Üç kısa hikayeden oluşan, yalnızca çocukların değil herkesin zevkle okuyabileceği bir masal kitabı. Sylvia Plath'in aynı zamanda bu kadar hayalgücü yüksek ve neşeli hikayeler yazabilmesi çok ilginç. 8.3/10
Şükrü Erbaş'ın eşinin vefatının üzerine yazdığı iç burkan, hisli şiirler. Eğer şiir okumak sizin için anlamsız ve sıkıcıysa bir şans vermelisiniz. _ "Sen hak ettin bu mucizeyi, diyorum, ağzım kan ter içinde Gözlerin biliyor her şeyi, gözlerin bir yaşama çığlığı…devamıŞükrü Erbaş'ın eşinin vefatının üzerine yazdığı iç burkan, hisli şiirler. Eğer şiir okumak sizin için anlamsız ve sıkıcıysa bir şans vermelisiniz.
_
"Sen hak ettin bu mucizeyi, diyorum, ağzım kan ter içinde
Gözlerin biliyor her şeyi, gözlerin bir yaşama çığlığı
Ölüyorsun..."
_
"Her sabah aynı soğuk
Her akşam aynı keder
Yastığını koklaya koklaya öğrendim
İnsan bir kere ölmüyormuş meğer..."
_
"Senden bir parmak yüksekte aldığım her soluk kalbimi kurutuyor."
_
"Ölüler yaşlanmazmış
Yalan
Sensin canımda çırpınan zaman."
8.6/10
Bu kitabı rastgele bir videoda gördüğüm ilk andan beri, içeriği itibariyle benim favorilerime girmek konusunda iddialı bir kitap olacağını anlamıştım. Giovanni'nin odasının kitabın pek çok noktasında alıntılanması ve Ludwik ve Janusz'un ilişkisinin kurulmasında böyle bir rol oynaması mükemmel bir ayrıntıydı.…devamıBu kitabı rastgele bir videoda gördüğüm ilk andan beri, içeriği itibariyle benim favorilerime girmek konusunda iddialı bir kitap olacağını anlamıştım. Giovanni'nin odasının kitabın pek çok noktasında alıntılanması ve Ludwik ve Janusz'un ilişkisinin kurulmasında böyle bir rol oynaması mükemmel bir ayrıntıydı. Kitaptaki bütün olay akışı ve betimlemeler neredeyse cennetteymiş gibi hissettiriyor. ikinci dünya savaşı sonrası iç karışıklıklarla mücadele eden polonya'da bir kampta tanışan iki üniversiteli gencin yasak iliskisi, o günlerden bugüne kadar sürdürülen homofobinin bakısıyla yaşadıkları tüm o her şey, okurken etkilenmemenizin imkansız olduğu bir eseri ortaya çıkarıyor. Ludwik ve Karolina'nın mükemmel arkadaşlık ilişkisi ise bambaşka bir mükemmel detay. Okumadan önce hayal kırıklığına uğramaktan korkmama rağmen kitap bitince tam anlamıyla sefil bir durumdaydım. Eğer yazarın başka kitapları da olsaydı kesinlikle alırdım ancak ne yazık ki şimdilik Karanlıkta Yüzmek ile yetiniyorum.
"Bazı insanlar, bazı olaylar insanın aklını kaybettiriyor. Giyotin gibiler, hayatını ikiye bölüyorlar: ölü ve diri, öncesi ve sonrası."
"Gitmeyi, aslında hiçbir yerdeyken bir yerden ayrılmakla bi yere varmayı, zamanın başka bir zamanla tanımlanışını her zaman sevmişimdir."
"Hep öyle olması gerektiğini, hayatını bu kadar da umursamaz geçiremeyeceğini varsaydım. Ama artık herkesin aynı şekilde acı çekmediğini düşünüyorum. Aslında herkes acı çekmiyor. En azından aynı şeylerden, aynı derecede acı çekmiyorlar. Bizi mümkün kılan da buydu, seninle beni."
