Ev hapsi cezası alan Kale (Shia LaBeouf) evde olmaktan sıkıldığı bir gün komşularını gözetlemeye başlar. Bu sırada karşı komşusunun seri katil olduğunu öğrenir. Konu ilgi çekici. Vakit geçirmelik güzel bir gençlik, gerilim filmi. Sevdim...
Arabistanlı Lawrence... Casusların casusu...Hayal kırıklıkları ile dolu bir tarihi geçmiş... Film tamamıyla propaganda dolu, gerçekleri kendi lehlerinde sunan, uzun metrajlı, Türkleri kötü barbar gösterip de sözde vicdanlarını rahatlatan bir film. Lawrence ve onun izindeki İngilizlerin hainliklerini Türkleri kötü göstererek gizleyebileceklerini…devamıArabistanlı Lawrence... Casusların casusu...Hayal kırıklıkları ile dolu bir tarihi geçmiş...
Film tamamıyla propaganda dolu, gerçekleri kendi lehlerinde sunan, uzun metrajlı, Türkleri kötü barbar gösterip de sözde vicdanlarını rahatlatan bir film. Lawrence ve onun izindeki İngilizlerin hainliklerini Türkleri kötü göstererek gizleyebileceklerini sandıkları bir film. Bir tarafın diğer tarafı canavar olarak göstermesi... Tam bir İngiliz hareketi. Tarihin en ders verici zamanlarını konu alan bir film. Bu film Arapları ve Türkleri ilgilendiren bir film. Aramız bir İngiliz sayesinde bozuluyor. Tabi, aramızın bozulmasına bir şey gerek yokmuş demek ki... Sadık olmak ne kadar da önemli? Keşke bunu o dönemin Arapları görebilseydi. Müslüman olarak biraz uyanık olmalıyız. Çünkü onlar daima uyanıklar. Ve bizi Türk, Boşnak, Kürt, Arap olarak görmüyorlar. Onlar bizi sadece Müslüman altında sınıflandırıyorlar. Ve onlar için Müslümanlar sadece barbar, ilkel varlıklar. Bugün de ne kadar tatlı dil kullansa (bazıları, sözüm tüm yabancı uyruklu insanlara değil, bizzat bizi sınıflandıranlara) dahi düşünceleri eskinin düşüncesiyle aynı.
Lawrence ve Lawrence gibi adı Mehmet, Ali, Veli gibi bir sürü insanlarla dolu bir coğrafyada yaşıyoruz. Umalım ki o insanların amaçları gerçekleşmez ve biz de onlara kapılıp kendi aklımızı kullanmayacak hale gelmeyiz. Üzüldüm izlerken. Elbette izlenilmeli. Çünkü tanımak ve düşünceleri öğrenmek, bu düşünce karşının ki olsa dahi, bilmek gerekir. Hatta karşı düşünce daha dikkatle izlenip öğrenilmelidir.
Elbette ben asla Lawrence sadece kötü bir varlık olarak tanımak istemem. Onun aksine onu da ihtiraslı bir insan olarak görüyorum. Bir Lawrence düşüncesinin aksine onu da insani vasıflara sahip, hırslı bir varlık olarak görüyorum. Tarih, bize Lawrence gibileri gösterir. Onları sıkıcı bir anıt olarak görmemeliyiz çünkü onlar bizi hep uyanıkken izlerler. Bizim gibi konuşur,bizim gibi güler, bizim gibi yer, bizim gibi içer, aynı sofrada bize ihanet ederler.
Ah be Lawrence... Peki eline ne geçti Lawrence? Hakikati öldürmek, doğruları zehirlemek ve tarihe kötü bir adam olarak yazılmak dışında ne elde ettin? Ülkeniz, ister babanız da olsa hakikatten vazgeçmeyin. Lawrence bize sadece ders alınması gereken bir hikaye olarak kaldı. Yazık... Sadece yazık...
