Leone külliyatını bitirdim. Bu film bizim Cüneyt Arkın'ın oynadığı Kara Murat filmlerine benzemiş. Ama Leone burada Tanrı motifini ve onların öfkesini çok iyi kullanmış. Mesela Apollon kızıyor deprem oluyor Zeus kızıyor Yıldırım düşüyor... Yani izlerseniz bir şey katmaz bizim Kara…devamıLeone külliyatını bitirdim. Bu film bizim Cüneyt Arkın'ın oynadığı Kara Murat filmlerine benzemiş. Ama Leone burada Tanrı motifini ve onların öfkesini çok iyi kullanmış. Mesela Apollon kızıyor deprem oluyor Zeus kızıyor Yıldırım düşüyor... Yani izlerseniz bir şey katmaz bizim Kara Murat işte. 10/5
Tarkovsky, olmak ya da olmamak. Filmde Shakespeare’den, Dostoyevsky’e, Leanardo (Üç Kralın Tapınışı)’dan Nietzsche’ye birçok sanatçıya gönderme ve onların bakışını irdeleme usulü var. Ruhun arınması ya da Ruhun Yemini demek isterdim filme. Tam olarak bir Arınma ve yemin; yaşanıyor çünkü. Kurban…devamıTarkovsky, olmak ya da olmamak.
Filmde Shakespeare’den, Dostoyevsky’e, Leanardo (Üç Kralın Tapınışı)’dan Nietzsche’ye birçok sanatçıya gönderme ve onların bakışını irdeleme usulü var. Ruhun arınması ya da Ruhun Yemini demek isterdim filme. Tam olarak bir Arınma ve yemin; yaşanıyor çünkü. Kurban ise verilenden çok istenilen bir şey. Feda ediyorum. Neyi? Kendimi. Ya? Özgür olsun. Mutlu olsun. Herkes... Kelimeler diliyorum, onları teslim ediyorum sana. Konuş! Konuş, belkide sen farkına varırsın. Varırsında kurtarır, aydınlatırsın.
Tarkovsky nin son ustalık eseri olan bu film günümüzde sürülerce izlenip ders çıkarılması gereken bir baş yapıt. Her seferinde her izlediğim de sanatıyla, resmiyle, şiirsel söylemleri ve sembolleri ile beni irdelemeye; yaşamı, varlığı, sahip olduğum ne varsa onları bir kez daha ama iyi bir şekilde görmeye itiyor.
Her aktör her sanatçı Tarkovsky sinemasında öyle devleşiyor öyle devleşiyor ki kendisine yeni bir üst kimlik oluşturuyor. Rusyanın en büyük kaybı Tarkovsky gibi bir ustanın kıymetini bilememiş olmasıdır. Zamanında doğdu, sinemayı salladı, zirvesini koydu ve usulca çekildi köşesine. Kendisinden, sinemasından ilham alan insanlar oluştu ama maalesef yarısını bile başaramadılar.
Ulu Tanrım, Göklerdeki Ulu Tanrım, adın mübarek olsun.İnayetin üzerimize olsun.Yalnız senin dediğin olur.Rızkımızı sen verirsin.Bizi kötülüklerden korursun. Cennet senindir. Güç, zafer senindir.Amin. Tanrım, bu korkunç zamanda bizi esirge.Çocuklarımın ölmesine izin verme.Dostlarımı, karımı, Victor’u, seni sevenleri ve sana inananları, kör oldukları için sana inanmayanları da esirge. Seni bir an bile düşünmeyenleri de. Çünkü onlar acının ne olduğunu hiçbir zaman bilmediler. Bu saatte, bütün umutlarını, bütün hayatlarını, bütün geleceklerini kaybettiler. Sana teslim olma fırsatını kaçırdılar.Yürekleri korkuyla dolu olanlar, sonlarının yaklaştığını hissedenler, kendileri için değil, sevdikleri için korkanlar, onları senden, yalnızca senden başka hiçkimse koruyamaz. Çünkü bu en son savaş.Savaşların en korkuncu. Bu savaştan geriye ne yenen ne de yenilen kalacak.Şehirler, kasabalar, ağaçlar, otlar, kuyulardaki sular, göklerdeki kuşlar yok olacak. Sahip olduğum her şeyi sana vereceğim. Çok sevdiğim ailemi vereceğim. Evimi yıkacağım. Küçük Adam’dan vazgeçeceğim. Dilsiz olacağım. Bir daha kimseyle konuşmayacağım. Beni hayata bağlayan her şeyden vazgeçmeye razıyım. Yeter ki sen, her şeyi eskisi gibi yap. Bu sabah ve dün nasılsa öyle yap. Beni hasta eden bu ölümcül hayvani duygudan kurtulmama yardım et. Evet, her şeyim senindir! Tanrım! Bana yardım et! Söz verdiğim her şeyi yapacağım.
