"Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman, Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü." Sabahattin Ali'nin şiirlerinde, hayatının farklı dönemlerinde, hapislerde veya gurbetteyken yaşadığı tüm o duyguları derinden bir şekilde hissediliyor. 7.5/10
"Dünya kadına, erkeklere dediği gibi 'yazmayı seçersen yaz, benim için fark etmez' demedi. Dünya kahkahalara boğularak şunu dedi: 'Yazmak mı? Senin yazmandan ne çıkar?'" İnsanlık tarihinin başlangıcından beri erkeklerden bir adım geride olarak görülmüş kadınların hem tarihte, hem de edebiyatta…devamı"Dünya kadına, erkeklere dediği gibi 'yazmayı seçersen yaz, benim için fark etmez' demedi. Dünya kahkahalara boğularak şunu dedi: 'Yazmak mı? Senin yazmandan ne çıkar?'"
İnsanlık tarihinin başlangıcından beri erkeklerden bir adım geride olarak görülmüş kadınların hem tarihte, hem de edebiyatta neden yer alamadıklarını veya yer alma süreçlerinin zorluğunu çok güzel bir şekilde açıklayan bir kitap.
8.8/10
1800'lü yılların ortasında dünyaya gelen Jean Nicolas Arthur Rimbaud, genç yaşta yeteneği ve zekasıyla öğretmenlerini etkilemiş ve yine bu yaşlarda edebiyata ilk adımlarını atmıştır. Yazdığı şiirleri okuttuğu öğretmeni Izambard ile yakınlık kurmuş, hatta ilk evden kaçma deneyiminde geçersiz biletinden dolayı…devamı1800'lü yılların ortasında dünyaya gelen Jean Nicolas Arthur Rimbaud, genç yaşta yeteneği ve zekasıyla öğretmenlerini etkilemiş ve yine bu yaşlarda edebiyata ilk adımlarını atmıştır. Yazdığı şiirleri okuttuğu öğretmeni Izambard ile yakınlık kurmuş, hatta ilk evden kaçma deneyiminde geçersiz biletinden dolayı tutuklandığında kefaletini öğretmeni ödemiştir. Ancak gezginci bir ruha sahip olan rimbaud, ileriki zamanlarda da pek çok kez evden kaçmayı denemiştir. Bu deneyimleri süresinde şiirlerini yazdırmayı sürdüren rimbaud, dönemin diğer şairlerine de şiirlerini göndermiş, hatta yine bu şairlerden biri olan Paul Verlaine ile yasak bir ilişki yaşamıştır.
"Verlaine'e
(...) Beni unutmayacaksın değil mi?
Hayır, unutamazsın sen beni
Ben seni hep yüreğimde taşıyorum.
Dostunu yanıtsız bırakma.
Birlikte yaşamayacak mıyız artık?
Biraz yürekli ol. Hemen yaz bana.
Daha uzun süre kalamayacağım burada
Yüreğinin sesinden başka şey dinleme.
Yanına geleyim mi? Hemen bildir bana.
Tüm yaşam boyu sana bağlı kalacağım."
Ancak ettikleri bir kavganın ardından onu bırakıp Bruxelles'e giden Verlaine, intihar düşüncelerine başladığı bir dönemde yanına Rimbaud'u çağırmıştır. Bir süre sonra rimbaud Paris'e geri dönmek istediğini söylediğinde Verlaine onu bileğinden silahla yaralamış ve bu yüzden iki yıl hapis yatmıştır.
Öncelikle Kıbrıs'ı ardından Habeşistan'ı ve Afrikayı gezip buralarda yaşayan rimbaud, geçimini zorla sağlamasına rağmen mektuplarında sıcak iklimleri ne kadar çok sevdiğinden bahsetmiştir. Mektuplarının büyük bir çoğunluğunda ailesinden gönderdiği paralar ile kitaplar yollamalarını istemiş, zor koşullarda çalışırken bile kitap okumayı bırakmamıştır.
Seyahatleri sırasında binek hayvanlarla geçirdiği zorlu yolculuklar sebebiyle sağ bacağından rahatsızlanan rimbaud'a doktorlar artrit teshisi koymuştur ancak ağrıları gün geçtikçe arttığından tekrar doktora gittiğinde tüberküloz sinoviti teşhisi konmuş ve Marsilya'da tek bacağını kaybetmiştir.
