Spoiler içeriyor
Sonny ailesiyle çok güzel ilgilenen bir ev erkeğidir. Karısı çok başarılı bir mimardır ve eve ekmek getiren odur. Sonny geçmişte hep müzik ile ilgilenmiş ve müzisyen olmak istemiştir. Ama bu hayallerini geride bırakmış, evlerini idare edip çocukların okul aile birliği…devamıSonny ailesiyle çok güzel ilgilenen bir ev erkeğidir. Karısı çok başarılı bir mimardır ve eve ekmek getiren odur. Sonny geçmişte hep müzik ile ilgilenmiş ve müzisyen olmak istemiştir. Ama bu hayallerini geride bırakmış, evlerini idare edip çocukların okul aile birliği için işler yapmaya başlamıştır. Eşiyle evlenmeden önce Huck ismindeki en yakın arkadaşıyla her doğum günlerinde çok çılgınca şeyler yapıp çok eğlenmişlerdir. Fakat Sonny evlendikten sonra durulmuş ve kendini ailesine adamıştır.
Huck ile hala görüşse de biraz kopmuşlardır.
Sonny ve ailesi yarı yıl tatilinde ailece bir tatile çıkacaklarken eşi çocukları kendi götürmeyi ve bu haftayı Sonny’nin tek başına geçirmesini teklif eder. Bu hafta tam da Huck’ın 44.yaş gününe denk geliyordur. Sonny eğlenmeyi uzun süre önce bıraktığı için kendine ait bu zamanı başlarda iyi geçiremez ve ne yapacağını bilemez. Ama sonra arkadaşının partisine gider. Bu hafta hem Sonny’e hem de ailesine çok şey öğretir.
Eğlenceli bir filmdi. Çerezlik niyetine izleyebilirsiniz. Amber Heard’ün yatağa pisleme olayına defalarca gönderme yapıldı 😂 bu arada güzel yerlere de değinilmişti. İşkolik olan anne çocukları neyi sever bilmiyordu ve onları çok iyi tanımıyordu. Sonny ise kendi hayalini oğluna yükleyip onu klavye çalmaya zorluyordu. Ama mutlu sona varıldı.
Spoiler içeriyor
Uyarı:yazı çok uzun ve spo içerir Hikayemizde 9 alemden söz edilmektedir ama bizim hikayemiz 3 alemde geçer. Bunlar; Shuiyuntian (Cennet),Ay Kabilesinin yaşadığı Cangyan Denizi ve fanilerin olduğu Yunmeng Gölüdür. Ana karakterlerimizden biri Shuiyuntian’de yaşayan sıradan bir orkide bitkisidir. Orkidenin bir…devamıUyarı:yazı çok uzun ve spo içerir
Hikayemizde 9 alemden söz edilmektedir ama bizim hikayemiz 3 alemde geçer. Bunlar; Shuiyuntian (Cennet),Ay Kabilesinin yaşadığı Cangyan Denizi ve fanilerin olduğu Yunmeng Gölüdür.
Ana karakterlerimizden biri Shuiyuntian’de yaşayan sıradan bir orkide bitkisidir. Orkidenin bir adı bile yoktur. Ona sadece Orkide denir.
Orkide’ye canlıların kader kitaplarıyla ilgilenen bir usta bakmaktadır. Usta birgün orkidenin olduğu saksıya yanlışlıkla içki döker. Bu hatası sonucu orkidenin kökü zarar görür. Ölümsüz olabilme özelliğini kaybeder ve güçsüz düşer. Fakat Shuiyuntian’in yöneticisinin kardeşi,Savaş Tanrısı olan Lord Changheng sayesinde orkide sağ kalmayı başarır. Ölümsüzlüğünü kaybetmiş olsa bile bir bedene sahip olur. Orkide, Lord Changheng’e hem minnettarlık hem de hayranlık duyar. Bir süre sonra ustası yolculuğa çıkar. 500 yıl boyunca geri dönmez. Bu sürede kader kitaplarıyla ilgilenme işi Orkide’ye kalır. Ustasının salonunda bir başına yaşamaya başlar.
Hikayemizde efsanevi bir kişiden söz edilmektedir. Bu kişi Ay kabilesinden Dongfang Qingcang’dır. Tarihte Cehennem ateşinin gücünü kontrol edebilen ikinci kişidir. Acımasız ve duygusuz olduğu,kendi babasını öldürerek Yüce Ay olup tahta çıktığı söylenmektedir. Üç alemi dize getirmeye en yaklaşmış olan çok güçlü bir kişidir.