Neden her şeyin tam tersini yapıyoruz? Her zaman! Bir erkeği sevmiştim, başkasıyla evlendim. Neden? Sanırım, şimdi anlıyorum. Hiçkimseye bağımlı olmak istemiyoruz. İki insan birbirini sevince eşit sevmiyorlar. Biri daha güçlü diğeri zayıf oluyor. Ve zayıf olanı düşünmeden seviyor. Hesapsızca. Bir rüyadan uyanmış gibiyim. Sanki başka bir hayatı artık geride bıraktım. Nedendir bilmem, her zaman direndim. Bir şeylerle savaştım. Kendimi savundum. Sanki içimde başka bir ben vardı. Bana, “Kendini bırakma.” diyordu. Kendini hiçbir şeye teslim etme. Yoksa ölürsün. Yüce Allah’ım, ne kadar da aptalız!
Gel ve bana yardım et, oğlum! Bir zamanlar, çok uzun yıllar önce bir Ortodoks manastırında yaşlı bir keşiş yaşarmış. Adamın adı, Pamve’ymiş. Bir ağacın yamacına kuru bir ağaç dikmiş. Aynı bunun gibi. Genç bir öğrencisi varmış. Öğrencisinin adı Ioaan Kolov’muş. Ona bu ağaç canlanıncaya kadar her gün buraya gelip sulayacaksın demiş… Ioaan, her sabah erkenden bir kovaya su doldurup manastırdan çıkarmış. Dağa tırmanır ve suyu kurumuş ağacın dibine dökermiş. Akşam olup karanlık çökünce de manastıra geri dönermiş. Bu üç yıl sürmüş. Günün birinde yine dağa tırmanmış ve ne görsün koca ağacın her yanında çiçek açıyormuş. Ne dersen de, bir yöntemin, bir sistemin kendine göre meziyetleri vardır. Bazen kendi kendime şöyle derim: Eğer biz de her gün tam aynı saatte bir ayin yapar gibi belirli bir davranışı hiç değiştirmeden sistemli olarak yinelersek dünya çok farklı olur. Bir şeyler değişirdi. Değişmesi gerekirdi. .. Japonların ikebanası gibi. 10/10
Şu adama artık bir Oscar verinnnn.. Johnny Depp var diye izlenir. Zaten nerede böyle antin kuntin filmler var Depp abi orada. Filmde kendini izlettirecek derecede komik. Sıkılmazsınız ama iyi de değil Kafası çalınması üzere hayalet süvari kendine ait olanı bulmak…devamıŞu adama artık bir Oscar verinnnn.. Johnny Depp var diye izlenir. Zaten nerede böyle antin kuntin filmler var Depp abi orada. Filmde kendini izlettirecek derecede komik. Sıkılmazsınız ama iyi de değil
Kafası çalınması üzere hayalet süvari kendine ait olanı bulmak için milletin kafasını kesiyor. Depp abi de bunu araştırmak için memlekete gönderilmiş bir dedektif. 10/6
Bergman külliyatınının 18. Filmini de böylelikle bitirdim. 1.35 dakikalık bu filmde Bergman 1 saat 20 dakika boyunca diyalog koymayı unutmuş olmalı😂😂 son 15 dakika ise öyle böyle diyalogla geçti. Sıkıcı bir film değildi. Ki zaten çok fazla diyalog sahnelerini de…devamıBergman külliyatınının 18. Filmini de böylelikle bitirdim. 1.35 dakikalık bu filmde Bergman 1 saat 20 dakika boyunca diyalog koymayı unutmuş olmalı😂😂 son 15 dakika ise öyle böyle diyalogla geçti. Sıkıcı bir film değildi. Ki zaten çok fazla diyalog sahnelerini de sevmem. Sinemada her zamanki gibi hoşuma giden şey fotoğraf. O anı onu görmeyelim. Herkes kaldırmaya bilir bu durumu.
