İnsanın varoluş (kendilik) sorunu, hiç kuşkusuz onun toplumsallık (kimlik) sorunundan bağımsız bir biçimde ele alınamaz; çünkü insan, doğası kadar çevresinin de çocuğudur.🌬 🎼 Calogero| Danser Encore
Spoiler içeriyor
Amacı, insanlara hayatlarında eşlik edecekleri sentetik dostlar yaratmak olan bir laboratuvar düşünün... Bu laboratuvarın edindiği misyon; daha iyi ilişkiler sürdürülebilmesi için birtakım yaşamlar geliştirmek. Çiftler için başarılı ilişki oranı verirken; bekarlar için de veri tabanlarını tarayıp en uygun eşi buluyorlar.…devamıAmacı, insanlara hayatlarında eşlik edecekleri sentetik dostlar yaratmak olan bir laboratuvar düşünün...
Bu laboratuvarın edindiği misyon; daha iyi ilişkiler sürdürülebilmesi için birtakım yaşamlar geliştirmek. Çiftler için başarılı ilişki oranı verirken; bekarlar için de veri tabanlarını tarayıp en uygun eşi buluyorlar.
İzlerken dikkat ettiğim, sentetik insanların yapılıyor olmasının avantajlarından gördüğüm iki husus var: insanların duygularını-ihtiyaçlarını okuyabiliyor ve onları bırakamıyor oluşları.
Zoe ve Cole arasındaki uygunluk hesaplaması %0 çıkmasına rağmen bir şey hissettiklerini söyleye söyleye hissettiler sonunda gerçekten, bravo :)
Gerçek değilsin diye başlayan yolculuk sen gerçeksin ile son buldu. Neden gözyaşım yok dediği gözyaşı filmin sonunda aktı. Burası pek mantıklı gelmedi, belli ki romantizm katılmak istenmiş.
Bir de Benysol randevusu fikrini çok saçma buldum. İlk aşkın anısı olmak zorunda değil diyerek cümleye giriyor ve birkaç saatliğine insanlara yüksek bir aşk yükleniyor.😄 Ve işin garibi birbirini hiç tanımayan insanlar bunu kullanıyor bir şeyler hissetmek için. Bununla ilgili Zoe ve Cole arasında geçen şu diyalog ilgimi çekti:
Cole: Artık ilaçsız hiçbir şey hissetmiyorum. Sende işe yarıyor mu?
Zoe: Yaramıyor.
Cole: O zaman neden yapıyorsun?
Zoe: Çünkü beni daha az yalnız hissettiriyor.
İnsanlar birkaç saatliğine aşık olmak için kendilerine ilaç geliştirir hale gelmiş ancak sürekli bu şekilde devam eden bir sistemde hislerin körelmesi kaçınılmaz diye düşünüyorum.
Spoiler içeriyor
Seth adındaki meleğin, aşkı için sonsuz bir hayatı terk edişinin hikayesi... Yalnızca aşkı için diye nitelendiriyor olmak biraz sığ kalabilir belki film için çünkü bu meleğin düşüşünde etkili olan şey yalnızca aşk değil. Görünür olma arzusu, birine dokunmak, onu hissetmek,…devamıSeth adındaki meleğin, aşkı için sonsuz bir hayatı terk edişinin hikayesi...
Yalnızca aşkı için diye nitelendiriyor olmak biraz sığ kalabilir belki film için çünkü bu meleğin düşüşünde etkili olan şey yalnızca aşk değil. Görünür olma arzusu, birine dokunmak, onu hissetmek, acıyla tanışmak ve özgür iradeye sahip olmak gibi pek çok unsura da yer verilmiş.
Doktor Maggie'nin insanları hayata döndürme çabası karşısında Seth'in onları bu hayattan alıp başka bir hayata götüren kişi olmasının yarattığı zıtlık hoşuma gitti. Ait oldukları hayatları ve üstlendikleri roller gereği sürekli karşı karşıya olmalarının verdiği mücadeleyi izlemek keyif vericiydi.
Filmin sonu gerçekten yürek burkucu. İnsanlar ölürken yanlarında olup onlara bu yolda eşlik eden Seth, sevdiği kadının ölüm yolculuğuna yalnızca seyirci olabildi. Gönül isterdi ki Seth, risk aldığı bu yolculukta tek başına kalmasaydı. İnsan olmaya ve yaşamaya dair her şeyi Maggie ile öğrenseydi.
Filmi çok beğendim, eski romantiklerdenseniz hoşunuza gidecektir.