30.000 yıl önce büyük bir savaş yaşanmıştır. Qingcang 100.000 askerini toplayarak üç alemi ele geçirmeye çalışmıştır. Üç aleme büyük zarar vermiştir. Onu durdurmak için Chidi Nvzi (Chidi Kadını diye de geçiyor) isimli,peri kökenli bir savaş tanrısı kendini feda ederek 100.000 askeri mühürlemiş ve Qingcang’ın ilkel ruhunu hapsetmiştir. Günümüzde Shuiyuntianlılar şeytan olarak bildikleri Qingcang’ın öldüğünü sansa da Qingcang aslında tamamen ölmemiştir. İlkel ruhu Haotian isimli bir kuleye mühürlenmiştir. Ruhu kuleden kaçmak için an kollamakta ve kırmak için sürekli mühürlere vurmaktadır.
Birgün mühür gevşemeye başlar. Tam da o gün Orkide,Lord Changheng’ın kader kitabında kuledeki mührü güçlendirirken başının derde gireceğini görür. Kurallara göre insanların kaderleriyle oynaması yasaktır. Fakat hayran olduğu,hoşlandığı adamı korumak için kuleye gider ve onun önüne geçer. Mühür tekrar kapanmadan önce yanlışlıkla içerde kalır. İçeride bir adam zincirlenmiştir. Orkide,kazayla bu adamla öpüşür ve bedenleri değişir. Kısa sürede tekrar kendi bedenlerine dönseler de esir adam bir şey fark eder. Orkide yaralanınca kendi de yaralanmaktadır. Mutlu olduğunda o da mutlu olmakta,ağladığında o da gözyaşı dökmektedir. Aralarında bir lanet vardır. Orkide de beden değiştikleri anda bu adamın Kalp Denizi ve Aşk Ağacını görür. Kalp denizi ve Aşk Ağacı buz tutmuştur. Ağaçta tek bir yaprak yoktur.
Esir adamın ilkel ruhu tamamen uyanır ve yeni bedeni, ruhunu sarmalar. Orkide sayesinde kuleden çıkmayı başarır. Orkide’nin başına kötü bir şey gelmesi kendi başına bir şey gelmesi anlamına geldiği için onun yanından ayrılmamaya ve onu gözetmeye karar verir. Orkide ile birlikte ustasının salonuna dönerler.
Orkide ile bir takım maceralar yaşadıktan bir süre sonra Orkide bu adamın, yaşadığı alemin azılı düşmanı olan Dongfang Qingcang olduğunu öğrenir. Fakat Qingcang söylentilerden farklıdır. Acımasız olduğu söylense de kendisine hep iyi davranmıştır.
Ek bir bilgi olarak Lord Changheng 30.000 yıl önce yüzünü hiç görmediği bir tanrıça ile nişanlandırılmıştır. Fakat sonradan tanrıçadan hiç haber alınamamıştır,ortadan kaybolmuştur. Shuiyuntian halkı,Changheng’ın nişanlısına sadık olmasını istese de Changheng geçmişte yaşadığı bazı şeyler sebebiyle Orkide’ye karşı özel duygular beslemektedir. Hikayenin diğer adamı Lord Changhengdir.
Qingcang yarım kalan planına devam etmeye kararlı olduğu halde, Orkide ile aralarındaki bu lanet ona çok şey öğrenir. Eşsiz gücü olan cehennem ateşini kontrol edebilmek için aşk,üzüntü,kıskançlık vb gibi 7 insani duygudan vazgeçmiş olsa da bu lanet sayesinde bu duyguları hissetmeye başlar. Kalp Denizinin buzları çözülür,Aşk Ağacı yine yeşerir. Fakat sevgi ve duygular onu zayıflatıp planına engel mi olacak?
Dahası Orkide de Qingcang ile tanıştıktan sonra sıradan ve güçsüz bir orkide bitkisine göre çok farklı güçlere sahip olduğunu fark eder. Orkide gerçekte kimdir? Birlikte olmaları yasak olan bir Ay Kabilesi insanı ve bir perinin kaderi olacak? Yasakları delip geçecekler mi? Yoksa kaderlerinde başka şeyler mi yazıyor?
