolsuzlar, şunlarda bir baltaya sap olamayanlar Bak bunların adı aşık, bunların adı öksüz, bunların adı da yalnız Bak burda tutunamayanlar var, şu köşe de yalnızca Haşimler Evet burası benim…devamıHadi seç beğen kendine bu hayatlardan birtane
Bak şunlar sefiller, şunlar yolsuzlar, şunlarda bir baltaya sap olamayanlar
Bak bunların adı aşık, bunların adı öksüz, bunların adı da yalnız
Bak burda tutunamayanlar var, şu köşe de yalnızca Haşimler
Evet burası benim kütüphanem;
İçinde binbir ömrün bir bir toprağa karıştığı bir mezarlık burası,
Ben burda çiçekler ekeniyim adsızların,
Su dökenim ben ekmek parasına roman yazanlara,
Gitmeyecekmiş gibi yaşayıp gittikten sonra geleni olmayanlara bakanım ben,
Burda yatanların adı mefta değil, meftun
Kurbanlarda var cellatlarda, ama hepsi suçsuz
Hepsinin günahları ortak
Hepsinin suç aleti aynı
Kimi öldürmüş, kimi yaralamış, kimi kendi canına kıymış
Buraya kimse kefenle gelmez, kimse o kadar temiz değil
Hepsi binbir aha sarılı, hepsi adi, vicdansız
İşte burası benim kütüphanem...
Sabah olur, sokağa çıkarsın, yalnızsın ve yalnızlığına yürürsün. Sonra seninle arkadaş olduğunu sanan iş ve okul arkadaşlarının yanına vardığında, yalandan bir gülümsemeyle bir selam çakarsın. Sohbetler, hal hatır sormalar ve birlikteliğinde yüzlerce yalan...
Dini, dili, ırkı ne olursa olsun şanlı bayrağımızın altında, bayrağın özgür ve hür dalgalanması için canını ve her şeyini göz kırpmadan feda etmiş, edecek tüm aziz milletimizin Cumhuriyet bayramını kutluyorum. Cumhuriyet 100 yaşında 🇹🇷
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi Ne kapanan kapılar Ne yıldız kayması gecede, ne güz Ne ceplerde tren tarifesi Ne de turna katarı gökte İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini Birer damla…devamıAyrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi
Ne kapanan kapılar
Ne yıldız kayması gecede, ne güz
Ne ceplerde tren tarifesi
Ne de turna katarı gökte
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini
Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken
Duvarlara dalıp dalıp gitmesi
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık
Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek
Birdenbire büyümesi gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun
İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde
Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin
Parmaklarını sözüne pınar edememek
Uzaklarda bir adamın üşümesi; bir kadın dağlara daldıkça
Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun
Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
Ayrılık; yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
Yalnızca gölge vermesi ağaçların
İyiliğin küfre dönmesi ayrılık
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
Başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
İki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı
Hüznün arması, süreğen korkusu inceliğin
Ayrılık, o küçük ölüm; usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan
Şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını?
Bir yaprak düşmesi kadar ancak acısı ve ağırlığı olduğunu
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını
Boşluğa bir boşluk katmadığını
Kar yağdırmadığını yaz ortasında
Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı
Ben bulutları gösterirken “Bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna”
Yanıt aramanla halkalanmış
Aşkın şarabının ağzını açtım, yâr yüzünden içti murt bende kaldı
Türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını kenara itip
“Bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?” dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan
Ne mi yapacağım bundan sonra?
Ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce
Şiir okumayacağım bir süre
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim
Yeni bir yanlışlık yapmamak için telefonlara çıkmayacağım
Ardı kuş resimli aynalar arayacağım mahalle pazarlarında
Gençliğimi anımsamak için
Emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak, sonumu görmeye çalışacağım
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce solsun diye
İçinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan tüm resimleri duvarlardan indireceğim
Mican türküsünü asacağım yerlerine
Falcı kadınlara inanmayacağım artık
Trafik polislerine adres sormayacağım
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye
Fesleğenden başka bir çiçek koymayacağım penceremin önüne
Büyük kentlerin varoşlarında çırpınan üç milyon yurtsuza evimi açacağım
Nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa bıraktığı acının yanına resmini asacağım
Şaşırma! Yetimi korumak için yeni aşklar bulacağım kendime.
Ne yapacağımı sanıyorsun ki?
Tenin tenime bu kadar sinmişken
Ömrüm azala azala akarken önümde
Gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken
Senin korkularını
Benim inceliğimi doldurup yüreğime
Bıraktığın boşluğu yonta yonta
Binlerce heykelini yapacağım
Şükrü ERBAŞ
“Yalnız, ağların arasından elimi, onun kalbine götürdüğüm yer biraz karanlık. Rüya gibi bir resim. Birlikte hiç resim çektirmemiştik. Bir sürü şey gibi bunu da yapamadık nedense; bir türlü olmadı. Bir koşuşma, durmadan bir şeylerle uğraşma… Neden koşuyorduk, acelemiz neydi?” Oğuz…devamı“Yalnız, ağların arasından elimi, onun kalbine götürdüğüm yer biraz karanlık. Rüya gibi bir resim. Birlikte hiç resim çektirmemiştik. Bir sürü şey gibi bunu da yapamadık nedense; bir türlü olmadı. Bir koşuşma, durmadan bir şeylerle uğraşma… Neden koşuyorduk, acelemiz neydi?”
Oğuz Atay