The Liberator, savaş draması temalı bir mini dizi. Bu diziyi diğer 2. Dünya Savaşı'nı konu alan yapımlardan ayıran özellik; trioscope denen farklı bir çekim tekniğinin uygulanması. Açıkçası diziyi açıp izleme nedenim de buydu. Dizi, bizi 1943 yılına Nazi işgali altındaki…devamıThe Liberator, savaş draması temalı bir mini dizi. Bu diziyi diğer 2. Dünya Savaşı'nı konu alan yapımlardan ayıran özellik; trioscope denen farklı bir çekim tekniğinin uygulanması. Açıkçası diziyi açıp izleme nedenim de buydu.
Dizi, bizi 1943 yılına Nazi işgali altındaki Avrupa'ya götürüyor. Burada Thunderbirds isimli birliğin 500 günü aşkın mücadelesine tanık oluyoruz. Bu birlik Kızılderililer, Meksikalılar ve Kovboylardan oluşan bir birlik.
Değişik suçlara karışmış olup kendi aralarında bile anlaşamayan birliği eğitmek için Felix Sparks isimli bir subay görevlendiriliyor.
Dizinin en çok hoşuma giden yönü ise; ırkçılığa maruz kalan ve kendi ana vatanlarında dahi ayrımcılığa uğrayan kişilerden oluşan bir birliğin, Faşist Almanyaya karşı savaşmasıdır.
Sadece 4 bölümden oluşuyor maalesef, daha uzun olmasını isterdim. Tam karakterlere ısınıyorsunuz dizi bitiveriyor.
✨️ 7,5/10
Saat kaç..? Tik-tak sesleri... Ve bitiş müziği: Hoşçakal Nathan'ın sona yolculukta sorduğu sorular ve sona ulaştığında aldığı yanıtları izlediğimiz bir kısa film. Sorular sormak yaşama dair iken; yanıtlayamadığımız sorulara cevaplar bulmak ölüme dairdir sonucuna vardığım 8 dakikanızı ayırabileceğiniz hoş bir…devamıSaat kaç..? Tik-tak sesleri...
Ve bitiş müziği: Hoşçakal
Nathan'ın sona yolculukta sorduğu sorular ve sona ulaştığında aldığı yanıtları izlediğimiz bir kısa film.
Sorular sormak yaşama dair iken; yanıtlayamadığımız sorulara cevaplar bulmak ölüme dairdir sonucuna vardığım 8 dakikanızı ayırabileceğiniz hoş bir film.⏰️👤
Bu 6 dakikalık kısa animasyonda minik kum kuşunun öğrenme sürecine tanık oluyoruz. Karşılaştığı ilk dalgada afallayıp sersemlemiş olsa da sonradan gelen ikinci dalgaya karşı -önceki halinden daha ürkek ve temkinli bir halde- mücadele etme cesareti beni çok duygulandırdı. Bu cesareti…devamıBu 6 dakikalık kısa animasyonda minik kum kuşunun öğrenme sürecine tanık oluyoruz.
Karşılaştığı ilk dalgada afallayıp sersemlemiş olsa da sonradan gelen ikinci dalgaya karşı -önceki halinden daha ürkek ve temkinli bir halde- mücadele etme cesareti beni çok duygulandırdı. Bu cesareti gösterebilmek her zaman kolay olmuyor. O, bu mücadeleyi verirken iyi ki yanında küçük dostu da varmış dedim. Dostundan gördüğü kuma gömülme yöntemini kendisi de uygulayınca dalgaların altında yepyeni bir dünyayla karşılaşıyor. Onun için korkutucu görünen şeyin altındaki güzellikleri fark ediyor. Hayatımıza güzel şeyler katmak istiyorsak acı çekmekten ve pes etmeksizin farklı yollar denemekten çekinmemeliyiz.
Kendi çabasıyla elde ettiği istiridyeleri arkadaşlarıyla paylaştıktan sonraki -başarma hissinin verdiği coşkuya olsa gerek- kıpır kıpır yerinde duramayan hali de çok sevimliydii🥲
🌊 "Denizi seviyorsan dalgaları da seveceksin. Korkarak yaşarsan, yalnızca hayatı seyredersin."
|Aforizmalar, Friedrich Nietzsche
Spoiler içeriyor
Mother! Nasıl giriş yapmam gerektiğini bilemediğim bir film... Sadece özetini okuyarak bu filmi izlemeye karar verdiyseniz ve Eski Ahitteki hikayelere vâkıf değilseniz kuvvetle muhtemel filmin ortalarına geldiğinizde "ne anlatıyor bu" diyeceksiniz. Filmde o kadar çok metafora yer verilmiş ki olay…devamıMother!