Arkadaşlar bu belgesel hakkında detaylı yazmak isterim. Ama bunu yazmaya benim gücüm yetmez sizin de okumaya... Lütfen izlenilsin bu yapım. Habire durdurup not ettiğim bir sürü bilgi oldu. Sayfalarca yazdım ve hayatımda hiç bu kadar dolu dolu bir şey izlediğimi…devamıArkadaşlar bu belgesel hakkında detaylı yazmak isterim. Ama bunu yazmaya benim gücüm yetmez sizin de okumaya... Lütfen izlenilsin bu yapım. Habire durdurup not ettiğim bir sürü bilgi oldu. Sayfalarca yazdım ve hayatımda hiç bu kadar dolu dolu bir şey izlediğimi sanmıyorum. Bu zamana kadar izlediğim en iyi belgesel. Mükemmeldi, bitirdikten sonra uzunca bir süre etkisinde kaldım ve hala aklımdan çıkmıyor. Sizi bir tarafa çekip dünyada neler olup bitiyor sorgulamanıza ve hayatınızı etkilemeye çalışıyor. Bu belgeselden sonra düşünce yapım ve şüphelerim büyük bir darbe aldı. Hayran kaldım çünkü çok rahatsız edici bir belgesel. Bu belgesel aptal yerine konulduğumuzu haykıran bir ses. Çok sinirlendim ve karmakarışık duygular içerisine girdim izlerken. Ne yani? Bütün bu yaşam kovalamamız sadece bir oyun mu? Bir planın bir parçası mıyız? Hani insanlık Onurumuz? Bunca zaman bir hiç olarak mı düşünüldüm? Gibi.. Ve bunun benzeri bir çok sorularla boğulmama yol açtı. Sizi bir kenara çekip bazı bilgileri tokat gibi savuran, soğuk su etkisi yaratan, tüyler ürpertici bir seri. Birazcık gerçekler konusunda (veya belki bu da yalandır... İnanın çok şüpheli oldum) konuşmak ve dinlemek isteyeceğiniz, rahatsız edici bir şey... KESİNLİKLE izlenilmeli dediğim bir yapım daha. İzleyin çünkü izlerken iyiki izlemişim diyeceksiniz.
Ünlü Watergate skandalını konu alan, kült bir yapım. 4 Oskar almış en iyi skandal filmlerinden biri. Geçtiğimiz günlerde paylaştığım "The Post" filminin devamı olarak düşünebilirsiniz. Gerçek bir olayı konu ediniyor ki bu olay da skandalın skandalı... Olayı araştırıp izleyin çünkü…devamıÜnlü Watergate skandalını konu alan, kült bir yapım. 4 Oskar almış en iyi skandal filmlerinden biri. Geçtiğimiz günlerde paylaştığım "The Post" filminin devamı olarak düşünebilirsiniz. Gerçek bir olayı konu ediniyor ki bu olay da skandalın skandalı... Olayı araştırıp izleyin çünkü filmde diyaloglar çok fazla ve iki Washington Post gazetecisinin olayı dedektif gibi bulmaya çalıştığını görüyoruz. Tüm bu dedektiflik hareketlerini ve ipuçlarını anlamak için bu olayı biraz araştırmalısınız. ABD başkanı Nixon'ın tüm bu Watergate skandalı sonucunda bu iki gazetecinin olayı açığa çıkarması nedeniyle istifa etmesi cabası... Tarihte istifaya zorlanmış ilk ve tek ABD başkanı ve buna medya nedeniyle zorlanmış. Tıpkı Batman'deki Gotham şehri prototipi gibi burda da Adalet Bakanlığı, Fbi dahil kurumların içine sızmış kokuşmuşluklara şahit oluyoruz. Basının gücünü, medyanın ne kadar etkili olduğunu gösteren unutulmaz bir film. Robert Redford ve Dustin Hoffman'ın oyunculuğuna diyecek bir şey bulamıyorum. Böyle oyunculukları ve bu denli çarpıcı öyküsü olan bu filmi heyecanla izledim. Böylesine skandal filmlerine hayranım. KESİNLİKLE izlenilmeli.