"İçimdeki bu boşluğun engin, kocaman olduğunu, sıcaklığa hasret duyduğunu hissediyorum. Ama acı veren bir boşluk değil bu. Daha ziyade umut verir gibi."
9.8/10
İlk iki sezon beni merakta bırakarak sürekli izlememi sağlamış olsa da, üçüncü sezonda bir kopukluk hissettim. Özellikle sinematografik olarak bir başyapıt nitelikliğinde ancak her insanın içinin alabileceği bir yapım olmadığı da aşikar. Gerek replikleri gerek kullanılan renk paleti, gerekse özgün…devamıİlk iki sezon beni merakta bırakarak sürekli izlememi sağlamış olsa da, üçüncü sezonda bir kopukluk hissettim. Özellikle sinematografik olarak bir başyapıt nitelikliğinde ancak her insanın içinin alabileceği bir yapım olmadığı da aşikar.
Gerek replikleri gerek kullanılan renk paleti, gerekse özgün karakterleriyle kendine has bir tarzı olan Hannibal dizisi, bana göre mantıksal olarak ele alınması gereken bir yapım değil. Bunun sebebi, Hannibal'ın amacının izleyiciye bir polisiye dizi değil, sanatsal zevk vermeye dayanan bir temelde psikolojik gerilim dizisi vermek olmasıdır. Dizinin kesinlikle en çarpıcı sahnesi de final sahnesiydi, birkaç defa izlemiş olmama rağmen hala etkisinden kurtulamadım.
8.8/10
Etkisi kalınlığına ters düşen, estetiği ve çizimlerini çok çok sevdiğim bir mangaydı. Okurken sizi hem kendine bağlayacak, hem de üzecek bir şeyler arıyorsanız tam size göre. 9.5/10
"Geçmiş, cennet kadar tatlı - ölüm kadar mahzun- bir sayfaydı ve ondan tek bir satır bile okumak cesaretimi kırar, enerjimi dağıtırdı. Gelecek korkunç bir boşluktu, yeryüzünün tufandan sonraki durumu gibi bir şeydi." Jane Eyre, neredeyse yedi yüz sayfalık bir kitap…devamı"Geçmiş, cennet kadar tatlı - ölüm kadar mahzun- bir sayfaydı ve ondan tek bir satır bile okumak cesaretimi kırar, enerjimi dağıtırdı. Gelecek korkunç bir boşluktu, yeryüzünün tufandan sonraki durumu gibi bir şeydi."
Jane Eyre, neredeyse yedi yüz sayfalık bir kitap olmasına ve konusu itibariyle o kadar da akıcı olmayacakmış gibi görünmesine rağmen okurken su gibi akıp geçiyor. Bunun büyük bir sebebi Charlotte Bronte'nin kullandığı başarılı betimlemeler ve harika dil. Kendisinin de bir mürebbiye olması nedeniyle Jane Eyre, oldukça gerçekçi bir kişilik olarak yazılmış. Ancak bay rochester'ın bazı zamanlarda Jane'e karşı tavırları oldukça rahatsız ediciydi.
9/10
Kitabını okurken aklıma oturmayan boşlukları dolduran ve kitabı oldukça başarılı bir şekilde uyarlamış olan bir yapım. Kitaptaki yazım tekniği okurken zor anlaşılır bir hale getirmiş olsa da filmde bu tam tersi, filmi daha da akıcı bir hale getirmiş. Ancak genel…devamıKitabını okurken aklıma oturmayan boşlukları dolduran ve kitabı oldukça başarılı bir şekilde uyarlamış olan bir yapım. Kitaptaki yazım tekniği okurken zor anlaşılır bir hale getirmiş olsa da filmde bu tam tersi, filmi daha da akıcı bir hale getirmiş. Ancak genel olarak kurgunun kendisinde çok fazla rahatsız edici öge bulunması kitabı okumayan insanları film hakkında olumsuz yönde düşünmeye itmiş. İlk başta kitabı okuyup daha sonra izlediğinizde her şey daha anlaşılır ve ilgi çekici olabilir.
