Bir doktorun iç çatışmalarıni, dünyayla, insanlarla ilişkileniş şeklini, yalnızlığını çok iyi yansıtan İsveç romanı. Altını çizdiğim pek çok yer oldu, kısa ama etkileyici bir romandı, uzun zaman sonra gerçekten sevdiğim, edebi lezzet aldığım, aynı zamanda da yormayan bir kitaptı, tüm…devamıBir doktorun iç çatışmalarıni, dünyayla, insanlarla ilişkileniş şeklini, yalnızlığını çok iyi yansıtan İsveç romanı. Altını çizdiğim pek çok yer oldu, kısa ama etkileyici bir romandı, uzun zaman sonra gerçekten sevdiğim, edebi lezzet aldığım, aynı zamanda da yormayan bir kitaptı, tüm sahneler gözümde çok iyi canlandı, ayrıca Dostoyevski etkisi fark ediliyordu, bu tür psikolojik romanlara ilgi duyanlara kesinlikle tavsiye ediyorum.
A bout de souffle filmini tekrardan izlediğim bu gecede aklıma düşmüş kısa film. Natalie'nin kısacık saçlarıyla otel odasında aşığıyla olan diyalogları, aralarındaki mesafe, filmin Paris'te geçmesi; Serseri Aşıklar'da Jean Seberg'in kısacık saçlarıyla zarif güzelliği, otel odasında aşığıyla konuştuğu mesafeli, kopuk,…devamıA bout de souffle filmini tekrardan izlediğim bu gecede aklıma düşmüş kısa film. Natalie'nin kısacık saçlarıyla otel odasında aşığıyla olan diyalogları, aralarındaki mesafe, filmin Paris'te geçmesi; Serseri Aşıklar'da Jean Seberg'in kısacık saçlarıyla zarif güzelliği, otel odasında aşığıyla konuştuğu mesafeli, kopuk, belirsiz anlar, Paris, çok fazla benzerlik yok mu sizce de?
İnsanlardan kaçan ve sosyal ilişkilere tutunamayan Eleanor'un iç dünyası çok iyi yansıtılmis, yazarın günlük hayatı işleyiş şekli, verdiği detaylar oldukça yerinde ve umut veren, iyi hissettiren bir roman, okuması da kolay, tavsiye ederim.
Çoooook güzeldi çoook, uzun zaman sonra projeksiyonu kullandığıma değdi. Sinema iyi ki var dedirten türden bir film oldu benim için. Sadece film için kediye yapılanlara üzüldüm, o kısım olmasa daha iyiydi.
Filmin yarısına kadar "Bu ne saçmalık" diye diye izlerken, devamında fena sayılmayacak bir kurgu olduğu ortaya çıktı. Gerilim, suç sevenler mutlaka izlemeli.
Gereksiz yere övülen, bomboş, izleyip asla hatırlamayacağım klasik Netflix filmi, hiçbir derinliği yok, Allah'tan görüntü yönetmeni iyi çalışmış. Bunun yerine herhangi bir Woody Allen filmini yeniden izleseymisim keşke. Yanlış bir seçim oldu, kendimden özür dilerim. Ve filmin trenlerle hiçbir alakası…devamıGereksiz yere övülen, bomboş, izleyip asla hatırlamayacağım klasik Netflix filmi, hiçbir derinliği yok, Allah'tan görüntü yönetmeni iyi çalışmış. Bunun yerine herhangi bir Woody Allen filmini yeniden izleseymisim keşke. Yanlış bir seçim oldu, kendimden özür dilerim. Ve filmin trenlerle hiçbir alakası yok. Kayıp, yas, ölüm konularını seviyorsanız bunu çok iyi işleyen bir ton yönetmen var, Bergman, Kieslowski vs. Lütfen buna düşmeyin benim gibi.
Benim gibi birçok şeyden çabuk sıkılan birinin sonuna kadar sıkılmadan izlediği dizi. İzlemem kendi 30lu yaşlarımın başına tekabül etti, dizideki pek çok şeyin Türkiye'de yeni yeni yaşandığını gördüm ve de kadın erkek ilişkilerini bu kadar iyi açıklamasına şaşırdım. Yine de…devamıBenim gibi birçok şeyden çabuk sıkılan birinin sonuna kadar sıkılmadan izlediği dizi. İzlemem kendi 30lu yaşlarımın başına tekabül etti, dizideki pek çok şeyin Türkiye'de yeni yeni yaşandığını gördüm ve de kadın erkek ilişkilerini bu kadar iyi açıklamasına şaşırdım.
Yine de biraz daha uzasa sıkılabilirdim, zamaninda bitirmişler.
Favori karakterim tabi ki Samantha, en gıcık olduğumsa Carrie.
Tolstoy'un yıllarca, tüm zaaflarıni, zayıfliklarıni çekinmeden ortaya koyduğu, benim de uzun süredir araya birçok kitap katarak hala okumaya devam ettiğim ve çok sevdiğim günlük notlari, bitmesini istemiyorum ve altını çize çize çoğu zaman tebessüm ederek okuyorum.
Kesinlikle en en sevdiğim sitcomlar arasına daha ilk bölümüyle giren İngiliz sitcomu. Uzun zamandır bu kadar keyifle izlediğim bir dizi olmamıştı. Önerisi için chat gbtye de teşekkür ederim. 🫠✨🙏🏻