Not: Nedense bu film bana Cemal Kaşıkçıyı hatırlattı. Skandallarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Kim bilir neler olmuştu?
Bu arada son kısmı "Nixon'ın konuşması" çok iyiydi :)
Başarısını hitabet üzerine borçluydu. Etrafında hep bir kalabalık vardı ve bu da onun yüceltilmesini sağladı. Başlarda ağzı iyi laf yapan bir aktivisti. Konuşmasından önce kalabalığı bekletirdi. Ortamın daha gergin olmasını bu şekilde sağlardı. Konuşmaya tereddütle başlardı. Gösterisini önemli kılan düşüncelerinden…devamıBaşarısını hitabet üzerine borçluydu. Etrafında hep bir kalabalık vardı ve bu da onun yüceltilmesini sağladı. Başlarda ağzı iyi laf yapan bir aktivisti. Konuşmasından önce kalabalığı bekletirdi. Ortamın daha gergin olmasını bu şekilde sağlardı. Konuşmaya tereddütle başlardı. Gösterisini önemli kılan düşüncelerinden çok enerjisiydi. Konuşmalarından sonra hep yorgun bir izlenim bırakırdı, bu da halkı tarafından takdirle karşılanırdı... Ve bunun gibi bir sürü cümle... Hitler ve onun manipülasyon taktikleri hakkında bir nebze olsa bilgi sahibi olmak istiyorsanız izleyin. Belgesel hafif uykumu getirmedi değil. Ancak izlemesi keyifliydi. Taraflı bir belgesel ve 2. Dünya savaşının tek sorumlusunu Hitler olarak gösteriyor. Bu konuda çok yanlış ve eksik olduklarını düşünüyorum. Ancak yine de bir çok not çıkardım. İzlenebilir...
Bunu hala izlemediyseniz, izlemeyi planladığınız her ne varsa atın köşeye bunu açın izleyin. Aga bu neydi böyle... Hayatınızda hiç vurdulu, kırdılı veyahut aksiyon olmayan bir gerilim filmi izlemiş miydiniz? Bu film ilk başlarda iştahımı kabarttı, olayları anlamak için gözlerimi sonuna…devamıBunu hala izlemediyseniz, izlemeyi planladığınız her ne varsa atın köşeye bunu açın izleyin. Aga bu neydi böyle... Hayatınızda hiç vurdulu, kırdılı veyahut aksiyon olmayan bir gerilim filmi izlemiş miydiniz? Bu film ilk başlarda iştahımı kabarttı, olayları anlamak için gözlerimi sonuna kadar açtırdı sonra yerimden doğrulmamı sağladı, yeri geldiğinde tüylerimi diken diken etti, son sahneye doğru yüzümde büyük bir gülümseme bıraktı ve en son sahnede "shit here we go again" dedirtti.Filmin konusu Vietnam savaşı ile ilgili sansasyonel bilgilerin kaçırılması ve bu bilgilerin Amerikanın ünlü iki gazete merkezleri tarafından halka yayımlanması... Akabinde gazetecilerin vereceği büyük kararlar veriliyor. Bu kararları o kadar iyi bir şekilde oynamışlar ki gerim gerim gerildim. Tam bir skandal filmi!! Kaos izlemek istiyorsanız düşünmeyin izleyin. Düşünce merkezinizi sadece bu filmler için ayırın. Offf neydi bu böyle... Uzun zamandır bu kadar kalite kokan bir film görmemiştim. Yönetmeni Spielberg (en sevdiğim yönetmen) Oyuncuları Meryl Streep ve Tom Hanks... Oyunculuklar kusursuzdu. Şişirme değil arkadaşlar, bizzat kitlenerek izledim. Soluksuz izledim. Ve tamamıyla hayran bıraktı. Bundan sonraları spoiler ve küçük bilgiler altında yazılacaktır. Aman dikkat!!!
