Bazen bir gölge gerek; kavurucu bir güneş olmasa da. Sadece o gölgeye oturup ve unutmaya uzanmak herşeyi. .................................................................................................[] M.M.Y.
Dizinin Türkiye yapımı > 'Sen Ağlama İstanbul' başlamış. Doğrusu fragmanından ve isme bakınca çok değerli bir şairimizin veya Edebiyat dünyasından birinin hikâyesi olarak düşünüp, beklemiştim. Başına bakınca sadece çok az esinlenmişlerdir dedim senaryo olarak ama tam tersi çok az fark…devamıDizinin Türkiye yapımı > 'Sen Ağlama İstanbul' başlamış. Doğrusu fragmanından ve isme bakınca çok değerli bir şairimizin veya Edebiyat dünyasından birinin hikâyesi olarak düşünüp, beklemiştim. Başına bakınca sadece çok az esinlenmişlerdir dedim senaryo olarak ama tam tersi çok az fark var.
Normalde 'Shahrzad' ı çok uzun yıllar önce izlemiştim. Senaryo, oyuncuların hikâyeyi ve zamanı çok iyi yaşayıp izletmeleri özetle beğenerek izlemiştim. Doğrusu hep bir gün bir Türk dizisine esin kaynağı olacağını bekliyordum.
Simay Barlas bu rolleri çok iyi seyirciye sunuyor ama Aytaç Şaşmaz, Simay kadar olmasa da iyi.
Müzikler kaliteli. Başarılı. Şimdiden emeği geçen herkese teşekkürler. Keyifli ve istifadeli seyirler
Senaryo klasik saçma türden. Uyarlama da bir o kadar saçma...bazı film ve diziler için söylediğim 2× hız bu film için 2,5× olmalı ki bitsin de zamanı israf etmeyelim enazından... Emeği geçenlere teşekkürler. Keyifli ve istifadeli seyirler:)
Senin gönlün dâima meshûr ve müsahhardır, mâzursun. Gamın ne olduğunu aslâ bilmedin, mâzursun. Ben sensiz bin gece kan yuttum Sen bir gece sensiz kalmadın, mâzursun. .................................................................................[] Ahmed Gazali
İnsan dengesizliğinin ne kadar farkında? Farkında olmak dengede olduğumuzu gösterir mi? Hayattaki an ve durumlara göre hayati muhasebemizi yapıyor muyuz. Ya da ne ölçüde yapabiliyoruz. Bu tarz kitap veya yazılar arada da olsa bize güzel bir silkelenme, düşünüp denge durumlarımızın…devamıİnsan dengesizliğinin ne kadar farkında?
Farkında olmak dengede olduğumuzu gösterir mi? Hayattaki an ve durumlara göre hayati muhasebemizi yapıyor muyuz. Ya da ne ölçüde yapabiliyoruz. Bu tarz kitap veya yazılar arada da olsa bize güzel bir silkelenme, düşünüp denge durumlarımızın muhasebesini yapabilmemizi sağlıyorlar. Bu anlamda iyi birer öğretmen misâli veya doğru dost misâli yarenlik edebiliyorlar.
Sohbet havasında veya bir başucu kitabı olarak okunabilecek içeriklere sahip. Yazarın kaleminin okunabirliliği, akıcılığı sıkılmadan okumaya sebeplerden biri.
Hayati dengeler ve verimli yaşama üzerine bilgiler ve örnekler; kitap adını hakkıyla taşıyor.
Emeği geçenlere teşekkürler. Keyifli ve istifadeli okumalar diliyorum.
Fragmandan puan verilip, izlemem denebilecek diziler olur ya...öyle düşünüp sonra nasıl izledim bilmiyorum:) neyse... İlk 3-4 bölüm bildiğin Esra Erol, Müge Anlı izlemi olan ama sonraki bölümlerde sürükleyici ve meraklandırıcı sahnelerle sona götüren bir dizi oldu. Korel ve Cindoruk oyunculukları…devamıFragmandan puan verilip, izlemem denebilecek diziler olur ya...öyle düşünüp sonra nasıl izledim bilmiyorum:) neyse...
İlk 3-4 bölüm bildiğin Esra Erol, Müge Anlı izlemi olan ama sonraki bölümlerde sürükleyici ve meraklandırıcı sahnelerle sona götüren bir dizi oldu.
Korel ve Cindoruk oyunculukları ile yine başarılı olduklarını gösterdiler. Beraberinde Serkan Altunorak 'ın ve Kaan Miraç 'ın rollerinin hakkını vermeleri diziyi daha da izlenir kılıyor.
Genel olarak aile ile de izlenebilir polisiye/gerilim dizisi. 2.sezonun olmaması yerinde bir karar.