Şimdi gelelim Sessizliğe... Serinin son filmi. İsminin sebebi tabiiki de diyalog olmaması değil. İki kardeşin birbirine yabancılaşması. İçsel güldüler, duygular acı ve kederin bize nasıl anlatılacağın sinemasını yapmış ağabey. Olmuşta aslında. Bazen insan kendine böyle bir zemin arıyor. Ve insanın sessizliğini bozan ölüm mü? Diye sordum bir ara. Böyle bozuldu bu büyülü ahenk... Bir yerde de 7 cücülere gönderme yapmış ne alaka ama çözemedim 😂10/7
Knightley diye büyülü bir gerçeklik var. Bu kadının izlediğim 11. Filmi oldu ver her seferinde uysallık daha çok bağlıyor kendine. Oynadığı rollerde ki o asalette bunda etkili olmuştur. Köylü olan Colette'nin evlenip parise gelerek eşinin adına yazdığı kitaplar ile kocasına…devamıKnightley diye büyülü bir gerçeklik var. Bu kadının izlediğim 11. Filmi oldu ver her seferinde uysallık daha çok bağlıyor kendine. Oynadığı rollerde ki o asalette bunda etkili olmuştur.
Köylü olan Colette'nin evlenip parise gelerek eşinin adına yazdığı kitaplar ile kocasına inanılmaz bir ün yaptırır. Ahlaksızlığın dibi sıyırmış bu adam ise resmen erkekliğin yüz karası. Her haltı yiyip ne de olsa erkeğiz demesi yok mu? Tam cinnetlik😂😂😂
Bu film bir kadının kendini tanıyıp dünyaya başkaldırısını anlatıyor. Tüm engellere tüm sınırlara tüm özgürlüğe bir başkaldırı. 10/8
Serinin ikinci filmini de bitirdim şimdi ve böylelikle bugün 3 film izlemiş oldum. Herhalde 4 ile kapatırım günü 😂😂 Öncelikle ikinci film tam bir başyapıt klasiği. Gonnar Bjönstrand ile Ingrid Thulin'nin oyunculuğu nefes kesici. Film bir papazın Tanrıyı sorgulamasını ve…devamıSerinin ikinci filmini de bitirdim şimdi ve böylelikle bugün 3 film izlemiş oldum. Herhalde 4 ile kapatırım günü 😂😂 Öncelikle ikinci film tam bir başyapıt klasiği. Gonnar Bjönstrand ile Ingrid Thulin'nin oyunculuğu nefes kesici. Film bir papazın Tanrıyı sorgulamasını ve bunun getirdiği yılgınlıktan sonra vazgeçişini anlatıyor. Kalkıyor ayağa ama bana kalırsa bu bitti ama devam etmeliyim demenin kalkışı. Bir diğeri ise Marta. Bu Rahip ile zamanında yaşanılan şeyler kendisi için ne kadar gerçek olsada Rahip için ne olduğuyla ilgili bir yüzleşme. Ve yolda kalmış biri olarak o son anda ki yalvarma.
Asıl gerçek kişi ise Jonas. Nasıl ve neden. Korkuyor ve bunun için de hiçbir şey görmüyor. Çare intihar ama bakalım ne yapacak. Bergman'ı sadece izleyin. 10/10.
Bergman'ın serinin ilk filmi. Tüm olay bir adada ev de geçiyor. Karin ruh hastası deli. Baba kendi halinde yazar. Munis sevgi açı bir zavallı. Karinin eşi ise iletişimsizlik, duygusal ve cinsel doyumdan tamamıyla uzak fakat Karin'e aşık hayatını tokatını bu…devamıBergman'ın serinin ilk filmi. Tüm olay bir adada ev de geçiyor. Karin ruh hastası deli. Baba kendi halinde yazar. Munis sevgi açı bir zavallı. Karinin eşi ise iletişimsizlik, duygusal ve cinsel doyumdan tamamıyla uzak fakat Karin'e aşık hayatını tokatını bu kadına aşık olarak yemiş bir adam.
