Tanrım, Tarkovski'nin bize sunduğu son başyapıtı olan bu güzelim film hakkında nasıl nasıl tek bir yorum bile olmaz, şoklar içinde kaldım. Defalarca izledim. Savaş, dünyanın sonu, varoluşun anlamı veya anlamsızlığı, kurban olmak, kehanetler, mucize ve gerçek üzerine pekçok şey söyleyen…devamıTanrım, Tarkovski'nin bize sunduğu son başyapıtı olan bu güzelim film hakkında nasıl nasıl tek bir yorum bile olmaz, şoklar içinde kaldım. Defalarca izledim. Savaş, dünyanın sonu, varoluşun anlamı veya anlamsızlığı, kurban olmak, kehanetler, mucize ve gerçek üzerine pekçok şey söyleyen bir film. Benim en sevdiğim 3 Tarkovski filminden biri.
---spoiler---
Çocuğuyla birlikte fidan diktikleri o sahneyi çok seviyorum.
Bugünlerde izlediğim filmleri izlediğimi unutup tekrardan izleyip izlerken de bunu hatırlamadığım oluyor. Önceden listemde izlendi diye işaretlediğimi görüyorum. Sonra şok olarak ve daha önce beğenmediğim bu filmleri severek izlemiş olduğumu fark ediyorum. Nöronlarım yanmış, yaşlanıyorum, maktul aslında benmişim falan filan.
Nasıl güzel filmdi ya! Yağmur, kasvet, daktilo, antisigara ortamı! Böyle filmleri aşırı seviyorum. İdentity de böyleydi mesela. Bana böyle filmlerle gelin. ---spoiler--- Klozet sahnesi harikaydı ya, unutamayacağım! 🤣
Günlerdir evden çalışıyorum. Film izlemek, okumak da keyif vermiyor artık. Sanki başkaları bir şeyler yaparken, yaşarken ben evde oturup onları seyrediyorum gibi hissettiriyor. Sizlere de oluyor mu böyle?
Atmosferi, kurgusu, oyunculukları, gerilim dozu, her anlamda tatmin edici bir film. Ne zaman aklıma gelse tekrardan izlemek istiyorum. Yağmurlu, karanlık günlerde izlemenizi tavsiye ederim.
Sevgili raf ahalisi, bugün, bizimkinin sadece kitap paylaşım versiyonu olan popüler uygulamaya baktım, arayüz gözlerimi kanattı resmen, dedim ki Raf iyi ki var! Hızlı adımlarla evime, yani buraya döndüm.
Bilirsiniz, kitapların, filmlerin keşfedilmesi gereken bir zaman vardır. O sizi kabul ettiğinde, dünyasına dahil olabilirsiniz ancak. Bu gri pazar sabahı da bana Raymond Carver öyküleriyle eşlik etmek istedi. Öykülerde ne var derseniz, eski eşler, sevgililer, sıkılma duygusu, geçim derdi, kahve,…devamıBilirsiniz, kitapların, filmlerin keşfedilmesi gereken bir zaman vardır. O sizi kabul ettiğinde, dünyasına dahil olabilirsiniz ancak. Bu gri pazar sabahı da bana Raymond Carver öyküleriyle eşlik etmek istedi.
Öykülerde ne var derseniz, eski eşler, sevgililer, sıkılma duygusu, geçim derdi, kahve, sigara, ailevi problemler... Siyah-beyaz Jim Jarmusch filmlerinin verdiği hissi verdi bana, bitmesini istemediğim ama benimkine çok benzeyen bir dünya... Bu türe ilgisi olanlara tavsiyedir.