Film esnasında zaman zaman gözlerimizin dolduğu oluyor; yaşanan adaletsizliklere, canice işlenen suçlara ve bunların çoğu zaman cezasız kalmasına isyan ediyoruz içimizden. Beyaz olsak da zencinin haklı olduğunu biliyoruz, o da bizim gibi, bizden teninin rengi dışında hiçbir farkı olmayan bir…devamıFilm esnasında zaman zaman gözlerimizin dolduğu oluyor; yaşanan adaletsizliklere, canice işlenen suçlara ve bunların çoğu zaman cezasız kalmasına isyan ediyoruz içimizden. Beyaz olsak da zencinin haklı olduğunu biliyoruz, o da bizim gibi, bizden teninin rengi dışında hiçbir farkı olmayan bir insan çünkü; onunla empati kurabiliyor, onu anlayabiliyoruz.
Film mutlu sonla bitiyor. Hayır, bitiyor sadece. O küçük kız tecavüz edildiğiyle kalıyor film bitse bile. Belki kendisi çok iyi biri olduğu halde aptal ve cani çocuklarının ölümü yüzünden evlat acısı yaşayan o zavallı anne acısıyla başbaşa kalıyor. Ama yine de göğsümüz kabarıyor son sahnelerde, duygularımız dolup taşıyor. Adalet yerini buluyor çünkü.
Mahkemeler kuruluyor adaleti aramak için. Adaleti sağlamak için yazılan yüzlerce, binlerce, onbinlerce yasayı, kanunu, maddeyi; kalın kalın kitaplarda yazan afili kelimeleri irdeliyoruz koca koca adalet saraylarında. Ama.. öyle mi gerçekten? Yoksa o mahkemelerde zenciler baştan suçlu, Yahudiler baştan suçlu, falancalar baştan mı suçlu? Zenci, Yahudi hitabının kendisi dahi bir nefret ve aşağılama barındırmıyor mu içinde? İnsan bile değil onlar. Cezalandırılması, imha edilmesi gereken birer böcek sadece.
Filmlerde böyle düşünenlerden nefret ediyor ve onlar gibi olmadığımızı düşünüyoruz izlerken. Hayat Güzeldir'de Guido ve Joshua'yız biz, Dora'yız. Asla onlardan nefret eden Almanlardan değiliz. Oysa bunun bir bedeli var, göze alıyoruz bu bedeli filmi izlerken. Vatan haini bir Alman olarak fişlenmek masum bir Yahudi'nin yakılmasına göz yuman biri olmaktan daha onurlu görünüyor. Bülbülü Öldürmek'te Atticus Finch ve Tom Robbinson'uz. Tom'un sadece zenci olduğu için yargılandığını ve hakarete uğradığını biliyoruz. Bu filmde minicik kızı tecavüze uğrayan zavallı zenci babanın kanunlar önünde suçlu olsa da hakikatte suçsuz olduğunu biliyoruz. Sırf zenci oldukları için onlardan nefret edecek kadar insanlık dışı varlıklar değiliz hiçbirimiz.
Film bittikten sonra peki?.. Cast ekranında akan yazılarla birlikte gerçek hayat da akmaya devam ettiğinde?..
"Zonguldak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmasında, 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan tutuklanan örgüt mensuplarının ailelerine para yardımında bulunduğu iddia edilen sanık hakkında, 15 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı." (Anadolu Ajansı)
•
"Meriç'te Türk göçmen faciası: Anne bebeğine sarılmış halde ölü bulundu. Meriç Nehri'nde botları alabora olduktan sonra kendilerinden haber alınamayan Akçabay ailesinin fertlerinden anne Hatice Akçabay ve 1 yaşındaki oğlu Bekir Akçabay'ın cansız bedenlerine ulaşıldı. Aynı aileden 7 yaşındaki Ahmet Esat ile 5 yaşındaki Mesut'u arama çalışmaları ise devam ediyor." (euronews)
•
"Türkiye’de 10 ay hapis yattıktan sonra baskılar nedeniyle Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a gitmeye çalışırken boğulan 21 yaşındaki Mahir Mete Kul düzenlenen törenle toprağa verildi. Aleyhindeki gizli tanık ifadelerinden dolayı 2017’de tutuklanarak 10 ay hapis yatan Mahir Mete Kul, 5 ay önce hakkında yurt dışı yasağı konularak serbest bırakılmıştı. Yine siyasal nedenlerden ötürü Yunanistan’da bulunan annesinin yanına gitmek isteyen Mete Kul, botunun alabora olması sonucu kaybolmuştu." (Evrensel)
•
Filmde dikkatimi çeken tek nokta Mickey Mouse oldu. Senaryonun akışı ne zaman çıkmaza girse bir maymuncuk gibi devreye giriyor ve filmi tekrar rayına oturtuyor. Bu biraz senaryoda kolaya kaçılmış izlenimi uyandırıyor.
Öldürme Zamanı ele aldığı konuya yaklaşımı ve bunu izleyiciye yansıtmadaki başarısıyla 12 Kızgın Adam, Bülbülü Öldürmek, Collini Davası ayarında kaliteli bir yapım.