Nasıl giriş yapmam gerektiğini bilemediğim bir film...
Sadece özetini okuyarak bu filmi izlemeye karar verdiyseniz ve Eski Ahitteki hikayelere vâkıf değilseniz kuvvetle muhtemel filmin ortalarına geldiğinizde "ne anlatıyor bu" diyeceksiniz.
Filmde o kadar çok metafora yer verilmiş ki olay örgüsü pek kurulamamış. Bu da filmde sürekli bir kaos halinin varlığına sebep olmuş. Tabi bu bahsettiğim durum eser tamamlandıktan sonraki süreç, öncesinde sessizlik hakimdi.
Evet... Burada eser bizleriz. Tanrının yaratmış oldukları.
Biz ve doğa ana sürekli bir çatışma halinde, evin her odasında bu karmaşayı görebilirsiniz zaten.
Üzerine çokça tartışılan bir film olduğu için daha fazla yazmayacağım, sizin filmi izleyip çıkarım yapmanız daha doğru olacaktır.
Bariz görünen birkaç metafor dışında benim de kaçırdıklarım olmuş. Gözden kaçıran olursa diye buraya da ekliyorum:
🧩 Adem tuvalette kusarken doğa ana Ademin sırtında, kaburgalarının olduğu yerde bir yara görür. Bu da İncildeki "Kadın, Adem'in kaburga kemiğinden yaratılmıştır." sözünü akıllara getiriyor.
🧩 Eve gelen misafir kadın (Havva) yasak olduğunu bildiği halde tanrının çalışma odasına (cennet) girer ve kristale (yasak elmaya) dokunmaya çalışır. Nihayetinde de kırar. Bu olaydan sonra Tanrı sinirlenir ve odanın kapılarını kapatır.
🧩 Erkek ve kadının seviştiği sahneden hemen sonra yaprak motifli bir sütyen görüyoruz. Bu ayrıntı, Adem ve Havva'nın yasak meyveyi yedikten sonra yapraklarıyla çıplaklıklarını kapatmalarını temsil ettiğini söyleyebiliriz.
Filmloverss ve zamanınotesi sitelerinden daha fazla içeriğe ulaşabilirsiniz. Ben kaçırdığım yerleri yazdım sadece :)
İzlerken adeta puzzle parçalarını yerleştiriyor gibi hissettiğim filmin sonunda tüm parçalar bozulup yeni bir yap-boz a başlanıyor ve döngü kendi içerisinde devam ediyor...
Filmi "Evrenin ve insanoğlunun yaratılışı" perspektifiyle izlemeniz halinde anlamsız gelen pek çok sahne anlam kazanacaktır.
📌 Bu filmi bana öneren arkadaşıma teşekkür ediyorum. Üzerine düşünülebilir bir film olmanın hakkını fazlasıyla verdi.🙏🏻
Spoiler içeriyor
Bu tarz aksiyon/macera filmlerini genellikle boş vaktim olduğunda kafamı rahatlatmak için izliyorum. Üzerine düşünmemi gerektirmeyecek tarzda bir kurgusu olan, sonu tahmin edilebilir ve içerisinde ters köşeler barındırmayan bir filmdi. Bu anlamda çok tatmin edici olduğunu söyleyemem. Ancak büyük bir doğal…devamıBu tarz aksiyon/macera filmlerini genellikle boş vaktim olduğunda kafamı rahatlatmak için izliyorum. Üzerine düşünmemi gerektirmeyecek tarzda bir kurgusu olan, sonu tahmin edilebilir ve içerisinde ters köşeler barındırmayan bir filmdi. Bu anlamda çok tatmin edici olduğunu söyleyemem. Ancak büyük bir doğal afeti izleyiciye aktarış şekli ve oyuncu performansı başarılı olmalı ki; Ray'ın, Blake'ı kurtarmaya çalıştığı sahnede sanki orada kapana kısılmış olan kendimmiş gibi hissettim.
Yaşam alanlarının yerle bir olduğu bir konu üzerinden ilerleyen film, Ray'ın boşanma sürecinde olduğu eşi ile birlikte kızını aramaya başlamasıyla toplumsal bir olaydan kopup bireysel bir zafer elde etme serüvenine dönüşüyor. Ray'ın, Blake'ı kurtararak geçmişte yaşadığı ve telafi edemeyeceği olayı (kurtaramadığı küçük kızı) bir nebze de olsa kendi içerisinde çözüme kavuşturabildiğini ve ailevi ilişkilerine ket vuran bu durumla başa çıkabilir hale geldiğini düşünüyorum.
Yıpranmalarına sebep olan bu trajik olayı aşarak ilişkilerini yeniden inşa etme yoluna koyuldular.