7.7/10
"yaşarken insana ayaklarını hareket ettiren yegâne şey, öldüğünde bu ayakların onu farklı bir yere götürecekleri beklentisidir." Yazım tekniğinden ötürü, bir oturuşta okuyup bitirmeniz gereken ve ayrı ayrı okununca anlam bütünlüğünü yitiren bir kitap. Sınavlarımdan dolayı ayrı ayrı okumak zorunda kaldığım…devamı"yaşarken insana ayaklarını hareket ettiren yegâne şey, öldüğünde bu ayakların onu farklı bir yere götürecekleri beklentisidir."
Yazım tekniğinden ötürü, bir oturuşta okuyup bitirmeniz gereken ve ayrı ayrı okununca anlam bütünlüğünü yitiren bir kitap. Sınavlarımdan dolayı ayrı ayrı okumak zorunda kaldığım için, bende tam bir etki yaratmadı fakat özgün bir anlatımı ve kurgusu vardı.
7/10
Spoiler içeriyor
"İnsan kendini köleleştiren aynı adaletsizlikte özgür kalamazdı." Bir kızıl olarak doğup madenlerde çalışan Darrow'un, yaşadığı trajik olaylar silsilesiyle bir altın'a çevrilip yükselişini anlatan kızıl yükseliş, içerik bakımından açlık oyunları'na büyük bir benzerliğe sahip. Akıcı ve okuyanı film izlermişcesine sürükleyen anlatımıyla…devamı"İnsan kendini köleleştiren aynı adaletsizlikte özgür kalamazdı."
Bir kızıl olarak doğup madenlerde çalışan Darrow'un, yaşadığı trajik olaylar silsilesiyle bir altın'a çevrilip yükselişini anlatan kızıl yükseliş, içerik bakımından açlık oyunları'na büyük bir benzerliğe sahip. Akıcı ve okuyanı film izlermişcesine sürükleyen anlatımıyla bu distopik roman, açlık oyunları ve şah vezir piyon serisinin birleştirilmiş hali gibi. Ancak yazarın yer yer "cinsiyetçi" sayılabilecek birkaç basit söylemi var ve bu okurken ister istemez beni rahatsız etmeyi başardı. Yine de ters köşeleriyle (özellikle çakal'ı yakaladıkları sahne) özellikle son sayfalarda beni şaşırttı.
8/10
"Sonra sözcüklerden doğan sanrılarla büyülü safsatalarımı ortaya koydum! Sonunda usumun düzensizliğini kutsal buldum." Diğer tüm yabancı dilden çevrilirken anlam bütünlüğünü kaybeden şiirler gibi okurken bir yanlışlık hissediliyor olmasının yanı sıra, önsözde bahsedildiği gibi bunun Arthur rimbaud'un ona özgü yazım tarzıyla…devamı"Sonra sözcüklerden doğan sanrılarla büyülü safsatalarımı ortaya koydum!
Sonunda usumun düzensizliğini kutsal buldum."
Diğer tüm yabancı dilden çevrilirken anlam bütünlüğünü kaybeden şiirler gibi okurken bir yanlışlık hissediliyor olmasının yanı sıra, önsözde bahsedildiği gibi bunun Arthur rimbaud'un ona özgü yazım tarzıyla da ilişkisi var. Kitapta şiirlerinin Fransızcasının da yer alması bu anlamda -en azından Fransızca bilen insanlar icin- faydalı ancak benim gibi hiçbir fikri olmayanlar için anlamsız maalesef. Yine de tarzı, kelimeleri kullanış becerisiyle küçük yaşta yazmayı bırakmış olsa da Arthur rimbaud Fransız edebiyatı için eşsiz bir şair.
7.2/10