"Kız kardeşine,
(...) Benden soracak olursan, gece gündüz ağlıyorum, ölmüş bir insanım ben, tüm yaşamım boyunca sakat kalacağım. On beş gün sonra iyileşeceğimi sanıyorum; ancak koltuk değnekleriyle yürüyebileceğim."
Ameliyat sonrası kemik kanseri olduğu anlaşılmıştır. Bir süre ailesiyle kalan rimbaud, Afrika'ya geri dönmek üzereyken yolda sağlığı kötüleşmiş ve yeniden hastaneye kaldırılmıştır. Ve yine bu hastanede, 1891 yılının kasım ayında hayatını kaybetmiştir.
37 yaşında ölmesine ve kısa ömrüne rağmen pek çok eser ortaya koyan Arthur Rimbaud'un hayatını daha iyi anlayabilmeniz açısından sırayla yazdığı mektupları okuyup, içerikleri hakkında belgelere erişebileceğiniz bir çeviri. Mektup okumayı sevenler için güzel bir deneyim ancak -çoğunlukla- mektuplar yalnızca Rimbaud'a ait olduğu ve konular uzun bir süre tekdüze ilerlediği için herkese göre olmayacaktır.
8/10
"içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde acizlik var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..." Bir insanın zamanla ahlaki normlar haricindeki davranışlara sahip olması…devamı"içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde acizlik var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."
Bir insanın zamanla ahlaki normlar haricindeki davranışlara sahip olması hakikaten bizzat 'içindeki şeytanın' eseri midir? Yoksa biz insanlar, bu değişimleri üstlenmek yerine bir takım günah keçileri yaratıp vicdanımızı rahatlatmakta mıyız?
8.7/10
"Gerçeği aramaya o kadar odaklandık ki, gerçekte ne kadar az kişinin onu bulmamızı istediğini görmedik. Fakat görsek de görmesek de, tercih etsek de etmesek de gerçek hep ortadadır. Gerçek ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi umursamaz. Hükümetlerimizi, ideolojilerimizi, inançlarımızı umursamaz. Her zaman pusuda…devamı"Gerçeği aramaya o kadar odaklandık ki, gerçekte ne kadar az kişinin onu bulmamızı istediğini görmedik. Fakat görsek de görmesek de, tercih etsek de etmesek de gerçek hep ortadadır. Gerçek ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi umursamaz. Hükümetlerimizi, ideolojilerimizi, inançlarımızı umursamaz. Her zaman pusuda bekler."
Chernobyl dizisi, kaç kişinin ölümüne neden olduğu bilinmeyen bir facianın gerçekleşmesini, altında yatan gerçekleri herkesin anlayabileceği seviyede bilgiler ile açıklayarak anlatıyor.
9.7/10
"Bütün hayatım bir umumi yerden diğerine geçtiğim bu bölük pörçük zaman dilimlerinden ibaretmiş gibi geliyordu, asla gelmeyen trenleri bekliyordum sanki. Gecenin geç saatlerinde istasyonlarda pinekleyip yolculara yirmi yıl önce raydan çıkan Geceyarısı Ekspresi'nin ne zaman kalkacağını soran o hayaletlerden biri…devamı"Bütün hayatım bir umumi yerden diğerine geçtiğim bu bölük pörçük zaman dilimlerinden ibaretmiş gibi geliyordu, asla gelmeyen trenleri bekliyordum sanki. Gecenin geç saatlerinde istasyonlarda pinekleyip yolculara yirmi yıl önce raydan çıkan Geceyarısı Ekspresi'nin ne zaman kalkacağını soran o hayaletlerden biri gibi, tüm kapıların kapandığı ve sıcaklığın, insanların ve kulağa çalınan sohbetlerin dünyasından çıkmak zorunda kaldığım o korkunç saate kadar bir ışıktan diğerine dolaşırken o eski, tanıdık soğuğun ta iliklerime kadar işlediğini hissediyordum; sonra hepsi unutuluyordu, o sıcaklık, ışıklar, hepsi; hayatımda hic ısınmamıştım ki ben, hem de hiç."
