"Ben yapamazdım. Ne zaman pes edeceğini bilecek kadar akıllı değildim." ... "İstesek de istemesek de bir kelebek uçmadan önce tırtıl olarak yaşamak zorundadır." ... "Ama şimdi dönüp bakıyorum da belki de kanatlarımı amaçsızca çırpıyordum." ... "Ama yine de uğruna mücadele…devamı"Ben yapamazdım. Ne zaman pes edeceğini bilecek kadar akıllı değildim."
...
"İstesek de istemesek de bir kelebek uçmadan önce tırtıl olarak yaşamak zorundadır."
...
"Ama şimdi dönüp bakıyorum da belki de kanatlarımı amaçsızca çırpıyordum."
...
"Ama yine de uğruna mücadele etmeye değer her şey için çalışmaya devam. "
...
"+Abe adlı bir çocuk vardı. Başka okuldan gelmişti. Benim sırama oturmuştu. Bana şöyle demişti: 'Seninle el sıkışmayacağım.' Ailesi çok fakirdi. Hiç spor kıyafeti yoktu. Hep burnunu karıştırır ya da koluna silerdi. Şikayet etsem ya da kaşlarımı çatsam beni dövmekle tehtid ederdi. Ondan nefret ediyordum. Yerlerimizi değiştirmek için sabırsızlıkla dönemin bitmesini bekliyordum. Dans dersinde el ele tutuşmaktan ona ödevlerimi vermekten nefret ederdim. Kızlar sürekli arkasından konuşurlardı. Ama ben onlara katılmazdım. Arkasından konuşmanın kötü olduğunu düşünürdüm. Ama bir gün dönemin ortasında başka bir yere transfer oldu. Öğretmen hepimizden el sıkışıp hoşçakal dememizi istedi. Sınıfı bir iğrenme sardı. Elleri çok kirliydi. Dolaşıp bizimle el sıkışırken çok gergin görünüyordu. En son kendi oturduğu sıraya gelmişti, bir tek ben kalmıştım. Ellerimi uzattığımda dedi ki: 'Seninle el sıkışmayacağım.' Ondan en çok ben nefret ediyordum. Bunun farkındaydı. Elimi bu yüzden sıkmadı.
-O çocuk aptalın tekiymiş. Belki de senden hoşlandığı için senin elini sıkmadı.
+Olmaz, o sınıf başkanından hoşlanıyordu. Bana hep sert davranıyordu. Eller cepte, tükürüp, küfredip, kabadayılık taslayıp poz atıyordu. Benim dışımda herkesle el sıkıştı.
+İşte mesele de bu ya. Kızlar oğlanların ne hissettiğini asla anlayamaz.
-Sanki siz anlarsınız.
+Tahmin edeyim o zaman. O kadar da sert bir çocuk değildi. Oğlanlara lafı geçmiyordu. Hiç arkadaşı yoktu. Yanında oturuyordun, kolay bir hedeftin. Kabadayılık taslamak için sana ihtiyacı vardı. Herkesle el sıkışmayı istemiş olması mümkün değil. Ne kadar sert olduğunu sadece sana ispatlayabilirdi."
"ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum ben bunca elin boşunalığını düşünmekten bunca yüzün yabancılaşmasından korkuyorum" "çok dertli, çok yorgun, çok umutsuz olduğunu anlatmaya çalışıyor o umutsuzluğunu da kimliği, takvimi, mendili, çakmağı, tükenmez kalemi gibi çarşı pazar dolaştırıyor" "çiçekleri düşünmüyor kimse…devamı"ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum
ben bunca elin boşunalığını düşünmekten
bunca yüzün yabancılaşmasından
korkuyorum"
"çok dertli, çok yorgun, çok umutsuz olduğunu
anlatmaya çalışıyor
o umutsuzluğunu da
kimliği, takvimi, mendili, çakmağı, tükenmez kalemi gibi
çarşı pazar dolaştırıyor"
"çiçekleri düşünmüyor kimse
balıkları düşünmüyor kimse
kimse
kalbi güneşin altında iltihaplanan
hafızası yeşil hatıralardan usul usul boşalan bahçenin
ölmekte olduğuna
inanmak istemiyor"
"bütün gün
bütün gün
bırakılmış bir leş gibi suya
sürükleniyorum
ürkütücü kayalıklara
denizin en diplerindeki mağaralara"
"ne verdiniz bana ey aldatan, basit kelimeler
ve ey heveslerin, bedenlerin perhizi
saçlarıma bir çiçek taksaydım eğer
bu sahtekarlıktan ve başımda kokuşmakta olan bu kağıt
taçtan daha iyi değil miydi?"
"nasıl da büyüdü
kalbimin yarımlığı
ve hiçbir yarı, tamamlayamadı bu yarımı"
"bağımlıyım kendi umutsuzluğuma"
"-Bir yere sıkışıp kaldıysanız ve hergün aynı gün olsaydı ne yapardınız? + Bu hayatımı iyi özetliyor. " ... "-En berbatı bu değil. +Neymiş en kötüsü? -En kötüsü yarın her şeyi unutacaksın ve yine bana bir alçak gibi davranacaksın. " ...…devamı"-Bir yere sıkışıp kaldıysanız ve hergün aynı gün olsaydı ne yapardınız?
+ Bu hayatımı iyi özetliyor. "
...
"-En berbatı bu değil.
+Neymiş en kötüsü?
-En kötüsü yarın her şeyi unutacaksın ve yine bana bir alçak gibi davranacaksın. "
...
