Aradığını bulamayan aylak bir adamı güdüleyenler ve heveslerin ölümü üzerine, literatürdeki yeriyle de ilham verici bir kitap. Başta yorsa da diline alışınca içine alıvermekte ve sonra gözler kapanırken dahi elden düşürmeye katiyen izin vermemekte. Yusuf Bey, sen çözmüşsün insanı. Bu…devamıAradığını bulamayan aylak bir adamı güdüleyenler ve heveslerin ölümü üzerine, literatürdeki yeriyle de ilham verici bir kitap. Başta yorsa da diline alışınca içine alıvermekte ve sonra gözler kapanırken dahi elden düşürmeye katiyen izin vermemekte.
Yusuf Bey, sen çözmüşsün insanı. Bu insan ben değilim belki ama olsun. Anlattığın adam sen misin onu da bilemiyorum. Yine de bu adamın acıları bana acı veriyor ve ilkel dürtülerini ilk elden dinlemek 60 yıl sonra hala bu dürüstlüğe tekrar erişememiş edebiyatın okuruna şaşkınlık ve biraz acıma getiriyor.
Oğuz Atay en sevdiğim yazardır, bugün hala söyleyebilirim bunu. Sana teşekkür etmeliyim adam. Çok iyi işlerin yaratılmasına sebep oldun, kimsenin pek iyi bir şey yapmadığı bu dünyada büyük bir başarıdır bu. Oğuz Atay'ın anlattığı insan bana daha yakındır. Belki kadını daha iyi anlamıştır o. Yahut erkek ile kadının ortak dertlerini daha iyi anlamıştır. İnsana insan olmanın yükünü görerek yaklaşır.
Yusuf Bey, sen ise dibe çöküşü çok iyi bilmektesin. Düşmeyi. Boşluğu. İnsanın kendi başınayken düşündüğü şeyleri. Uykuya dalmanın eziyetini. Kaçmak için yapılanları. Ailenin insana doğum izi gibi yapışan korku mühürlerini. Bunları bilmek için ne gerekti, meraktayım. Ortalarda böyle eserlerin adı sanı yok iken, "inanıyorum ki başka insanlar da benim gibi hissetmekteler ve ben onları onlara anlatmak istiyorum" derdine sahip çıkışınızı tebrik ediyorum.
Kitabın geçtiği dönemi biraz meraktayım. 1950'leri pek bilmiyorum. 70'ler kültürü dahi zar zor kafasını uzatıp erişiyor günümüze. Sokakta görülen kadınların peşine takılmak o zamanların flörtü müydü yoksa şimdiki gibi bir sapıklıktan mı ibaretti anlamakta güçlük çekiyorum. Döneme dair bir şeyler okumak, izlemek istesem dahi toplum öyle kutuplaşmış halde ki çok başka bir kültürle karşılaşırsam şaşırmam. Şunu biliyorum ki, sevmek hala çok ayıp kimilerine göre. Hele ki öyle tası tarağı bırakıp yarınlar yok gibi, korkusuzca sevmek... Aman aman taşlarlar efendim. İlerliyoruz, gelişiyoruz, aynı yere dönmek için. Çember çizip duruyoruz koskoca (!) insanlık.
Şimdi nasıl bitirilir bu yorum? Daha söylenecek çokça şey vardı. Bu kitap bitince, kafamda kilitli bazı kapılar açıldı. Kimileri ilk kez. Kimilerini korkup kilitlemişim zamanında. Bazılarının arkasına ağır eşya dayamışım. İnsanı insan haliyle çırılçıplak ve yapayalnız bırakan bu kitabın bu tehlikeleri bilinip öyle okunmalıdır. Sana bu yüzden kızgınım ama...yine de teşekkürler, Yusuf Bey.