Son sahneyi konuşmak istiyorum. En sonunda başka bir skandal olaya perde açıyorlar. Spielberg resmen açın "All the president's men" filmini orada asıl kaosu izleyin diyor. Helal olsun. Hayran kaldım. Abi Meryln Streep insan mısın kardeşim? O nasıl bir oyunculuktur ablacım. Ayakta alkışlamak istiyordum. Beklentimin üstünde bir film. Beklentim de yüksekti bu arada... Bayılıyorum şöyle kaoslara. Sonundaki basın özgürlüğü, gazetecilik ile ilgili hakları çok iyi yansıtmışlar. O kadar gerildim ki baya suikast bekliyordum. Resmen basın hükümete büyük bir ders verdi. Bu konular altında izlenince senaryosundan, sahnelere, işlenişi, yönetmene, oyunculara ve elbette bu cesarete hayran kaldım. Spielberg her zaman büyük bir fanın olucam abi.
Tabi şu var... Neden böyle bir film var? Çok garip geliyor arkadaşlar. Amerikan filmleri sanki planladıkları şeylere göre çekiliyor. Bu adamlar planladıkları şeyleri gerçekten film mi yapıyorlar? Büyük bir teorisyenci ya da komplo teorisyeni olmak değil amacım. Ama şu konuda bir samimiyetsizlik hissediyorum. Bu kadar güçlü bir devlet küçük işletmelere karşı kan mı kaybediyor? Bence olay bu kadar basit değil. Filme saygım var ama bu dünyanın düzenine hep bir şüphem var. O yüzden bu duygularımı ve fikirlerimi hazır filmle birlikte konusu açılmışken söylemek istedim. Değişik bir sahnenin içindeyiz. Kime inanacağımız belli değil. Bu filmleri o yüzden seviyorum ve tür olarak hep bunları izliyorum. Bence izlemelisiniz. Ben film izlerim, hobim diyen birisiyseniz izlememeniz sizin için büyük bir kayıp. Tıpkı savaş tanrısı gibi bu filme de saygım sonsuz...
Spoiler içeriyor
Mini bir dönem dizisi. Cinayetle suçlanan bir genç kadın psikiyatrisle seanslar yaparak anılarını geri getiriyor ve izleyiciyi bu anılarla Grace'in suçlu mu suçsuz mu olduğu konusunda ipucu veriliyor.Psikiyatris, psikolog( her ne ise) Grace'in bir akıl hastası mı olduğu, bir masum…devamıMini bir dönem dizisi. Cinayetle suçlanan bir genç kadın psikiyatrisle seanslar yaparak anılarını geri getiriyor ve izleyiciyi bu anılarla Grace'in suçlu mu suçsuz mu olduğu konusunda ipucu veriliyor.Psikiyatris, psikolog( her ne ise) Grace'in bir akıl hastası mı olduğu, bir masum mu olduğu ya da gerçek bir suçlu mu olduğu konusunda şüpheli. Aynı zamanda Grace e karşı duygusal bir bağı da var. Yer yer feminizme gönderme yapılmış, dönemini iyi anlatan, oldukça tatmin edici bir şekilde biten bir dizi olmuş. Oyunculukları gayet iyi. Eğreti duran hiçbir şey yok. Kısa ve öz olması da çok iyi olmuş. Sonunu anlamayan gönderilerle dolmuş raf. (Bundan sonrası spoiler! Dikkat!) Açıkçası sonunda baya baya Grace'in suçlu olmadığı anlatılmış. Her şey bölüm bölüm net şekilde anlatılıyor. Baya bir analiz çıkar diziden. Ancak 6 bölüm olduğu için tek tek analizini yapmicam. Çünkü gayet anlaşılır anlatılmış ve öz. Şayet yazsam bir manası kalmaz. İzleyin...
