Spoiler içeriyor
Denizde dalga ile mücadele etmenin zorluklarını bilirsiniz dalga sizi alır alır yerlere çarpar alır alır yerlere çarpar tam kurtuldum derken yeniden alır alır.. ve sonunda kendinizi kıyıya vurmuş bir şekilde ayağa kalkmaya çalışırken bulursunuz. İşte film tam olarak böyleydi. Filmimizde…devamıDenizde dalga ile mücadele etmenin zorluklarını bilirsiniz dalga sizi alır alır yerlere çarpar alır alır yerlere çarpar tam kurtuldum derken yeniden alır alır.. ve sonunda kendinizi kıyıya vurmuş bir şekilde ayağa kalkmaya çalışırken bulursunuz. İşte film tam olarak böyleydi.
Filmimizde bir herif var. Hayatında bok gibi parası ve her şeyi var. Kardeşi 'her şeyi olan bir adama ne hediye edilir ki?' diyerek abisine doğum gününde bir oyun hediye ediyor. Buraya kadar her şey mükemmel. Peki oyun ne?
Oyuna giden yolda yapılan uzun uzun testleri hatırlayın ve oyunu pazarlayan adamın cümlelerini düşünün 'sizde eksik olan şeyleri tamamlıyoruz'. Şimdi bu mottoyla başlayan oyuna biraz daha odaklanalım.
Bu herif havaalanında tuvalet kağıdı isteyen birini duymazdan gelen, yanında olan şiddetli bir kovulma sahnesine sessiz kalan, parası olan fakat insanların ihtiyaçlarını gözetmeyi, merhameti ve yardımseverliği unutmuş bir herif. Hayatında hiç kadın yok. Test sırasında ona gösterilen kartlarda bikinili bir kadına odaklanmak yerine arkasında bulunan canavara odaklanan yalnız bir adam. Hayatında hiç heyecan yok.
Tüm bunlar düşünüldüğünde film ilerledikçe oyunun bunları tamamlamak isteyeceğine inancımız oluşuyor. Adam önce gereksiz bir maceranın içinde tanımadığı bir kadınla buluyor kendini. Kadınla bir bağ kurmaya başlıyor. Her yere saçılmış kadın fotoğraflarından yalnızca o kadına ait olduğunu düşündüğü birisini yanında saklıyor. Sonra tüm hayatının alt-üst edildiğini düşündüğü sahnelerin ardından 17 doları ile kendini İspanyada buluyor. Yardım istediğinde kendine dönen suratları görüyor. Yardım isteyen biri olması kendi sınırlarının da ötesinde bir deneyim yaşadığı bir an.
Peki ya sonra? Bu noktada adamla birlikte hepimiz oyunun çılgın bir dolandırıcılık girişimi olduğuna inanmaya başlamadık mı? 600 milyon euro olduğunu bildiğimiz hesabının şifrelerini bir telefon ile yanındaki kadının yanında söylemedi mi?
Sürekli yaşanılan her şeyin gerçek mi yoksa oyun mu olduğunu düşündüğümüz dalga sahneleri işte buralarda başlıyor. Karakterle birlikte aklımız karman çorman. Bu işin asıl sorumlularını arıyoruz. Elinde bir silah ile bu oyunu pazarlayan adamın peşinden başladığımız bir yolculuk ile tüm bu oyuncuların bulunduğu bir mekana geliyoruz. Son günlerde karşısına çıkmış her bir kişi burada bir masanın etrafında oturmuş ona bakıyor. Christine orada.
Onunla birlikte çatı katına ulaştıklarında Christine elindeki silahın gerçek olduğunu farkediyor. Korku ve endişe içinde telsizi ile anons ediyor. ELİNDE GERÇEK BİR SİLAH VAR. Ve yine karakterimizi her şeyin bir oyun olduğuna inandıracak cümlelerini söylemeye çalışıyor. Fakat aynı şeyi daha öncede yapmıştı? Derken adam kapının açılması ile birlikte *Bum* erkek kardeşine bir el ateş ederek onu öldürüyor.
İşte bu noktada hayatında paradan da önemli olan tek şeyini kaybetmiş olduğunu düşünüyor. Kendi elleri ile kaybetmiş olduğunu. Ve aynı babası gibi. Binanın en üst katından süzülerek atlıyor.
Uyandığında 'her şey bir şaka bu da senin doğum günü sürprizin' dedikleri bir partinin içinde buluyor kendisini. Erkek kardeşi ölmemiş üstünde kanlı gömleği ile burada. Tanıdığı herkes burada. Adam kardeşine sarılıyor ve sükunetini koruyor.
Okuduğum yorumlarda en çok karşılaştığım fikir 'bunca şeyden sonra nasıl sakin kaldı?' gibi karakterin davranışlarının inandırıcılığını sorgulayan fikirlerdi.
İşte burada ben oyunun da hedeflediği gibi 'eksik olan her şeyin tamamlanmışlığının' verdiği dinginliği gördüm diyebilirim. Kardeşi hayatta ve asla yaşayamayacağı bir deneyimi çoktan yaşadı. Merhameti de heyecanı da hatta deyim yerindeyse bir kadına duyulan arzuyu da deneyimlemiş oldu. Verdiği tepki gayet yerindeydi.
Peki asıl soru.. son anda imzalanmış fatura ve her şeyin oyun olduğunu söyledikleri anın ardında.. bütün bunlar bir oyun olamaz mı?