İnsanlar neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak yerine, birbirlerini anlamaya çalışsalardı belki de doğruyu ve yanlışı tartışmamıza gerek kalmayacaktı. Çünkü doğru ve yanlış kavramları, bizim anlanladırma çabamızın bir ürünüdür.
İnsan, özgür olduğu zaman sorumluluk sahibi olamayabilir ve özgürlüğünü kaybedebilir. Ama sorumluluk sahibi olup özgür olursa, işte o zaman özgürlüğünü asla kaybetmez.
Yaşamımın son anlarında geriye baktığımda anlamsız bir hayat görmek, her zaman kâbuslarımı süsleyen bir korku olmuştur. İnsan hayatının değeri ve insan hayatının yaşanma biçimleri beni hep düşündürmüştür. İnsanlar, genellikle yaşamları boyunca deneyimledikleri şeyler üzerine düşünmekten çok, deneyimin getirdiği olumlu yanlara…devamıYaşamımın son anlarında geriye baktığımda anlamsız bir hayat görmek, her zaman kâbuslarımı süsleyen bir korku olmuştur. İnsan hayatının değeri ve insan hayatının yaşanma biçimleri beni hep düşündürmüştür. İnsanlar, genellikle yaşamları boyunca deneyimledikleri şeyler üzerine düşünmekten çok, deneyimin getirdiği olumlu yanlara odaklanıp o olumlu yanların sürekli tekrarlanmasını istiyorlar. Hayatları böyle devam ediyor ve sonunda çok da anlamlı bir hayat yaşamıyorlar. Bir deneyim üzerine düşünmek ve ona bir bütün olarak bakabilmek, sanırım insan hayatını anlamlı kılmada çok önemli bir etmen olsa gerek.
Kendi doğrularımızın, karşı tarafın doğrularına benzer olduğunu hissettirebildiğimiz vakit, doğrularımız bizimle beraber var olmaya devam edebilecektir.
İnsani ve insancıl olan şeyler konusunda bir yanım insani bir davranışı adeta aç bir şekilde beklerken, bir yanım ise insanlığa olan umutlarımı bir tabuta çivileyip üzerine toprak attı. İki taraf da 'Haklıyım!' diye bağırıyor. Ben ise bir korkak gibi onların…devamıİnsani ve insancıl olan şeyler konusunda bir yanım insani bir davranışı adeta aç bir şekilde beklerken, bir yanım ise insanlığa olan umutlarımı bir tabuta çivileyip üzerine toprak attı. İki taraf da 'Haklıyım!' diye bağırıyor. Ben ise bir korkak gibi onların haykırışlarını susturmak ve sorularından kaçmak için kahkaha atıyorum. Çünkü sorularına verebileceğim bir cevabım yok.
Cevabımın olmamasının sebebi, işin içine insan faktörü girince her şeyin ya çıkmaza ya da muğlak bir noktaya varması. İnsanı temel alan bilimlerin bilim olarak kabul edilmesindeki zorluklar da bundan olsa gerek. Acaba insandan uzak bir bilgi disiplini seçip çalıştığım bilgi disiplini ile sosyal hayatımı ayırabilseydim ne olurdu? Bu, çok merak ettiğim ancak asla cevabını öğrenemeyeceğim bir soru.
Spoiler içeriyor
Genel olarak baktığımızda, kitabın hedef kitlesi felsefeye yeni başlayan kişilerdir. Yazar, bu kişilere felsefeyi genel hatlarıyla oldukça sade bir şekilde anlatmaktadır. Ayrıca kitabın "felsefi bir roman" olmasını amaçladığını ifade etmiş ve bunu şahsen başarmıştır. Bunu, "çerçeve öykü tekniği" kullanmasından anlayabiliriz.…devamıGenel olarak baktığımızda, kitabın hedef kitlesi felsefeye yeni başlayan kişilerdir. Yazar, bu kişilere felsefeyi genel hatlarıyla oldukça sade bir şekilde anlatmaktadır. Ayrıca kitabın "felsefi bir roman" olmasını amaçladığını ifade etmiş ve bunu şahsen başarmıştır. Bunu, "çerçeve öykü tekniği" kullanmasından anlayabiliriz.
Yazar, felsefede cevaplardan çok soruların önemli olduğunu (tıpkı okullarda bize öğretildiği gibi) vurgulamıştır. Bu noktada bir parantez açmak yerinde olacaktır: Felsefede ulaşılan cevapların mı yoksa bu cevaba ulaşma sürecindeki edinilen bilgilerin mi önemli olduğu tartışmaya açıktır. Şahsi kanaatim her ikisinin de değerli olduğudur. Ancak yeni başlayan bir okuyucuya doğrudan bir anlayış sunmak yerine yazarın bu konuyu es geçmesi daha doğru bir yaklaşım olabilirdi.
Kitap, yalnızca saf bir felsefe tarihi sunmakla kalmamakta, aynı zamanda bir bilim tarihi anlatısı da içermektedir. Bunun nedeni, genel olarak felsefe ve bilim tarihinin belli bir noktaya kadar paralel ilerlemesidir. Yazar ayrıca büyük patlama ve evrim gibi bilimsel konulara da yer vermiştir. Bunun sebebi, felsefenin bilimle belli bir noktadan sonra yollarını ayırmasına rağmen bilimin, felsefenin en önemli ilham kaynaklarından biri olmaya devam etmesidir.
Yazar her ne kadar genel bir felsefe tarihi sunmaya çalışsa da İslam felsefesine sadece 1- 2 cümlede değinmiştir. Daha detaylı değinseymiş çok daha iyi olurmuş.
Lise döneminde felsefeye ilgi duymadıysanız veya bu konuda kötü bir deneyim yaşadıysanız, eksiklerinizi gidermek ya da bu olumsuz ilişkiyi geride bırakmak için bu kitap sizin adınıza güzel bir başlangıç olabilir.