İzlediğim The Big Bang Theory ve Young Sheldon dizilerinden mi bilmem bu film çok sempatik geldi. Hawking'in mizahi hayran bırakıyor. Devri daim olsun.
"Kış Uykusu" filmi gibi çokça uykumu getirdi. Sanat filmleri güzel oluyor ancak benim de böyle fizyolojik bir tepkim var işte. Ayrıca belirsiz finallerden haz etmediğime emin olmaya başladım... İran'ın dağına taşına, tozuna toprağına doyuracak bir film dostlar.
Fahrenheit 451 abartılmış bir balondur, asıl bu öyküleri konuşalım! Girişte Resimli Adamla tanışıyoruz, sonrasında sırayla vücudunda resmedilen hikayeleri okuyoruz. Hikayeler başlangıçta Black Mirror'a benzer bir atmosfer hissettiyor. Öyküler arasında ilerledikçe; insanlığa eleştiriler, kutsal detaylar, rutubetli satırlar, trajediler, sorgulamalar ve daha…devamıFahrenheit 451 abartılmış bir balondur, asıl bu öyküleri konuşalım!
Girişte Resimli Adamla tanışıyoruz, sonrasında sırayla vücudunda resmedilen hikayeleri okuyoruz. Hikayeler başlangıçta Black Mirror'a benzer bir atmosfer hissettiyor. Öyküler arasında ilerledikçe; insanlığa eleştiriler, kutsal detaylar, rutubetli satırlar, trajediler, sorgulamalar ve daha pek çok şey okura göz kırpıyor.
Bilimkurgu türünü gerçekten sevdiğimi bir kez daha anladım. Ray Bradbury, ilk okuduğum bu kitabıyla bu sevgiyi arttıran yazarlardan biri oldu. Çeviri olduğu halde kalemini sevdirdi, kurgusal zekasına / hayal gücüne hayran kaldım.
Öyle güzel öyküler vardı ki... Her biri üzerine uzun uzun konuşabileceğiniz noktalara değiniyordu. Hele o "Sürgünler" yok mu... her bir öyküsüyle içime işledi bu kitap.
Hikaye 5 sayfa bile sürse anlattıkları çok daha fazlası ediyor. Şu kitabı 5 kelimeyle anlat deseler cevabım şu olurdu: Yükte hafif pahada ağır hikayeler...
Bu seferki filmde Po'nun kung fu arkadaşları yoktu ama ona rağmen güzel ve tatmin ediciydi. Bu 4 filmlik seride en zayıf kalanın ise 3. film olduğunu düşünüyorum. Kurnaz tilki Jen çok sempatik bir karakter ve de zeki. Po'nun babası kaz…devamıBu seferki filmde Po'nun kung fu arkadaşları yoktu ama ona rağmen güzel ve tatmin ediciydi. Bu 4 filmlik seride en zayıf kalanın ise 3. film olduğunu düşünüyorum. Kurnaz tilki Jen çok sempatik bir karakter ve de zeki. Po'nun babası kaz da çok komik bir karakter. Şifu'nun gerginlikleri de insanı güldürüyor.
Bu tiyatroyu Kült Kavaklıdere'de izleme şansım olmuştu. Scott oyunda tek başına (sayabildiğim kadarıyla) 8 kişiyi canlandırıyor. Muhteşem bir oyunculuk. Öyle ki bir çiftin sevişmesini bile ustalıkla canlandırdı. Hem duygudan duyguya hem karakterden karaktere pürüzsüzce geçebilmesi... Yetenek.
Görüp görebileceğiniz en ruhsuz adam Scrooge ile tanışsaydınız muhtemelen içiniz ürperirdi ve hava ne kadar sıcak olursa olsun üşürdünüz. Hali vakti yerinde olan, nihilist ve kendinden başkasını umursamayan bu kalpsiz ihtiyar, Noel zamanında hayatını değiştirecek bir gece geçiriyor. Çünkü Scrooge;…devamıGörüp görebileceğiniz en ruhsuz adam Scrooge ile tanışsaydınız muhtemelen içiniz ürperirdi ve hava ne kadar sıcak olursa olsun üşürdünüz. Hali vakti yerinde olan, nihilist ve kendinden başkasını umursamayan bu kalpsiz ihtiyar, Noel zamanında hayatını değiştirecek bir gece geçiriyor. Çünkü Scrooge; Geçmişin, Şimdinin ve Geleceğin hayaletleriyle hayatını kökten değiştirecek bir yolculuğa çıkıyor. Charles Dickens bizlere, yılın bu soğuk günlerinde içimizi ısıtacak, ders niteliğinde bir hikaye sunuyor. Vincent Van Gogh'un da dediği gibi, 'Bir Noel Şarkısı' insanı hayata bağlayan nadir eserlerden biri...