Bir grup üniversite öğrencisinin bir cinayeti işleme yolundaki yaşadıklarını ve zaman geçtikçe daha da karmaşıklaşan olayları okurken aynı zamanda Yunan edebiyatı ve Latince'ye maruz kalmak oldukça güzel bir deneyimdi.
9.5/10
Spoiler içeriyor
İlk kitabı okuduğumda, ikinci kitabın çevrilmesine daha çok olduğu söylendiğinden büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Çevrildiğini görünce hemen sipariş ettim çünkü ilk kitapta Ölüm habercisi ve bu oluşumun nasıl işlediğine dair bilgiler oldukça eksikti. İkinci kitapta ise daha fazla şey…devamıİlk kitabı okuduğumda, ikinci kitabın çevrilmesine daha çok olduğu söylendiğinden büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Çevrildiğini görünce hemen sipariş ettim çünkü ilk kitapta Ölüm habercisi ve bu oluşumun nasıl işlediğine dair bilgiler oldukça eksikti. İkinci kitapta ise daha fazla şey anlatılmış.
Öncelikle Orion ve Valentino'nun da tıpkı mateo ve rufus gibi hayatlarının son gününde tanışmış olmalarındansa daha önceden tanışıyor olmalarını tercih edebilirdim. İkinci kitap hayatinin son gününü kalbini her iki anlamda da verdiği kişiyle daha yeni taşındığı New York'u köşe bucak gezerek geçiren biri ve yıllardır beklediği kalp naklini son gününde tanışıp aşık olduğu gidiciden alan birinin hikayesini anlatıyor. Tüm bu olaylar daha yeni kurulmuş olan ölüm habercisinin çağrıları sayesinde gerçekleşiyor ve bu kitapta ilk kitaptaki ana karakterlerin çocuk hallerine de yer veriliyor. Her iki kitapta da karakterlerin her şeyin sonunda öleceğini biliyor olmaniza rağmen son yaklaştıkça bir mucizenin gerçekleşmesini diliyorsunuz.
8/10
Pek çok kişi tarafından şiddetle tavsiye edilen, dışlanmış ve yalnız kalmış bir insanın alegorisini aktaran dönüşüm, bu anlatımında oldukça başarılı olsa da, bahsedildiği kadar etkileyici bir kitap sayılmazdı. Gregor'un ailesinin günden güne ona karşı düşünceleri, toplumumuzun bir parçası olan ve…devamıPek çok kişi tarafından şiddetle tavsiye edilen, dışlanmış ve yalnız kalmış bir insanın alegorisini aktaran dönüşüm, bu anlatımında oldukça başarılı olsa da, bahsedildiği kadar etkileyici bir kitap sayılmazdı. Gregor'un ailesinin günden güne ona karşı düşünceleri, toplumumuzun bir parçası olan ve "farklı" olarak tanımlanan bireylere karşı davranışların zaman ilerledikçe nasıl değiştiğini gösteriyor.
7.4/10
"Bu yüzü karanlıkta da, kılık değiştirmişken de tanırdım dedim kendi kendime. Deliliğin pençesindeyken bile tanırdım." Çocukken tanışıp tüm hayatlarını birlikte geçiren akhilleus ve patroklos'un aralarındaki aşkı ve zaman içerisinde yaşadıkları tüm zorluklara rağmen en sonunda yine beraber olduklarını okuduğum bu…devamı"Bu yüzü karanlıkta da, kılık değiştirmişken de tanırdım dedim kendi kendime. Deliliğin pençesindeyken bile tanırdım."
Çocukken tanışıp tüm hayatlarını birlikte geçiren akhilleus ve patroklos'un aralarındaki aşkı ve zaman içerisinde yaşadıkları tüm zorluklara rağmen en sonunda yine beraber olduklarını okuduğum bu kitap, bazı yerlerde beni oldukça duygulandırdı, özellikle son kısımlarını soluksuz okudum.
"Bizi gömün ve mezar taşlarına adımızı kazıyın. Bırakın özgür olalım."
9.5/10
"biliyorum. biliyorum bunu da biliyorum gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da kendime kendimden başka kendim yok" Çok çok sevdiğim arkadaş'ın kısa fakat hüzünle dolu hayatını onu tanıyanlardan dinlemek, dizelerini daha da anlamlandırarak okumama sebep oldu. 9.5/10