"Sana demek istediğim bence en iyi, en yumuşak, en güzel kadınsın. Senin gibi birisini hiç tanımadım. Asla senin gibi birisini görmedim... Senin kadar sevimli olanını... Ve seni ilk gördüğümde içimde bir şeyler canlandı. Sana hiç söylemedim ama seni istiyordum tüm gücümle. Senin gibi birisine layık değilim ama gerçekleşirse seni seveceğime yemin edebilirim. Hayatımın sonuna dek..."
Ama her şeyden önemli olan, yaşayabilmek... Biz, kimse ile yaşayamıyorsak da, kendimizle yaşayan, kendi içimizde gece gündüz mücadele eden insanlarız. ... En sevgili arkadaşıma üç aydır mektup yazamadım. Bunun baş nedeni, bir "iç monolog" olarak sürekli seninle konuşmam. Bu denli…devamıAma her şeyden önemli olan, yaşayabilmek... Biz, kimse ile yaşayamıyorsak da, kendimizle yaşayan, kendi içimizde gece gündüz mücadele eden insanlarız.
...
En sevgili arkadaşıma üç aydır mektup yazamadım. Bunun baş nedeni, bir "iç monolog" olarak sürekli seninle konuşmam. Bu denli çok konuşunca da oturup bir türlü yazamıyorum. Çünkü birçok olayda benimle birliktesin. Her şeyi sana duyururcasına yazıyor, yaşıyor, görüyorum. Hemen her anımı seninle bölüşüyor, içimden sana anlatıyorum.
...
"Burası bizim yurdumuz değil ki, burası bizi öldürmek isteyenlerin yurdu!" diyerek sürekli yineliyor... Hâlâ da öyle değil mi?
...
Bizler belki de kendi kendilerine yaşaması gereken, ama belki de toplumumuz buna elvermediği için evlilikler yapan kadınlarız.
...
Bütün bu düşüncelerim, bir yıla yaklaşan sürenin sonunda vardığım çıkış yolu yalnız ve yalnız edebiyat. Sevdiğim kitapları yeniden okumak, sözcükler, dünyayı sözcüklere çevirerek algılamak. Bunun dışında her birey bana çözümlenmeyecek bir dünya gibi görünüyor.
...
Bazen hiçbir şeyden yılmayacak kadar gücüm oluyor. Bazen çok aciz oluyorum.
...
Ben zaten yeryüzünün neresini benimsedim ki?
"Yoruldum. Üşüyorum. Üstelik dinlemiyorsun. Ama sana anlatmam gerek." ... "Hızlanan bir trene yetişmek isteyen ama yetişeceğine kimsenin inanmadığı biri gibiydim." ... "Biliyorum, bana huzur veren şey, seni sadece rahatsız edecektir. Sen bana deli diye bak. Her şey çözülür."
Çok yıl geçti, yetmedi zaman Hem dindim hem dinmedim ihtimaldi ya da imkân ... o gitti ya benden kopan döner mi ... hiçbir yarayı iyileştirmiyor sonradan seçilmiş, kayıp bir ezberin hayalini rüya sanmak ... içim kırk bir mağara kaybolsun iplerim…devamıÇok yıl geçti, yetmedi zaman
Hem dindim hem dinmedim
ihtimaldi ya da imkân
...
o gitti
ya benden kopan döner mi
...
hiçbir yarayı iyileştirmiyor
sonradan seçilmiş, kayıp
bir ezberin hayalini rüya sanmak
...
içim kırk bir mağara
kaybolsun iplerim halatlarım
kırk biri de kör olsun
dünya çok dünya az
dünya dar
annem olsa kucağına yatardım
bugün de böyle olsun
...
birkaç mesafe
kendine kapıldığın, gözlerin
seni aldattı, her sabah
kandilini
söndürdüğün ömrünü
adadın diye
...
başkalarının kanatları vardı
senin uçtuğun göğün üstünde
...
Kolay mı aşılır
geçilir
affetmenin dağları
kendinden geçmek
kolay mı?
bir bir affetmek
ardında kalan
ama aklından çıkmayanları
insanın kendine bağışı
kolay mı?
Yitmek de var kalmak da uzayan çölünde denizin. Ya da yeşilliğinde gür bir ormanın. Benim gönlüm Bir kaktüsle ulu bir çınar arasında sıkışık. ... Şu an Ne kadar uzağında gibiyim Kendimin ... Nicedir yaşamayı unutmuş gibi yaşıyorum. ... Sen öyle…devamıYitmek de var kalmak
da uzayan çölünde
denizin.
Ya da yeşilliğinde gür bir ormanın.
Benim gönlüm
Bir kaktüsle ulu bir çınar arasında sıkışık.
...
Şu an
Ne kadar uzağında gibiyim
Kendimin
...
Nicedir yaşamayı
unutmuş
gibi yaşıyorum.
...
Sen öyle varsın ki
Ben yok gibiyim.
...
O gece gene yalnızdık
Ocağın korlarında kızarttık kuru ekmeğimizi
Sönen küllerin üstünde ısıttık ellerimizi.
Gecenin içinde
Bir kutup güneşi gibi belirdi
Soluk küllerin üstüne çizdiğim yüzün
...
Gözlerim boş yere
Yitenlerin ayak izlerini
Arıyor kumsalda.
...
Sevgilim
Güz yağmurları
Yağmaya başladı
Sen daha dönmedin.