Kitabı okurken bir yandan da kafa yorduğum bir şey vardı. İnsanoğlunun iyiye yönelmesi için korkuyla kamçılanmayı beklemesi ne kadar da acınasıydı! Halbuki içimizden yükselerek gelen o iyi niyetli çağrıya ayak uydursak dünya ne güzel bir yer olurdu. Scrooge bencilliği ve taş yüreği yüzünden kendi elleriyle ördüğü dikenli yollara sürükleniyordu. Aslında hepimiz kendimize nasıl bir gelecek hazırladığımızın farkındayız, hayatımızı seçimlerimiz şekillendiriyor. Kendi ellerimizle hazırladığımız geleceğin gözlerimizi açması için Geleceğin Hayaletine ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum. İçimizden yükselen iyi niyetli o çağrılara kulak vermemiz bile yeterlidir.
Kaliteli görselleri, anlatımı ve içerdiği sade ama öğretici bilgileriyle zevkle okuduğum bir ansiklopedi. Gezegenleri, yıldızların doğumu ve ölümünü, bulutsuları, ötegezegenleri, gökadaları ve dahasını pek çok özelliğiyle okuyucuya sunuyor. Bilimsel ama sıkıcı olmayan, lafı uzatmadan kısa ve öz anlatan bir kitap.…devamıKaliteli görselleri, anlatımı ve içerdiği sade ama öğretici bilgileriyle zevkle okuduğum bir ansiklopedi. Gezegenleri, yıldızların doğumu ve ölümünü, bulutsuları, ötegezegenleri, gökadaları ve dahasını pek çok özelliğiyle okuyucuya sunuyor. Bilimsel ama sıkıcı olmayan, lafı uzatmadan kısa ve öz anlatan bir kitap.
Kitapta en beğendiğim özellik, çoğu görselin gerçek veya gerçeği algılayabileceğimize uygun renklendirilmiş fotoğraflardan oluşması. Ayrıca fotoğraflara konulan dipnotlar sayesinde bu görsel şölene hayran olmakla kalmıyor aynı zamanda orada ne görmeniz gerektiğini de anlayabiliyorsunuz. Cisimler veya yapılar hakkındaki bilgiler dolaysız ve gerektikçe verilmiş.
Uzayın hep hayranlık uyandırıcı ve gizemli olduğunu düşünürdüm ama bu güzelliklerin bir kısmına mantığını anlayarak yakından göz atabileceğimi bilmiyordum. Şu anda evren hakkında pekçok şey bilinmezlikte kalsa da, bilinen kısım bile insanı doğanın yaratıcılığına hayran bırakıyor.
Göğe doğru birazcık merakınız varsa ve okuyacak kitap arıyorsanız bunu kesinlikle öneririm. Dili elbette bilimsel ama teknik detaylara boğmadan etkileyiciliğini koruyarak giden esprili bir anlatımı var. Yaratıcılık ve mizah ile koyulmuş başlıklar okurda merak uyandırıyor. Açıkçası ben hep bir sonraki sayfada nasıl bir güzellik var diye merak ederek okudum.
Ara sıra tarihteki ilk keşiflerden ya da sonradan yanlışlanmış bilgiler veriliyor ve kitaba farklı bir renk katıyor. Kitabın sonunda ise bu kitap için özenle hazırlanmış kapsamlı bir yıldız haritasına yer verilmiş, meraklısı için kullanışlı olabilir.
Kullanılan görselleri de merak edip internettekiyle karşılaştırdım ve kesinlikle kitaptakiler çok daha iyi çözünürlükte fotoğraflar. Çok özenli hazırlanmış ve tasarımından içeriğine 10/10 bir kitap olmuş.
Telekinezi benzeri bir yolla gerçekliğe müdahale edebilen bir grubun kumar ile para kazanma azmiyle aldatmacalar ördüğü bir macera. Sihirbazlar Çetesi gibi keyif veren sahneleri olan, nadiren bilimkurgu izleyenlere (yanımda izleyenler olur kendileri) ise beyin jimnastiği yaptıran bir film.
Korkma Ben Varım, yazarın okuduğum ilk kitabı, bir nevi tanışma kitabımız oldu. Konuşulmayı, üzerinde kafa yormayı hak etti. Menteş'in kelimelerle dansı adeta büyülüyor, sözcüklerin bir araya gelişindeki organize titizlik okura ayrı bir edebi zevk veriyor. Adrenalin kokulu aksiyon dolu olaylar,…devamıKorkma Ben Varım, yazarın okuduğum ilk kitabı, bir nevi tanışma kitabımız oldu. Konuşulmayı, üzerinde kafa yormayı hak etti.
Menteş'in kelimelerle dansı adeta büyülüyor, sözcüklerin bir araya gelişindeki organize titizlik okura ayrı bir edebi zevk veriyor.
Adrenalin kokulu aksiyon dolu olaylar, duygularını regüle etmeye çalışırken karmaşaya çekilen karakterler, ve altını çizmekten asla yorulmadığım aforizmalar bana "İşte bu!" dedirtiyor.
Fu'nun atasözlerine, Müntekim'in aşkına, Ruhiye'nin mistiğine, Hayati'nin 'tehlike'sine, Abidin'in tilkiliğine, Gerçek' in telekinezisine ikna oldum. Ve Şebnem... Şebnem'e yeri geldi kızdım, yeri geldi üzüldüm; belki bazen kıskandım onu ama pek sevmedim. Çoğu zaman karakterlerin aptallığına sinirlensem de, Hayati Tehlike'ye kızgın kalamadığımı da fark ettim.
Murat Menteş'in - bu romanda gördüğüm üzere- tarzından, yaratıcılığından, mizahından çok hoşlandım ve takdir ettim. Bu romanın devamını ve diğer romanları da okumayı en içten meraklarımla bekliyorum.
Şimdiye dek okuduğum en iyi Josh Malerman kitabına merhaba deyin. Bir deney için oğlanlar ve kızlar karşı cinsin ne olduğunu bilmeden iki ayrı kulede yaşıyorlar. Deneyin mazareti ise şu: "Karşı cins dahinin dikkatini dağıtır." Kitap adını her sabah yapılan teftişlerden…devamıŞimdiye dek okuduğum en iyi Josh Malerman kitabına merhaba deyin. Bir deney için oğlanlar ve kızlar karşı cinsin ne olduğunu bilmeden iki ayrı kulede yaşıyorlar. Deneyin mazareti ise şu: "Karşı cins dahinin dikkatini dağıtır."
Kitap adını her sabah yapılan teftişlerden alıyor. Konusu kesinlikle ilgi çekici ama beni kitaba bağlayan yazarın üslubu ve muazzam psikolojik tahlillerdi. Çocuklar sorguluyor siz de sorguluyorsunuz. Çelişkili pek çok şeye maruz kalıyorlar, sizin de kafanız karışıyor. "Ebeveyn"deki B.A.B.A.'nız yalanlarını sıralıyor, siz de inanıyorsunuz. O kadar ki çocuklar ilk kez karşı cins gördüğünde, siz de dünyaya ait olmayan bir varlığa bakıyormuş gibi hissediyorsunuz.
✔En sevdiğim karakter D oldu.
✔Çevirmen Aslı Dağlı efsane bir faktördü, kitabı okurken göz ardı edilemezdi.
✔Warren Bratt efsane bir karakterdi.
✔K göz alıcıydı, J ise sinir bozucuydu.
✔Bey Ağacı'ndaki karaltının sahibi beni resmen yaraladı.
✔Ve Köşe... Hava ne kadar sıcak olursa olsun orda üşüyeceksiniz.
Bu kitaptaki altın noktalardan biri daha; yazar belirsizliği bir kenara bırakmış ve sanki gözlerimizi açmak istercesine karanlık yolumuza ışık tutmuş.
Teftiş'in edebi yönü beklenmedik şekilde tatmin edici ve kendini belli ediyor; sizi vicdan azabıyla, sorguyla, yalanlarla örülmüş bir dünyaya sürüklüyor. Sözcüklere dökülmemiş pek çok mesaj ruhunuzda uğulduyor. Özellikle bu Malerman eserinin meyvesini yiyebilmek için dışındaki kabuğu soymanız değil, içindeki çekirdeği kırmanız gerekiyor.