Siyaset, egemenler için genellikle estetik bir meseledir: Bir tür kendini keşfetme yöntemi, bir tür dünyayı algılama, kişiliğini inşa etme biçimidir. Bizler içinse ölmek ya da yaşamak anlamına gelir.
Maalesef kitapta neredeyse hiç doğru bilgi yok. Zaten iddialarına hiçbir kaynak göstermiyor ki gösteremez de. Büyük piramit dünyanın ağırlık merkezinde diyor mesela, bir kürenin ağırlık merkezi nasıl yüzeyinde olabilir? Din kitaplarından bir farkı yok. Din kitapları açıklanamayan her şeyde tanrıyı…devamıMaalesef kitapta neredeyse hiç doğru bilgi yok. Zaten iddialarına hiçbir kaynak göstermiyor ki gösteremez de. Büyük piramit dünyanın ağırlık merkezinde diyor mesela, bir kürenin ağırlık merkezi nasıl yüzeyinde olabilir? Din kitaplarından bir farkı yok. Din kitapları açıklanamayan her şeyde tanrıyı sebep olarak gösteriyor, yazar da aynı şeyi uzaylılar için yapmış. Uzaylılar dünyaya ziyaret etmiş olabilir, gelişmesine müdahale etmiş de olabilir ama kitaptaki iddiaların birçoğu çok gülünç.
Sosuke, dönüp geçmişi düşündüğünde, olayların gelişimine ters taraftan baktığında, o basit sohbetin kendi yaşamlarını nasıl da güçlü bir şekilde renklendirdiğini yüreğinin ta derinlerinde hissederken, kaderin sıradan bir olayı devasa bir şeye dönüştürme gücünden dehşete düşüyordu.
Ve sen, en büyük umutlarımı bağladığım İran halkı, bir adamı ortadan kaldırarak özgürlüğüne kavuşabileceğini sanma. Yüzlerce yıllık geleneklerin ağırlığını sarsmayı göze alman gerek.
“Kitlesel halüsinasyon. Mucizeler, uçan daireler, hayaletler, id’den gelen yaratık, hepsi aynı,” demişti Monica. “Oldukça muhtemel,” demişti Karl. “Ama bunları neden görüyorlardı?” “Çünkü görmek istiyorlardı.” “Neden görmek istiyorlardı?” “Çünkü korkuyorlardı.” “Sence bu mudur yani bütün olay?” “Yeterli değil mi?”