Ve sen, en büyük umutlarımı bağladığım İran halkı, bir adamı ortadan kaldırarak özgürlüğüne kavuşabileceğini sanma. Yüzlerce yıllık geleneklerin ağırlığını sarsmayı göze alman gerek.
“Kitlesel halüsinasyon. Mucizeler, uçan daireler, hayaletler, id’den gelen yaratık, hepsi aynı,” demişti Monica. “Oldukça muhtemel,” demişti Karl. “Ama bunları neden görüyorlardı?” “Çünkü görmek istiyorlardı.” “Neden görmek istiyorlardı?” “Çünkü korkuyorlardı.” “Sence bu mudur yani bütün olay?” “Yeterli değil mi?”
Siz, bilmeyenler kadar ses çıkarmadıkça, niteliğinizin farkına varamayacaklar ve anlaşılmadığınızı düşüneceksiniz. Meşgul olduğunuz işler başkalarının gözünde değersizleşecek ve vazgeçilebilir olduğunuzu zannedeceksiniz. Ses çıkartmak derken bağırmayı, gürültü yaparak barbarlaşmayı değil, doğru zaman ve doğru yerde kendini anlatmaktan geri durmamayı kastediyorum. Bilgi…devamıSiz, bilmeyenler kadar ses çıkarmadıkça, niteliğinizin farkına varamayacaklar ve anlaşılmadığınızı düşüneceksiniz. Meşgul olduğunuz işler başkalarının gözünde değersizleşecek ve vazgeçilebilir olduğunuzu zannedeceksiniz. Ses çıkartmak derken bağırmayı, gürültü yaparak barbarlaşmayı değil, doğru zaman ve doğru yerde kendini anlatmaktan geri durmamayı kastediyorum. Bilgi sahibi olduğumuza emin olduğumuz her konuda, eğitimini aldığımız alanlarda, hödüklerden daha çok ses çıkarmalıyız.
Aynalara bakma, izin kalır. Güzelsin aşkından bile, güzel Uykumuza bir rüya girmekte, Sevgilim, bütün bir ömre bedel. Hayata ışıklar içinde gül, Şarkı gibi gecelerden süzül, Bir yağmur ol bahçelere dökül. Ve akşam üstleri habersiz gel. Bırakma bu ebedi öksüzü. Çiçekler…devamıAynalara bakma, izin kalır.
Güzelsin aşkından bile, güzel
Uykumuza bir rüya girmekte,
Sevgilim, bütün bir ömre bedel.
Hayata ışıklar içinde gül,
Şarkı gibi gecelerden süzül,
Bir yağmur ol bahçelere dökül.
Ve akşam üstleri habersiz gel.
Bırakma bu ebedi öksüzü.
Çiçekler üstünde öp gündüzü.
Uzak uzak gülerken gökyüzü,
Bu sabah her şey daha mükemmel..
Kız ondan geleni kabul ederken nasıl ürperiyorsa genç de kıza duyduğu adanmışlıkla öyle ürperiyordu. Saf olan, iyi olan ne varsa oydu kız, kutsalların en kutsalıydı; hayranının belki biraz ateşli kaçabilecek sevgi ve saygı gösterileriyle bile mukaddesliğine en küçük leke sürülmemeliydi.…devamıKız ondan geleni kabul ederken nasıl ürperiyorsa genç de kıza duyduğu adanmışlıkla öyle ürperiyordu. Saf olan, iyi olan ne varsa oydu kız, kutsalların en kutsalıydı; hayranının belki biraz ateşli kaçabilecek sevgi ve saygı gösterileriyle bile mukaddesliğine en küçük leke sürülmemeliydi. Gencin bildiği tüm varlıklardan tamamen farklıydı. Öteki kızlara benzemiyordu. Genç, onun kendi kız kardeşleriyle ve herkesin bacılarıyla aynı hamurdan olduğunu aklına bile getirmiyordu. Herhangi bir kızdan, herhangi bir kadından fazlaydı o. O bir ... o bir ... o bir Genevieve idi, kendi başına ayrı bir türdü, yaratılışın mucizesiydi, daha azı değil.
Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz.