Klasik bir aşk filmidir vakit geçsin diyerek ve Pınar Denizle Boran Kuzum için açtığım ancak çok güzel mesajlarla beni derinden etkileyen bir filmdi. Mesajlara odaklanmayanlara boş gelebilir ancak odaklananların kendi içinde ufak da olsa bir sorgulamaya gidecegini dusunuyorum.Benim için öyle…devamıKlasik bir aşk filmidir vakit geçsin diyerek ve Pınar Denizle Boran Kuzum için açtığım ancak çok güzel mesajlarla beni derinden etkileyen bir filmdi. Mesajlara odaklanmayanlara boş gelebilir ancak odaklananların kendi içinde ufak da olsa bir sorgulamaya gidecegini dusunuyorum.Benim için öyle oldu.Beni filmde derinden etkileyen sözleri yazmak istiyorum."Mülk tadını çıkardığın değil hesabını verdiğin şeydir." "Sahip olduğumuz hiçbir şey bizim değil ki zaten" Maddiyata verdiğimiz önemin gereksizliğine atıfta bulunuyor aslında burada. Filmde Fırat karakterinin değişimini izliyoruz biraz da. Peki bu Fırat aslında kim? Fırat aslında günümüz insanlarının çoğunu temsil ediyor. Başta gördüğümüz Fırat'ın amacı maddiyat, güzel bir ev, locada oturmakken ilerleyen zamanda asıl mutluluğun bunlarda olmadığını fark etmesi üzerine gelişiyor. Fırat'ın ilk defa bi planım ve amacım yok demesinin üzerine Lidya'nın ilk defa özgürsün yani demesi bizi yine bir sorgulamaya itiyor. Planlar ve amaçların aslında özgürlüğümüzü kısıtladığı sorgulamasına. Kendi hayatıma dönüp baktığımda da bunun doğruluğunu fark ediyorum. Çoğumuz için böyledir, amaçlarımız uğruna planlar yapar ve bu planlara sadık kalmaya çalışırız. Çoğu zaman planlarımızı gerçekleştirebilmek uğruna o an isteklerimizi belki de yaşamayı erteleriz. Yine filmde geçen "Hedefler bizi köleleştirir. Bir gün o hedefe ulaştığımızda tüm yaşamımızı hırslı bir yolda harcadığımızı görürüz. Hedefe koşayım derken en kıymetlisini yolu ıskalamışızdır." sözleri de yine bu noktaya bağlanıyor. Ne kadar ömrümüzün oldugunu bilemedigimiz şu hayatta maddiyata ve hedeflere fazla onem veriyoruz ama asıl önemli olanın yolda yaşadıklarımız olduğunu unutuyoruz diyor bize. "Asıl olan geride bıraktıklarımız değil yaşadıklarımız, eksik bıraktıklarımız değil tamamladıklarımız." Yine derinden sorgulatan bir söz daha geliyor. Önceliğimiz her zaman yapamadığımız, tamamlayamadigimiz şeyler oluyor ancak bunu yaparak tamamladıklarımıza ve yaptıklarımıza haksızlık etmiş oluyoruz. Son olarak "Mutluluk bir süreç değil bir an, dondurulup saklanamayan." Sözüne değinmek istiyorum. Bir çok şey burada açıklanıyor aslında. Hep mutluluk hayaliyle yaşıyoruz. Ne zaman gerçekten tamamen mutlu olacağım diyoruz ama öyle bir şey yok zaten. Tamamen, sürekli mutluluk yok. Çünkü dediği gibi mutluluk sadece bir an. Ömrümüzü "sürekli mutluluk" umuduyla geçirmek kendimizi kandırmaktan ve yasayabilecegimiz mutlu anları da yok etmekten başka bir şey değil. İçeriği bitirip sonuna değinmek istiyorum. Sonu beni fazlasıyla şaşırttı. Önce bir idrak sorunu yaşadım. Nasıl yani? Dedim. Ancak sonra anladım. Mutsuz son veya mutlu son şeklinde nitelendiremeyeceğim şaşırtıcı bir sondu bence. Ki bu filme de bu son yakışırdı. Uzun lafın kısası(baya uzattım ama etkileyici sözlere ayrı ayrı değinmek istedim) film benim hoşuma gitti. Dalıp gittiğim hedefler uğruna ıskaladığım hayatımı bi gözden geçirmemi sağladı diyebilirim. Tavsiye ederim kesinlikle izlenebilir bir film.