Dylan Wang’ı Meteor Garden ile tanımıştım. Burda da çok tatlıydı. Esther Yu’yu bir yarışma programından biliyorum. O da iyiydi. Yalnız Dylan’ın performansı birkaç sınıf daha yukarıda. Özellikle son bölümlerde yeteneklerini daha iyi kanıtlamış bence. Kara Ejder Shangque rolünü oynayan bana aşırı tanıdık geliyordu. Nerede gördüm derken Dark Blue And Moonlight isimli Tayvan BL’inde gördüğümü fark ettim. Çin sektörüne geçmiş. Muhtemelen Tayvan film sektörüne dönmez. Ya daTayvan’a dönerse bir daha Çin’den iş alamaz.
Neyse,dizi beni bayağı içine aldı ve akıcı bir şekilde izledim. Sonlara doğru bazı yerlerde sabırsız hissederek hızlandırdım. Sadece bir bölümde biraz hikaye ağır mı gitmeye başlıyor derken anında düzeldi. İki karakter de birbirleri için çok acı çekti. Güzel bir diziydi. Ashes Of Love gibi efsanevi değil ama güzeldi. İzlediğime mutlu oldum. Dokunaklı yerleri vardı.
Spoiler içeriyor
Film gerçek bir öyküden esinlenerek yapılmış. Stacey çiçeği burnunda bir öğretmendir. Çocukluğu şiddetli geçimsizlik yaşayan bir anne babayla geçmiştir. Ev hayatını sevmese de okulu çok sevmiştir. Küçüklüğünden beri hep çok okumuş ve çalışkan olmuştur. 16 yaşına geldiğinde erkek arkadaşından hamile…devamıFilm gerçek bir öyküden esinlenerek yapılmış.
Stacey çiçeği burnunda bir öğretmendir. Çocukluğu şiddetli geçimsizlik yaşayan bir anne babayla geçmiştir. Ev hayatını sevmese de okulu çok sevmiştir. Küçüklüğünden beri hep çok okumuş ve çalışkan olmuştur.
16 yaşına geldiğinde erkek arkadaşından hamile kalır. Okulu bırakmak zorunda kalır. İkili çok erken evlenir ve erken yaşta çocuk sahibi olurlar. Bu durum başlarda Stacey’i okuldan uzaklaştırsa da Stacey sonradan liseyi açıktan bitirir ve üniversiteye giderek bir öğretmen olur. Artık ilk işini alma zamanı gelmiştir. Bir evsizler barınağının okulunda öğretmenlik yapacaktır.
Okul ve barınağın durumu çok kötüdür. Öğrenciler ve veliler de okul için ilgisiz görünmektedir. Ama pes etmez ve bir sürü fedakarlıkta bulunarak öğrencilerin içindeki cevherleri keşfeder. Hatta velilerin,barınakta kalan diğer kişilerin de yeteneklerini keşfeder.
Bir süre sonra barınaktaki herkes,öğrenmeye aç olan çocuklar için el ele verir. Her karakter birbirinden tatlıydı. Stacey’nin eşi hele. Ona bu konuda cesaret veren,kendisine güvenmesini söyleyen oydu.
Güzel ve dokunaklı bir filmdi. Sık sık gözlerim doldu. Gerçek bir öykü olması ise bunu daha da etkileyici kılıyor. Stacey Bess sayesinde evsiz çocuklar için eğitim konusu çok önem kazanmış. Kendisi yaşadıklarını “Nobody Don’t Love Nobody” kitabında anlatmış ve film de sonrasında yapılmış. Günümüzde artık öğretmenlik yapmasa da konuşmalar yapıyormuş.
Spoiler içeriyor
Sakura 17 yaşında bir lise öğrencisidir. En yakın arkadaşı Yuma ile çok uzun süredir tanışıyorlardır ve Sakura,Yuma ile tanıştığından beri ona aşıktır. Yaz tatili gelmek üzeredir. Bu tatilden sonra artık son sınıf öğrencisi olacaklardır. Yaz tatiline girecekleri gün Sakura Yuma’ya…devamıSakura 17 yaşında bir lise öğrencisidir. En yakın arkadaşı Yuma ile çok uzun süredir tanışıyorlardır ve Sakura,Yuma ile tanıştığından beri ona aşıktır.
