Nietzsche tüm insanlığa şu öğüdü bıraktı: " En derin yaralarla başlar, en derin gülücükler. En yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir seferde yaşamayı."
Adamın biri sabaha kası okyanus sahilinde, güneşin doğuşunun keyfini çıkarmak için sahile inmiş. Uzakta sahilde birini görür. Biraz yaklaştığında sahile vuran deniz yıldızlarını okyanusa atan bir çocuk olduğunu fark eder. Çocuğa yaklaşarak sorar: - " Neden deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun?"…devamıAdamın biri sabaha kası okyanus sahilinde, güneşin doğuşunun keyfini çıkarmak için sahile inmiş. Uzakta sahilde birini görür. Biraz yaklaştığında sahile vuran deniz yıldızlarını okyanusa atan bir çocuk olduğunu fark eder. Çocuğa yaklaşarak sorar:
- " Neden deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun?"
Çocuk der ki:
+ " Güneş yükseldi mi sular çekiliyor. Onları atmazsam susuzluktan ölücekler.
Adam devam eder:
- " Sahil kilometrelerce uzanıyor ve binlerce deniz yıldızı var, hangi birini atacaksin. Ne fark edecek ki?"
Çocuk adamı dinledikten sonra bir deniz yıldızını daha okyanusa atar ve cevap verir:
+ " Bu deniz yıldızı için fark etti."
Adam, çocuğun yalnızca okyanus manzarasının keyfini çıkarmaya gelmeyip bir fark yaratmak istediğini anlar ve ona katılarak bütün sabahı okyanusa deniz yıldızı atarak geçerir.
" Bir gün ölüm adamın karşısına çıktı ve dedi: - Bugün senin son günün. Adam dedi: + Ama ben hazır değilim. Ölüm dedi: - Bugünkü listemde, senin ismin ilk sıradadır. Adam dedi: + Peki o zaman... gitmeden önce, gel oturalım…devamı" Bir gün ölüm adamın karşısına çıktı ve dedi:
- Bugün senin son günün.
Adam dedi:
+ Ama ben hazır değilim.
Ölüm dedi:
- Bugünkü listemde, senin ismin ilk sıradadır.
Adam dedi:
+ Peki o zaman... gitmeden önce, gel oturalım bir kahve içelim.
Ölüm dedi:
- Tabi ki.
Adam ölüme kahve ikram etti. Ve onun kahvesine birkaç uyku hapı attı...
Ölüm kahveyi içti ve derin bir uykuya daldı.
Ada, ölümün listesini aldı ve ismini ilk sıradan silip listenin sonuna koydu.
Ölüm uyandıktan sonra şöyle dedi:
- Sen bugün bana çok şefkatli davrandın. Şefkatinin karşılığında işime listenin sonundan başlayacağım."
Bazen bazı şeyler kaderinde yazılıdır. Onları değiştirmek için ne kadar çabalarsan çabala, onlar hiçbir zaman değişmezler...🍀
"Çocuk, yetişkinlerin mükemmel olmadıklarını anladığı gün ergen olur, onları affetmediği gün yetişkin olur, kendini affettiği gün bilge olur." - Alden Nowlan -
Şimdi Newton bir deney yapmış; Renkler var, döndürüyorsun, beyaza dönüşüyor Newton'a sorarsan bu deney; beyazın bütün renklerden oluştuğunu, kanıtlıyor. Bana sorarsanız bu deney; hızlı yaşarsak, hayatın renklerini kaçırırız.
" İçinde yabancısı olduğu bir güç bir yaşama sevinci dolmuştu. Bu duygu, ölüme mahkûm edilip, birden cezası affedilmiş birinin duygusu gibiydi." - Suç ve Ceza -
Babasının kim olduğunu bilmeyen, annesi uyuşturucu bağımlısı, 13 kardeşin arasında kimsenin umursamadığı Afri Amerikan genç bir çocuğun hayatı sokaklarda geçmiştir. Hiç sıkılmadan izleyebileceğiniz en güzel film olabilir. Filmi izlerken Michael' in kağıda aktardığı sözler çok anlamlı geldi. " Cesaret anlaması…devamıBabasının kim olduğunu bilmeyen, annesi uyuşturucu bağımlısı, 13 kardeşin arasında kimsenin umursamadığı Afri Amerikan genç bir çocuğun hayatı sokaklarda geçmiştir.
Hiç sıkılmadan izleyebileceğiniz en güzel film olabilir. Filmi izlerken Michael' in kağıda aktardığı sözler çok anlamlı geldi.
" Cesaret anlaması zor bir duygu, aptalca bir fikir ya da bir hata uğruna cesaret gösterilebilir. Ama yetişkinleri sorgulayamazsın. Ne koçunu, ne de öğretmenini, çünkü kuralları onlar yapar. Belki en iyi onlar bilir, belki de bilmezler. Herşey kim olduğuna nereden geldiğine bağlı, 600 askerden bir tanesi bile mi pes edip karşı tarafa katılmayı düşünmedi. Düşünün bu ölüm vadisi hiç kolay değil, cesaret de bu yüzden yanıltıcı her zaman başkalarının dediğini yapmak mı gerekir.
Hangileri yaptığınla ilgili en ufak bir fikrin bile yoktur. Zaten cesareti bir aptal gibi gösterebilir. Ama onur bir şeyi yapıp yapamayacağını belirleyen asıl neden odur. Seni sen yapan belki de olmak istediğini yapar. Önemli bir şey uğrunda ölürsen bu seni hem cesur hem de onurlu yapar. Bu da güzel birşey, sanırım yazarlarında anlatmaya çalıştığı da bu cesareti bedeninde taşıyıp onur için savaşmak. Hatta size yapmanız gerekeni söyleyen insanları da onurlu olmaya sevketmek."