Şu anlık iyi gidiyor. Almanya'daki biri Türk, diğeri Alman iki polisin Alman milli takımında bulunan Türk futbolcunun ölmesi üzerine bu davaya bakmaları akabinde Almanyada bir çok olaya sebep olan Lübnanlı çeteyle uğraşmalarını görüyoruz. Çok iyi işlemişler.Almanyanın kültürü ve insanları hakkında…devamıŞu anlık iyi gidiyor. Almanya'daki biri Türk, diğeri Alman iki polisin Alman milli takımında bulunan Türk futbolcunun ölmesi üzerine bu davaya bakmaları akabinde Almanyada bir çok olaya sebep olan Lübnanlı çeteyle uğraşmalarını görüyoruz. Çok iyi işlemişler.Almanyanın kültürü ve insanları hakkında ufak bilgiler edinmek isterseniz izleyebilirsiniz. Anlatım tarzı, oyunculuklar ve hikayesini çok beğendim. Müstehcen sahneler baya var. Baya baya şok yaşadığım sahneler oldu. Hikayede Türk, Alman, Nazi, Arap çatışmaları bol bol var. Böyle kültür karmaşası tam benlik zaten. Bayılıyorum böyle kaoslara. Bu Alman ve Rus kültürünü merak ediyorum bu son bir kaç senedir. İzlemedik film, dizi bırakmak istemiyorum. Bu dizi de gökten indi sanki. Baya beğendim. Almanya nın metropol yerleri, insanları hakkında , doğru olup olmadığını bilmiyorum, bilgiler veriyor. Almanyanın ruhunu bu diziyle birazcık soluyabilirsiniz. Özellikle böyle çekici bir konusu olması bu diziyi izlettirir. Zaten mini bir dizi. Direkt bodoslama dalın bu diziye. Mutlaka beğeneceğinizi düşünüyorum.
Kitle, çok sayıda insanların veyahut grupların oluşturduğu toplumsal gruptur. Herhangi bir ayrım yapılmaksızın hedeflenen olguyu yapmak için bir araya gelmiş geniş topluluklardır. Kitlelerin toplumsal bir yapı olduğunu söyledim. Öyleyse toplumun bazı özelliklerini de almış olmalılar. Tek bir bireyden ziyade bir…devamıKitle, çok sayıda insanların veyahut grupların oluşturduğu toplumsal gruptur. Herhangi bir ayrım yapılmaksızın hedeflenen olguyu yapmak için bir araya gelmiş geniş topluluklardır.
Kitlelerin toplumsal bir yapı olduğunu söyledim. Öyleyse toplumun bazı özelliklerini de almış olmalılar. Tek bir bireyden ziyade bir topluluğu düşünerek onların özelliklerini sıralamalıyız. Çünkü kitle dediğimiz kavram yeni bir oluşumdur. Birey kadar karmaşık değil aksine basittir.
Bu kitaptan çıkarabildiğim kadarıyla kitleler; zeka, mantık ve akılsal süreçleri kullanmak yerine duygularla hareket ediyorlar. Medya, siyasetçiler, üst düzey kurum ve kuruluşlar bunları göz önünde bulundurarak halkı akılsal olmaya davet etmek yerine onları çok iyi manipüle ederek, onları tek bir sistem altında tutarlar. Aynı düşünmeyi sağlayabilirler. Bunu her türlü mecra altında yürütebilirler. İşte medya burada açığa çıkar. Manipülasyon veyahut kitleleri hareket etme açısından medya yegane bir oluşumdur. Medyanın gücü de buradan gelmektedir. İşte kitleleri hareket ettirmede, hatta onların ahlak, inanç, eğitim ve düşünce yapılarını tamamıyla ele geçiren de olabilir. Kitleler zaten bu tarz durumlarda tek bir düşünce ve ses olur. Muhalefet durumunda başka bir kitle oluşur.