Yaz tatili gelmek üzeredir. Bu tatilden sonra artık son sınıf öğrencisi olacaklardır. Yaz tatiline girecekleri gün Sakura Yuma’ya aşkını itiraf eder.
Saf ve masum bir aşkı anlatan bir diziydi. Bence dizi, değer verdiğimiz şeyler birgün kaybolacak olmasına rağmen anı yaşayıp tadını çıkarmamız mesajını veriyordu. Çok kısa sürüyor,tadı damağınızda kalıyor. Okuldaki iki öğretmenin ilişkisi ve Sakura ile Yumi’nin yetişkin olmadan önce bir son olarak gördükleri bu yaz tatilini,bir listedeki şeyleri yaparak geçirmeleri çok tatlıydı.
Keşke daha da uzun olsaydı. Hayattan kesitler içeren bu tarzdaki dizi ve filmleri izlemeyi çok seviyorum.
Spoiler içeriyor
Vietnam Savaşı’ndan bir gazi yaşadıklarını bir kitaba döker ve kitap filme uyarlanır. Filmin as kadrosu için 5 oyuncu seçilir. Başrolü oynayacak olan Tugg eskiden çok ünlü aksiyon filmlerinde oynamış olsa da yıldızı sönmüştür. Yalnız bir adamdır. Bir diğer başrol de…devamıVietnam Savaşı’ndan bir gazi yaşadıklarını bir kitaba döker ve kitap filme uyarlanır. Filmin as kadrosu için 5 oyuncu seçilir. Başrolü oynayacak olan Tugg eskiden çok ünlü aksiyon filmlerinde oynamış olsa da yıldızı sönmüştür. Yalnız bir adamdır. Bir diğer başrol de Avustralyalı Kirktür. Kirk 5 kez Oscar almıştır ve oyunculuğu herkes tarafından övülmektedir. Genlerine rağmen filmde bir siyahiyi oynayacaktır. Jeff hep başarısız olmuş komedi filmlerinde oynamıştır ve uyuşturucu bağımlısıdır. Bir rapçi olan Alpa Chino sattığı ürünlerin reklamını yapmak için bu kadroya girmiştir. Son adamımız ise Kevindır. Hep kötü reklamlarda oynamıştır ve bu iş için umutludur. Fakat işler iyi gitmiyordur. Sette sürekli sorun oluyordur ve ekip çekim planının çok gerisindedir. Birkaç oyuncudan istenilen oyunculuk performansı elde edilemiyordur. Yönetmen de kaprisli oyunculara sözlerini dinletemiyordur.
Yönetmen ve kitabın yazarı olan Dört Yaprak aralarında bir plan yaparlar. Çekim yapılacak olan ormana kameralar koyarlar. Aksiyon ve patlama sahnelerinden sorumlu olan elemana da ormana patlayıcılar yerleştirmesini söylerler. Aktörlerin telefonlarını toplarlar. Kaprislerine kulak vermeden,onları zor çekim şartlarına sokarak doğal bir oyunculuk performansı elde ederek çekimi bir an önce bitirmek isterler.
Aktörlerimize durum anlatılır ve ormana bırakılırlar. Tıpkı kitaptaki ve Dört Yaprak’ın tecrübelerindeki gibi ormanda Vietnamlı bir grup tarafından pusuya düşürülürler. Pusudan kurtulurlar fakat aralarında çatışmalar yaşanır. Jeff de yoksunluk çekmeye başlar. Sonradan öyle şeyler yaşarlar ki,bunların çekim olmadığını fark ederler. Ormanda gerçekten Vietnamlı bir topluluk vardır. Kendilerine önceden de saldırmış olan bu topluluk uyuşturucu üretmektedir. Bölgelerine giren Amerikalıları yaşatmaya niyetleri yoktur.
Benim beklentim daha fazlaydı. Kötü değildi ama çok daha iyi olabilirdi. Güzel potansiyeli vardı çünkü. Ama çok güldüğüm yerleri de oldu tabi.