✨️ 6/10
Spoiler içeriyor
Artan kadın cinayetleri ile birlikte Komiser Önem Özülkü, kadın cinayetlerini araştırmak üzere kurulan Özel Suçlar Birimi'nin başına getirilir. Oldukça kısıtlı imkanlar tanınan bu ekip, mezarlık olarak adlandırılan eski arşiv odasında olayları çözüme kavuşturmaya çalışır. Bu arşiv/mezar benzetmesi ile, faili meçhul…devamıArtan kadın cinayetleri ile birlikte Komiser Önem Özülkü, kadın cinayetlerini araştırmak üzere kurulan Özel Suçlar Birimi'nin başına getirilir.
Oldukça kısıtlı imkanlar tanınan bu ekip, mezarlık olarak adlandırılan eski arşiv odasında olayları çözüme kavuşturmaya çalışır. Bu arşiv/mezar benzetmesi ile, faili meçhul cinayet dosyalarının nasıl arşivlere gömüldüğü daha ne kadar net ifade edilebilirdi bilmiyorum. Aynı şekilde Hasan Bey'in led lamba ile yaptığı anekdot da sistemin kendisinin yanlış olduğunu özetler nitelikteydi.
Savcı ile Haluk arasındaki kurum içi çekişmeler ise bir noktadan sonra sıkmaya başladı. Kendi alacakları kararların sorumluluklarına katlanmak yerine, kurumları sürekli kendi korkaklıklarının baş aktörü olarak gösterdiler. Bu, o statüdeki insanlar için bir kaçış yolu olmamalı. Gerektiğinde yanlışa yanlış diyebilmeliler.
Öte yandan cinayetlerin işleniş tarzının bölümlerin başlangıcındaki söz ile örtüşmesi hoşuma gitti. Bu tür detaylar diziyi çekici kılıyor.
Mesela savcının ilk bölümde itfaiyeci kızın performansını eleştirmesi ve onu hâkir görmesi, "yangın sonrasında güçlükle müdahale edebiliyor peki ya yangın sırasında olsaydı ne yapabilecekti bu kız?" der iken; aslında kadınların da öldürülme anındaki (yangın anı) çaresizliği ve güçsüzlüğünün yangın metaforu ile altını çizdiğini düşünüyorum.
Dizideki şiddet mağduru kadınlar bu yangını hakikati anlatarak bertaraf ediyorlar.
Polisiye türünü sevdiğim için bu diziyi de beğendim ancak bölüm süreleri biraz uzun geldi. Yine de merakımı canlı tutan bir kurgusu olduğu için sıkılmadan bitirdim.
İzleyeceklere keyifli seyirler! 👀
✨️ 8/10
Kuş uçuşu iki farklı kuşaktan kadının düşünce tarzlarını ve başarıya bakış açılarını keskin bir şekilde yansıtan bir yapım olmuş. 2000'li bir birey olarak bu kuşak çatışmasını kendi içimde sürekli yaşıyorum ve bu da kararlarımı alırken çoğunlukla zorlanmama sebep oluyor. Her…devamıKuş uçuşu iki farklı kuşaktan kadının düşünce tarzlarını ve başarıya bakış açılarını keskin bir şekilde yansıtan bir yapım olmuş. 2000'li bir birey olarak bu kuşak çatışmasını kendi içimde sürekli yaşıyorum ve bu da kararlarımı alırken çoğunlukla zorlanmama sebep oluyor. Her iki kuşağın da ait bulundukları dönem gereği içerisine hapsoldukları hal ve tavırları var. Her ne kadar Lale Kıran, değişen ve dönüşen dünyanın farkında olsa da kendisi olmaktan vazgeçmiyor belki de vazgeçemiyor.
Literatürde z kuşağı olarak geçsem de x kuşağı özelliklerinden de almışım nasibimi :) "Biri olmak" için hedefe giden her yol mübahtır felsefesiyle yola çıkan Aslı karakteri, sonunda Lale Kıran koltuğuna oturabilmiştir. Ancak beklediğinin aksine Lale Kıran olmak çok da kolay değildir. Aslı'nın elde ettiği şey yalnızca bir unvan ve o unvan tek başına saygınlığı da beraberinde getirmeye yetmeyecektir.
Hiçbir emek vermeden saygınlığın kazanılamayacağını ise geç de olsa anlayacağını umut ediyorum.
Tabii ki kusursuz bir senaryo değil ancak farklı ve emek verilen bir iş olduğu ortada. İzlerken keyif aldığım bir yapım oldu.🦋
✨️ 7/10