📚 1931 doğumlu, Mısırlı feminist yazar Neval El Seddavi'nin bir araştırma için gittiği Kanatır Cezaevi'nde tesadüfen karşılaştığı ve kendisini oldukça etkileyerek hayatı boyunca unutamadığı, idama mahkum edilen Mısırlı fahişe Firdevs'in gerçek bir yaşam öyküsüdür kitapta anlatılan. Kitap yazarın açıklayıcı bir…devamı📚 1931 doğumlu, Mısırlı feminist yazar Neval El Seddavi'nin bir araştırma için gittiği Kanatır Cezaevi'nde tesadüfen karşılaştığı ve kendisini oldukça etkileyerek hayatı boyunca unutamadığı, idama mahkum edilen Mısırlı fahişe Firdevs'in gerçek bir yaşam öyküsüdür kitapta anlatılan. Kitap yazarın açıklayıcı bir önsözü ile başlıyor ve daha önsözde nasıl bir hikaye ile karşılaşacağınızı merak ediyorsunuz.
📚 Aslında okuyunca anlaşılıyor ki sadece Firdevs'in değil, dünyanın birçok yerinde aynı duruma ve yaşam şartlarına sahip binlerce kadının öyküsüdür Sıfır Noktasındaki Kadın. Herkes tarafından yargılanırlar ancak yaptıkları iş yüzünden bu noktaya gelmelerinin altında yatan sebeplerini hiç birimiz bilmeyiz, merak dahi etmeyiz. Özellikle 3. dünya ülkeleri ve ortadoğuda kadının adının olmadığı bilinen bir gerçektir ne yazık ki. Çoğu kaderine boyun eğer, kendi hak ve özgürlüklerinin neler olduğunu dahi bilmeden bu dünyadan göçüp giderler.
📚 İşte bu kitapta anlatılan; onlar gibi olmayan, bu dünyada, yaptığı iş ne kadar yanlış ya da kötü olsa dahi bir iz bırakan, kendini aşağılayan ve "Onlar" diye bahsettiği insanlara boyun eğmeyen, onların karşısında dik duran, gözlerinin ta içine cesaretle bakabilen Firdevs'in hikayesidir. Her ne kadar üzülerek okusam da bence okunması ve ders çıkarılması gereken bir kitaptır. Kitabı okuduktan sonra Atatürk'e biz kadınlara toplum içinde bir yer edinmemizi ve kanunlar önünde eşitlik sağladığı için tekrar tekrar teşekkür ettim içimden.
Kitaptan Alıntılar :
📌 Çoğu insan gibi benimde bir sürü kız ve erkek kardeşlerim vardı. Baharda çoğalan, kışın titreyip tüylerini döken, yazınsa ishal olup zayıflayan, birbiri ardına köşeye büzülüp ölen civcivler gibiydiler ..
Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip gene yatağa yollanırdı.
📌 Yalnızca makyajım, saçım ve pahalı ayakkabılarım 'üst sınıf 'ti.
Ben, orta okul diplomam ve arzularımla 'orta sınıf'a aittim.
Ailemse 'aşağı tabaka'dandı.
📌 Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. Bu yüzden benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hâlâ benim...
📌 Ama tanıdığım bütün erkekler bende tek bir istek uyandırdı: elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek.
📌 Yaşam çok sert. Gerçekten yaşayanlar yalnızca ondan daha sert olanlardır.
📌 Gene de bir kadın olarak sahip olduğum tutarlılık ve onurdan bir an bile kuşku duymadım. Mesleğimin erkekler tarafından icat edildiğini, yeryüzündeki ve gökyüzündeki her iki dünyayı da erkeklerin ellerinde tuttuklarını biliyordum. Erkeklerin, kadınların bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar, öyle ya da böyle, fahişeydiler. Ben akıllı olduğumdan, köle eş olmak yerine özgür bir fahişe olmayı yeğlemiştim.
📌 Hiçbir kadın suçlu olamaz. Suçlu olmak için erkek olmak gerekir.
📌 Yılan, senin yılan olmadığını anlarsa sokar.
📌 Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir.