Wong Kar-wai'nin izlediğim ikinci filmi. Bir seri katilin hikayesi diğer tarafta bu seri katile aşık olan bir fahişe. İkinci yan hikayede ise dilsiz bir adam ve bu adamın inanılmaz hikayesi var. Etraf kanlar içinde ve aşk her zaman bir yerlerde...
Wong Kar-wai 'nin izlediğim ilk filmi. California Dreamin şarkısı her çaldığında aklıma gelecek olan film. Film iki polis memurunun bir mekanda birleşen ayrı ayrı hikayesini anlatıyor. İlki de ikincisi de harika ama benim favorim ikinci hikaye. Posterde gördüğümüz sarı tişörtlü…devamıWong Kar-wai 'nin izlediğim ilk filmi. California Dreamin şarkısı her çaldığında aklıma gelecek olan film. Film iki polis memurunun bir mekanda birleşen ayrı ayrı hikayesini anlatıyor. İlki de ikincisi de harika ama benim favorim ikinci hikaye. Posterde gördüğümüz sarı tişörtlü hanımefendinin çalıştığı yere gelen polis memuru ile olan aşkını seyrediyoruz. Tabi bu çok saf ve platonik bir aşk.
Wong Kar Wai'nin izlediğim üçüncü filmi. Onun filmlerinin havası hiçbir şey söylemeden gözlerden okunabilen duyguları yansıtması bakımından farklı bir yerde benim için. Aşk Zamanı da öyle. Birbirlerine komşu olan bir adamın ve kadının eşlerinin kendilerini eşleriyle aldattıklarını öğrenmelerinden sonra aralarındaki…devamıWong Kar Wai'nin izlediğim üçüncü filmi. Onun filmlerinin havası hiçbir şey söylemeden gözlerden okunabilen duyguları yansıtması bakımından farklı bir yerde benim için. Aşk Zamanı da öyle. Birbirlerine komşu olan bir adamın ve kadının eşlerinin kendilerini eşleriyle aldattıklarını öğrenmelerinden sonra aralarındaki hisler imkansız bir aşka dönüşür. Bu gerilimi, arzuyu ve kararsızlığı izlerken aşkın da nasıl bir yerde durduğunu gözlemliyoruz.
Spoiler içeriyor
İki ay önce izlediğim bu film çoşkulu bir gençlik filmiydi. Dört çılgın ve tahmin edebileceğiniz gibi ezik liseli içlerinden birinin doğum günü için bir parti düzenlemeye karar verir. Sokaklarda, okulda ve marketlerde tanıyıp tanımadığı herkese evlerinde bir parti vereceğini söyleyen…devamıİki ay önce izlediğim bu film çoşkulu bir gençlik filmiydi. Dört çılgın ve tahmin edebileceğiniz gibi ezik liseli içlerinden birinin doğum günü için bir parti düzenlemeye karar verir. Sokaklarda, okulda ve marketlerde tanıyıp tanımadığı herkese evlerinde bir parti vereceğini söyleyen gençler birkaç kişinin katılacağını düşündüğü partiye gece olunca binlerce kişinin akın ettiğini görünce partinin muhteşem bir festivale dönüşeceğini fark ederler. Ev darmadağın olurken her türlü olay patlak vermeye başlar. Filmin Eminemle taçlanan atmosoferi partiyi havalı kılmaya yetiyor. Project X, bir el kamerasıyla başlayıp bir el kamerasıyla bitiyor. Bu süreçte birbirine bağlanan anılar gibi elden ele dolaşan kamera bu büyük partinin inanılmaz anlarını aktarıyor.
The Last of Us, müzikleriyle, video oyunundaki senaryoya bağlı kalınan oyunculuklarıyla harika bir iş olmuş. Heyecanınızı hiç kaybetmeyeceğiniz bir dozda ilerlese de bazen neden daha fazla hastalıklı görmedik diye sitem ettiğim oldu. Joel'i oynayan Pedro Pescal ve Game of Thrones'tan…devamıThe Last of Us, müzikleriyle, video oyunundaki senaryoya bağlı kalınan oyunculuklarıyla harika bir iş olmuş. Heyecanınızı hiç kaybetmeyeceğiniz bir dozda ilerlese de bazen neden daha fazla hastalıklı görmedik diye sitem ettiğim oldu. Joel'i oynayan Pedro Pescal ve Game of Thrones'tan tanıdığımız Bella Ramsey arasındaki uyum ise çok iyi işlenmiş.
Aksiyon olarak iyiydi. Özellikle yaklaşık 20 dakika boyunca süren tek plan çekimle birlikte aksiyonun sınırları zorlanmış. Ben Chris abimi severim ama bu film ilk filmden daha kaliteli miydi tartışılır. Tamam paralı askersin ama karakterin gelişimi robot gibiydi.
Spoiler içeriyor
Birbirinden inanılmaz tatlar eşliğinde bir adanın içindeki garip bir restoranda gurmeler kendilerine özenle sunulan yemekleri tadarken baştan sona kadar gerileceksiniz. Bu, günahkarların son akşam yemeği. Şef'in son menüsünü mükemmel bir şekilde tamamlaması için bir fırsat. Ama bir pürüz var Şef'in…devamıBirbirinden inanılmaz tatlar eşliğinde bir adanın içindeki garip bir restoranda gurmeler kendilerine özenle sunulan yemekleri tadarken baştan sona kadar gerileceksiniz. Bu, günahkarların son akşam yemeği. Şef'in son menüsünü mükemmel bir şekilde tamamlaması için bir fırsat. Ama bir pürüz var Şef'in menüsünü bozan o kız...
Ölüm kalım dehşet ve lezzet hepsi bir arada. Ben en çok cheese burgeri sevdim, sanırım karnım acıktı o yüzden (zaten diğerleri hiç doyurucu değildi)
Spoiler içeriyor
Filmi, Our Beloved Summer'dan tanıdığımız tatlı çiftimiz var diye izledim. Yine çok tatlılar ama bu sefer aşk yok sadece ölüm ve aksiyon var. İki saatlik filmde az ama sona doğru artan nabızla birlikte ne neden niye diye sordum bazı yerlerde…devamıFilmi, Our Beloved Summer'dan tanıdığımız tatlı çiftimiz var diye izledim. Yine çok tatlılar ama bu sefer aşk yok sadece ölüm ve aksiyon var. İki saatlik filmde az ama sona doğru artan nabızla birlikte ne neden niye diye sordum bazı yerlerde gerek var mıydı dememe rağmen başrollerimizin tatlılığına esir düşmüş bulundum.
Birazcık Stranger Things esintisiyle birlikte süper güçlü bir kız olan karakterimizin yaşlı bir çiftçi aile tarafından sahiplendirilmesi ve sonra ailesini geçindirmek için ses yarışmasına katılmasıyla başlıyor film.
Bu yarışma onun yıllardır peşinde olan kötü adamların yerini bulmasını sağlıyor. Tabi sonradan karakterimizin bunu bilerek yaptığını kendi ağzından dinleyeceğiz ki burası akışı ve kurguyu yeni baştan yazan bir şey olmuş. Sonra kızımız kendisini yaratan gücü veren profesörle görüşüyor ve planını açıklıyor.
Artık maksimum gücüne ulaşan kızımız ortalığı dağıtıyor tozu dumana katıyor. Filmi açarken romantik bir ilişki beklediğimiz diğer başrolle de ölümüne savaşıyor ve ne var ne yok herkesi temizliyor. Sonra alıp başını gidiyor. Part iki ne getirecek bilmiyorum daha tutarlı olsa iyi olur :)
Çok savaş filmi izledim. Er Ryan'ın çıkarma sahnesi bir yana bu film her şeyiyle müthişti. Tek sahne çekimli 1917 filminden sonra izlediğim en iyi I. Dünya savaşı filmiydi sanırım: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok. Remarque'nin aynı adlı romanından uyarlanmış.…devamıÇok savaş filmi izledim. Er Ryan'ın çıkarma sahnesi bir yana bu film her şeyiyle müthişti. Tek sahne çekimli 1917 filminden sonra izlediğim en iyi I. Dünya savaşı filmiydi sanırım: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok. Remarque'nin aynı adlı romanından uyarlanmış. Yazarın Ölesiye Yaşamak'ını okumuştum. Bu da şart oldu. Cod oynayanlar için sahneler ve silahlar çok tanıdık gelecek. Gerilimler atmosfer ve savaşın psikolojisi üzerinden ilerleyen kurguya ise bayıldım.
Başından itibaren beni kendine bağlayan harika ve o kadar da tatlı bir filmdi. Duyguları o kadar iyiydi ki her sahnesini yaşadım resmen. Nishimiya o kadar tatlıydı ki bayıldım karaktere. Mükemmeldi. İshida ise karakter gelişimin filmin başından sonuna kadar harika bir…devamıBaşından itibaren beni kendine bağlayan harika ve o kadar da tatlı bir filmdi. Duyguları o kadar iyiydi ki her sahnesini yaşadım resmen. Nishimiya o kadar tatlıydı ki bayıldım karaktere. Mükemmeldi. İshida ise karakter gelişimin filmin başından sonuna kadar harika bir şekilde işlendiği bir karakterdi. Sevgi arkadaşlık ve zorbalığı her türlü duyguyla birlikte gördüğüm ve hissettiğim bu filmin yeri bende hep çok başka olacak. Öyle ki Nishimiya'ya sarılasım var.