Kısaca ifade edersek; kitleler, duygu denen ham güçle hareket ederler. Mantıkla oluşan hareketleri yoktur. Kitlelerin fikirleri de yoktur. Onlara empoze edileni alırlar. Bu ahlak düşüncesi, herhangi bir düşünce, sanat anlayışı, ırkçılık, bakış açısı, inanç sistemi... vs. olabilir. Işte bu tüm faktörler onlara empoze edilen şeylerdir ve onlar kendilerine empoze edilen şeylerden başka bir şey almazlar. Kuvvetli bir ses oluştururlar, ancak başkasının sesini alırlar. Kendi sesleri, fikirleri yoktur. Başlarında bulunan şahsa göre şekillenirler. Onları birbirinden farklı kılan da bu baştaki şahıslar olur.
Zaten insan olarak içimizde hep yönlendirilmesi bekleyen bir duygu vardır. Her insan istese de istemese de bir grubun içindedir. Benliğin yüzyıllığı belgeselinde de bu durum oldukça iyi bir şekilde anlatılmıştır.
Güncel olarak, aklımda kalanlar doğrultusunda örnek vermek isterim, Wayfair ve trendyol olayları örnek gösterilebilir. Temmuz ayında Wayfair ve Trendyolun çocuk ticareti yaptığı iddiası Yankılandı. Bununla ilgili bir video sosyal medyadan paylaşıldı. Sosyal medya bununla çalkalandı. Çoğu insan bu olayı duyup anında karalama kampanyası başlattı ancak olay henüz kanıtlanmamıştı. Aradan geçen süreden sonra Trendyol ve Wayfair açıklama yaptı ve bahsi geçen videonun oynanmış olduğu ortaya çıktı.
Bu örnekte de gördüğümüz üzere, kitleler duyguyla ve yanlış bilgilerle hareket edebilir. Ancak kitlelerin büyük bir güç olduğu da unutulmamalıdır. Çünkü sesi kuvvetli olan kitlelerdir. Düşünceleri yok ama sesleri çok oluşumlardır. Kitlelerin içerisindeki bireyler kendi karakterlerinden tamamıyla sıyrılıp kitle içinde tek bir insan tipine dönüşür. Ortak ruha bürünüp düşük zekalı, kolay etkilenen, bilinç dışı duygularla hareket eden, bazen çok haklı bazen de fazlasıyla ahlaksızlaşan bir oluşum olurlar. Hatta bu ahlaksızlaşmalarıyla ilgili Montesquieu'nun çok güzel bir sözü vardır: "Ayrı ayrı birer ahlaksız yaratık olan insanlar, toplu oldukları zaman namuslu kişiler olurlar"...
Bu diziye çok fena aşık oldum. Tarihi, epik dizileri seven herkes izlemeli. 1 günde, taş çatlasın 2 günde izleyebileceğiniz 6 bölümlük bir dizi. Dizi izlemeyi pek sevmeyen beni bile hikayesine aşırı çekti. Vikinglerin aynısı diyenleri dinlemeyin. Belli ki ikisinden birini…devamıBu diziye çok fena aşık oldum. Tarihi, epik dizileri seven herkes izlemeli. 1 günde, taş çatlasın 2 günde izleyebileceğiniz 6 bölümlük bir dizi. Dizi izlemeyi pek sevmeyen beni bile hikayesine aşırı çekti. Vikinglerin aynısı diyenleri dinlemeyin. Belli ki ikisinden birini izlememiş insanlar. Savaş sahneleri, şaşırtan bölüm sonlarıyla izlemesi aşırı keyif vericiydi. Mükemmeldi... Arminius'a aşık oldum. Artık yeni sevdam. Oyunculuklar da çok iyiydi. Tam kararında, olması gereken bir tarihi dizi. 2. sezonu gelse de izlenir. Bu dizi kalitesini böyle devam ettirirse vikingi bile geçer. Çünkü ilk sezonunda büyük bir başarı elde etmiş. Bu kadar az izlenmesi gerçekten de haksızlık olmuş. Kaliteli, heyecanlandıran, kısa ve öz bir dizi. Bu dizide büyük bir ışık görüyorum. KESİNLİKLE Kesinlikle izleyin.