Şahsen yer yer çok sıkılmasam da beğenerek izlediğim bir film oldu. Özellikle be hep dediğim gibi Bergman'ın insan üstü diyalogları ve yazım tekniği hâlâ bile ulaşılamaz bir noktada. İzleyin. Sıkılmayacağınızın garantisi var. 10/8
Bela Tarr'ın üçüncü filmini de bu vesile ile bitirmiş oldum. Bu filmleri ben sadece basit bir film olarak değil aynı zamanda SANAT olarak değerlendiriyorum. Her film sanat değildir. Her yönetmen de sanatçı değildir. Ama Bela Tarr Tarkovsky Bergman Lynch Kieslowski…devamıBela Tarr'ın üçüncü filmini de bu vesile ile bitirmiş oldum. Bu filmleri ben sadece basit bir film olarak değil aynı zamanda SANAT olarak değerlendiriyorum. Her film sanat değildir. Her yönetmen de sanatçı değildir. Ama Bela Tarr Tarkovsky Bergman Lynch Kieslowski bunların hepsi sanatçıdır. Kolay değil. İki buçuk saatlik film çek 5 dakika diyalog olsun ve izleyiciler zevk çığlıkları ile izlesin bitirsin bu filmi. İşte bu sanattır. Herkesin harcı değildir izlemek. Onlar film izlesin biz sanatın zevkine varalım.
Açılış Niçe nin Ata sarılıp ağlama sahnesinin anlatılması ile başlıyor ve biz daha sonra bir adam ve at görüyoruz dört nala giden. Film karmaşık ve zordu. Size bir şey anlatmıyor. Sizin anlamanızı bekliyor. Herkeste bu filmden farklı manalar çıkarabilir. Bir ara adamın biri geldi yok oluşan dünyanın sonundan bahsetti. Çingeneler geldi dünya bizim dedi. Oysa dünyada yaşayan bir kadın adam ve at. Bir de Haşlama patates var tabii. Tek başlarına kocaman bir yerde sığamadılar. Adamın her seferinde çıkmak için hazırlanması ama atın çıkmamak için gayret göstermesi. Niçe nin yaşadığı olayda ki at ve adam olduğu hissiyatı verdi bana. Evet Niçe nin sarılıp ağladığı ve uğruna delirdiği at bu at. Ve at bunu biliyor olacak ki kendi değişimini ve isyanının zeminini de atmış oldu. Gelen at çıkmıyor gitmiyor şimdi. Sanatın tek ışığıda bu at işte. Kadınlar adamlar hepsi gölge. 10/10
Konusu bakımından izlediğim 3. Film ve tabii ki en iyisi tartışmasız Bergman'ın çektiği bu film oldu. Biri 2019 yılında çekilen Marriage Story Adam Driver in oyunculuğu oskarlık... Bir diğeri İran Sinemasına ait olan ismidr yanlış hatırlamıyorsam Bir Ayrılık 2009. Peki…devamıKonusu bakımından izlediğim 3. Film ve tabii ki en iyisi tartışmasız Bergman'ın çektiği bu film oldu. Biri 2019 yılında çekilen Marriage Story Adam Driver in oyunculuğu oskarlık... Bir diğeri İran Sinemasına ait olan ismidr yanlış hatırlamıyorsam Bir Ayrılık 2009. Peki bu film diğerlerinden daha eski olmasına rağmen 1973 neden hepsinden daha çok daha iyi. Tabii ki Bergman'ın özgün tarzı Liv Ulmann'ın bin yıla meydan okuyan o oyunculuğu.
5 ayrı bölümden oluşuyor film. Ve çok ağır diyalog yüklü ama muhabbetler o kadar derin ki oturuyor ve düşünüyorsunuz. Ha bu arada Lıv Ulmann gibi yy'a meydan okuyan güzelliğin aldatılması sizleri nasıl bir duruma sokar düşünün 😂😂 Ruhları sevin diyordu yazar beden yok olacak.
İlk 30 dakika dayanırsanız filmin ve evliliğin durağanlığı yok olacak ve evlilik içindeki ilk düğümler çözüldüğünde en azından sakin atmosferin yerini heyecan akacak. O yüzden izleyin. 10/10