Emeği geçenlere teşekkürler. Keyifli ve istifadeli seyirler:)
Bazı ülkelerle kardeşiz diyenlerin kardeşlerin benzerlik penceresinden bir de böyle bakılmalı... Konusunun göbeğinde siyasi bir skandalı ele alan menfaatler çatışmasının daniskası... Elini uzatıp kolunu kaptıranın ne makamı, ne cinsiyeti ne inancı ne de fikri farklılık göstermez. Bazı lekeler vardır. Bulaşınca…devamıBazı ülkelerle kardeşiz diyenlerin kardeşlerin benzerlik penceresinden bir de böyle bakılmalı...
Konusunun göbeğinde siyasi bir skandalı ele alan menfaatler çatışmasının daniskası...
Elini uzatıp kolunu kaptıranın ne makamı, ne cinsiyeti ne inancı ne de fikri farklılık göstermez.
Bazı lekeler vardır. Bulaşınca çıkaramazsınız. Ya o bulaşılan şeyden kurtulmanız gerekir. Ya da bulaşmış ne varsa onunla yaşamaya devam edersiniz. Ve her geçen gün bulaşılan şeyin kokusundan da etkilenmemek elde olmayacaktır.
Uzun yıllar önce kirlenmiş politika ve yönetimlerin aslında bugünün renkleri ile yansıtılmasının verdiği anlamlı gerçek bir mesaj var; değişen birşeyler var mı dünden bugüne...(-cevabı sizin düne ve bugüne bakışınıza bırakıyorum. )
Tekrar eden sahnelere sadece tekrar penceresinden bakarsak, siyasetin ve zaman içinde değişmeyen kirliliğin sebebi şahıs veya grupların, toplulukların hep var oldukları gerçeğine haksızlık olur.
Aslında senaryo gerçek yaşanmış oncası gibi yaşanmaya devam eden edene...
Yönetmenin ve oyuncuların içinde oldukları rolü yaşamaları -vayy be dedirtiyor. -
Son ana kadar kötülükle, yalanla ve yanlışlarla olan savaşın kazanılması çabası ve çabayı seyirciye aktarma emeği takdire şayan.
Daha da yazılabilecek çok cümle var şüphesiz. Yalnız incelemeleri kısa kesmeyi seviyorum. Dizinin içeriğine zaten değinmek bana göre değil:)
Emeği geçenlere teşekkürler. Keyifli ve istifadeli seyirler diliyorum:)
Ne çok kokmaya başladı insan(-lık); ağzı açık bırakılmış bir çöp kovası olmuş dünya. İçinde çocuk, içinde kadın, içinde kötüye kurban olacak hiçbir canlının olmaması gereken bir dünya... Şimdi nereye gitmeli Narin ve dahası...
Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz. ........................................................................[] A. Hamdi Tanpınar
Dolaşıyor dilden dile gel "-Benimle evlenir misin?-" cümle fâni yerine bir başka fâni cümle: o da " Ey dilberi rana! Ey tesadüfü müstesna. O mahrem suratınızı (-burada çehre, cemâl, simâ, çeşmân veya ruhsâr kelimelerinide kullanan veya kullanmayı da önerenler var.…devamıDolaşıyor dilden dile gel "-Benimle evlenir misin?-" cümle fâni yerine bir başka fâni cümle: o da " Ey dilberi rana! Ey tesadüfü müstesna. O mahrem suratınızı (-burada çehre, cemâl, simâ, çeşmân veya ruhsâr kelimelerinide kullanan veya kullanmayı da önerenler var. (Surata nasıl baktığınıza bağlı :D neyse...)) görünce size lahzâ-i kalpten sarsıldım. Niyetim acizâneyi taciz etmek değildir. Bilâkis efkâr-i umumiyetde ufak bir aile bacası tüttürmektir. "
Bende naçizane düşündüm ki bu ifade evliliğe ne katıyor. Ne derece değerli kılıyor. Sonra dedim ki öyle yapınca evlilik daha mı güzel oluyor. Daha mı ne kararlar aldığını anlıyor evelnecek olan. Hatta ve hatta evliliğin gayesi öyle mi anlaşılıyor. Ve dedim ki; Onu demek yerine gelin, -Bismillah her hayrın başıdır. Bu yolculuğa da birlikte Bismillâhirrahmânirrahîm diyelim mi- deyin. O da "Bismillâhirrahmânirrahîm" derse tamamdır. Belki o vâkit o evlilik milyonlarca evetten daha kıymettli ve bâki bir yolculuğun sebebi olacak ve sebeb-i deryalarını doğuracak.
Özetle, insan dilin güzel dökülmesinde takılıyor hep. Dilden dökülenin ne kalbe inmesi ile ilgileniyor. Ne ruha dokunmasına bakıyor. Güzel hissedilip yaşansın değil. İnsanlar "-Aa ne güzel-miş-" denesinden başka da bir dayanağı kabul etmiyor...
İnsan, fâniliğini yanlış anlarsa fâni kalır. Anlamsız bir cümleden ibaret, öznesiz başı boş bir yüklemden öteye gidemez.