Spoiler içeriyor
17 yaşındaki Alma ve sınıf arkadaşları bir geziye giderler. Eve dönerken otobüsleri kaza yapar. Alma kazadan kurtulan şanslı kişilerden biri olur. Fakat şimdi hafızasını kaybetmiştir. Bedeni ona çok yabancı gelir. Sanki bu beden ona ait değildir. Kazadan sonra hem çok…devamı17 yaşındaki Alma ve sınıf arkadaşları bir geziye giderler. Eve dönerken otobüsleri kaza yapar. Alma kazadan kurtulan şanslı kişilerden biri olur. Fakat şimdi hafızasını kaybetmiştir. Bedeni ona çok yabancı gelir. Sanki bu beden ona ait değildir. Kazadan sonra hem çok yaralanmıştır hem de beyin sarsıntısı geçirip diplopi olmuştur. Yani nesneleri çift görmektedir. Kaza sonrası kendini bile tanıyamazken bazı şeyler görmeye başlar. Silüeti olan parıltı gibi bir şey görür. Doktorlar ve çevresi ona bunun beyin sarsıntısı ve diplopi yüzünden olduğu söylese de gördükleri ona çok gerçek gelir.
Kaza günü gerçekten neler oldu?
Gördüğü bu şey ne? Ona bir şey mi söylemeye çalışıyor?
Güzel diziydi bence. Her anını merak ederek izledim. Beni çok güzel içine aldı. Bazı yerleri tahmin edebildim ama beklenmedik ters köşeleri de vardı. Yer yer gerildim yer yer de duygulandım. Kurguyu hiç böyle beklemiyordum.
Spoiler içeriyor
Aaron bir müzik şirketinde çalışıyor ve patronu Sergio işlerin kötü gittiğini söyleyerek çalışanlardan bir öneri bekliyor. Yeni bir iş yapmalı ve yükselişe geçmelilerdir. Aaron,Aldous Snow isimli bir rock yıldızına hayrandır. Aldous çıkışının ilk dönemlerinde çok iyi olsa da sonradan uyuşturucu…devamıAaron bir müzik şirketinde çalışıyor ve patronu Sergio işlerin kötü gittiğini söyleyerek çalışanlardan bir öneri bekliyor. Yeni bir iş yapmalı ve yükselişe geçmelilerdir. Aaron,Aldous Snow isimli bir rock yıldızına hayrandır. Aldous çıkışının ilk dönemlerinde çok iyi olsa da sonradan uyuşturucu ve içkiye bulaşmış sonra da Afrikalı Çocuk isimli kötü bir albüm yaparak nefret almıştır. Artık ayık olarak gezdiği zamanlar çok azdır. Aaron bu yükseliş işi olarak Aldous ile çalışmayı önerir. Bir sonra süre fikri onaylanır ve Aldous’ın sorumluluğu ona verilir. İngiltere’ye giderek bu rock yıldızını almalı ve bir TV showuna götürmeli sonra da Greek Tiyatrosunda olacak olan konserine yetiştirmelidir.
Yolculuk aşırı inişli çıkışlı olur. Önce çok hızlı başlarlar. Aaron bir rock yıldızının eğlence hayatını ilk elden deneyimler. Sonrası ise absürt bir rehabilite showuna dönüşür. Çünkü Aldous’ın babasıyla sorunları vardır. Eski sevgilisi ve çocuğunun annesi Jackie’yi çok özlemektedir. Bazı şarkılarının kalitesinden emin olamaz,özgüven sorunu yaşar. Ayık gezmek istememesinin sebebi aklında çok dert olmasıdır. Bu arada bu dönemde Aaron da kız arkadaşı ile bir tartışma yaşamıştır. Bu yolculukta o da bir şeylerin farkına varır. Dahası Aaron ve Aldous bir bağ kurmaya başlarlar.
Bayağı uçuk kaçık bir film. Bazı yerlerde yok artık dedirtti. Bu şarkı sözleri nasıl yazılmış 😂 Aldous karakteri için birinden ilham alınmış mı acaba? Ben çok eğlenerek ve gülerek izledim. Bu absürtlük herkese uyar mı bilemem tabi.
Marisa Ventura ünlü bir otelde kat görevlisi olarak çalışan bekar bir annedir. Eşiyle ayrılmıştır ve oğlu Ty ile birlikte yaşamaktadır. İşine çok özen gösterir ve bu otelde 3 yıldan fazla süredir kat görevlisi olarak çalışmaktadır. Artık yönetici pozisyonuna başvurabilecek bir…devamıMarisa Ventura ünlü bir otelde kat görevlisi olarak çalışan bekar bir annedir. Eşiyle ayrılmıştır ve oğlu Ty ile birlikte yaşamaktadır.
İşine çok özen gösterir ve bu otelde 3 yıldan fazla süredir kat görevlisi olarak çalışmaktadır. Artık yönetici pozisyonuna başvurabilecek bir konumdadır ve birgün bu pozisyonda açık olur. O sıralarda da otele eyalet kongre üyesi Chris Marshall gelir. Senatörlüğe adaylığını koymuştur.
Marisa’nın birgün otelde kalan bir müşterinin elbisesinini iade etmesi gerekir. Fakat oteldeki meslektaşının ısrarıyla elbiseleri iade etmeden önce dener. Ve bir anda Chris ile denk gelir. Kendini elbisenin asıl sahibi Caroline olarak tanıtır.
İkili birkaç kez karşılaşmış ve görüşmüş olsa da birbirinden çok etkilenir. Fakat durum Marisa’yı zora sokar. Çünkü Chris onun ilgilendiği katta kalmaktadır ve tam da terfi alabilecekken Caroline rolünü oynamak terfisini tehlikeye sokar.
Marisa’nın yalanı ortaya çıkacak mı?
Chris,onu kendi haliyle sevebilir mi?
Pazar günü için tatlı bir filmdi,ben zevk alarak izledim. Başlangıçta Tyler Garcia Posey ismi geçtiğinde acaba bu Teen Wolf’un Scott’ı mı yoksa isim benzerliği mi dedim. Gerçekten de oymuş. Marisa’nın oğlunu oynuyor. Çerezlik olarak gider bu film 👍
Spoiler içeriyor
Ana karakterimiz Anna Boston’da doğmuştur,Amerika’da yaşamaktadır. Ev satışlarından önce, müşterilerin evi görmeye geldikleri zaman için evleri dizayn etmektedir. Her zaman her şeyi planlar ve sürpriz şeylerden,maceradan hiç hoşlanmaz. Jeremy adında bir erkek arkadaşı vardır ve 4 yıldır birliktedirler. Anna artık…devamıAna karakterimiz Anna Boston’da doğmuştur,Amerika’da yaşamaktadır. Ev satışlarından önce, müşterilerin evi görmeye geldikleri zaman için evleri dizayn etmektedir. Her zaman her şeyi planlar ve sürpriz şeylerden,maceradan hiç hoşlanmaz. Jeremy adında bir erkek arkadaşı vardır ve 4 yıldır birliktedirler. Anna artık Jeremy’den evlenme teklifi beklemektedir. Fakat istediği teklifi bir türlü alamaz.
İrlanda’da Leap Year isimli bir gelenek vardır. Her 4 yılda bir 29 Şubat günü geldiğinde bu günde kadınlar erkeklere evlenme teklifi etmektedir. Anladığım kadarıyla Anna’nın baba tarafının kökenleri İrlanda’ya dayanıyor. Babasının büyükbüyükannesi de büyükbüyükbabasına bu günde evlenme teklifi etmiş ve bu şekilde evlenmişlerdir. Anna bu masalı babasından sık sık duymuştur.
Birgün Jeremy 29 Şubat’a çok az bir zaman kala bir kongre için İrlanda’ya gider. Anna da dizginleri eline almak ve Jeremy’e evlenme teklifi etmek için İrlanda,Dublin’e gider. Daha doğrusu gidemez. Uçak fırtına sebebiyle İrlanda’nın başka bir bölgesine zorunlu iniş yapar. Yoğun fırtınada Dublin’e yakınlaşmak için elinden geleni yapan Anna ancak Dingle isimli bir köye ulaşabilir. Burada bir bar/pansiyon işleten Declan ile tanışır. Ona kendisini Dublin’e götürme karşılığında para teklif eder. İkili yola çıkar. Kedi köpek misali didişirler. Yol boyunca Anna’nın hiç sevmediği şekilde başlarına bir sürü beklenmeyen şey gelir ve yol gittikçe uzar. Fakat birbirlerini tanımaya başlarlar. Anna Declan’ı tanıdıkça Jeremy’e olan duygularını sorgular.
Filmi çok beğendim. İrlandalıların batıl inançları çok ilginçti ve hatta Dingle halkının bu konuda birbiriyle tartışmasını çok komik buldum. Bu tarz yol hikayelerini hep sevmişimdir. Neden daha önce izlememişim acaba?